• İkinci Dünya Savaşı'nın Akıl Almaz Savaş Makineleri

İkinci Dünya Savaşı'nın Akıl Almaz Savaş Makineleri

69
23
3
3
2
Ne yazık ki günümüz teknolojisi çoğunlukla askeri amaçlı geliştirilen teknolojilerin sonradan günlük kullanıma uyarlanması ile karşımıza çıkıyor ve savaş teknolojileri çoğu gelişmeden çok daha hızlı gelişiyor.

Katı yakıtlı roketler, telsiz teknolojisi ve kablosuz bağlantı, askeri amaçlı kullanılan nano-teknolojik ürünler ve daha nice teknoloji elimizin altına gelmeden önce cephede, siperlerde ya da çarpışmalarda test ediliyor ya da bu amaçla geliştiriliyor.

Bu gelişmelerin en çok yaşandığı savaş ise Dünya tarihine yön veren en büyük ve son büyük savaş olan İkinci Dünya Savaşı.

Enigma yani şifreleme sisteminin neredeyse mükemmelleştiği, üretim teknolojilerinin günde onlarca uçak ya da tank üretebilecek noktaya geldiği, kilometrelerce uzaktan hedefe gönderilen topların ve roketlerin geliştirildiği bu savaş, aynı zamanda tüm insanlığın gördüğü en korkutucu ve en akıl almaz savaş makinelerine, devasa savaş araçlarına da sahne oldu.

İşte her biri rekor kıran, sınıfının en büyüğü, en ünlüsü ya da tarihin en korkulanı olan İkinci Dünya Savaşı’nın unutulmazları

Japon Savaş Gemisi Yamato

Yalnızca Japon üretimi olan en büyük savaş gemisi değil, sınıfının en büyük savaş gemisi olma özelliği taşıyan Yamato, tam cephane yükü ile 72.800 ton ağırlığa sahipti. (yazıyla yetmiş iki bin sekiz yüz)

1942 yılında Midway Çarpışması’nda Japon donanmasının bayrak gemisi olarak hizmet veren Yamato, Midway yenilgisinden sonra Amiral Isoroku Yamamoto’nun yönlendirdiği donanmanın önderliğini kız kardeşi olarak adlandırılan gemi Musashi’ye bıraktı.

Nihayetinde ise Japon donanmasının en efsanevi gemisi olarak hizmet vermiş olan Yamato zırhlısı, 1945 yılında Okinawa sahillerini korumak için tek gidiş bir göreve atandı ve kendisini karaya oturtup yok edilene kadar adayı korumakla görevlendirildi. Çarpışma bitip Yamato yok edildiğinde mürettebatının neredeyse tamamını kaybetmiş ve gövdesinde onaylanmış, 11 torpido ve 6 bomba deliği açılmıştı. (İki torpido ve bombanın daha isabet etmiş olabileceği söyleniyor)

Alman Savaş Gemisi Bismarck

Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Almanya ile imzalanan Versay Anlaşması gereği Almanya’nın 10.000 tonun üzerinde savaş gemisi üretmesi yasaklanmış ve böylece önemli bir savaş gücü ellerinden alınmıştı; ancak 16 bin tonluk Amiral Graf Spee ile bu anlaşmayı bozan Alman Nazi Hükümeti, bir yıl sonra ürettiği 51 bin tonluk Bismarck ile denizlerin en korkulan zırhlısına sahip olmuştu.

Danimarka açıklarında İngiliz donanması ile karşılaşan Bismarck, HMS Hood isimli gemiyi sadece yarım saat içinde toplamda 5 salvo atış ile batırmış ve kendisine sonrasında Atlantik’te geçişe izin vermediği ticaret ve lojistik gemileri sayesinde Müttefikler arasında korku salan bir ün yapmıştı.

Ne yazık ki bu yaptığı ünü çok fazla koruyamayan Bismarck’ın servis süresi ise yalnızca 1 yıl oldu ve 1940’ta Müttefiklerin çözdüğü bir şifreli mesaj ile uzunca bir süre takip edilen Bismarck, 1 uçak gemisi, 3 zırhlı savaş gemisi, 3 kruvazör ve 6 destroyer tarafından sıkıştırılmış ve batırılmıştır. (atılan bombanın, harcanan cephanenin haddi hesabı yoktur bu çarpışmada)

Gustav Topu

Schwerer Gustav ya da Büyük Gustav adıyla anılan bu top, üretilmiş ve ateşlenmiş en büyük savaş topudur ve hareket ettirilmesi için öncesinde istikametine demir yolu döşenmesi gerekmektedir.

80 santimetre çapında bir namlusu olan Gustav Topu’nun 1350 ton (yazıyla bin üç yüz elli) olan ağırlığı bu topu neredeyse hareket ettirmesi imkansız bir silah haline getirse de 32 buçuk metre uzunluğundaki namlusu ve toplamda 47 metre uzunluğu ile 47 kilometre uzağa ateşleyebildiği 7 tonluk cephaneleri ile düşmana korku salmak üzere tasarlanmış bir silahtı.

Parçalar halinde tren vasıtası ile hareket ettirilen silahı operasyonel hale getirmek için 250 kişinin 54 saat montaj işi yapması gerekiyor, hareket ettirilebilmesi için 2500 kişinin tren rayı döşemesi gerekiyor ve bu devasa silahı hava saldırılarından korumak için ise 2 hava savunma bölüğünün silahın korunması ile görevlendirilmesi gerekiyordu ve nitekim bu akıl almaz silah, teknoloji, insan gücü ve kaynak israfı olarak görünüyor.

 V3 Topu

V1 ve V2 roketlerinden sonra isabetli şekilde daha uzak mesafeleri kat ederek hedefini imha etmesi için geliştirilen V3 roketleri, tüm zamanların en korkutucu seslerinin de sahibidir aynı zamanda.

Fransa’ya yerleştirilen bataryalar sayesinde aslında bir roket olan V3’ü Londra’ya kadar ulaştırmak için top namlusundan ateşleyen Nazi savaş dahilleri, 100 kilometreye yakın bir menzile erişmiş ve Londra Bombardmanı’nda bu roketleri kullanmıştır.

Yarattığı etki sesi kadar ürkütücü olmayan V3, toplamda ateşlenen 183 roketin 142’si hedefine eriştiğinden ve toplamda sadece 10 kişinin ölümüne ve 35 kişinin yaralanmasına sebep olduğundan başarılarla dolu olmasa da menzili ve korkutucu etkisi ile savaşta büyük rol oynamıştır.

Patlayan Fareler

Fransanın düşmesinden sonra İngiliz gizli servisine bağlı ajanlari James Bond’u bile kıskandıracak olan ekipmanlarla donatılmaya başladılar ki; bunların da en ilginçleri de sabun, ayakkabı, içki şişesi, bisiklet pompası ve hatta fare şeklinde olan patlayıcılardı.

Yokosuka MXY-7 Ohka - Kamikaze Saldırı Uçağı

Kamikaze saldırıları için özel olarak üretilmiş olan bu uçak, 1944’te Japonya tarafından geliştirildi ve pilotlu bomba olarak anılmaya başlandı

Roket yakıtına ve jet motoruna sahip olan bu uçak, hedefine mümkün olduğunca yaklaşana kadar bir Mitsubishi G4M taşıyıcı uçağı tarafından taşınıyor, sonrasında pilot bir bölmeden kayıp jet motorlu bombaya binerek kendisini taşıyıcı uçaktan ayırıp son sürat altındaki 1200 kilogramlık savaş başlığını hedefine sürüyordu.

Müttefikler uçağın taşıyıcıdan ayrıldıktan sonra üzerlerine sürülen bombayı vurmak için geç olduğunu fark edip taşıyıcıları bir bir avlamaya başladıklarına Amerikan Donanması bir destroyerini kamikaze savaşçılarına kaybetmişti.

Goliath Hareketli Mayın

75 kilograma yakın patlayıcı taşıyan bu uzaktan kumandalı ve hareketli mayınlar, binaları ve köprüleri yıkmak, tankları havaya uçurmak ve sık düzende hareket eden piyadeleri dağıtmak için üretilmişti.

Kablolu bir uzaktan kumanda ile kontrol edilen Goliath, hedefe ulaştığında patlatılıyordu.

100 kilogram patlayıcıya sahip bir de büyük versiyonu ile birlikte toplamda 4600 adet üretilen bu araçlar, çağının ilerisindeki vizyonu ile adeta günümüzün robotlarını andırsa da dönemin teknolojisinin yetersizliğinden, neredeyse tüm Alman silahları gibi pahalı olduğundan ve zor kumanda edildiği için veriminin düşük olmasından dolayı daha fazla üretilmedi.

Yönlendirilmeyen Mühimmat

Unrotated Projectile ismindeki bu İngiliz icadı, kağıt üzerinde çok parlak bir fikir gibi görünen; ancak pratikte o kadar da işe yaramayan bir sistem.

Bir geminin uçak-savar silahından ateşlenen kablo ve paraşütlere bağlı patlayıcılar ile gökyüzünde bir mayın tarlası oluşturma düşüncesine dayalı olan bu sistem ile fırlatılan patlayıcılara takılan uçaklar etkisiz hale geliyordu; ancak ufak bir esinti bile yönlendirilmeyen bu patlayıcıları yanlış tarafa yönlendirebiliyordu. Bu nedenle savaşın başlarında birkaç deniz savaşının ardından bu savunma sisteminden vaz geçildi.

Sovyet Anti-Tank Köpekleri

Savaş dönemleri insanların her türlü etik ve ahlaki değerlerinin askıya alındığı dönemler olmuştur. Nitekim Sovyetler Birliği’nin kullandığı bu “silah” da aynı değerlerle taban tabana zıt özellikler taşıyor.

Temelde bir köpeğin hedefe patlayıcı taşıyıp ve ağzını kullanarak patlayıcıyı üzerinden söküp bırakarak geri dönmek üzere eğitilmesine dayanan bu teknoloji, elbette hiçbir köpek bu şekilde eğitilemediğinden köpeğin kendisini patlatması olarak pratikleştirilmiş bir sistem.

Tankların altında yiyecek olduğu konusunda eğitilen ve çarpışmadan önce aç bırakılarak üzerlerinde taşıdıkları 12 kilogram patlayıcı ile tankların altına gönderilen köpekler, savaş alanının en korkulan yaratıkları haline gelmiş. Öyle ki; Almanlar bir süre sonra gördükleri her köpeğe ateş açmaya başlamış.

Sovyetler Birliği, kayıtlara göre savaş boyunca farklı amaçlarla 40 bin köpek kullanmış ve anti-tank köpekleri 300 civarında Alman tankını etkisiz hale getirmiş.

Alman Tankları

Leopard, Panther gibi o dönemin gördüğü en etkili tanklara sahip olan Nazi Almanyası’nın toplamda 10 model olan Panzer serisinin en güçlü ismi, müttefik ordusunun kara savaşlarında baş belası haline gelen ve 88 milimetrelik topu, 120 milimetrelik zırh kalınlığı ile savaşa giren tüm tankları karşı karşıya giriştiği mücadelelerde hurda yığınına çeviren Tiger oldu.

Üretiminin zorluğu ve komuta edilmesi ile tamirinin uzmanlık gerektirmesi, buna karşılık Sovyet ve Müttefik güçlerinin ürettiği tankların çok sayıda ve daha basit yapıda olması nedeniyle galibiyeti Almanlara kazandıramayan “Kaplan” daha sonradan Tiger II - King Tiger modeli ile daha kalın bir zırha sahip olmuş; ancak o da üretim amacı olan başkent savunmasında yetersiz kalmıştır.

İngiliz Tankları

1915’ten itibaren İngiltere, tank üretim ve tasarımı konusunda lider konumdaydı; ancak Alman endüstrisine yeni adeta yenik düşen tüm Dünya gibi İngilizler de İkinci Dünya Savaşı’nıçoğu noktada Alman tanklarının arkasında takip etti.

Ürettikleri piyade tankları ve tank avcıları ile özellikle Fransa’da ve Kuzey Afrika’da Almanya’nın başına bela olan hafif İngiliz tankları ve A 13 Cruiser ile başlayıp A34 Comet’e giden İngiliz tank avcıları pek çok cephede savaşın gidişatını değiştiren araçlar oldu.

Amerikan Tankları

Normandiya Çıkartması için geliştirilen ve çıkartma harekatını kolaylaştırmak üzere tasarlanan “Hobart’s Funnies” isimli  özel amaçlar için geliştirilmiş garip araçların yanı sıra Amerika için savaşın dönüm noktası M4 Sherman olmuştur.

Alman Kaplan (Tiger) tankına karşı 4’lü gruplar halinde hareket ederek üçünü yem olarak tutup dördüncüsü ile Kaplan’ın zırhının en zayıf olduğu arka tarafından vurarak etkisiz hale getiren Sherman ekipleri, üretim sayısı ve kullanım kolaylığının yanı sıra kolayca Avrupa’ya nakledilebilen tanklar idi.

Sovyet Tankları

Pek çok otorite tarafından tüm zamanların en iyi tankı olduğu söylenen Rus T-34, askerlerin savaş alanındaki tabiri ile traktör gibiydi; zira traktör motoru kullanması da bu adı almasında etkiliydi; ama kullanımı da bir traktör kadar basit olan tank, eğitim almamış sıradan bir asker tarafından bile kullanılabiliyordu.

Zırh kalınlığından feragat edilen T-34’ün devrim niteliğindeki özelliği ise eğimli zırh kullanarak az materyal ile daha fazla koruma sağlaması.

Eğimli zırhı ilk kez kullanan tank olan T-34’ün kendisini efsane yapan bir diğer özelliği ile hem İkinci Dünya Savaşı, hem de ardından gelen Soğuk Savaş döneminde akıl almaz sayılarda üretilmiş olmasıdır ki İkinci Dünya Savaşı’nın en çok üretilen tankı olan T-34’ten toplamda 84.070 adet üretilmiş.

Katyusha Roket Bataryası

İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılan ve 1939 yılında Sovyetler Birliği’nde hizmete başlayan Katyusha Roketi, günümüzde hala kullanımda olan silah sistemlerinden biri.

Traktörden tanka ya da basit bir kamyona kadar, hemen her türlü aracın üzerine monte edilebilen bir roket bataryası olan Katyusha, özellikle Stalingrad’da Sovyetler Birliği’nin önemli savunma silahlarından biri olmuştu.Her araca ve özellikle de kamyon gibi kolay bulunabilen ve hızlı nakliye sağlayabilen araçlara çok sayıda takılabilen Katyusha roketleri, yeniden bataryayı doldurma konusunda topçu atışından yavaş da kalsa, karşı batarya ateşi gelmeden tüm roketlerini gönderip yer değiştirebiliyordu. Bu avantaj da ona güven içinde aynı anda çok sayıda roket gönderme imkanı sunuyor ve bu avantaj ile Katyusha’yı İkinci Dünya Savaşı’nın ikonik makinelerinden biri haline getiriyordu.

OKUYUCUYA NOT: Yazı çok uzun olduğundan ve daha da uzayacağından burada kesiyorum, bir tarih tutkunu olarak yazamadığım Kalashnikof AK-47, ilk tam otomatik piyade tüfeği Sturmgewehr STG-44, Uçan Kale Boeing B-17, P-51 Mustang avcı uçağı gibi efsaneler için özür dilerim.

69
23
3
3
2
Emoji İle Tepki Ver
69
23
3
3
2