• Bilime Göre Mükemmel İnsan Bedeni Nasıl Olmalı?
57
28
24
12
5
Atalarımızdan bize harikulade bir insan anatomisi kalmış olsa da türlü kusurlar ve ufak tefek teknik problemler de yok değil.

Kulaklarımız sağır olabiliyor, kendi boğazımız bizi boğabiliyor, dizlerimiz ağırlığımızı taşıma hususunda pek de başarılı değil vesaire. Peki hayvanlar alemindeki öbür canlılar derdimize deva olabilir mi? Anatomi uzmanı Alice Roberts, mükemmel insan bedeninin neye benzeyebileceğini araştırdı:

Hayalini kurduğumuz ağrısız sırt maymunlarda, arzuladığımız kusursuz görüş de ahtapotlarda mı? Doğum hakkında bir kangurudan neler öğrenebiliriz? 

Bence, çok uzun bir zaman önce insan bedenini iyice bir elden geçirmek gerekiyordu. Bu konuda uzun zamandır yazıp çizdiklerim karşılık buldu. Londra'daki Bilim Müzesi Dış İlişkiler Direktörü Roger Highfield beni göreve çağırdı ve şöyle dedi: "Alice, uzun süredir insan vücudundan şikayet ediyorsun, sızlanıp duruyorsun. Lafı bırakıp icraate bakmanı istiyorum senden. Kendi bedenindeki kusurları bul, mükemmel Alice'i yarat. Gerçek boyutlarda bir maket ortaya çıkar ve 'mükemmel sen' burada, milyonlarca kişiye sergilensin."

Bu bir hayli iddialı görevi seve seve kabul ettim! 'Alice 2.0' yaratmak için yalnızca 3 ayım var. Fakat kendimi hayal dünyamda bütünüyle özgür bırakmayacağım. Doğal yaşamda bana esin kaynağı olacak o kadar çok alternatif var ki... Hayvanlarda bulunan en iyi tasarımları kullanacak, dünyanın en iyi anatomi sanatçıları ve görsel efekt uzmanlarının yardımlarıyla kendimi baştan yaratacağım.

İlk durağım, anatomi sanatçısı Scott Eaton'ın tasarım atölyesi. Scott sanat projeleri ve CGI (Bilgisayar üretimli imgeleme) film endüstrisi için sanal maketler tasarlıyor. İlk iş, 100'den fazla kamerayla çevrili bir platformda, 3 farklı boyutta fotoğrafım çekiliyor. Sonrasında hastanenin yolunu tutuyor, MR ve röntgenlerle vücudumun ayrıntılı bir fotoğrafını çekiyorum.

Ve işte, bedenimdeki kusurlardan ilkini keşfediyorum: Omurgamda disk kayması başlangıcı…

Şempanze omurgası

Sırt ağrılarından kurtulmak mümkün mü? En yakın akrabamız şempanzeler bize bu konuda fikir verebilir. On milyonlarca sene önce atalarımız maymunların omurgası yataydı. Evrimleşen vücutları evvela büyüdü ve ağırlaştı, bedenleri dikleşti, iki ayak üzerinde tırmanacak hale geldi. Yaklaşık 7 milyon yıl önce ise, atalarımız iki ayak üzerinde tırmanmaktan - iki ayak üzerinde yürümeye geçti. Bu esnada omurga zayıfladı, uzadı, kıvrım meydana geldi. 

Şempanzelerin bel omuru bizden çok daha düz ve kısa, leğen kemiği de daha kavrayıcı olduğu için omurga daha sabit. İlk adaptasyonumuz hazır: Şempanzeden ilhamla düz ve güçlü bir omurga.

Devekuşu bacakları

Evrimle birlikte atalarımız 4 ayaktan 2 ayak üzerine geçtiğinde, bedenin bütün ağırlığını diz eklemlerimize verir hale geldik. Dize uygulanan güç büyük ve diz yapımız da çok karmaşık. 45 yaşından sonra %20'mizde, 70'li yaşlardan başlayarak da çeyreğimizde, kıkırdak dokunun zarar görmesi neticesinde kireçlenme oluşuyor.

İki ayaklı devekuşları ise bizden farklı olarak çok iyi koşucular; zira hem kasları ayakların hareketini hafifleştirip kolaylaştıracak kadar vücudun merkezine yakın, hem de şoku gideren büyük tendonları var. Devekuşu ayaklarını da kendime adapte ettiğimde ayaklarımın tırmanmama yarayan hareketliliğini yitireceğim. Ama yine de dizimdeki yükü hafifletecek ve uzun seneler boyunca hareketli kalabileceğim.

Köpek kalbi

İskelet sistemimiz yegane kusurumuz değil. Kalbimiz en aktif kasımız fakat öbür kaslardan farklı olarak hiç yorulmuyor. 90 yaşına gelene değin 4 milyar defa atıyor. Çoğumuz ise bunu görecek kadar yaşamıyor.

Kardiyolog Alex Lyon'a göre kalbin en büyük sorunu, ona oksijen pompalayan arter damarlar: "Kalp krizinin en önemli sebebi damar tıkanıklıkları. Kalbimize ulaşan ana damar, iki arter damara ayrılıyor. Kalbimize kan pompalayan 3 büyük damar var. Bizim sorunumuz şu: Kalpteki bütün kaslara kan tek damardan pompalanıyor. Bu büyük 3 damardan biri tıkandığında da, büyük bir kalp kriziyle sonuçlanabiliyor."

Çok tuhaf değil mi? Ancak Alex'e göre köpeklerin kalp anatomisi bizimkinden çok daha etkin. Çünkü kalplerine kan pompalayan damarlar kollateral denilen tonlarca ince damar vasıtasıyla bağlantı kuruyor. 'Koroner kollateraller' adı verilen bu damarlar, ana damarlarda bir tıkanıklık olduğunda kalp krizi riskini önlüyor.

Fakat kalbi köpeğinkiyle değiştirmek, vücutta çok daha fazlasını değiştirmek demek. Bilhassa bacaklardaki damarları. Biz yaşlandıkça dolaşım sistemi yer çekimine karşı koyamaz hale geliyor, kan bacaktaki toplar damarlarda toplanıyor ve varisler baş gösteriyor.

Peki ya bacaklardan geçen toplardamarın içindeki duvarlara kaslar yerleştirirsek? Bu duvara iki kapakçık ve pompa koyarak, damarlara ek küçük kalpler daha yaratmış olur, tasarım halindeki modelin scarpa üçgenine, yani uyluk kemiğinin ön bölgesinde bulunan üçgensel alana bunları ekleriz.

Doğum: Kanguru kesesi

Karın bölgemdeki fıtık, vücudumun doğal bir mekanik eylemi kaldırmamasının sonucuydu: Hamileliğin. Ölümcül değil ama rahatsız ve bazen de ağrılı. Doğum belki de doğal süreçler arasındaki en tehlikelisi. Göbek fıtığı gebeliklerde çok sık görülen bir komplikasyon türü.

Bebeklerimizin büyük kafaları pelvisteki küçük aralığa sığmak zorunda. Ama kadınlar buna katlanmak zorunda değil çünkü 'kuzenimiz' olan keseli memeliler büyüleyici bir alternatif.

Kanguru plasentalı memelilerden farklı olarak fasulye büyüklüğünde bir bebek doğuruyor. 7 haftalık bir insan embriyosu boyutundaki bu yenidoğan, gelişimini tamamlamamış gibi görünse de kemikleri gelişmiş. Kokuyu takip ederek kesenin içine tırmanıyor, memeye asılıyor, aylarca bırakmadan buradan besleniyor.

Yeni ben, artık bir keseye sahip. Yalnız göğüslerimden vazgeçmem gerekecek çünkü memeler keseye yakın olmalı. Rahat bir doğum, iyi bir fikir değil mi? Ama yeni karnımın görünüşü beni biraz endişelendiriyor.

Kuşlar gibi nefes almak

Akciğerlerimizden sadece tek yönlü solunum yapıyoruz, yani hava aynı şekilde giriyor ve çıkıyor. Kuşlardaki sistem ise farklı: Karın ve göğüs bölgesindeki hava keselerine doğru nefes alır ve akciğer yollarından tek yönlü olarak havayı verirler. Karbondioksitten kurtulmak ve kana oksijen toplamak için daha etkin bir yol. Ben de yeni 'ben' için bu fikri çalıyorum.

Yemek borusu ile soluk borusunun yutakta birleşiyor olması, insan vücudunun başlıca kusurlarından. Bu yemeğin nefes alırken yanlışlıkla solunum borusuna kaçması sonucu boğulmamıza bile neden olabiliyor. En iyisi yemek borusunu bu kanaldan tamamen ayıralım.

Baykuş - Ahtapot karışımı gözler

Göz retinamızın yönü arkaya dönükken sinir hücrelerimizin ışık kaynağına bakması nedeniyle, kör noktalar oluşur. Beyinlerimiz kendiliğinden boşlukları doldurduğu için bu kör noktaları fark etmeyiz bile. 

Ben de ahtapotları kendime örnek alıyor, onların göz anatomilerini kopyalıyorum. Baykuşlarda olduğu gibi göz bebeklerimi büyüterek de görüşümü iyileştiriyorum.

Kedi kulağı

Yaşlandıkça yüksek frekanslı sesleri duyamaz oluyoruz çünkü kulağımızın içindeki ufak tüy hücreleri, yani işitme kılları yenilenemez hale geliyor. Kediler gibi büyük, esnek ve kıvrak kulaklarımız olsa, harika olmaz mıydı?

Kurbağa derisi

Özellikle açık tenliler güneş yanmalarına meyilli ve deri kanserine yakalanmaları daha kolay. Daha koyu bir ten rengiyle değiştirebilirim ama o zaman da düşük seviyeli güneş ışığında D vitaminini çok daha etkin bir şekilde üreten açık tenin avantajları elimden kaçmış olur. Eğer açıktan koyuya, koyudan açığa geçebilen bir derim olursa, yeterince D vitamini üretebilir, yazın aşırı sıcak ve güneşli bir yere gidersem de koyu tene geçiş yapabilirim.

Kurbağalar tam da bu anatomiye sahip. Bazen çiftleşmek için bazen gizlenmek için deri değiştiriyorlar. Kurbağalar zararlı güneş ışınlarından bizim gibi melanin pigmentlerini kullanarak korunuyor ama bizden farklı olarak, melanofor denilen hücrelerde bunları koruyorlar. Melanofor bazı kurbağaların derilerindeki siyah noktalarda bulunuyor. İhtiyaç duyduğum numara, tam da bu.

Alice 2.0

3 ay bitti ve beklenen an geldi. Bilim kurgu filmleri için karakterler yaratan Sangeet Prabhaker, SFX teknolojisiyle yarattığı insan boyundaki heykeli hazırladı. Alice 2.0 Bilim Müzesi'nde beni bekliyor, yüzlerce seyirci de orada.

Perdenin arkasındaki 'yeni beni' görmek için sabırsızlanıyorum.

Perde kalkıyor ve işte, tam karşımda duruyor.

Tam vücut

Aman tanrım. Ona bakamıyorum bile. Çok garip, çok farklı ama aynı zamanda çok gerçekçi. En tuhaf olanı da yüzü, çünkü geometrisi gözler büyüyünce çok değişmiş.

Durun bir dakika en tuhafı o değil, en tuhafı kesinlikle bu bebek!

Bebek

Alice 2.0 muhteşem çünkü onun ayakta kalmasını sağlayan sağlam bir şempanze omurgası, koşucu devekuşlarının şoku emen bacakları, köpeğin güvenilir kalbi, kuşların zarif akciğerleri, çok daha gelişmiş bir dolaşım sistemi için uyluklarında ufak pompalar var. Acısız bir doğum için de kangurudan ilham alan bir kesesi olduğunu unutmayalım.

Ben mükemmelliği yakalamaya çalıştıkça bir şey ekledim, başka bir şeyden vazgeçtim. Anladım ki çeşitli unsurları yenileyip geri koyduğunda çalışmayabilir çünkü o kendi içinde dört dörtlük.

Bu büyüleyici yolculukta çok daha sağlam ve zamana dayanıklı bir insan vücudu yarattım ama göğüslerimden, tırmanmamı sağlayan omurgamdan fedakarlık ettim. Çalışan bir vücudun nefes kesen karmaşıklığı beni daha da etkiledi.

Kaynak : https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44765464
57
28
24
12
5
Emoji İle Tepki Ver
57
28
24
12
5