• İkinci Dünya Savaşı’nın Akıl Almaz Savaş Makineleri III
7
1
0
0
0
Aynı başlığa ait daha önceki yazılarımda İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılan uçaklardan, kara savaşının efsaneler yazan tanklarından, savaşın gidişatını değiştiren deniz canavarı zırhlılardan ve elbette Alman icadı garip boyutlardaki makinelerden söz etmiştim.
Şimdi ise siz değerli okuyucularımızın da isteği üzerine cephenin esas kahramanları olan piyade gücünün ve hatta 1900’lerin ilk yarısının sonlarında (1939 - 1945) İkinci Dünya Savaşı için sıra dışı diyebileceğimiz “süvari” gücünün taşıdığı ateşli silahlardan bahsederek siperlerden çıkan kısmen ufak makinelere bakıyoruz.

İlk jet motorunun uçtuğu, onlarca kilometre mesafedeki hedefleri yerle bir etmek için üretilen topların sahne aldığı, her biri yeni bir teknolojik sıçramaya neden olan tankların sürüldüğü İkinci Dünya Savaşı, elbette her savaş gibi piyadelerin ellerine bakıyordu ve “delikli demir” bu savaş sırasında daha önce görülmemiş biçimlere girecekti.

Daha önceki yazılarda yaptığım rastgele listelemenin yerine bu sefer işi biraz daha düzenli tutup öncelikle tabanca sınıfı silahlardan girip yavaşça işi büyüterek gideceğiz.

İyi okumalar … (buraya “ben Barış Kahraman, Webtekno’ya hoşgeldiniz” eklesek olur mu?)
 

 Walther P38

Hala dünyanın sayılı silah üreticileri arasında yer alan Walther’ın imzasını taşıyan 1938 üretimi bu silah İkinci Dünya Savaşı’nın en unutulmaz silahlarından biri olmuştur her zaman ki; İkinci Dünya Savaşı temalı filmlerde de sıkça göz önünde tutulmuş bir Alman dehası ürünüdür.

Kendisinden sonra gelecek olan Beretta 92 ya da M9 gibi silahlara teknik liderlik yapmış olan P38; kama kilidi taşıyan ve bu sayede çift etkili ya da tek etkili tetik arasında seçim yapma imkanı sunan ilk silahtı. (horozu her seferinde kurmanız gereken double action ve horozu otomatik kuran single action seçenekleri)

9 milimetre parabellum cephane kullanan bu silah, namlusundan saniyede 356 metre hızla çıkan mermiler ile 50 metrede efektif atış yapabiliyordu; ancak bu ölümcül etkisi tek şarjörde 8 mermi ile sınırlıydı, bu nedenle savaş alanlarından çok SS subayları ya da polis kuvvetleri için daha kullanışlı idi.
 

 Browning HP

Browning Hi-Power olarak adlandırılan bu yarı otomatik silahın etkisi ya da güvenilir bir silah oluşunun yanı sıra en etkileyici özelliklerinden biri savaş süresince hem Müttefik, hem de Mihver Devletleri tarafından kullanılmış olmasıdır.

Amerikalı ateşli silah tasarımcısı John Browning tarafından 1935 Belçika’da geliştirilen ve üretimine başlanan Browning HP, 1940’ta Almanya’nın Belçika’yı işgal etmesi ile Nazi eline geçmiş ve 13 adet 9 milimetre parabellum taşıyabilen şarjörü ile kolayca sevilip yaygınlaşmıştır.

1935’te başlayan üretiminin hala devam etmesi ve hala bazı ülkelerin silahlı kuvvetleri tarafından aktif olarak kullanılıyor olması da ne kadar etkili ve sevilen bir silah olduğunu gösteriyor.
 

 Beretta M1934

Basit yapısı ve kolay bir araya getirilebilen bileşenleri ve elbette Beretta’nın karakteristik açık namlusu ile M1934 de kendi kimliği olan silahlardandı.

Diğer taraftan 1526’da kurulmuş ve 489 yıldır ateşli silah üretimi yapan İtalyan Beretta’nın da en başarılı tasarımlarından biri olan M1934, Alman Walther PP’den çok etkilenen İtalyan ordusu ile yapılacak büyük çaplı bir anlaşmayı kaçırmamak ve “hedefi tam on ikiden vurmak” için üretildi.

1935 yılında seri üretime giren silah, bu başarısını da savaş öncesi dönemde en çok üretilen silahlar arasına ismini yazdırarak perçinledi. Tam 1 milyon 80 bin adet, barış sürecinde.
 

 Tokarev TT-33

1930’larda üretimine başlanan ve günümüzde hala üretilmekte olan bir başka silah da Rus yapımı Tokarev TT (30 ve 33 olmak üzere iki modeli mevcut)

Neredeyse tüm Rus/Sovyet üretimi silahlarda olduğu gibi tüm zamanların en çok sayıda üretilen ve elbette en çok savaş gören silahlarından biri olan Tokarev, Sovyet ordusunun yarı otomatik tabanca ihtiyacını karşılamak için yaklaşık olarak 2 milyon adet üretilmişti; ancak birkaç on yıl sonrasında Yugoslavya, Çin ya da Çek Cumhuriyeti gibi topraklarda üretilen Tokarevler aynı kalitede değildi; ki bugün hala değiller.

Cephanesi de yaratıcısının adıyla anılan Tokarev, 7.62’lik mermilerini saniyede 480 metre hızla 50 metre etkili menzile yüksek isabet oranıyla gönderebiliyordu ve Sovyetler’in ikonik silahlarından biri haline gelmişti.
 

 PPS - Pistolet Pulemyot Sudaeva

Sovyet basitliğinin en belirgin örneği sanıyorum ki T-34 tanklarından sonra bu hafif makineli tüfektir.

PPD40 ve PPSh41’e daha basit yapılı bir alternatif olarak doğan ve maliyeti düşürme odağında geliştirilmiş olan PPS43, 7.62 Tokarev cephaneleri ile 150 metre menzilde etkili atış yapabiliyor ve dakikada 600 atış yapabilecek hıza sahipti. (elbette şarjör ve asker kısıtlaması olmadan, yoksa savaş alanında etkili olarak dakikada 100 atış yapabiliyordu) Diğer yandan yerini aldığı ve kısmen daha komplike olan PPSh41, dakikada 1000 atışlık bir hıza sahipti.
 

 Sten Hafif Makineli Tüfeği

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Harekatı sırasında kullandığı silahlardan birisi olan Sten, 1941’de hizmete girmiş İngiliz üretimi bir hafif makineli tüfek.

Farklı varyasyonları ile toplamda 4 milyon adet kadar üretilmiş olan Sten için savaş alanındaki başarıdan çok İngilizler için bir ticari başarı demek belki çok daha doğru olacaktır; çünkü 32 şarjör kapasiteli 9 milimetre parabellum cephane kullanan bu silah yerini neredeyse aynı yıl İngiltere’nin Nazi Almanyası’ndan kopyaladığı teknik olarak yakın; ama daha üst seviyede ve daha kaliteli bir silah olan Lanchaster hafif makineli tüfeği’ne sonrasında da orijinal İngiliz olan Sterling hafif makineli tüfeğine bıraktı.
 

 Thompson - Tommy Gun

Tambur şarjörü ile bir araya gelince savaş alanı silahından çok New York gangsterleri tarafından kullanılan ve Tommy Gun adıyla anılan bu hafif makineli tüfek Chicago Typewriter (Chicago Daktilosu) adıyla da anılan ve tüm zamanların en meşhur silahları arasında yer alan bir efsane idi.

Her ne kadar savaş alanlarında askeri amaçlı kullanıma yönelik M1A1 versiyonu tanbur şarjörü desteklemiyor olsa da 100 mermiye kadar genişletilebilen seçeneği ile Tommy Gun, 1919 modelinde dakikada 1500 atış kapasitesine erişmişti; üstelik 11.43 milimetre mermilerle.
 

 Maschinenpistole - MP 40

Her biri Alman mühendislik dehasının simgesi olan İkinci Dünya Savaşı Nazi cephaneliğinin bir diğer sembolik silahı olan MP 40; malzeme kalitesi, kolay kullanımı, kompakt yapısı ve ataları olan MP 36 ve 38’den daha az olan üretim maliyeti nedeniyle tüm askeri çevrelerce sevildi.

Her ne kadar seri atış modu tek seçeneği olsa da dakikada 500 mermi ateşleyebilen kısmen düşük kapasitesi ile askerler rahatlıkla tetikten ellerini çekerek atışlarını kontrol edebiliyorlar ve namludan saniyede 400 metre hızla çıkan 9 milimetre parabellum mühimmatlarını 200 metreye kadar etkili ve isabetli şekilde ateşleyebiliyorlardı.
 

 Arisaka Serisi

İkinci Dünya Savaşı ile birlikte yerini Murata’ya bırakan Arisaka tüfekleri, 1897’de üretime girmiş ve 1945’te savaşın sonuna kadar Japon askerlerince kullanılmıştır.

Type 30 modelinden başlayarak Type99’da kadar giden çok sayıda farklı versiyonu olan Arisaka serisi tüfekler keskin nişancıların tercihlerine ve ihtiyaçlarına göre çeşitlenmiş ve savaş boyunca farklı dürbün çeşitleri ile de kullanılmıştır.

6.5 milimetre ve 7.7 milimetre cephane bulunduran ve genellikle 5’li şarjör taşıyan bu keskin nişancı tüfeklerinden Type 99, Amerikan askerleri tarafından ganimet olarak en çok tercih edilen silahlardı.
 

 Fallschirmjager - FG42

İlk operasyonel kullanımını Hitler’in bizzat verdiği emir ile İtalyan Diktatör Benito Musollini’nin 200 askerin elinden kurtarıldığı operasyonda gerçekleştiren FG42, özellikle Alman paraşüt birlikleri ve Waffen-SS komandoları için geliştirilmişti.

İkinci Dünya Savaşı’nın en gelişmiş silahı olarak da anılan bu silah, değiştirilebilir atış modları ile 20 mermi kapasiteli şarjörü, 600 metre menzili, saniyede 740 metre hızla ateşlenen 7.92 milimetre cephanesi ile yüksek kaliteli bir makine idi; ancak çok az sayıda üretilen FG42, savaşta da çok yaygın şekilde kullanılmadı.

Paraşütlü birliklerin uçaktan atladıktan sonra rahatlıkla taşıyabilecekleri, sağlam, kompakt ve etkili bir silah geliştirmek amacıyla üretilen FG42, sonradan Amerikan M60 makineli tüfeğine de öncülük edecekti.
 

 Lee-Enfield

Pek çok farklı versiyonu ile birlikte 17 milyon adetten fazla üretilmiş olan bu İngiliz silahı, 1895’te üretime girmiş ve hala aktif olarak dünyanın çeşitli yerlerinde kullanılmaktadır.

Üretildiği tarihten itibaren 2001’de Afganistan’da cephede aktif olarak kullanıldığı süreye kadar sayısız cephe gören Lee-Enfield, 500 metrede etkili iken 2700 metreye kadar atış yapabilme kabiliyetine sahip modelleri, 10’lu şarjörü ve nişan alınarak dakikada 20 ya da 30 atış yapabilmeye imkan veren kullanımı ile Enfield, .303 kalibre cephanesi nedeniyle askerler arasında “three-oh-three 3-O-3) olarak anılmaya başlandı.
 

 M1 Garand

Sayısız madalyası bulunan Amerikan’ın en büyük komutanlarından sayılan “yaşlı adam” lakaplı General George S. Patton’ın deyimi ile “savaş alanlarına getirilmiş en muhteşem donanım” olan M1 Garand, aynı zamanda askeriye tarafından kullanılan ilk standart üretim yarı-otomatik tüfekti.

Bugün Amerikan ordusu tarafından eğitim amacı ile hala kullanılan M1 Garand, düşük geri tepme gücü ve yarı otomatik yapısı ile askerin nişanını ve pozisyonunu bozmadan ayrıca elini tetikten çekmeden 8 atış yapmasına izin veriyordu.

8’li şarjöründe taşıdığı 7.62’lik mühimmatını saniyede 853 metre hızla ateşleyen M1 Garand, 457 metre etkili menzile sahipti ve 6.25 milyon adet üretildi.
 

 Mosin Nagant

Rusya’da hiçbir zaman Mosin-Nagant adıyla anılmayan ve tasarım ve mekanizma üzerine girişilen bir patent davası nedeniyle aslında Mosin’in üretimi olan silahın diğer tasarımcı Nagant’ın meseleyi halka açması ile Avrupa’da Mosin-Nagant adını almıştır.

Kullanıma girmesi bile bu denli olay olan bu silah ayrıca tarihin de en önemli işlerine imza atmış Türk Kurtuluş Savaşı’da dahil olmak üzere 2014’te çıkan Rusya, Ukrayna arası çatışmalarda da kullanılmıştır.

Tarihin en büyük keskin nişancılarından biri olan Vasili Zaytsev’e Stalingrad Savaşı’nda Sovyet Kahramanı Nişanı kazandırmasının yanı sıra “Beyaz Ölüm” adıyla anılan ve tarih boyunca tüm savaşlarda en çok düşman askeri öldüren keskin nişancı olan Finlandiyalı Simo Hayha tarafından da kullanılmıştır. (Simo Hayha’ya çalışın, efsane adam)
 

 Sturmgewehr - STG 44

İlk modern tam otomatik piyade tüfeği olan STG 44, İkinci Dünya Savaşı’nda sadece Nazi Almanya’sının sahip olduğu bir teknoloji idi.

30 adet 7.92 milimetre mermi bulunduran şarjöründen saniyede 685 metre hızla ateş edebilen bu çağının ötesindeki savaş makinesi, üstün teknolojinin yanı sıra karmaşık yapısı ve maliyeti nedeniyle yüksek sayılarda üretilememiş ve Alman piyadelerine savaşı kazandırmaya yetmemişti; ancak ateşli silahların tarihinin yeni bir döneme girdiğinin göstergesi olmuştu.
 

 Avtomat Kalashnikova 47

Her ne kadar İkinci Dünya Savaşı’nın ardından geliştirilmiş bir silah da olsa AK 47, bu kadar ateşli silah arasında olmasaydı bir şeyler eksik kalırdı.

Hem yarı otomatik tüfeklerin, hem de hafif makineli tüfeklerin en iyi özelliklerini aynı gövdede birleştiren ve elbette Sovyet dokunuşu ile maliyetini ve üretim sürecini en düşük ve en basit şekilde tutan AK 47 bugün 100 milyon adetten fazla sayısı ile tüm zamanların en çok üretilen, en çok kullanılan ve en çok savaş gören silahı.

Bugün 100 mermili tambur şarjörleri de bulunan AK47’lerin bir zamanlar tek seeneği 30’lu şarjörler idi ve ateşleme mekanizması her daim neredeyse aynı kalan silah 350 metre mesafeden saniyede 715 metre hızla dakikada 600 adet 7.62 milimetre mühimmat kullanabilecek şekilde tasarlandı.Sovyet işi mekanik yapısı ile bozulmayan ve askerler tarafından güvenilir olan hatta üzerinden hummer geçse de çamura, kuma, suya gömülüp çıksa da çalışan AK47,  ahşap bileşenleri ile de ısınma sorununa karşı koyuyor ve kendisini en muhteşem savaş makinesi olarak tarihe geçiriyor.
7
1
0
0
0
Emoji İle Tepki Ver
7
1
0
0
0