• İkinci Dünya Savaşı'nın Akıl Almaz Savaş Makineleri II
5
2
1
1
0
Daha önceki yazımda Alman Zırhlısı Bismarck, Dünya’nın en büyük zırhlı savaş gemisi Japon Yamato, Japon Hava Kuvvetleri’nin kamikaze saldırı jetleri, dudak uçuklatan boyutu ile Gustav Topu, devrim niteliğinde eğik açılı zırhı ve inanılmaz düşük maliyeti ile Rus T-34 tankı gibi savaş makinelerini incelemiştik.
Sizlerden gelen yoğun istek üzerine bir önceki yazının - ki kendisi bu olur - son kısmında yazamadığım için özür dilediğim ve eksik kalan makinelerle devam ediyorum ve tarihin en büyük ve en kanlı topyekün savaşı olan İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılmış olan, savaş araçlarının en akılda kalanlarını ve savaşın seyrine yön vermiş olanlar ile askeri mühendisliğin dehasını ortaya koyan bireylerini listeliyorum. İlk yazıma da buradan ulaşabilirsiniz.

Elbette bir önceki yazımda sözünü ettiğim kara ve deniz araçlarının yanı sıra savaş havada ve hatta denizin altında da devam ediyordu ve gerek Mihver (Nazi Almanyası, İtalya, Japonya’nın oluşturduğu Axis topluluğu), gerekse de Müttefik (İngiltere, Amerika, Fransa ve Rusya başta olmak üzere Mihver Devletleri’ne karşı birleşmiş olan Allies topluluğu) her alanda birbirine üstünlük kurmanın peşindeydi.
 

 Supermarine Spitfire


İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin üretim rekoru kıran ve İkinci Dünya Savaşı’nın en güvenilir uçaklarından biri olan Spitfire, ilk uçuşunu 1936’da gerçekleştirmiş olan savaş öncesi dönemde geliştirilen bir avcı uçağıydı; ancak güvenilir oluşu ve son gününe dek işini yerine getirebilen yapısı ile 1938’de seri üretimine başlandı ve 1948 yılına kadar toplamda 20 bin 351 adet üretildi

Kısa mesafe avcı uçağı olan Spitfire, düşman hava saldırılarını bertaraf etmek, düşman avcılarını ve bombardıman uçaklarını düşürmek için tasarlanmıştı.

Pek çok farklı kanat tasarımı değiştiren ve Müttefik Bloğu’na bağlı ülkelerde farklı kanat yapıları ile kullanılan Spitfire 12 silindir Rolls-Royce Merlin motoru ile saatte 595 Kilometre hıza çıkabiliyordu ve 760 kilometre çarpışma menziline sahipti. (dönemin yakıt ve motoru buna izin veriyor yapacak bi’ şey yok)

Bugün hala 53 tanesi uçabilir durumda olan Spitfire avcı uçaklarının çok daha fazlası Dünya’nın farklı yerlerinde müzelerde sergilenmektedir.
 

 P-51 Mustang


Kanat açıklığı 11.27 metre olan P51 Mustang’de Spitfire gibi tek kişilik, tek motorlu bir avcı uçağıydı; ancak Mustang çeşitli bombalama görevlerinde de kullanılmasını sağlayan bir gövde altı bomba kızağına da sahipti.

P51-D modelinde kullanılan 1930 beygirlik Merlin motoru sayesinde saatte 726 kilometre hıza çıkabilen Mustang, bırakılabilen yakıt deposu ile birlikte 1777 kilometre operasyonel menzile ve 4667 kilometre erişim mesafesine sahipti.

Her bir kanadında 3’er adet, toplamda 6 tane 50 kalibre M2 Browning makineli tüfeği bulunan Mustang, ayrıca 2 adet 450 kilogram ağırlığında bombayı da taşıyabiliyordu.

Uzun mesafelerde görev yapabilmesi için tasarlanan bu uçak, P51-H modeli ile uçak gemileride de taşınabilir hale getirilmiş ve görev mesafesini çok daha uzatmıştı.
 

 Messerschmitt BF-109


Her Alman savaş makinesi gibi en karekteristik yanı karmaşık yapısı olan Messerschmitt BF109, 640 kilometre hızı ile Müttefik avcılarından daha yavaş kalıyordu ve menzili de 850 kilometre ile Mustang’ten daha düşüktü; ancak Messerschmitt 2 adet 13 milimetre makineli tüfeği, 1 adet 30 milimetre uçaksavar topu, 2 adet 20 milimetre kanat altı makineli tüfeği ve 2 adet Gr.21 roketi ile gerçek bir savaş makinesi ve avcı uçağıydı.

Dilendiği taktirde 1 adet 250 kilogram ya da 4 adet 50 kilogram bomba da taşıyabilen Messerschmitt BF-109, İkinci Dünya Savaşı’nda en çok uçak düşüren avcı uçağı olmuştu ve Sovyet Kızıl Ordu’nun hava kayıplarının yarısını, Barbarossa Operasyonu’nda 21.200 uçak düşürerek tek başına vermişti.

Bu başarısından olsa gerek Alman askerleri, 35 bin’e yakın adette üretilen bu uçağa sayısız takma isim vermişti.
 

 Focke-Wulf 200 Condor Bombardıman Uçağı


Adolf Hitler’in kendi emri üzerine bir tanesi silahsızlandırılıp Hitler’in özel uçağı olarak tasarlanan tamamı metal bu dört motorlu uzun mesafe bombardıman uçağı,basınç kabini olmaksızın çıkabilen maksimum yükseklik olan 3000 metrede uçabilmesi için tasarlanmıştı - ki o dönemin aynı sınıf uçakları genelde 1500 metreye kadar çıkıyordu -

Dünya’nın en modern uçağı olarak nitelendirilen Condor, 5 kişilik mürettebatı ile 30 tam techizatlı askeri istenilen noktaya indirebiliyor; 4 adet 9 silindir radyal BMW motoru sayesinde 4800 metre yükseklikte 360 kilometre hıza çıkabiliyordu ve 14 saatlik uçuş süresi ile 3560 kilometre menzile sahipti.

Kendisini korumak için ön tarafında 1 adet 20 milimetre uçaksavar topu ile kanat yönleri ve arka tarafında 4 adet 13 milimetre makineli tüfeği bulunan bu uçak 5400 kilogram bomba taşıma kapasitesine sahipti.

Uçuş yüksekliği ve gövde yapısından dolayı düşürmesi en zor bombardıman uçaklarından biri olan Condor, pek çok savaş makinesi gibi Üçüncü İmparatorluk Dönemi’nin (Third Reich) karakteristik yapısında yani gösterişli ve karmaşık bir yapıdaydı.
 

 Avro Lancaster


İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin göz bebeği konumundaki Lancaster, 1941 yılında ilk kez havalandı ve Avustralya ve Kanada tarafından da kullanılan bireyleri ile 1963 yılında son kez piste indi. (Son Lancaster Kanada’da kullanıldı)

7377 adet üretilen bu bombardıman uçağı, Almanya’nın sanayisini hedef alan baraj baskınlarında da kullanılmış ve barajları yıkmak için özel olarak geliştirilen, temelde su üzerinde seken bir varile benzeyen “zıplayan bomba”yı da taşıyan uçak olmuştur.

İkinci Dünya Savaşı’nın en başarılı operasyonlarında adı geçen Lancaster, ayrıca pilotlarına ve kendisine de tarihte önemli yer edinmiş ve pek çok madalya ile onurlandırılmıştır. (evet uçaklara, gemilere falan da madalya verilebiliyor)

Her biri 1280 beygir gücünde 12 silindirli, sıvı soğutmalı Rolls-Royce Merlin motora sahip olan Lancaster, 7 pilotluk mürettebatı ile saatte 454 kilometre hıza ve 2800 metre yüksekliğe erişebiliyordu.

Burnunda 2 adet, sırt kısmında 2 adet ve arka kısmında 4 adet Browning Mark II makineli tüfeği bulunan Lancaster, normal maksimum kapasitesi ile 6350 kilogram, genişletilmiş bomba kabini ile de 9979 kilogram bomba taşıma kapasitesine sahipti.

(İkinci Dünya Savaşı’nın en efsane seri üretim makinelerindendir, kendisi sevilir, sayılır)
 

 B-17 Flying Fortress (Uçan Kale)


1930’larda Amerika tarafından geliştirilen ve 1938’de kullanılmaya başlanan B-17 Uçan Kale, testler sırasında çakılınca anlaşmanın bozulmasına sebep olsa da askerler tarafından çok sevilince stabil hale getirilmiş ve 200 olan sipariş adedinin ardından 12.731 tane üretilerek kendisini Amerikan Hava Kuvvetleri’nin favorilerinden biri haline getirmiştir; ki uçan kale ismi de kendisine askerler tarafından verilmiştir.

Göreve İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri ile birlikte 1941 yılında başlayan B-17, İkinci Dünya Savaşı’nın neredeyse her cephesine ya bomba ya da paraşütlü birlik göndererek adeta Dünya’nın her yerinin semalarında kendini göstermiş ve İkinci Dünya Savaşı’nın en çok bomba bırakan uçaklarından olmuştur. (elbette Lancaster’ı geçememiş)

Tam mürettebatı olan 10 kişi ile “Uçan Kale” 4 adet turbo super şarjlı motoru ile 462 kilometre hıza erişebiliyor ve neredeyse pilotların dayanma sınırına kadar yükselebiliyordu. (bıraksan 10 bin metre falan çıkar alet de pilotlar duramıyor, oksijen falan eksik hep oralarda)

Bu uçağa uçan kale denmesinin sebebi olan makineli tüfeklerinin sayısı askerlerin uçağa olan güvenini de artırırken 8 farklı pozisyonda konuşlandırılmış toplamda 13 adet 50 kalibre M2 Browning makineli tüfeği ile üzerine saldıran avcıları savuşturmasını da bilen B-17, kısa mesafe görevlerde 3600, uzun mesafe görevlerde 2000 kilogram bomba taşıyabiliyor, aşırı yüklendiğinde ise 7800 kilograma kadar bu sınırı artırabiliyordu.

Boeing’in bombardıman uçaklarındaki başarısını gösteren B-17 Uçan Kale daha sonra geliştirilerek B-29 Super Fortress’a dönüşecek ve Enola Gay ve Bockscar ismindeki iki Boeing B-29, Japonya’ya atılan atom bombalarını taşıyan Dünya’nın ilk nükleer bombardıman uçakları olacaktı.
 

 Alman “U-Boat”lar (denizaltılar)


Atlantik Okyanusu’nda üstünlük kurma savaşındaki en büyük etkenlerden biri olan Alman U-boat denizaltıları (ki u-boot almancasıdır ve denizaltı anlamına gelen unterseeboot kelimesi için kullanılır) Başkan Winston Churchill kendi günlüklerinde “beni savaş sırasında en çok korkutan şey u-boat tehlikesi idi” notunu yazdırmıştır ve Almanya dönemin en büyük denizaltı filosuna sahiptir.

Savaş sona erdiğinde neredeyse 3000 Müttefik gemisi (175 savaş gemisi ve 2825 ticaret ya da lojistik amaçlı gemi; tahmin edilen) u-boat torpidoları tarafından batırılmıştır.

En yaygın olarak kullanılan ve en çok üretilen “workhorse (iş beygiri)” adıyla anılan Type VII modeli u-boat, 230 metre derine kadar inebilen ve 15700 kilometre görev menzili olan, suyun altında 14.1 kilometre hızla hareket edebilen korkutucu bir silahtı.

52 kişiye kadar çıkabilen mürettebatı ile 5 adet torpido tüpünde toplamda 14 adet torpido taşıyabilen bu model, suyun üzerinde de kendini koruyabilmek için 1 adet 8.8 santimetrelik gemi topu bulunduruyor ve çeşitli anti-uçak bataryaları ile donatılabiliyordu.

Dönemin sonar ve radar sistemlerinin de çok gelişmediğini düşündüğümüzde Almanya’nın devasa denizaltı filosu gerçekten Müttefik Bloğu’nun en çok korktuğu şey olabilir.
 

 HMS Illustrious Uçak Gemisi
 

1911 yılında Amerika’nın testleri sonucunda gemi güvertesine yapılan ilk iniş gerçekleştirilirken uçak gemisi fikri de gittikçe yaygınlaşmaya başladı. (Amerika’nın Avrupa’ya olan uzaklığı ve uzak sömürgelere giden yollarda hava müdahalesi yapamaması bu fikri doğurmuş sonrasında İkinci Dünya Savaşı’nda uçak gemilerinin ne kadar büyük avantaj sağladığı ortaya çıkmıştır.)

Fikir Amerika Birleşik Devletleri’nde çıkmasına rağmen 1937 yılına gelindiğinde ilk modern uçak gemisini suya indiren donanma İngiliz Kraliyet Donanması olmuş, ve HMS Illustrious ile modern yüzen askeri havaalanlarının çizgisini belirlemiştir.

Su çizgisinde 114 milimetre, güvertede 76 milimetre, hangarda 114 ve su geçirmez bölmelerinde 64 milimetre olan zırhı bulunan gemi, 8 adet çift amaçlı 4 buçuk inç top, 6 adet uçaksavar topu ile kendini korurken tek fırlatma rampalı pistinde 36 adet uçağa ev sahipliği yapıyordu.

Savaş sırasında yapılan modifikasyonlarla görev süresinin bitimi olan 1955 yılına kadar sürekli yeni eklemeler ile geliştirilen HMS Illustrious; Akdeniz ve Avrupa sularında, Hint Okyanusu'nda ve Pasifik’te görev yaparak modern uçak gemisinin nasıl olacağını ve nasıl kullanılacağını göstermişti.
 

 Shinano Uçak Gemisi


Japonya’nın 1944’te suya indirdiği uçak gemisi, supercarier (süper taşıyıcı) adıyla anılan bir uçak gemisiydi ve Japon Yamato sınıfı bu gemi, o döneme dek üretilmiş en büyük uçak gemisi özelliği taşıyordu.

65800 ton ağırlığa sahip olan bu dev, su çizgisinde en kalın yerinde 400 milimetre ve güvertede 75 milimetre zırhı ile birlikte 8 adet ikili çok amaçlı top, 35 adet üçlü 25 milimetre uçaksavar topu ve 12 adet uçaksavar füzesi bulunduruyordu ve 47 uçak taşıyabiliyordu.

Üretimi tamamlandıktan sonra 19 Kasım’da Yokosuka Limanı’ndan ayrılan Shinano, yakınlarda görülen ve keşif uçuşu yapmakta olan Amerikan bombardıman uçağının görülmesinden sonra Japon amiralden 28 Kasım’dan önce Kure Limanı’na yönelmesi için emir almıştı.

Gemi komutanı Abe, geminin bazı bölümlerinin, elektrik aksamının ve kompartmanların henüz tamamlandığını hatta bazı noktalarda eksik olduğunu ve mürettebatın da yetersiz eğitimde olabileceğini söylese de talebi reddedilen Shinano, 28 Kasım sabahı; 2175 kişilik mürettebat, 300 kişilik liman görevlisi ve 40 sivil ile limandan ayrıldı

Aynı günün akşamında Amerikan denizaltısı Archerfish ile karşılaşan Shinano, kendisini fark eden denizaltyı ancak takibin başlamasından 1 buçuk saat sonra radarında görebilmiş ve tepki verebilir duruma gelmişti; ancak iş işten geçmiş ve ilk görevi için limandan ayrılan Shinano, aynı günün gecesinde hedef olduğu 4 torpido nedeniyle batmıştı. (böylece Dünya’nın gördüğü en büyük uçak gemisi, aslında çok az insan tarafından görülebilmişti)
 

 Sovyet Denizaltısı L-3


Lenin sınıfı denizaltıların en unutulmazı olan L-3, 1931’de denize indirilmiş 12 torpido ve 14 deniz mayını taşıyan bir mayın denizaltısıydı ve Baltık Donanması’nda görev aldı.

Son çarpışması olan torpido yüklü Alman Goya nakliye gemisinin batırılması sırasında kendisi de batarak 8000 kadar insanın hayatını kaybetmesine sebep olmuştur.

Bu görevinden sonra tepesinde bulunan periskop kulesi sökülen L-3’ün bu parçası bugün anıt olarak olarak hala Sovyetler Birliği’nin en başarılı ve en acıklı başarılarından birinin hatırası olarak durmaktadır.

OKUYUCUYA NOT: Bu serinin devamı için lütfen yorumlarınızı paylaşın ki ben de ne yazacağımı bileyim; Stg44, Ak-47, Mosin-Nagant keskin nişancı tüfeği gibi piyade silahları ya da Birinci Dünya Savaşı'nda kullanılan teknolojilere ve makinelere geçeceğim. (gerçi her ikisini de ayrı ayrı yazmayı düşünüyorum; ama sizin de fikrinizi almış olayım) "Sorry for the long post"
5
2
1
1
0
Emoji İle Tepki Ver
5
2
1
1
0