29
16
16
2
1
Robert Langlands, 2018 yılının Abel Ödülü’ne layık görülen 1960’ların sonunda ODTÜ’de de çalışmış ve Türkçe’yi orada öğrenmiş, tarihin en iyi matematikçilerinden biri. Çalışmalarının, gelecekteki birçok probleme çözüm olacağı düşünülen Robert Langlands'ı, daha yakından tanıyalım.

Oslo Üniversitesi’nde, Mayıs ayının sonlarında bir sabah, dünyanın en saygın matematikçilerinden Robert Langlands, seçkin meslektaşlarından oluşan topluluğa bir konferans verdi. O gün oraya, farklı coğrafyalardan birçok saygın matematikçi, matematiğin Nobel’i olarak bilinen ’81. Abel Ödülü' için oy kullanmaya gelmişlerdi.

Langlands, elinde bir kalemle, genelde yere bakarak ve ileri geri yürüyerek, kendi adını taşıyan araştırma alanı hakkında konuşmaya başladı: “Soru şu ki, araştırma alanının şu anki halinin, adımı taşımasını onaylıyor muyum? Cevap hayır.” Grupta gülüşmeler yaşandıktan sonra Kanadalı matematikçi devam etti:

”Birinin bu alandan benim adımı kaldırıp, yerine başka bir isim vermesi beni memnun eder.”

Bu ödül töreni adeta en iyi film yönetmeninin ‘Oscar’ı alması gibi bir şeydi. Kariyerinin çoğunu Langlands’ın çalışmalarını genişleterek onlara popülerlik kazandırmakla harcayan, Rusya doğumlu ABD kökenli Edward Frenkel de o gün oradaydı ve konferans salonunun önlerinde bir yerde oturuyordu.

Langlands, 60’lı yıllarda tamamen ayrı olduğu düşünülen sayı teorisi (tam sayıların çalışması) ve harmonik analiz (gitar telinin oluşturduğu dalgalar gibi sürekli fenomenler) konularının birbiriyle bağıntılı olduğunu keşfetti. Bu beklenmedik gelişmenin ardından iki konu arasında köprünün kurulmasıyla matematiksel düşünce yeni bir boyut kazandı.

Langlands’ın çalışmaları tüm dünyada o kadar çok değer görmektedir ki, birçok matematikçi, onun fikirlerini genişletmek ve onlar üzerine çalışmak için hayatlarını adamışlardır. Bu matematikçilerden biri olan Frenkel, Langlands’ın çalışmalarına geometrik bakış açısıyla yaklaşarak, teorileri geometriye doğru genişletmiştir. “Langlands Programı ve Genişletilmiş Geometrik ve Fiziksel Langlands Programları” isimli çalışmalar, matematikte var olan en iddialı çalışmalar arasında gösterilmektedir.

Üniversitelerin, araştırma yapmak gibi temel rollerinden uzaklaşarak, daha pragmatik ve uygulamaya yönelik (daha az felsefe, daha fazla mühendislik) şekilde çalışmaları, ‘Matematiğin hangi amaca hizmet ettiği ya da hangi amaca hizmet etmesi gerektiği’ sorularının sorulmasına sebep oldu. Böylece Langlands’ın çalışmaları, soyut bilimin gerekçeleri hakkındaki tartışmaların araştırma konusu haline gelmiştir.

Langlands Programı, yakın geçmişte bir çok gazetecinin araştırma konusu olmuş. Yalnız genel olarak gazeteciler, Robert Langlands ile değil de Frenkel ile röportaj yapmışlar. Frenkel bu konu için şunları söylüyor:

“Matematikçiler, genel bir kitleyle konuşurken başarısız oluyorlar. Fakat biz matematikçiler arasındaki iletişimlerde de sorun yaşıyoruz. Benim fikrime göre gözlemlerimizi paylaşmalıyız ancak Langlands benimle aynı fikirde değil.”

Langlands, çeşitli konulardaki yetenekleriyle olağanüstü bir yetenek olarak kabul görür. 1967’de geliştirdiği çalışma o kadar karmaşık ki, hala dünya üzerinde birkaç kişi bunları anlayabiliyor. Langlands, daha önce 3 kez daha Abel Ödülü için aday konumundaydı fakat çalışmaları inceleyen akademisyenlerin anlamakta güçlük çekmesinden dolayı ödül verilememişti.

Ünlü matematikçi Fermat’ın Son Teoremi’nin kanıtı Andrew Wiles tarafından yapılmıştı. Andrew Wiles, Guinness Rekorlar Kitabı’na ‘Dünyanın En Zor Matematik Problemi’ olarak giren bu problemi Langlands Programı’nın desteğiyle çözdüğünü açıklamıştı. Ayrıca matematikçilerin çoğu, çözülememiş en ünlü matematik problemi olan Rieman Hipotezi’nin kanıtına, Langlands Programı’nın yardımcı olabileceği fikrine katılırlar.

1980’lerde, Frenkel ve bir grup matematikçi, Langlands’ın gözlemlerini araştırmak için bir ortak çalışma olan Geometrik Langlands Programı üzerinde çalışmaya başladılar. Geometri ve sayı teorisi, uzun süre ayrı disiplinler olarak düşünülüyordu, Descartes bu iki terimi bir araya getirdikten sonra ilk kez bu çalışmada bu iki kavram birbirleriyle ilişkilendirildi.

Geometrik Langlands Programı’nın geliştirilmesiyle birlikte fizikçilerin de bu programı kullanarak yeni keşifler yapmasının önü açıldı. Bu programın ardından matematikçiler ve fizikçiler, son yıllarda hiç olmadığı kadar beraber çalışmaya başladılar. Bu çalışmaların sonuçlarından biri de Standart Model olarak adlandırılan, evrenin bilinen tüm güçlerini tek seferde açıklamaya çalışan bir modeldi. Geometri ve fiziğin bir araya gelmesi, bir çok bilim insanına göre evrenin sırlarının açığa çıkmasını sağlayacaktır.

Langlands, son zamanlarda yeni bir makale üzerinde çalıştı. Makale, tamamen Rusça yazılmıştı ve genel olarak Frenkel’in desteklediği Geometrik Langlands Programının yeniden formulasyonu konusuna dayanıyordu. Langlands, çalışmasını tamamlamadan önce, bazı kısımları konuya hakim matematikçilere yolladı. Fakat çalışmaları bütünüyle anlayabilen biri çıkmadığından hiçbirinden geri dönüş olmadı.

Ağustos ayı sonunda bir gazetecinin Langlands’ı ziyareti sırasında, Türkiye’de Türkçe olarak vermeye hazırlandığı bir konferans öncesi ilginç bir cümle kurmuş Langlands:

“Matematik hakkında çalışmayı bırakıp daha kabul edilebilir şeyler yapmaya hazırım.”

Langlands’ın çalışmaları, anlaşılmayı bekleyen çok değerli programlar. Belki de fiziğin bilinmeyenleri, gelecekte bu programlar sayesinde anlaşılabilir ve biz de bu değerli matematikçiyi bilmenin gururunu yaşıyor oluruz.

Kaynak : https://thewalrus.ca/the-greatest-mathematician-youve-never-heard-of/
29
16
16
2
1
Emoji İle Tepki Ver
29
16
16
2
1