62
4
3
2
0
RTÜK, resmi yayıncıların internet yayınlarına bazı kısıtlamalar getiren ve TBMM’ye sunulan torba yasanın amacını açıkladı. Ancak tüm denetim mekanizmaları ve yasal adımlardan önce cevaplanması geren bir takım önemli soru, çözüm bulunması gereken sorunlar var.

İzleyiciler olarak ilgi alanımıza giren her türlü içeriği tüketmeyi seviyoruz. Bu içeriklere gün geçtikçe daha kolay ulaşmak istiyoruz. YouTube gibi ücretsiz içerik platformlarındaki sorunlar bir kenara, RTÜK’ün yeni torba yasası Netflix, Puhu TV ve Blu TV gibi yayıncılara bir takım kısıtlamalar getiriyor. 

YouTube içeriklerindeki küresel sorunların birer kopyası haline gelen Türkiye’deki içerik yayıncılığını ayrı olarak değerlendiriyoruz. Çünkü asıl mesele, resmi yayıncıların internet yayınlarına getirilen kısıtlama. Bildiğiniz üzere YouTube, resmi yayıncılık gerektirmeyen bir platform. Olaya daha yakından bakmak adına Puhu TV ve Blu TV gibi Türkiye merkezli yayın kuruşlarından kopup, küresel bir mecra olan Netflix’e yoğunlaşalım.

RTÜK, söz konusu düzenlemelerin ve denetim kriterlerinin ana amacını “çocukları korumak” olarak açıkladı. Açıkçası bu yaklaşım, bütün internet yayıncılığı için şart. Çünkü çocukların gelişimlerini olumsuz yönde etkileyen sayısız içerik var. Bu içeriklerin büyük kısmı ücretsiz olarak, kontrolsüz bir şekilde yayınlanıyorlar. Ancak ücretli bir servis sunan Netflix, zaten çocuk izleyiciler için ekstra güvenlik seçenekleri ve filtre uygulamaları sunuyor, bu konuda yapılan çalışmalara da destek veriyor. 

Açıklamaların bu kısmında tüketici gözünden değerlendirmeler yapılıyor ve herhangi bir sorun yok. Sorun, açıklamanın devamında ortaya çıkıyor. İnternet içeriklerinin ve internetten yayın yapan platformların karasal, uydu ve kablo TV yayıncılığına karşı ciddi bir rakip olduğundan söz ediliyor. Ancak bunun da bir tüketici eğilimi olduğu, yayın yapılan mecraların tüketiciye daha kolay ulaşılması adına, talepler doğrultusunda değişim geçirdiğinden söz edilmiyor. 


Netflix'in çocuk yayınlarını ayrı şekilde kategorilendirdiği giriş sayfası

Ardından denetimin çocukları korumak adına getirildiğini ve bunun Anayasal bir zorunluluk olduğunu belirten RTÜK sözcüsü, duruma el atmak zorunda olduklarının altını çizdi. 

Netflix gibi yayıncıların özelinde konuya açıklık getiren Sözcü yazarı Patrick Özdemiroğlu, tüketicilerin kaliteli içeriklere ulaşmak adına para ödeme alışkanlığı kazandıklarını söylüyor: “Bazı insanlar için ‘bedava kalitesizlik’ veya ‘ucuz sıradanlık’, parayla satın alınan iyi hizmetten daha pahalı olabilir.” diyor. Doğru söylüyor. 

Netflix gibi yayıncıların, ebeveyn kontrollü denetim standartları var:

Yani Netflix zaten çocuk gelişimini olumsuz yönde etkileyen içerikleri, alanında uzman kurumlarla birlikte çalışarak sınıflandırıyor. Her programın belirli bir izleyici kategorisi oluşturuluyor. Üstelik bu kategoriler, Netflix’in yayın yaptığı ülkelere ve hatta bölgelere göre değişiklik gösteriyor:

  • Sadece küçük çocuklara uygun.
  • Büyük çocuklar için uygun. 
  • Ergen yaştakilere uygun. 
  • Herkese uygun. 

Ebeveynler çocukları için en uygun seviyeyi Netflix’in ayarlar bölümünden belirliyor ve bir şifre aracılığıyla sakıncalı olarak belirlediği yayınları filtreliyor. Çocuklar söz konusu kategori dışındaki içeriklere ulaşamıyorlar. Yani Netflix gibi yayıncılar, sansür teknikleri uygulanmadan çocuklar için önlem alıyorlar. 

Asıl soru, hatta sorun: Önemli olan çocuklarsa bu işin sorumlusu ebeveyn izleyicilerdir:

Geçtiğimiz yıllarda YouTube üzerinde patlak veren önemli bir kriz var. Bu kriz resmi olmayan yayıncıların ürettikleri çocuk içerikleriyle ortaya çıktı. Çünkü bu içeriklere hiçbir uzman eli değmediği için, gelişim psikolojisi açısından sorunlu şeyler barındırıyordu. Cinsellik, alkol ve tütün kullanımı, şiddete teşvik, argo konuşmalar… Liste uzuyor. Ebeveynler, tabletleri telefonları çocukların ellerine verip köşelerine çekiliyorlar ve onları bu büyük kabusla baş başa bırakıyorlar.

Aynı durum Netflix gibi ilkeli yayın kuruluşlarında geçerli değil. Onlar zaten daha önce de söylediğimiz gibi yayınlarını çocuklara göre dizayn ediyorlar. Hatta kültürel hassasiyetlere de dikkat ederek bu içeriklere çocuk erişimini engelleme yetkisini izleyicilere bırakıyorlar.

Sonuç olarak, şu soruya aranan yanıt ne RTÜK’ün ne de Netflix’in aldığı önlemlerden sonra bile cevaplanamıyor:  

  • Çocuklarını büyük bir içerik çöplüğüyle baş başa bırakan anne ve babalar, Netflix kadar duyarlı olabilirler mi?
  • RTÜK’ün internet yayıncılığı için aldığı önlemler, çocukların gelişimine her şeyden daha fazla etki eden “ebeveyn eğitimi ve bilinçlendirmesi” için yeterli mi?

Görüşlerinizi yorumlar kısmında bekliyoruz.

62
4
3
2
0
Emoji İle Tepki Ver
62
4
3
2
0