0
0
0
0
0
NASA tarafından yürütülen ve kızıl ötesi bir teleskop ile başka galaksileri bulma adına çalışmalar yapan WISE projesi kapsamında, şimdiye kadarki en parlak galaksi keşfedildi.
Mutlaka Güneş'e çıplak gözle bakıp, ne kadar süre dayanabileceğinizi test etmişsinizdir. Ancak hiçbirimiz öyle pek fazla dayanamayız. Çünkü Güneş neredeyse çıplak gözle bakılamayacak kadar parlak değil mi?

Şimdi; parlak olduğu için bakamadığınız Güneş'i bir düşünün. Şimdi de o Güneş'in 300 trilyon katı parlaklığa sahip bir şeye baktığınızı... Hayal etmesi oldukça güç değil mi? İşte bu NASA'nın şimdiye kadar bulduğu ve ''son derece parlak kızıl ötesi galaksiler'' olarak adlandırdığı 19 galaksiden biri (kısaca bu galaksilere ELIRGs denmekte). 



Bilim adamları ELIRGs'lerin ilk keşfini, uzayın geniş alanlarına ulaşmak ve keşif yapmak için, kızıl ötesi ışınları algılayabilen sisteme sahip olan WISE adlı kurumun uzay teleskobunu kullanarak 2010 yılında yapmıştı. O yıldan bu yana ELIRG'e dahil olan tam 19 galaksi sınıflandırılması yapıldı. Bahsettiğimiz, yani Güneş'in 300 trilyon katı parlaklığa sahip galaksi ise, bizim galaksimize 12.5 milyar ışık yılı uzaklıkta bulunuyor bu da demek oluyor ki, bulunan galaksi evreni başlangıcı olan Big Bang'den kısa bir süre sonra oluşmuş (kısa dediğimiz arada milyarlarca yıl oynuyor da, işte evrenin yaşına genellediğimizde kısa sayılıyor).

Neden bu denli parlak olduğunu ise NASA JPL bilim adamı Chao-Wei Tsai '' bu şey galaksinin kara deliğinin temel büyüme evresinden kaynaklanıyor olabilir'' şeklinde açıklıyor. Yani olay şu; bazı galaksilerde süper kütleli kara delikler barınıyor. Süper kütleye sahip olan bu kara delikler doğal olarak galaksinin merkezinde bulunuyor ve etrafında kütle çekiminden ötürü disk şeklinde konumlanan gaz, toz ya da aklınıza gelebilecek diğer tüm maddeleri emmeye başlıyor. Disk şeklinde toplanan bu maddeler tonlarca enerji yaymaya başlıyor ve sonunda da kara delik bir yıldızdan bile daha parlak hale geliyor.



Bazı kara delikler diğerlerine göre daha -tabiri caizse- aç gözlü olabiliyor. Bu yüzden madde emmeye devam eden kara delik, kütle olarak süper seviyeye ulaşıyor, bu da o kara deliğin çok daha yoğun bir diskle çevrelenip, çok daha yoğun bir parlaklığa sahip olmasına neden oluyor. Yani olayı kısaca şöyle; kütle olarak daha büyük kara delik, daha fazla çekim gücü, daha geniş birç disk ve sonucunda muazzam parlaklık.

Rekor olarak kayıtlara giren bu parlaklık seviyesini oluşturan kara deliğin, neden bu denli büyük olduğu konusunda birkaç sebep var. İlki -çoğumuzun tahmin edebileceği gibi- kara deliğin büyük doğmuş olması. Kara delikleri oluşturan faktörler göz önüne alındığında bir kara deliğin süper kütleye sahip bir biçimde doğma ihtimali bulunmakta. Hele bir de bahsettiğimiz teleskopa göre kara delik denildiği kadar yaşlı ise, bu ihtimal daha da kuvvetleniyor. Çünkü o zamanlara ait beslenebileceği çok fazla şey de bulunmakta. 

Bir diğer teori ise, kara deliğin diğerlerine göre yavaş dönmesi. Bu sayede kara delik tıkanırcasına bir emme gücüne sahip olduğundan, etrafındaki diski emmesine oldukça uzun sürüyor. 



Tüm sorular ya da cevaplar bir yana, sonuç olarak karşımızda Güneş'ten 300 trilyon defa daha parlak bir galaksi bulunmakta. Gün geçtikçe uzaya dair muazzam şeyler öğrenmeye devam ediyoruz. Hayal gücümüzün sınırları her defasında baştan çiziliyor, bildiğimiz doğrular her defasında temelinden sarsılıyor. Sürekli teknolojinin son sürat geliştiğinden ve hızından bahsediyoruz, ancak teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, uzay her zaman insanoğlu için çözülemeyen bir bilmece olarak kalmaya devam edecek gibi görünüyor.
0
0
0
0
0
Emoji İle Tepki Ver
0
0
0
0
0