64
12
9
7
3
Sosyal medya platformları, vaktimizi öldürmek için birebir. İşin diğer tarafında ise onların çaldığı vakti nakde dönüştürme amaçları yatıyor. Kendimizi Instagram gibi paylaşımların sonsuza dek uzandıkları platformlarda bulunca, anlamsız bir şekilde zaman harcıyoruz. Bir Türk psikoloğun mantıklı gerekçelerle sunduğu önerileri aktarıyoruz.

Bir kafede arkadaşlarınızla birlikte oturuyorsunuz. Amacınız belli ki sohbet etmek ve birlikte eğlenceli vakit geçirerek kafa dağıtmak, ancak biraz sohbet ettikten sonra telefonlarımız sessizliğin anahtarı oluyor. Sosyal medya, bizi yaşadığımız anlardan uzaklaştırıyor. Bu durumda istisnalar olduğunu da kabul etmek mümkün. Eğer böyle bir olay yaşamıyorsanız, bir daha kafeye gittiğinizde çevrenizi gözlemleyin. Ortamdaki hakim havanın özellikle Instagram gibi medyalar çevresinde şekillendiğini göreceksiniz. 

Ekşi Sözlük’te bu konuya değinen bir yazar, insanların bu denli yaşamlarından kopmalarına neden olan Instagram’ın doğrudan kapatılması gerektiğini savunuyor. Kendisinin sunduğu gerekçeler ise yukarıdakilerle sınırlı değil, okudukça hak vereceğinizi düşünüyoruz. En azından kişisel iradenizi harekete geçirerek sosyal medya bağımlığının önüne geçebilirsiniz.

Sözlükteki “atsutota” lakaplı yazara göre Instagram, insanlığın sosyal ilişki yönetimini derinden etkileyen ve değiştiren en önemli araç. Eskiden MSN Messenger gibi platformlar varken, insanlarla iletişim kurmak amacı içindeydik. Bugün ise Instagram gibi platformlar, bizi iletişimden soyutluyorlar. 

Sosyal medyanın aşırı kullanımına ilişkin yapılan araştırmalar, Instagram gibi mecraların insanların asabileşmesine, özellikle gençlerin ilişkilerinin bozulmasına neden olduğunu ortaya çıkarttı. Bu bozulmayla kastedilen şey, iletişim kopukluklarından kaynaklanan şeyler. Beğenilerin sadece arkadaşlık vazifesi olarak algılandığı bir yerde istediğimiz kadar adaletli olalım, işler bir noktadan sonra patlak veriyor. Yazara göre pek çok insanın psikolojisi Instagram yüzünden bozuluyor.

Paylaşacak kendimize has, özgün bir fotoğrafımız ve mesajımız yoksa, düşüncelerimize en yakın paylaşımları yapınca diğer insanlara o konuyu takip ettiğimizi göstermiş oluyoruz. Bu durum bir nevi sorumluluk olarak algılanıyor, sosyal medyadan bayram kutlamayan, o bayramı kutlamamış sayılıyor. İnsanları, Instagram’daki profilleriyle yargılamaya başlıyoruz. Halbuki onların sosyal hayatları hakkında hiçbir fikrimiz yok. 

Türk kullanıcılar günde ortalama 2 saat 32 dakikasını sosyal medyada geçiriyor. 36 milyon aktif Facebook kullanıcısının olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Ülke genelinde bir gün içinde harcanan toplam süre üretime dönüşse, ekonomide ciddi ilerleme kaydedecek kadar çok vakitten bahsediyoruz. Kabaca bir hesapla Türkiye’deki kullanıcılar günde 83 milyon saati sosyal medyaya adıyor, müthiş bir sayı.

Diğer taraftan yazarın belirtiği detaylara dönecek olursak, sosyal medyanın insanlarda sanal benlik yarattığını görüyoruz. İlişkilerimizi hiç olmak istemediğimiz şekillerde sergiliyor, karakterimizi kurguluyoruz. Instagram gibi platformların temel amacı arkadaşlarımızla iletişim kurmak, kişiliğimizi yansıtmaksa neden bu kadar ciddi bir şekilde hayatımızı kontrol altına almasına izin veriyoruz? Cevap: Ego. 

Daha güzel, daha kültürlü, daha politik, daha çok okuyan ve araştıran, daha çok gezen insan olmak adına sanal bir çaba harcıyoruz. Gerçekte bu beklentilerimizi karşılayacak ne kadar emek harcadığımız ortada. İnsan olarak olumsuz yönlerimizden bahsetmek istemiyor, tamamen olumlu yönlerimizde kaygılı bir şekilde karakterimizi dayatıyoruz.  Bunun karşılığında da görülmek, tanınmak, beğenilmek, sevilmek, imrenilmek istiyoruz. 

Eğer çok önemli bir konuda sosyal medyadan tepki göstermiyorsak, otomatik bir baskı hissediyoruz. Amacımız tepki göstermek ya da katkıda bulunmak değil, gizliden gizliye yürüttüğümüz “benim de bir fikrim var” mesajını vermek. Haberi daha önce yayan, sosyal medyada o işin fikir önderi oluveriyor. Bu durum o kişilerin takipçilerinin artmasına yol açtığından, yeni bir yarış alanı ortaya çıkmış oluyor. Fikir söylemek yetmiyor, en önce söyleyen olmak için yarışıyoruz. Geriden gelmek, sonradan vakıf olmak eksiklik, kusur gibi algılanıyor. 

Uzmanlığımız olmadığı konularda uzman gibi davranabiliyoruz. Ekşi Sözlük yazarına göre Picasso’dan hiç bahsetmezken, onunla iligili içerikleri paylaşan insanların sayısı çok fazla. Picasso bir örnek tabii ki. Şairler, siyaset adamları, sanatçılar derken bu liste uzar, gider. Bir ünlüyü kaybedince hemen onun güzel bir fotoğrafını ve özlü bir sözünü paylaşıyoruz. Belki üzülüyoruz, ancak o üzüntü paylaşım yapmadan bize anlamsız geliyor.

Yazara göre tüm bu davranışlara neden olan motivasyon, yeni bir benlik arayışından kaynaklanıyor. Yeni bir sevgili bulmak, insanlarla tanışmak, kendini normalde olmadığı gibi yansıtmak aslında var olan benliğimizi değiştiriyor. Normalde kendilerine ifade etme fırsatı bulamayan insanlar, sosyal medya sayesinde yeni bir “ben” yaratıyorlar. Beğenilme ihtiyacı bir süre sonra reddedilme korkusuna dönüşüyor.

Instagram, bu platformlar arasında kişi başına harcanan vakitte göre en çok dikkat çekeni. Yazarın düşüncelerini ve tespitlerini yermeden önce düşünmekte ve etrafa göz gezdirmekte fayda var. Sanıyorum ki aşağıdaki sorunun cevabı, sizi fazlasıyla düşündürecek:

Tüm sosyal medya platformları bir anda yok olsa neler olur?

Kaynak : https://eksisozluk.com/instagramin-tamamen-kapanmasi-gerektigi--5639655?a=popular
64
12
9
7
3
Emoji İle Tepki Ver
64
12
9
7
3