• Elektriğin Babası Tesla'nın Sırbistan'daki Efsane Müzesini Ziyaret Ettik!

Elektriğin Babası Tesla'nın Sırbistan'daki Efsane Müzesini Ziyaret Ettik!

4
1
0
0
0
Webtekno ekibi olarak Nikola Tesla müzesine yaptığımız ziyareti tüm detaylarıyla anlattık.
Webtekno ekibi olarak insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük dehalarından biri olan Nikola Tesla'ya saygımız sonsuz. Yaptığı işler, günümüzde bile hala teknolojiye yön vermeyi başarmakta.

Ancak insanoğlunun her dehaya yaptığı gibi, Tesla'ya da büyük bir ayıbı var; değerini bilememek. Zamanında muazzam başarılara imza atmış olsa da Tesla, hiçbir zaman hakettiği değeri ve desteği göremedi. Bu sebeple de böyle bir dahinin sadece sınırlı sayıda fikri günümüze ulaşmayı başardı. 



Daha önceden yaptığımız haberlerde sizlerin de Tesla'yı ne kadar sevdiğini anlamış, görmüştük. Bu sebeple bu özel yazıyı, tüm Tesla sever Webtekno takipçilerine armağan ediyoruz.

Bir süre önce yolumuz Sırbistan'a düşmüştü. Başkent Belgrad'a kadar gidip de Sırbistan'ın dünyaya belki de en büyük armağanı olan Tesla'nın müzesini ziyaret etmeden dönmek olmaz diye düşündük ve soluğu ''Muzej Nikole Tesle (Nikola Tesla Museum)''de aldık. Sizlere bu yazımızda Tesla Müzesi'nde edindiğimiz tecrübeleri ve bilgileri elimizden geldiğince anlatmaya çalışacağız.

Belgrad'ın en işlek caddesi olan Knez Mihailova'ya yaklaşık 10 dakikalık bir yürüme mesafesi uzaklığında olan müze, gerek dış görüntüsü, gerekse iç dizaynı olarak oldukça mütevazı bir yapıya sahip. Müzeye ilk girdiğinizde ister istemez ''koskoca Tesla'nın müzesi bu kadarcık mı?'' diye düşünüyorsunuz. Ancak etrafta dolaşmaya başladıkça, müzenin büyüsü sizi alıp götürüyor (yaklaşık 2 buçuk saat içeride durdum ve bir o kadar daha durabilirdim).



300 Sırp dinarı karşılığında biletinizi alıyorsunuz ki bu para yaklaşık olarak 2,5 euro'ya denk geliyor (yani ortalama 8,5 TL civarı). Müzenin bir güzel yanı da, gün içinde belli saatlerde ücretsiz rehber eşliğinde gezebiliyor olmanız. Zaten rehber eşliğinde gezmek, orada bulunan herşeyin tarihini doğru şekilde öğrenmek adına en iyi yol.

Müze turu ilk olarak küçük, sinema salonu tadında bir odada başlıyor. Burada Tesla'nın hayatını, güzel detaylarla anlatan bir video izliyorsunuz. Ardından rehber eşliğinde müzede bulunan şeyleri bir bir gezerek öğrenme işlemi başlıyor. İlk durak, bizzat Tesla tarafından yapılan bu motor oluyor. 



Asenkron motorun mücidi olan Tesla'nın yaptığı ilk motorlardan biri olan bu motor, günümüzde otomobil sektörünün geleceği olarak görülen Tesla şirketinin otomobillerinde kullanılan motorların da atası. Rehberin söylediğine göre bu motor, Tesla Motors'un kullandıklarının bir nevi ilk prototipi ve şu an bile yapılanlar buna oldukça benzerlik göstermekte (yani Tesla öyle bir tasarlamış ki üstünde çok fazla oynama yapmaya gerek duymamışlar).

Motorun bizzat Tesla'nın ellerinden çıktığını bilmenin heyecanı daha geçmeden, tüyleriniz diken diken olmuş şekilde bunları görüyorsunuz.



Buradaki aletlerin hepsi, Tesla'nın çalışmalarında kullandığı ve pek çok buluşa imza attığı yardımcıları (özellikle ampermetreye bir 10 dakika kitlenmiştim. Gerçekten büyüleyici durmakta). İlerlemeye devam ediyoruz ve karşımıza bir başka efsane şey çıkıyor; Wardenclyfee Kulesi. Tabi kulenin kendisi değil, maketi. Elektrik enerjisinin tıpkı radyo dalgaları gibi bir noktadan başka bir noktaya, herhangi bir kablo ya da benzeri birşey olmaksızın taşınabileceğini iddia eden Tesla, bu iddiasını kanıtlamak için 1900'lü yılların başında evinin bahçesine Wardenclyfee Kulesi'ni kurdu.



Tesla elektriği taşıma konusunda son derece başarılı çalışmalar yaptı (hatta Christopher Nolan'ın efsane filmi The Prestige'de de bu konudan bahsedilmiş ve bir nebze de olsa Tesla'ya gereken değer verilmiştir). Eğer Tesla bu başarılı icadını geliştirebilseydi, günümüzde elektrik kablosuz olarak dağıtılabilecekti. Ancak insanlığın en büyük düşmanı olan para ve ona duyulan sevgi, bir kez daha yola taş koydu. Tesla'nın en büyük maddi destekçilerinden biri olan J.P Morgan, elektrik fiyatının düşeceğini ve eskisi kadar değerli olmayacağını düşünerek tüm desteğini çekti. Bu sebeple belki de teknolojinin seyrini değiştirecek bu proje yarıda kaldı. Kule bir süre sonra Amerikan hükümeti tarafından yıkıldı, geriye ise sadece fotoğrafta gördüğümüz maket kaldı...



Wardenclyfee Kulesi'nin maketinden sonra karşımıza yine Tesla'nın ellerinden çıkmış bir başka şaheser olan uzaktan kontrollü bot çıkıyor. Çoğumuz mutlaka internette görmüş, okumuş ya da çevremizden duymuşsunuzdur; Philadelphia Deneyi. Bu deneye göre Amerikan donanmasına ait bir gemi, ışınlanmayı başarmış ancak tam verimli bir ışınlanma işlemi olmamıştır. Hatta bazı askerler ışınlanma olayının etkisi olarak duvarların ve zeminin içinde sıkışıp kalmışlardır. Tabi bu deneyin ne denli gerçek olduğu bilinmiyor, ancak Tesla'nın da bu deneyde çalıştığı söylenmekte (hatta belgelerle kanıtlar bulunmakta). İşte bu bot da, belki de deneye yön veren ilk prototip. Müzede botun çaprazında iki adet değişik voltajlarda Tesla bobini bulunmakta. Bu bobinlerin ikisi de aynı anda aktif olduğu zaman, botun tüm elektronik sistemi çalışmaya başlıyor. Yani Tesla, yine elektriği herhangi bir kablo kullanmadan aktarmayı başarıyor, gemi uzaktan kontrol ediliyor.



Bu efsane şeyi de gördükten sonra, Telsa'nın biraz daha özeline giriyoruz. Bir otel odasında sessiz sedasız dünyadan göçen Tesla'nın çoğu eşyasına Amerikan hükümeti tarafından el koyulmuş. Ancak ailesi, bir kısmını geri almayı başararak müzeye bağışlamış (aslında müzenin beklenenden küçük ve dolu olmamasının en büyük sebeplerinden biri de bu). Ortada gördüğünüz belge, Tesla'nın o dönem aldığı lise diploması. En sondaki küçük defter ise, bizzat Tesla'ya ait bir not defteri.



Kafamızı biraz çevirdiğimizde ise tüylerimiz bir kez daha diken diken oluyor, çünkü karşınızda bir an Tesla belirdi sanıyorsunuz. Usta'nın en sık giydiği gündelik kıyafet, kusursuz bir şekilde karşınızda duruyor. Biraz yanında ise eldiven, şapka, saat gibi diğer şahsi eşyaları görüyorsunuz.



Müzenin duvarlarında çok sayıda, o dönem Tesla'nın ve çalışmalarının konu olduğu gazete küpürleri dolu. Aralarda da çeşitli kağıt parçaları bulunmakta. Kağıt parçası dediğime bakmayın, çoğu dönemin önemli isimlerinden Tesla'ya gelen mektuplar ya da üniversitelerden, kamu kuruluşlarından gelen onur belgeleri... Hepsini tek tek çekip buraya koymak istemedim çünkü, en az elli farklı belge bulunmakta. Ancak içlerinde dikkatimi çeken birkaçı vardı. Bunlardan ilki, Hugo Gernsback tarafından kaleme alınan ''Nikola Tesla'nın Otobiyografisi'' adlı kitaptan bir alıntı. Tesla'nın oldukça hızlı ve heyecanlı konuştuğunu söyleyen Gernsback, yine de onun büyüsüne kapılmaktan kendini alamadığını ve karşısında büyülendiğini söylüyor. Gernsback bunun yanı sıra Tesla'nın bir günlük yemek listesini de paylaşmış. Meraklısı için biz de yazalım;

Sabah Kahvaltısı: bir ya da iki bardak sıcak süt ve birkaç yumurta

Akşam Yemeği: Kereviz ya da benzeri şeyler, bir kase çorba, bir adet biftek, patates ve bir bardak hafif şarap. Tatlı olarak belki bir parça elma (evet Tesla'nın bir gün içinde yedikleri genelde bu şekildeymiş. Kendisi öğle yemeği asla yemezmiş)
.
 

Duvara asılı olanlar arasında dikkatimi çeken diğer şeyler ise 1917 yılına ait bir gazete manşeti ve 1931 yılına ait Time dergisi kapağı. 1917 yılına ait gazetede, Tesla'nın elektrik frekansları kullanarak denizin dibini taramayı sağlayan sisteminden bahsedilmekte. Bu sistem sayesinde radarlardan kaçan denizaltıları yakalanabiliyor. İşin içinde yine taşınabilir elektrik olayı var. Bir diğer fotoğrafta ise dünyaca ünlü Time dergisinin kapağında dönemin süper yıldızı Tesla'yı görmekteyiz.





Ve geldik müzenin yıldızına, göz bebeğine; Tesla bobini. Tesla'nın belki de en önemli icadı olan bu bobin, onun hayatı boyunca en büyük hedefi olan doğal enerjinin anahtarıydı. Tesla, bu bobin sayesinde elektriği kablosuz olarak aktarabilecek ve hatta işi bir adım ileriye taşıyarak kuracağı merkezlerle elektriği dünyanın istediği yerine alıcılar sayesinde ulaştırabilecekti. 
 

Müzede bulunan bu bobin, hala ''canavar'' gibi çalışmakta. Tur rehberi de bobinin ne denli verimli çalıştığını göstermek için konukların bir kısmına birer floresan lamba veriyor ve bobini çalıştırıyor. Sonrası ise, Tesla'nın bir kez daha neden bir numara olduğunu sizlere hatırlatıyor... (bu arada müzede büyük bir heyecanla gezerek her şeyi en önden izlemeye çalıştığım için bobin deneyinde floresan lamba tutanlardan biriydim. Bu sebeple video çekemedim. Ancak aşağıdaki video da işinizi görecektir)
 

Son olarak müzeden duygusal bir veda ile ayrılıyoruz. Öldükten sonra Amerika'da gömülen Tesla'nın cesedi, bir süre sonra ailesinin isteği üzerine yerinden çıkartılarak yakılmıştır (sanırız Tesla'nın vasiyeti de bu yöndeymiş). Aşağıda gördüğünüz altın küre içinde de Tesla'nın külleri bulunmakta.



Böylesine bir dahinin hakettiği değeri görememesinin vermiş olduğu hüzün ve yine böyle bir dahinin eserlerini yakından görmüş olmanın verdiği neşe ile müzeden ayrılıyor, ayrılırken de hatıra defterine imzamızı bırakıyoruz... Yolunuz bir gün Sırbistan'a düşerse, başkent Belgrad'da bulunan Tesla Müzesi'ne mutlaka ama mutlaka uğrayın derim.

4
1
0
0
0
Emoji İle Tepki Ver
4
1
0
0
0