182
8
7
6
5
Sosyal medya devinin henüz ilk faaliyete geçtiği günlerde üyesi olan eski bir üniversite öğrencisinden, Zuckerberg’in olay yaratacak konuşmalarını içeren itiraflar geldi.

Facebook’un son iki yıldır neler karıştırdığını bilmeyenler için kısaca özetleyelim ve itiraflar kısmına o şekilde geçelim. Eğer sıradan bir sosyal medya mecrası olarak Facebook’u kafanızda canlandırıyorsanız yanılıyorsunuz. Artık kesin bir şekilde biliyoruz ki Facebook, kişisel verilerimizi siyasal seçimlerde izinsiz olarak kullanıyor, algı yönetimi için yalan haberlerin yayılmasına aracılık ediyor. 

Şirketin geçtiğimiz haftalarda ortaya çıkan Cambridge Analytica skandalıyla 87 milyon insanın bilgilerini çaldırması da bardağı taşıran son damla oldu. Zuckerberg, 24 saat içinde toplam 12 saat ifade verdi. Sonuç olarak aklanmaya çok yakın ancak ifade verdiği insanlar da seçimi kazandırdığı Trump’ın senatörleri ya da kabinesiyle. Elbette usülen zorlandı Zuckerberg, biraz terletildi. Ancak asıl konular üzerine hiç durulmadı. Facebook, 2.2 milyar insan hakkındaki bilgilerle dünyanın istediği her bölgesinde karışıklık çıkartabilecek güce sahipken, Zuck’un sadece ABD’de ifade vermesi komik geldi.

Tüm bu kriz dolu süreçte kot pantolonu ve tişörtü ile tanıdığımız Zuck’ın imajı da değişti, ona olan bakışımız da. Bir zamanlar başarısı sinema filmine dökülen ve Oscar’a layık görülen Zuck, belki de modern dünyanın en büyük diktatörlerinden birisi konumunda. Onun gençlik yıllarında kurduğu bir girişiminin bu günlere gelmesi için ne denli hırslı olduğunu görmeyen yok. Bu hırsın en yakın tanıklarından birisi, eski bir Harvard öğrencisi Julia Carrie Wong, Guardian gazetesine Zuckerberg hakkında açıklamalarda bulundu. 

“Harvard'da okurken arkadaşlarımla birlikte hayatımızı geliştireceğini öne süren yeni bir web sitesi duyduğum zamanı hatırlıyorum. On dört yıl sonra ne kadar büyük bir hata yaptığımızın farkına vardım. Kolejdeyken yurt odasında yaşayan 20 yaşındaki her gencin yaptığı hatalar gibi. İşin içinde hakkında hiçbir şey bilmediğim birine güvenmek de yatıyordu ve beni hala etkiliyor.

Cambridge Analytica’dan sonra, kurulalı henüz 5 gün olan Facebook’a kaydolduğum o anları geri almak istedim. Facebook beni öldürmeyecek, ancak bütün ilişkilerimi etkiledi. Zuckerberg, geçtiğimiz hafta verdiği ifadeleri sırasında durumu tam anlamıyla kontrol altına alacaklarını söyledi. Her zamanki gibi özürlerini tekrarladı."

Fakat 2018’deki Zuckerberg, 2004’teki Zuckerberg’den çok farklı konuşuyordu. O zamanlar verdiği bir röportajda, “Oldukça yoğun güvenlik önlemleri var. İnsanların bilgilerini kimin görebileceği konusunda çok iyi kontrol sağlıyoruz” demişti. 14 yıl sonra ise 2.2 milyar üyenin hepsinin bilgilerinin çalınmış olabileceğini söyledi. 

Carrie Wong sözlerine şöyle devam ediyor:

“Zuck, ifadelerinde bir üyenin Facebook’taki bilgilerini silebileceğini söyledi. Ancak bu her zamanki gibi yalandı. Çünkü Facebook’a hiç kaydolmayan insanların hayalet profilleri hiç rızaları alınmadan oluşturuluyordu. Bizler bu bilgileri göremiyorduk ancak Facebook, üyesi olmayanlar hakkında da bilgi toplamaya başlamıştı. 

Harvard’da bir birinci sınıf öğrencisi olarak sosyal ilişkilerimizi geliştirmeye yönelik olan bu yeni internet sitesini duyduğumuz zaman ne kadar heyecanlandığımızı sürekli hatırlıyorum. Diğer insanlar hakkında bir şey öğrenmek için artık onlara soru sormamıza gerek kalmamıştı, Facebook profillerine bakmamız yetiyordu.

Tüm bu sistemin arkasındaki adam, herkes hakkında her şeyi olmasa da en önemli şeyleri biliyordu. İlk haftalarda Facebook’un arkadaşlarımızla ilişkilerimizi nasıl değiştirdiğine şahit olmaya başladık. Orada ya arkadaşsınız ya değilsiniz. Ayrıca ilişki durumunuzu bildiriyor, sosyal ilişkilerimizi kolayca ölçülebilir kılıyorduk. Üye olmayan arkadaşlarımız soyutlanmaya başladılar. İnsanlarla etkileşim kurmanın ilişki sahibi olmanın tüm güzel ve acı verici karmaşası, bir dijital veriye dönüşmüştü. 

Bu yeniliği, ilk başlarda arkasında kimlerin olduğunu düşünmeden kucakladık. Başkalarından gelen arkadaşlık isteklerini cevaplarken, kimseyi arkadaş olarak eklememek bile bir ayrıcalık olarak özümsenmeye başlamıştı. Şimdilerde bu durumlar için çok utanıyorum.

Facebook’un deliler gibi popülerleştiği ilk birkaç hafta içinde, diğer üniversite öğrencilerinin güvenlerini kazanmak isteyen Zuckerberg bazı mesajlarına yanıt veriyordu. Kendisi bir arkadaşımızla şu şekil de konuşmuştu:

  • Zuck: - Eğer Harvad’daki birisi hakkında bilgiye ihtiyacın varsa sadece sor.
  • Zuck: Elimde 4000 kişinin e-postaları, resimleri, adresleri ve diğer bilgileri var. 
  • Arkadaş: Ne!? Bunu nasıl başardın?
  • Zuck: İnsanlar az önce gönderdi. Neden bilmiyorum ama “bana güvendiler” sanırım. Aptallar.

Sonraki yıllarda Zuckerberg’in kendi mahremiyeti konusunda oldukça takıntılı olduğunu öğrendim. Çöplerini izleyen güvenlik görevlileri bile vardı. Kendi evlerini çevreleyen 4 farklı ev daha satın alıp güvenlik önlemlerini arttırmışlardı.”

Zuckerbeg hakkında söylenenler, elbette Wong’un ifadeleriyle sınırlı değil. Kendisinin tavır ve tutumlarına yönelik pek çok hikaye ortaya atılıyor. Asıl önemli olan konu Facebook hakkında ne düşündüğümüz değil, camımıza perde asacak mahremiyete sahipken sosyal medyaya ne kadar güvendiğimiz konusudur.

Kaynak : https://www.theguardian.com/technology/2018/apr/17/facebook-people-first-ever-mark-zuckerberg-harvard?CMP=fb_gu
182
8
7
6
5
Emoji İle Tepki Ver
182
8
7
6
5