25
14
6
5
0
E-spor ya da elektronik spor kavramı, son yıllarda oldukça popüler. Büyüme oranlarında da en popüler iki spor olarak kabul edilen futbol ve basketbolu geçmiş durumda. E-spor nereye kadar ilerleyebilir?

Dünya hızla dijitalleşiyor. Bu dijitalleşmenin bir sonucu olarak da e-spor kültürü gittikçe gelişiyor. Artık turnuva ödülleri milyon dolarlar ile ifade edilir hale gelmiş durumda. E-spor sadece dönemsel bir tutku mu, yoksa yepyeni bir geleceğin ana akım sporu mu olacak?

Aslında oyunculuk ve oyun turnuvaları her zaman vardı. Benim çocukluğumda gittiğim IQ adlı internet kafedeki büyüklerimden biri bir oyun turnuvası bile kazanmıştı. Boşuna Google’a bakmayın, turnuvası yapılan oyun Quake 2 idi. Disketle falan yükleniyordu.

Teknoloji ilerledikçe oyunculuk için gereken altyapı da herkes tarafından ulaşılabilir hale geldi. Bugün bazı operatörler, interneti kesmek yerine hızı 128 kbpsye indiriyorlar. O dönemde bağlantı hızı 56k idi. Teknolojideki atılım daha gelişmiş oyunları internet üzerinden oynamayı ve oynanan oyunları yayınlayabilmeyi sağladı. Ünlü yayıncı Levent Balım (Levo), teknik eksiklik yüzünden 2011’de heves ettiği yayıncılığa 2014’te başlayabildiğini söylüyor.

Bugün binlerce yayıncı, Twitch ve YouTube üzerinden yayınlar yapıyor. Oyuncular için geliştirilmiş Discord gibi altyapılar mevcut. Bu gelişimin etkisiyle beraber oyunculuk da gelişmeye başladı. Turnuvaları artık milyonlar izlemeye başladı ve ödüller de ona göre arttı.

Habertürk’ün yaptığı bir haberde, 2019 yılında e-sporun 800 milyon dolar değere ulaşacağı söyleniyor. Bu, tabii ki futbol ile kıyaslanamayacak bir rakam. Sırf Neymar JR adlı arkadaşa ödenen bonservis 220 milyon euro idi. Avrupa basketbolu ile ise pekala kıyaslanabilir. Fenerbahçe’nin göğsümüzü kabartan Euroleague şampiyonluğuna verilen ödül, ortalama bir oyun turnuvasında verilen ödülden daha büyük değil. (Maksat burada başarıyı küçümsemek değil, rakamları kıyaslamak.)

Röportajda profesyonel oyuncu olan Berke “Thaldrin” Demir, amatör oyunculuk ve profesyonel oyunculuğun farklarına değinmiş ve gereken adanmışlığı da anlatmış. Gerçekten de artık bu insanlar birer atlet ve bu spor kendisiyle beraber yan dallarını da geliştiriyor. Artık oyuncular, menajerler, yayıncılar, turnuva organizatörleri var. Güney Kore’de e-spor oyuncuları ikon haline getiriliyor. (Güney Kore’nin kültür politikası, K-pop ve e-spor bambaşka bir konu olsa da.)

Thaldrin’in bahsettiği bir başka konu da oyuncu yaşlarının ileride artacak olması. Bu aslında oldukça mantıklı. Daha tutarlı ve daha iyi yönetilen, daha da profesyonel hale gelen ekipler ileride daha uzun süre performans gösterebilen oyuncular ortaya çıkaracaklar. Sporun emeklilik yaşı yükselecek. Bu bütün sporlarda böyle olmuştur. Bunda 20 sene önce bir oyuncu 33-34 yaşında sporu bırakırdı. Bugün 33-34 yaş futbolcular için son transferini yapma yaşı.

Yayıncılık konusunda ise oldukça kafalar karışık durumda. Yayıncılara yapılan toplam bağış, dünya çapında 100 milyon doları geçmiş durumda. Bu konuda olayı algılayamayan insanlar var. (Kişisel olarak e-spor müsabakası takip etmiyorum, öyle pek yayın da açıp izlemem yani teknik olarak “karşı taraftan” sayılabilirim.) Burada en sık yapılan ve belki de sektör oluşumunu en çok baltalayan şeylerden birisi “E kendin oynasana?” sorusu ve bu sorunun arkasındaki zihniyet. Haftada bir halı sahaya gidip, haftada bir maç izlemenin maliyeti, en iyi ihtimalle haftalık 25 liradır. Orada kimseye “Niye izliyorsun, git sen oyna?” diyemezsiniz. İnsanlara bu saçma gelir. Bugün başaltı bir oyun takımında oynayamadığımız, üst düzey bir yayıncı gibi oyundan alınan keyfi arttıramadığımız için o insanları izlediğimiz pek anlaşılmaz. Barcelona’da oynayabilecek olsam zaten orada oynarım, oynayamadığım için izliyorum mantığı aslında burada da geçerli.

E-spor’un en temelde iki olayı var. Bunlardan birincisi, Kaan Kural’ın da röportajda bahsettiği gibi oyunun fiziksel sınırları olmaması. Her yerden oyunu izleyebiliyor, her yerden turnuvaları takip edebiliyorsunuz. Bazı oyunların finallerini 1 milyon izleyici takip ediyor. Bu rakam, çoğu sporda elde edilen izleyici sayısından daha fazla.

Bir diğer önemli ve sürekli atlanan nokta da, e-sporda top yok. “Eee?” diyenleri duyar gibiyim, hemen açıklayayım. Popüler sporlar olan basketbol ve futbolda oyun top ile oynanır. Oyun, top nerede ise orada döner. Bu da oyunun sıkıcılaşmasına, durağanlaşmasına yol açabilir. Özellikle orta sıra takımlarının orta sahayı kitleyip, 45 dakika tek güzel hareket yapamadığı maçlar var. E-spor’da ortada bir top yok. Taktik ve mücadeleler var ama aynı anda birden fazla yerde etkileşim de oluyor.

Sporun geleceği aslında oldukça parlak, diğer sporlarla aynı kategoride görülmeye başlandığı bile söylenebilir. Artık turnuva canlı yayınları televizyonda yer bulabiliyor. Bahis şirketleri bile turnuvalara bahis açmaya başladı. Bir spora bahis oynanmaya başlıyorsa o spor kabul görmüş demektir. Zira bu şirketlerin amacı para kazanmaktır ve yapmaları gereken çalışmalar oldukça masraflıdır.

Dünya hızlanıyor, dijitalleşiyor ve daha da önemlisi sabırsızlaşıyor. Bu noktada, yeni gelecek olan AR ve VR teknolojileriyle beraber sektörün büyüyeceğini ve gladyatör dövüşlerinin yerini alan futbol gibi futbolun yerini alacağı bir gelecek şu an için uzak ama çok da uzak değil.

Kaynak : https://www.haberturk.com/futbol-ve-basketbolu-geride-birakti-e-spor-ne-kadar-yukselebilir-2265712-spor
25
14
6
5
0
Emoji İle Tepki Ver
25
14
6
5
0