• Genetik Kodun Evrenselliği Kuralını Yıkan Mikrop Türü
33
6
2
1
1
DNA’dan, genellikle 'canlının taslağı' olarak bahsedilir. Diğer bir deyişle; DNA’da ne yazıyor ise, canlı da ona göre yapılandırılacak diye düşünülür.

Ancak Almanya’nın Göttingen kentinde bulunan Max Planck Biyofiziksel Kimya Enstitüsü ile Bath Üniversitesi’nin Milner Evrim Merkezi’nden bilimciler, yakın zamanda ilginç bir keşfe imza attı. Bilimciler, ilk defa olarak, DNA kodunun 2 farklı çevrimini rastgele kullanan bir mikrop tespit etti. Bu sıra dışı keşif, evrensel bir kural olduğunu zannettiğimiz şeyin, esasında öyle olmadığını ortaya koydu. Zira bu mikroptaki proteinler; DNA dizilimine bakılarak, kesin bir biçimde öngörülemiyor.

Bütün organizmalar, nasıl protein yapacaklarına ilişkin genetik bilgiyi ebeveynlerinden alır. Proteinler, vücudumuzdaki kimyasal süreçlerin işlemesini mümkün kılan moleküllerdir. Kalıtılan genetik bilgi, DNA dizilimi olarak bildiğimiz, 4 farklı bazın (Adenin, Timin, Guanin, Sitozin) değişik sıralamaları biçiminde kodlanmıştır. Genetik kod, her bir proteini üretmek için hangi amino asitlerin bir araya getirilmesi gerektiği bilgisini hücreye verir. Mors alfabesinde art arda gelen 3 tane noktanın 'S' harfi anlamına gelmesi gibi, genetik kod da 3 bazdan meydana gelen gruplar (kodonlar) hâlinde okunarak, amino asitlere çevrilir.

Verilen herhangi bir kodonun, hep aynı amino asit manasına geleceği sanılıyordu. (3 noktanın Mors kodunda hep 'S' harfi olması gibi.) Mesela DNA’daki bir GGA sıralaması, glisin amino asidi manasına geliyordu. Gerçekleştirilen yeni araştırmada, doğal bir kodda bu kuralın ilk defa olarak bir istisnası olduğu saptandı. Grup, kimi türlerinin alışılmadık bir 'evrensel olmayan' kod geliştirdiği alışılmadık bir maya grubunu analiz etti. İnsanlar ve aşağı yukarı bütün öteki canlılar CTG kodonunu lösin amino asidi olarak çevirirken, bu birtakım maya türleri bu üçlüye karşılık olarak serin ya da alanin aminı asidi üretebiliyor.

Bu zaten yeterince garip fakat grup daha garip bir durumun da ayrımına vardı: Ascoidea asiatica türü maya, bu kodonu serin ya da lösin amino asitlerinden birine rastgele biçimde çeviriyordu. Bu kodonun çevrileceği her seferde, hücrede yazı-tura atılıyor gibiydi. Bath Üniversitesi’nden Laurence Hurst: “Böyle bir şeye ilk defa tanık oluyoruz. CTG çevrimlerinin yaklaşık %50’sinde serin, kalanında lösin olarak yapıldığını keşfettiğimizde çok şaşırdık. Genetik kodların son kuralı da, yani çevrimin deterministik (belirlenmiş) olduğu da, çiğnendi. Bu durum, bu genomu benzersiz kılıyor; DNA’yı bilseniz de proteinleri öngöremiyorsunuz” diyor.

Bunun nasıl mümkün olabildiğini, başka bir deyişle yazı-tura atmaya benzeyen mekanizmanın fiziksel anlamda nasıl işlediğini kavramak için araştırmacılar tRNA ismi verilen molekülleri mercek altına aldı. Bu moleküller, kodonları tanıyan ve bir protein zinciri yapmak için amino asitleri bir araya getiren çevrim işçileridir. Analiz neticesinde, Ascoidea asiatica türü mayada 2 değişik tRNA türü olduğu belirlendi. Bunlardan biri CTG gördüğünde lösin alırken, öbürü serin getiriyordu.

Böylesi bir durum, bir canlı için oldukça riskli olabilir. Zira lösinli bir proteinle, serinli bir protein arasında önemli farklar olacaktır. Bu da canlının işleyişinde meydana gelecek kontrolsüz farklılıklar manasına gelir. Araştırmacılar, keşfettikleri bu rastgele kodlama örneğinin 100 milyon senelik bir geçmişe sahip olduğunu tahmin ediyor. Türün öteki yakın akrabaları, bu zaman zarfında, sakıncalı neticeler doğurabilecek bu rastgelelikten kurtulmayı başarırken, A. asiatica bu durumla yaşamayı öğrenmişe benziyor. Bunu nasıl başardığını anlamaya çalışan bilimciler, A. asiatica türünün CTG kodonunu çok nadir kullanacak biçimde evrildiğini tespit ederken, bu rastgelelikten yer yer fayda sağlayabilecekleri durumlar olup olmadığını araştırmaya devam ediyorlar.

Kaynak : https://bilimfili.com/genetik-kodun-evrenselligi-kuralini-cigneyen-mikrop-kesfedildi/
33
6
2
1
1
Emoji İle Tepki Ver
33
6
2
1
1