8
2
1
0
0
Facebook İspatlı Ye Kürküm Ye Gerçeği
Medya dünyasının geleceğinin içerikten çok, kullanıcı deneyimine bağlı olduğuna dair görüşler ağırlık kazanmaya başladı. Yani Nasreddin Hoca'nın 'Ye kürküm ye' hikayesinde olduğu gibi ürünün içeriğinden çok, sunum şekli önem taşıyor artık.

Facebook yakın bir zamanda amacına uygun şekilde ‘Watch’ olarak adlandırılan video yayını servisinin yeniden düzenlenmiş bir halini yayına aldığını duyurdu. Lanse edilmeye çalışılan algıya rağmen, Mark Zuckerberg ve Facebook adlı ahtapotunun Hollywood’a göz diktiği şeklinde abartı bir sonuca varmadan önce, dikkatlice değerlendirme yapmak gerekir.

Asıl maksat şu: Yeni servisle birlikte kullanıcılara daha fazla yayının yapıldığı bir izleme ortamı sağlamak ve içeriğe bağlı olarak arkadaş gruplarıyla etkileşime geçebilme imkanını kazandırmak.

Modern medya firmaları için hayati önem taşıyan soru, her zaman içerik mi öncelik taşır, yoksa ürünler mi her şeyden önce gelir şeklinde olmuştur. Doğru cevap kesinlikle, günümüz dijital dünyasında kazanmak için, medya firmalarının kullanıcı deneyimine yatırım yapmalarının kaçınılmaz olduğudur.

Bir çalışanın bu konudaki deneyimi ile açıklamaya çalışalım bu durumu. Basılı yayınlarını online dünyaya taşıyan büyük bir medya firmasında kariyerine başlayan çalışan, çalıştığı tüm gazeteciler, editörler ve medya yöneticilerinin, online varlığın önemini kabule diyor olmakla birlikte, bunlardan sadece bir kaçının bu konuda en iyi olmak için yapılması gerekenlerin neler olduğu konusunda bilgi sahibi olduklarını söylüyor.

Edindiği tecrübeden çıkardığı en büyük dersin, medya ve teknoloji firmalarının yenilikçiliğe bakış açılarının ne denli farklı olduğunu görmek olduğunu ifade ediyor. Bir taraf yapımcı ve içerik yöneticilerinin öncü olmaları gerektiğine inanırken, diğer taraf ise mühendislerin bu konuda söz sahibi olmaları gerektiğine inanıyor ve başarıyı sağlayan şeyin ise ürünler olduğunu düşünüyor.

Firmadaki çalışma hayatı boyunca firmanın bütünüyle içerik konusuna odaklandığının farkına vardığını belirten çalışan, yazılar yazan, fotoğraflar çeken ve filmler hazırlayan yapımcıların, işin başında yer aldıklarını söylüyor. Bu durumda içeriğin tüketilmesine yönelik deneyim ise, içeriğin kendisine oranla arka planda kalıyor.

Buna mukabil teknoloji ortamında bulunan firmalar ise işleri tam tersi sıralamada götürüyorlar. Mühendisler, programcılar ve bilgisayar bilimcileri firmanın bel kemiğini oluşturuyorlar. Yapımcılar da önemli rol oynuyor olmakla birlikte genellikle yaptıkları iş, ürün ve yazılım ekiplerince yapılan işe destek sağlamaktan ibaret kalıyor.

Bu iki yöntemden birini benimseyen her bir firmanın, kendince edindiği faydalar olsa da, asıl önemli olan şeyin ne olduğunu tespit etmek, geleceği görmek açısından önem taşıyor.

Sadece online ortamla sınırlı kalmayıp, internet dışındaki dünyada da başarı edinen firmaların varlığına şahit oluyorsanız, bilin ki bunun asıl nedeni, kullanıcılara sağlanan zengin kullanım imkanlarıdır.

YouTube’u ele alalım. Dünyanın en büyük online video depolama alanı olan YouTube, ki diğerlerine oranla oldukça yeni bir medya firması sayılır, işe başlarken orijinal içerik firması olarak başlamadı. Bilakis, diğer içerik yapımcılarının paylaşmalarını sağlayacak araçlar ve platform sundu. YouTube’un medya dünyasında katlamalı biçimde sağladığı başarı, içeriğin kendisine odaklanmaktan değil, kullanıcı deneyimine odaklanmaktan geçiyor. Ürün geliştirimini, medya üretimine yeğ tutuyorlar. Yani işin kolaycılığına kaçarken, sunumu ön planda tutuyorlar.

Sonuç itibariyle yeni medya sahnesinin kazananları ve kaybedenleri, teknoloji alanında ne derece cesur davranacaklarına bağlı. Kullanıcılara online ortamda eğlenceli, öğretici ve etkin deneyimler sunmanın yegane yolu, teknolojiye olan aşinalık ve entegrasyondan geçiyor. 

Bununla birlikte içerik üzerinde kafa patlatan kişiler on lira kazanırken, içeriği pazarlayanlarınsa kat be kat kazanç edindikleri gerçeğini de görmek gerek. Bu yolla yaptıkları inanılmaz reklam da, işin cabası.

8
2
1
0
0
Emoji İle Tepki Ver
8
2
1
0
0