• Gamescom 2015'te Hangi Oyunları Gördük? (Detaylı Değerlendirme)
0
0
0
0
0
Gamescom 2015'te Hangi Oyunları Gördük? (Detaylı Değerlendirme)
Gamescom 2015 sonrası sizlere merak ettiğiniz bizim gördüğümüz/görmediğimiz tüm oyunlara ait genel değerlendirmeyi bu yazımızda bulabilirsiniz. Dikkat! Oku oku bitmez!
Gamescom 2015 dün, yani 9 Ağustos’taki son gününün ardından kapılarını kapattı ve biz de memleketimize döndük. Sizlere birçok video ile aktarmaya çalıştığımız oyun yenilikleri ve deneyimlerimiz olsa da kaçırdıklarımız da bulunuyor. Yani sizlere video ile aktaramadıklarımız ve diğer detayları, ilk defa gittiğimiz Gamescom deneyimlerimizi buradan uzun uzun anlatmak istedik. İlk olarak Gamescom ve ortamından bahsedip sonrasında da gelen oyunlara şöyle bir değinir duyduklarımızı sizlerle paylaşırız.

İlk olarak Gamescom ve Köln’den bahsedelim;
 

 Köln ve Gamescom 2015, Nasıldı?


Almanya’nın batı kesiminde bulunan Köln kenti aslında küçük ve şirin bir kent gibi duruyor. Keza öyle sanırız. Sanırız kısmı da hiç gezip görme şansımız olmaması nedeniyle olduğunu söyleyelim. Fuar ve otel arasında mekik dokuduk çünkü. Sürekli o şekilde geçti günlerimiz.

Gamescom ise beklediğimizden daha büyük ve efsane kalabalık bir yer olarak hafızalarımızda yer edindi. Oyunlar için bu kadar büyük bir alan ayrılmış olması ve o kadar geniş geniş olmasına rağmen hınca hınç dolu olması da gerçekten bizleri çok şaşırttı. Tabii bu kadar dolu olunca merak edilen oyunlar için oluşan sıralar da bir o kadar da uzun oluyor. Saat 10’da ziyaretçilere kapılar açıldığında ulaşacağınız ilk oyun standında en az yarım saatlik bir bekleme süreniz ile başlıyor. Her geçen dakikada da bu süre 1 hatta 2 saati aşıyor ve insanlar buna rağmen bekliyor. (Adamlar nasıl işsiz anlayamadık)
 

Yani bir de böyle yaşlı kategorisine girecek amcalar, sokakta koşuşturması, parka falan gitmesi gereken çocukların da olması Avrupa’daki oyuncu kitlesinin ne denli büyük olduğunu da bizlere gösterdi, saygı duyduk. Ki şimdi basın bildirisi geldi Gamescom’dan, 345 bin katılımcı olmuş bu sene. Gerisini siz düşünün. Günlük yaklaşık 85 bin kişi falan oluyor. 806 farklı firma ve bu firmaların 33,200 ziyaretçisi de bulunmakta. 96 farklı ülkeden de Gamescom’a katılım sağlanmış. Yani ciddi ciddi evrensel bir oyun fuarı haline geldi artık Gamescom.

Son olarak da 17-21 Ağustos 2016 tarihlerinde sıradaki Gamescom’un düzenleneceğini söyleyelim. Yine tabiki Köln’de olacak ve Koelnmesse denilen fuar alanında yapılacak.

Neyse, sizin merak ettiğiniz asıl kısım oyunlar olduğu için ondan bahsedelim; FPS, TSP, RPG, strateji ve spor/yarış olarak ayırdığım kategorilerde öncelikle gördüğümüz oyunlara, sonra da gelen bilgilerden bahsedeceğim. Bakalım neler gördük, ne gibi oyunlar bizleri bekliyor.
 

 FPS (First Person Shooter - Birinci Şahıs Nişancı) Oyunları


FPS kısmı belki de birçok kişinin en çok dikkatini çeken oyun türü olarak dikkat çeker. Genellikle savaş ve aksiyon oyunlarını barındıran FPS oyunlarında Until Dawn, Call of Duty: Black Ops 3, Tom Clancy's Rainbow Six: Siege, Halo 5: Guardians, Halo Wars 2, Deus Ex: Mankind Divided, Owerwatch, Homefront: The Revolution ve Battleborn gibi oyunlar sahne aldı. Ancak biz sadece 2 oyunu deneme şansı yakalayabildik. Bunlar da COD ve Rainbow Six: Siege.
 

COD: BO3’ten bahsedecek olursak eğer ilk başta yine bir gelecekte geçen oyun olmasının üzüntüsünü söylemek isterim. Çünkü CoD serisi bizleri dünya savaşları ile kendisine bağlamışken artık üst seviye silahlar ve teknolojik aletlerin kullanılması biraz can sıkıyor. Ama oyunun çok çok iyi olduğundan bahsetmek gerek. Gerek grafikleri, gerekse oyun dinamikleri oldukça iyi olmuş. Arkanızda jetpack gibi bir şeyin olması sebebiyle space tuşu ile zıpladığınızda bir süre havada kalabiliyorsunuz. Koşarken duvardan bile yanlamasına koşabilmeniz ise oldukça hoş bir düşünce. Ayrıca yine sınıf gibi seçenekleriniz de var. Yani her askerin iyi olduğu bir özellik var ve buna göre bir seçim yapabiliyorsunuz. Ama tabiki yine mevzu bahis CoD olunca efsane olması kaçınılmaz. Çatır çutur savaşlar bizleri bekliyor diyebiliriz.

Ancak şunu da belirtmekte fayda var; ultra gelişmiş silahlar olması sebebiyle karşınızdakini kolayca öldürebiliyorsunuz. Tam bu noktada insan düşünüyor, o kadar gelişmiş silahlarla kolayca öldürebilmek doğal evet, ama zırhlar vs de mi hiç gelişmez? O kadar kolay ölüm multiplayer oynarken acayip sinir bozacaktır. Bunu da söylemiş olalım.
 

Bir diğer deneme fırsatı bulduğumuz FPS oyunu ise Rainbow Six: Siege oldu. Bu oyunu da yeni Counter Stirike olarak gördüm ben şahsen. Ki bunu yukarıdaki videomuzda da belirttim. CS 1.5 zamanlarının 2015’e uyarlanmışı diyebiliriz bu oyun için. Ama oldukça zevkli olduğunu söylemeliyim. Bizim test ettiğimiz multiplayer modunda karşı takım bot olarak atılmıştı ve sanırım deneyimlememiz için en kolay seviyeye alınmış. Çünkü adamın dibine girince anca geldiğinizi fark ediyor.

Birkaç bomba kurulmuş ve siz de SWAT ekibi gibi içeriye en güvenli giriş yolunu bularak bu bombaları deaktif etmeye çalışıyorsunuz. Tabii deaktif edebilecek kit de bir kişi de. İşin güzel tarafı da mikrofon ile oyun içi takım arkadaşlarınız ile haberleşebilmeniz. Çünkü bunu herkesin online gerçek oyuncu olduğunu düşündüğümüzde tam anlamıyla bir takım oyunu gerekecek ve bu şekilde haberleşmeniz de sizin yararınıza olacaktır. Bizim yanımızdaki diğer 3 eleman alman olduğu için iletişim zorluğu yaşadık, fakat zorluk seviyesi kolay olduğu için de bombayı çözebildik. (Tek ben kalmıştım ve tek başıma 2 bomba birden çözerek oyunu kazanmamızı sağladım. Havamı da attığıma göre devam edelim)

Bunların dışında biz oynayamasak da Gamescom’un gözde FPS oyunları olan Halo 5: Guardians ve Halo Wars 2 de Xbox cephesinin sağlam oyunları olarak dikkat çekti. Halo’nun çok daha iyi olarak geleceğini gördük ve Xbox One kullanıcılarının tartışmasız favori FPS oyunu olacağını söyleyebilirim. Birkaç Xbox standında takılan Master Chief cosplayleri ile de bu oyuna olan ilgiyi anlatabiliriz. 2, 2.5 saat sıra beklemek gerekiyordu deneyimleyebilmek için.
 

Diğer FPS türlerine geçmeden belki de en çok yankıu uyandıracak Blizzard’ın FPS’sinden bahsetmemek de olmaz. Owerwatch. Sabah kapılar basına açıldığı anda koşa koşa gittiğimiz oyunda hemen ikinci alım sırasından girebildik. (1.5 saat falan bekleme var tabii) İyi ki de girmişiz! O ne güzel bir oyundur arkadaş! Blizzard yapacağını yaparak CS:GO ve diğer klasik FPS türlerinden sıkılanlar için eskiye dönüş yaparak bizleri sevindirdi. Özellikle FPS’nin atalarından Quake ve Unreal Turnament gibi oyunlara oldukça benzeyen ve bunu 2015’te duyuran Blizzard old-school dediğimiz çapta bir oyunu bizlere sunarak çok sevindirdi.

Atak, defans, tank ve destek olarak son dönemlerde sık sık rastladığımız sınıflara sahip birçok karaktere sahip olduğumuz oyunda favorim Soldier: 76 olduğunu belirtmeliyim. Biraz klasik FPS hayranı olmamdan dolayı olsa gerek direkt olarak bildiğiniz bir asker olarak düşünebilirsiniz. Ancak birbirinden farklı özelliklere ve yeteneklere sahip karakterlerin bulunduğu oyun gerçekten Blizzard’ın en büyük kozu olabilir. Bastion adındaki defansif robot da sağlamlarından biri.

Ayrıca her karakterimizin bir ultisi bulunmakta ve siz adam öldürmeye çalıştıkça bu ulti barınız dolacak ve Q harfine basmanız ile beraber coşturacaksınız. Neyse, çok da detaya inmek istemiyorum. Ama şunu söylemek gerek; beleş olursa kesinlikle denemelisiniz! Olmaz sa da alın oynayın bence, valla bak.
 

Şimdi de diğer FPS oyunlarına da değinmeden geçmeyelim. Bunlar Deus Ex: Mankind Divided, Homefront: The Revolution ve Battleborn. Ki bunların arasında en dikkat çekici olan da Homefront: The Revolution olacak gibi duruyor. Deus Ex, bildiğimiz oyunun devamı gibi grafik kalitesi arttırılmış biçimde karşımıza çıkıyor. Ancak Homefront bir başka olmuş, süper bir tanıtım videosu bulunuyor. Ki benim düşünceme göre yapımcı Deep Silver ve Crytek bunu biraz gündemi takip ederek yapmış olabileceklerini düşünüyorum.

Gerek ülkemizde, gerekse orta doğuda ve birçok ülkede de görülen bir devrim rüzgarının tam ortasında böylesine bir oyun çıkartmak bence ticari açıdan oldukça güzel bir mantık. Hatta bu devrim yapacağınız ülkenin Amerika olması da ekstra bir dikkat çekecektir.

Bunların yanı sıra Battleborn da bir diğer Owerwatchvari bir oyun olarak geliyor. Team Fortress ayarında olabilecek ve Quake’ten anımsamalar yapan Battleborn da Owerwatch gibi bir rakibin karşısında neler yapacak göreceğiz. Güzel bir kapışma olacak. Ama Battleborn’un ekip ile bilgisayara karşı olduğunu da belirtelim. Yani en azından Alfa oynanışta bunu gösterdiler.
 

 TPS (Third Person Shooter - Üçüncü Şahıs Nişancı) Oyunları


FPS’ten hemen sonra TPS oyunlarına da değinmek gerek, burada da Metal Gear Solid V: The Phantom Pain, Quantum Break, Scalebound, Just Cause 3, Rise of the Tomb Raider, Star Wars Battlefront, For Honor, Tom Clancy's The Division, Assassin's Creed Syndicate, Horizon Zero Dawn, Hitman, Uncharted 4 & Nathan Drake Collection, Until Dawn ve Mafia III gibi kabarık bir liste karşılıyor bizi.

Bu listede en çok merak edilenler ise Star Wars: Battlefornt, Mafia III, Metal Gear Solid V: The Phantom Pain ve Assassin's Creed Syndicate diyebiliriz. Ama bunlardan geride kalır yanı olmayan Quantum Break, Scalebound, Just Cause 3, Rise of the Tomb Raider ve For Honor da dikkat çekiyor. (Aslına bakarsanız TPS konusunda tüm oyunlar oldukça merak edilenler)
 

Hemen mevzuya Star Wars: Battlefornt ile giriş yapalım. Yıldız Savaşlarını şahsen hiç izlememiş olsam da (tamam vurmayın, tamam) çevremdeki neredeyse herkesin hayranı olması sebebiyle az-çok bilgi sahibiyim ve bu sebeple SW en merak edilen oyun olarak dikkat çekiyor. Hatta Gamescom’un ödüllerinde En İyi Oyun, En İyi Konsol Oyunu, En İyi PlayStation oyunu, En İyi PC Oyunu ve En İyi Multiplayer Oyunu gibi deli dehşet ödülleri daha çıkmadan cebe indirdi EA. Hatta birçok kesime göre EA tarihinin en başarılı yapımı olacak gibi duruyor. Tabii bu dünya genelindeki acayip fanatik Star Wars severlerin sayesinde olduğunu da belirtmek gerek. Yani EA biraz tırt bir oyun yapmış olsaydı dahi bu oyun tutacaktı. Ama bu kadar çok sayıdaki fan kitlesini de oldukça sevindirecek bir oyun yaptıklarını söylemek gerekli.

Biz orada multiplayer modunu deneme şansı bulduk. Bunu PS4 ile ve Split Screen dediğimiz ekranı bölerek co-op oynama modu ile yaptık ve oldukça zevk aldık. Dalga dalga gelen Rebel kuvvetlerine Strometrooper cemiyeti olarak karşı koymaya çalıştık. Biraz kolay gibi geldi ama bu yine beta sunumundaki kolay ayar seçiminden olsa gerek. Diğer türlü de yayınlanan videolarda X Wing, TIE Fighter ve Milennium Falcon ve Star Destroyer gibi efsane araçlar ile de bir dogright denilen it dalaşına da gireceğiz. Bu da oyunun fanları için mükemmel bir artı. Ama asıl bomba  Darth Vader, Luke Skywalker, Han Solo ve Boba Fett gibi Yıldız Savaşlarının yıldızlarını da oynayabilecek olmanız. Aynı zamanda R2-D2 ve C-3PO gibi karakterler de oyunda yer alacak fakat bu arkadaşlarımızı yönetemeyeceğiz. Hoth, Tatooine, Endor ve Sullust gibi aşina olduğumuz bölgeler de harita olarak karşımıza çıkacak.
 

Bunun dışında Mafia III için herhangi alfa testi imkanı yoktu fakat sizlerinde takip ettiği gibi tanıtım videoları yayınlandı. İlk dikkat çeken ise grafikler. Ayrıca gayet baboş diyebileceğimiz seslendirmeler. Uzunca klasik mafya aile hikayeleri sonrasında bir infaz görüyoruz ve 4 kişilik ekibimiz de bizlere kendini gösteriyor. Biri de kadın. 2016’yı da beklememiz gerektiğini söylemeleri ise oldukça üzücü. Ama bir mafya oyununu bu grafik kalitesiyle oynamak oldukça zevkli olacaktır. Kesin.

Hemen Hitman’e değinecek olursak yine ortaya çıkan videolar dışında elmimizde birşey yok. Fakat tanıtım videolarının filmvari bir etkisi de oldukça heyecan yaratıyor. Ki Hitman: Agent 47 diye filmi de gelecek olması güzel bir tesadüf olacak. Fakat videolara baktığımızda karşımızdaki düşmanın oldukça iyi olduğunu ve bizi gizlenmeye daha fazla zorlayacağını hissedebiliyoruz. Paris moda haftası vb detaylar da güzel olmuş. Ama grafik olarak daha iyi olabilirdi demeden edemedim kendime, belki siz de bana katılırsınız.

Bunların yanı sıra Horizon: Zero Dawn ile ilgili bir ön tanıtım vardı ve oradaki arkadaşımız karşımızda alfa sürümünü oynayarak bizlere oyunun dinamiklerini gösterdi. İlk başta hikayeye değinecek olursak eğer oldukça güzel ve ilgi çekici olacağını söyleyebiliriz. Çünkü oyunda o dikilen gökdelenler vs tüm insani yapılar doğa tarafıdan ele geçirilmiş ve bir ilginç çağ ortaya çıkmış. Bu sefer ki dinazor gibi yaratıklar ise tamamen teknolojik. Biz tabi eski çağlara dönmüşüz, oklar falan ile takılacağız. Nedense benim hoşuma gitti, ama daha yolun çok başında bir oyun olması sebebiyle pek de yorumlamamak gerek, ne olacağı belli olmaz. Ama güzel bir oyun bizleri bekliyor diye düşünmekteyim.
 

Bunun dışında biraz hayal kırıklığı yaşatan bir oyun va; Scalebound. Yani beklentimin altında kaldı. İlk tanıtım videolarını görünce “OOOOooo dehşet bir oyun olacak bu!” diye sevinirken yine karşımızda alfa sürümünü oynadıklarında “Bu muydu la?” dedim. Ama yapımın iyi olduğunu söylemek gerek, sadece ben biraz fazla gözümde büyütmüşüm. Bir dinazor arkadaşınız var ve Devil May Cry’ın Dante’sine benzer bir karakter ile takılıyorsunuz. Savaş dinamiği de oldukça DMC benzeri olması da “Aga biraz çakma olmuş bu yaa” dedirtti. Soru-Cevap misali bir şey olsaydı açıkca sormak isterdim “Dante’nin yanına dinazor ekleyip yeni oyun çıkartmak zor oldu mu?” gibi.

Ama sonuçta DMC güzel bir seri, bu da farklı bir açıdan yaklaşıyor ve sonuçta güzel bir yapım ortaya çıkıyor. Hele ki DMC severlerin düşünmeden oynaması gereken bir yapım olduğunu, her ne kadar biraz çakmalık olsa da Xbox’a özel olan bu oyunun  PS kullanıcıları tarafından “Ula biz de oynasaydık iyiydi yaa” diyecekleri bir oyun olacağını düşünmekteyim. Ama çok daha iyi olabilirdi yaa..

Şimdi de Quantum Break diyelim, bu arkadaş olacak, güzel olacak, süper olacak. Bana ilk bakışta Prototype’ın farklı versiyonu gibi geldi (Lütfi abey hiç benzetememiş ama :/ ) Zamanı bükme muhabbeti hep filmlerde bazı bazı konu olan ve ilgi çekici gelen bir detaydır. Bunun da oyunu Quantum Break olarak karşımıza çıkıyor. Taa geçen seneki Gamescom’da görmüştük bu Gamescom’da da daha çok dikkat çekti tabii. (Son Zaman Bükücü olmuş)

Zamanı durdurma, bükme ve ileri geri sarma gibi özelliklerimiz de varken bir de bazı özel kıyafetler giyerek bizim özelliklerimizi kullanabilen boss tipli elemanlar da bulunuyor. Bunlar da oyunun en zorlu kısımları olacak tabii. Bol bol zaman bükerek kapışmak da bir süre sonra sıkabilir gerçi, bunu oyun çıkınca göreceğiz. Ama zevk katacak gibi duruyor.
 

Şimdi de For Honor efsanesine göz atmak gerek. Bu da çok ses getiren oyunlardan biri olunca öyle böyle sıra yoktu bu oyunu görebilmek için. Yani sabahtan 2 saatlik sıra varken bir o kadar daha kişi sıraya girmişti. Adamlar yememiş içmemiş bu oyun için taburelerini falan getirip sıraya girmişler. Nasıl bir etkisi olduğunu siz düşünün.
Son zamanlarda artan orta çağ şövalyeleri muhabbetini burada kıran kırana yaşayacağız ve kılıçlarımız ile çoklu oyuncuda sağlam bir mücadele olacak. Bu da Ubisoft yapımı olunca iyice dikkat çekiyor elbette. Şövalyeler, Samuraylar ve Vikingler olarak üç farklı takımımız var ve bu arkadaşlarımızı karşılıklı coştururacağız. Güzel bir savaş olacak. Hatta aksiyonun dibi bile olabilir yani. (Olamaz mı? Olabilir)

Bir de herkesin merakla beklediği Metal Gear Solid V: The Phantom Pain var. Metal Gear Solid V: Ground Zeroes’un devam niteliğinde olan oyunda uzun bir koma yaşamından sonra uyanan ana karakterimiz Snake’e Ocelot’un eşlik etmesiyle bir hikayeye doğru uzanacağız. Stealth dediğimiz gizlilik üzerine kurulu olan klasik bir Metal Gear deneyimi sunan oyunda tabiki en dikkat çekici detay her oyunda olduğu gibi grafikler. Afganistan topraklarında özgürce dolaşabileceğimiz oyunda karton kutu muhabbeti de devam ediyor. Ama eski oyunlara göre daha farkedilebilir olacak gibi bir his var içimde. Çünkü karton kutu ile tüm haritayı dolaşabilmek biraz komik olur gibi. Diamond Dogs üssünden idare edeceğimiz oyunda oldukça gelişme var ve merakla beklemekten başka çaremiz yok.

Bunun dışında da Just Cause 3, Uncharted Nathan Drake Collection ve Tom Clancy's The Division gibi oyunlar da dikkat çekiyor. Just Cause 3, bol bol patlamalı, aksiyonlu klasik bir Jus Cause olacak. Açıkcası pek bir değişiklik yok gibi geldi. Ama değiştirmeye de gerek yok. Ortama dalıp önüne geleni havaya uçurmaya meraklı kitlenin yine ilgisini çekecek ve satacak bir oyun sonuçta. Uncharted Nathan Drake Collection ise PlayStation’a özel eski Uncharted versiyonunlarının remake olarak PS4’e uyarlanışı olacak. Grafikler eski tip olsa da PS4 kalitesine getirilmiş olması güzel bir detay. Uncharted 4 de serinin devamı olacak ve yine vurdulu kırdılı ancak abartısı bol olsa da tadında olan bir oyun diyebiliriz. Bize alfa sürümünü gösterdiklerinde PS4’ü alan onaması gerek izlenimi uyandırdı. Sağlam bir yapım olduğunu belirtmeliyiz.

Tom Clancy's The Division ise bizlere New York’u daha farklı bir biçimde gösterecek ve ABD hükümet ajanı olarak para ile bulaşan virüs sorununu çözmeye araştıracağız. Ancak bol bol mini savaşlar da olacak tabi. Siz de özel bir ekipsiniz sonuçta, yine teknoloji falan ile çosturacaksınız.
 

Rise of the Tomb Raider ve Assassin's Creed Syndicate ise çok beklenen oyunlardan olsa da övülmeye değer mi bilemedim. Yeni ve grafikleri geliştirilmiş oyunlar olsalar da klasik Tomb Raider ve klasik Assassin’s Creed oyunları olması biraz tek düze gelecek. Tabii bu seriyi sevenler mutlaka oynamalı, oyunun bir kötü yanını göremedik biz, ama yıllardır süregelen aynı tip bir oyun oluşturmak da sıkıyor. Gerçi Syndicate’te son oyunlarda bi bozmuştu, bu oyun ile toparlayacaklar onu da net söyleyebilirim. Hatta bu kadar klasik bir Assassin’s Creed olma sebebi de tahminime göre bu nedenle olsa gerek. 

Son olarak da yılın efsanesi olarak düşündüğüm ve sade PS4 sahiplerine özel olacak olan Until Dawn oyunundan bahsetmeden olmaz. Korku oyunlarına bambaşka bir açı getiecek olan Until Dawn’da neredeyse tüm kararlar size bırakılmış ve 8 karakteri birden yöneterek kimin ile yola devam edeceğinizi siz belirleyeceksiniz. Yani gidişatı tamamen sizin elinizde olan bir oyun olarak karşımıza çıkıyor. Sizi defalarca ikilemlere sürükleyecek olan Until Dawn, dramatik bir hikayeye sahip olacak ve Türkçe altyazı ve menüler ile de size vereceği zevkini kat be kart arttıracak.
 

 RPG (Role Playing Game - Rol Yapma Oyunu) Oyunları


RPG, yani rol yapma oyunlarında ise efsaneler birleşiyor. İlk dikkat çeken WoW’un yeni paketinin duyurulması elbette. Legion ile gelen yenilikler Blizzard cephesinin fanatik oyuncuları ve neredeyse milyarlarını veren cemiyetin pür dikkat beklediği bir paketti. Bunun yanı sıra Türk TaleWorlds’ten çıkan Mount & Blade II: Bannerlord’da ayrı bir dikkat çeken detay tabiki. Geliştirilen yapay zeka, kuşatma taktikleri gibi yeniliklerle Gamescom’un merak edilenleri arasında olan Mount & Blade 2, geliştirilmeye devam ediyor ve 2012’den beridir de sağlam bir düzen ile yeni oyunu bizlere sunacaklar. TaleWorlds bu konu hakkında sıkı bir çalışma yapıyor ve tamamen taktire şayan bir ürün geleceğini söylemeliyiz.

Fallout 4 ise gerçekten Gamescom’a katılanlar arasında asıl dikkat çekenlerden biri. Çünkü Fallout’un standında isteyen kişilerin saçları Pip Boy gibi sarıya boyanıyor ve gerçekten yüzlerce insan gördük saçlarını boyatan. Buradan bile ne kadar ciddi bir etki uyandırdığını söyleyebiliriz. Ki Shelter mobil oyunu ile de ciddi bir kitleye ulaşmaya çoktan başladılar ve yeni oyun çıkana kadar mobilden bu severlerin vakit öldürmesini sağlıyorlar, tabii gelir de sağlanıyor.
 

WoW Legion’da ise Demon Hunter sınıfının eklenecek olmasıyla Twitch’te bol bol bu yayınları göreceğiz. Ayrıca Blizzard oyunlarının meraklılarına belirtmiş olalım. Twitch’te yayın yapan en ünlü WoW oyuncuları da bizzat Blizzard standında takılıyorlardı. Yani olsanız fotoğraf çektirebilir, muhabbet edebilirdiniz. Ama onun için bile bambaşka kalabalık bulunuyordu.

Dark Souls 3 ve Final Fantasy 15’e gelecek olursak bunlar da Avrupa ve Asya oyuncu kitlesinin en merak ettiği oyunlar. Hatta cosplay yapan arkadaşların çoğu da FF serisinden örnek alarak birşeyler oluşturmuşlar. Orada yaptığımız ufak konuşmlarda da en merak edilen oyunun FF XV olduğunu söyleyebiliriz. Dark Souls 3 ise korku oyunu olarak oldukça dikkat çekecek bir yapım. Sonuçta bir korku oyunu efsanesinin yeni yapımı olarak karşımıza çıkacak ve Until Dawn kadar olmasa da ciddi bir etki uyandıracağı kesin.
 

 Strateji Oyunları


Strateji bölümüne geçecek olursak eğer StarCraft 2, LEGO Dimensions ve Elite: Dangerous bizi karşılıyor. Bunlar arasındaki en ilginci de LEGO Dimensions olacak.

Çünkü Batman, Gandalf gibi karakterlerin odluğu oyunu gerçek Lego ile de oyun ile iletişim halinde oynayabileceksiniz. Portal oyununun garip ve yeni bir versiyonu olacak olan LEGO Dimensions’da birbirinden farklı ek paketler de bulunuyor. Gerçekten ilhinç bir oyun ancak bizim bu taraflarda ilgi çecekeğini sanmıyorum açıkcası.
 

Elite: Dangerous ise zaten hali hazırda çıkmış bir oyun ve geliştirilmeye devam ediyor. Sadece galaksimizi değil tüm evreni ele alan oyunda Interstellar filmi ile artan uzay merakınızı hat safhaya çıkarabilmenizi sağlayabilir. Biraz tuzlu bir oyun olmasına rağmen hakkını fazlasıyla verebilir. Simulasyon tarzına yakın olması sebebiyle de ilgisi pek olmayan kişilere sıkıcı gelebilir onun uyarısını da yapalım.

Son olarak Starcraft 2: Legacy of the Void’e geçeceğima bunun için uzun uzun yazmak gerekli. Stand Alone dediğimiz tek başına oynanabilen eklenti paketi olan Legacy of the Void, Blizzard’ın en ciddi kozlarından biri olarak karşımızda. Beta testi devam eden oyun için Blizzard’ın ayırdığı sol tarafta WoW kadar olmasa da ilgi gayet büyüktü, fakat WoW’dan dolayı aşırı bir ilgi de çekemedi maalesef. Ama satışlarda bu sorun ortaya çıkmayacaktır tahminimce. Sevenlere Artanis ile iyi oyunlar dilerim.
 

 Spor/Yarış Oyunları


Geldik bizim tayfanın en merak ettiklerine; FIFA 16, PES 2016, NBA 2K16, WWE 2K16, American Truck Simulator, Forza Motorsport 6, The Crew: Wild Run ve Mad Max gibi oyunlar bizlere “İşte beklediğim oyunlar” dedirtiyor. Çünkü günümüzün oyuncu kitlesi spor oyunlarına daha meraklı.

FIFA 16’dan başlayalım, 2015’teki versiyonuna göre ahım şahım şeyler katmamış olsa da oyuna ülkemiz adına en büyük yenilik olan Türkçe dil seçeneğini getiren EA Sports, aynı zamanda geçen sene eklediği Türkiye Süper Ligi ile de bizlerin gönlünü fethetti. Ama şöyle bir durum da var. Ki bence en büyük artısı.

Şimdi PES oynayanlar iyi anlayacaktır. PES’te çoğu zaman +2 oyun hızıyla oynamaya alışıp FIFA’ya geçiş yaparsanız yavaşlık sizi deli eder ve sıkılırsınız. Maç sanki yıllar sürüyormuş gibi gelir ve sanki Tsubasa gibi yarım saatte anca orta sahaya gelmiş hissine kapılırsınız. İşte bu olay yok artık. Yani şahsen PES’i daha çok oynamama rağmen FIFA’yı test ederken bu tarz bir gariplik, hantallık hiç sezmedim. Bu da beni çok sevindirdi açıkcası.

Ayrıca kadın futbolunun eklenmesi de güzel bir artı ve en güzel yanı ise kadın futbolu tıpkı erkek futbolu gibi yapılmamış. Yani geçin bir kadın futbolu maçı izleyin, sonra FIFA 16’da bir kadın futbolu maçı yapın, daha rahat anlayacaksınız. Erkek/kadın futbol farkı oyuna da yansıtılarak güzel bir detay işlenmiş alttan alttan.”Kadın futbolu mu olur ya, kim oynar” demeyin sakın, çatır çatır oynanır ben size söyleyeyim. Çalımlar falan da efsane yani. (En azından Alman ve Amerikan milli takımlarında)
 

Hemen ardından PES 2016’ya geçmezsek dayak yerim. O sebeple bir de PES’ten bahsedip kapıştıralım. Aslında PES oynayan biri olarak yine büyük bir değişiklik göremedim oyunda. Ama FIFA’daki dinamik hava koşulları da hoş olmuş. Yani maça nasıl başlarsanız öyle bitmiyor. Hani son dönemlerin meşhur Galatasaray - Juventus maçı gibi maçın daha ortasına gelmeden coşan bir hava görebiliriz. Ama tatil olmaz sanırım. (Olsa güzel olurmuş ha) Yani süper bir zeminde başlayıp sonradan balçığa dönüşmüş ortamda havadan toplar ile galibiyet arayabiliriz. (Sonra da Sneijder çıkar ve “Allahımmm gooooool” moduna girebiliriz)

FIFA mı PES mi sorusunu soracak olursanız eğer, biraz PES daha iyi oynanışa sahip gibi geldi bana, alışkın olduğumdan da olabilir tabii. Ama TSL ve kadın futbolu ve diğer ligler ile de FIFA öne çıkıyor elbet. Ama PES’te de Euro 2016 olduğunu unutmayalım. Adamlar hem şampiyonlar ligi hem de Euro 2016 kupasını şekil yapmak için getirmişler oraya.

Yarış kısmına gelecek olursak elimizde eskiye muhteşem bir dönüş yapan Need for Speed, ilk oyunuyla sevilerek devamını getiren The Crew: Wild Run ve Xbox dünyasının göz bebeği Forza Motorsport 6 bulunuyor. Galibi Forza odluğunu peşinen söyleyip açıklamaya geçerim.
 

Neden Forza? Adamlar bir yıl boyunca konuşulan Project Cars türünde ve sadece Xbox One için hazırlanması sebebiyle daha efsane bir oyun yarattıkları için. Grafikler, modellemeler falan müthiş. Xbox One’ı olup Forza 6’yı almayan adam “Ben yarış oyunlarıni severim” demesin. O derece sağlam bir şekilde beni etkiledi Forza 6. Yağmur yağarken bir kokpit yaratıp oynasanız, kalkıp camı silmek isteyeceksiniz yani, o derece güzel ve gerçekçi. Ki bilirsiniz Forza bir simülasyon oyunudur. O haliyle oynamak ise herkesin hayalleri arasında olan yarışları bizzat yaratabilir. Hem de Project Cars’ta olduğu görüntüyü oynamak için bilmem kaç bin tl harcamak gereken sisteme de gerek yok. Xbox One yeter yani. O sebeple Forza’ya ve Microsoft’a büyük saygı duydum.

Bir diğer efsanemiz Need for Speed ise adından da anlaşılacağı gibi Rivals, Most Wanted vb ekler taşımıyor. Saf Need for Speed. Bu da demek oluyor ki biz başa dönüyoruz. Underground günlerine geri döndük, 2015 model olarak sizlere sunacağız. Efsane işler yapmışlar gerçekten. Yıllardır NFS tutkunlarının Underground 2’den sonra değişen oyun türüne karşı hep EA’den istediği gerçek oluyor. Modifiyeler ile caka satacağımız bir NFS geri dönüyor. Grafikler de coşmuş olunca eleştirecek bir yanını bulamadık açıkcası. Online’da deli kapışmalar göreceğimiz açık ve net. Sabırsızlıkla 3 Kasım’ı bekliyoruz. Şimdiden rez alın bence.
 

The Crew: Wild Run ise bu iki oyunun arka planında kalabilir. Ama The Crew oyununu seven tayfa aynı şekilde düşünmeden devam edecektir. Çünkü üzerine katıp da geliyorlar. Sonuçta güzel bir ek paket olacak. ABD’yi yeni araçlar ile boylu boyunca gezebileceksiniz. Wild Run adında bir ek paket çıkarsa da bunun dağlar taşlar olduğunu, haliyle deli arazi araçları olacağını da anlamış olabilirsiniz. Monster Truck dediğimiz koca koca arabalar, drag için arka tekeri kocaman araçlar, drift için üretilen arabalar gibi dikkat çekiyor. Yağmur, çamur gırla olacak tabii. The Crew severlere ve oynayanlara yeni bir bakış açısı ve yeni bir oyun gibi olcak. Ubisoft’un sağlam çalışması devam ediyor diyebiliriz.

Madem yarışvari bir şekilde gidiyoruz, Mad Max ve American Truck Simulator’den de bahsetmemek olmaz. Gerçi Mad Max biraz yarış gibi olsa da ATS bambaşka. ATS’yi direkt olarak ETS 2 oynayanlar alacak ve farklı bir deneyim yaşayacaklardır. Sonuçta hep Avrupa merkezli tırları sürenler biraz Amerikan tırlarına geçiş yaparak farklı bir hava yakalayacaklar. Bu sebeple büyük detayları yok. ETS 2’nin Amerika versiyonu diyebiliriz direkt olarak.

Mad Max ise tutan filminin ardından oradaki dehşet verici araçlar ile kapışmanızı sağlayacak bir oyun olmasıyla dikkat çekecektir. Yani filmden aldığı ekmeğe peynir de almak için oyunu geliyor. Siz de Mad Max’i sevdiyseniz istemsiz oyununu da almak isteyebilirisiniz. Gerçi  oyun tam olarak araba yarışı olmasa da araba üzerine kurulan bir yapı olduğu için buraya koyma gereksinimi duydum. Sonuçta birçok araba parçası bularak aracınızı güçlendirmeye ve geliştirmeye çalışacaksınız ve size kafa tutmaya çalışanları gümbürdeteceksiniz.
 

Son olarak da merak ettiğiniz ikiliye gelelim ve bu acayip uzun yazıyı bitirelim. 2K bölümü. Yani NBA 2K16 ve WWE 2K16.

Sizlerin en çok istediği ama 3 saate yakın bir sıra beklememiz gerektiği için sizlere deneyip ya da izleyip aktaramadığımız bu iki oyun da haliyle gözde oyunlardan. WWE’deki en dikkat çekici yenilik ise Arnold Schwarzenegger’in Terminatör olarak yer alacağı oyun tüm dikkatleri üzerine çekti. Creative Suite’in ise 2016 ile geri gelmesi de güzel bir detay olarak dikkat çekiyor. Daha gerçekçi maçların yaşanacağı WWE 2K16’da büyük bir yenilik ise bulunmuyor. Ama zaten oynanabilir ve oldukça zevk alınabilecek yapıda olan WWE 2K16, daha güzel ve daha hoş olması ile zaten satacaktır.

2K’nın diğer bir eseri ise kuşkusuz NBA 2K16. EA’nin yeniden bu oyun sektöründe sahne almasıyla ciddileşen kapışmada 2K liderliği hiçbir şekilde EA’ye bırakmayacağını görebiliyoruz. Davis, Curry ve Harden’ın kapak fotoğragı olduğu oyunda Euroleague takımlarının da olması büyük bir artı. 2K15’teki oldukça sevilen şarkıları yine oyun oynarken dinlemekten mest olacağımız yeni parçalar ile değiştiren 2K ekibi eski yılların efsane NBA takımlarına da yeniden yer verecek. 2K Pro-Am modu ise en büyük yenilik olacak. Bu modda kendi takımımızı baştan yaratabileceğiz. Forması, arması, oyuncuları ve hatta salonumuzu bile kendi zevkimize göre tasarlayabileceğimiz NBA 2K16’da kendi takımlarımız ile anında online platformda maçlar da yapabileceğiz. Böylece kendi taraftarı olduğumuz takımın değil, direkt olarak kendi takımımızı çalıştırarak çevrimiçi platformda boy göstereceğiz.
 

 SONUÇ


Eveet, sizler için yaklaşık 5-6 saat süren bu yazı ile sorduğunuz, merak ettiğiniz ve bizlerin deneyimlediği tüm oyunları aktarmaya çalıştım. Öncelikle en baştan şu noktaya kadar okuyan arkadaşlara apayrı bir teşekkür etmek isterim. Gerçekten önemli bir şey yaptınız benim ve bizler için.

Genel sonucumuza dönecek olursak bizim için ayrı bir yer edinen Gamescom deneyimimizde gördüğünüz gibi birçok oyuna yetişmeye çalışsak da bazıları eksik kaldı ve sizlere buradan aktarmaya çalıştık. Yukarıda yer veremediğimiz Wargamin oyunları olan World of Tanks, World of Warplanes ve çıkış tarihi belli olmayan World of Warships için de buradan kısaca değinerek yazımızı noktalayalım.

WoT gerçekten çıktığı andan beri oldukça büyük bir kitleye sahip. PC platformunda oldukça sevilmesinin ardından Xbox 360’a gelen oyun şimdi de Xbox One’a da çıkarak Xbox oyuncularının PS4 oyuncularına bir artısı olacak. WoT kadar ilgi görmsese de farklı bir deneyim sunan WoWP ise savaş uçakları ile kapışabilmenize olanak tanıyor ve bu da sevilen bir yapım. Wargaming de bu iki yapımı tutunca bir de savaş gemilerini ekleyelim diyerek WoWS, yani World of Warsihps’i de kısaca bizlere tanıttı. Şu anda beta aşamasında olan oyunun ise hala çıkış tarihi belli değil.
 

Böylelikle sizlere Gamescom’daki tüm deneyimleri ve oyunları aktarmaya çalıştık. Tabiki burada yer almayan oyunlar da var. Ama bunları eklersek bu yazının artık birşeyleri çıkmış olacak. O sebeple burada bırakıyoruz. (Çıkmış da sanki, bilemedim.)

Eğer bunlar dışında merak ettiğiniz bir oyun varsa sizi önce tebrik eder sonra da detaylarını aktarmaya çalışırım elbet. Ama özellikle Köln’de bu oyunları görünce artık oyunculuğun ne kader geliştiğini ve ne denli güzel yapımların çıktığını anlayabiliyoruz. Ki gerçekten deneyip “Kötü olmuş la bu” dediğim oyun bir tane bile yok. Bu da ayrı bir sevindirici nokta. Ama bu kadar güzel oyun varken iyi bir PC’ye sahip olmak gerekebilir. Ya da onun yerine Exclusive denilen özel oyunları dikkate alarak PS4 ya da XBO arasında seçim yapmak daha hayırlı olabilir. Çünkü bu oyunların tadına varmak için PS4/XBO + 2 kol + 10 oyun fiyatına bir PC toplamak da gerekebilir. Bu da can yakar vallahi. Bir de bunun Steam, Origin giderleri de var yani.

Neyse, bakalım önümüzdeki Gamescom’da neler göreceğiz. Tabii daha 1 sene var sonuçta. Ama gerçekten ciddi derecede oyun yapımları geliştirilmiş ve bizlere büyük yenilikler sunuyorlar. 17-21 Ağustos 2016’da yine Köln’deki Koelnmesse’de yapılacak Gamescom 2016 sonrası görüşmek üzere!
0
0
0
0
0
Emoji İle Tepki Ver
0
0
0
0
0