Daredevil İkinci Sezon İncelemesi

1
0
0
0
0
Daredevil'ın ikinci sezonu bitirdik, sıcağı sıcağına da incelemesini yapalım dedik.
Evet, bir günümü Netflix'in başında geçirmemim ardından sonunda Daredevil'ın merakla beklediğim ikinci sezonunu bitirmeyi başardım. Uzun bir aranın ardından Daredevil'a dönmenin tadı gerçekten bir ayrı benim için, zira ilk sezon muhteşem ötesiydi.

İkinci sezona da bu beklenti ile başladım. Hatta beklentim tavan yapmıştı zira bu sefer işin içinde Punisher ve Elektra gibi iki önemli karakter de vardı. Tabi beklentim yüksek olunca diziyi de o şekilde, en ufak ön yargı olmadan, hatta biraz ''fanatik'' bakış açısıyla izledim. Ancak... Şimdi gelin bu ''ancak'' kısmını sizlere açayım.



Bu arada da belirteyim; bu bir inceleme yazısı olduğundan yer yer SPOILER'lar olacaktır. Zira öbür türlü sadece ''güzeldi, izleyin'' demem de yeter. Fakat ben işin daha da içine girmek istiyorum o sebeple spoiler yemek istemiyorsanız diziyi bitirdikten sonra da gelebilirsiniz.

Şimdi, diziyi izlemiş olanlar ve spoiler severler ile baş başa kaldığımıza göre önce bir ilk sezona dönüş yapalım; ben şahsen çizgi romanların gerek beyaz perdeye olsun, gerek televizyon dünyasına olsun aktarılmasında olabildiğince realist yaklaşımdan yana bir izleyiciyim. Yani sırf seyirciyi memnun etme adına bir şeylerin törpülenmesine, ya da toz pembe gösterilmesine karşıyım. Bu konuya güzel bir örnek olarak beyaz perdede Watchmen ile herhangi bir Marvel filmini karşılaştırmanız yeter.



Bu konuda fikrimi daha önceden Deadpool için de söylemiştim. Bazıları ''Deadpool PG-13 derecelendirmesiyle gelsin, ailecek gidelim'' derdindeydi mesela. Ama işte o öyle olmuyor. Ve bence olmamalı da. Neyse Daredevil'a dönecek olursak; Marvel sinemada yapamadığı şeyi sonunda cesaret edip televizyonda yaptı ve gerçekten dövüşüp birbirlerin dişlerini döken, kılıç saplayan, kan akıtan adamları gördük. Yani kısacası olması gereken. 

İlk sezonunda Hell's Kitchen'ın ''şeytanının'' yükselişini gördük ki bence dozu çok yerindeydi. Yavaş yavaş gelişen, yeri geldiğinde sağlam dayağını da yiyen bir insan gördük. Bilerek altını çizdim çünkü sonuçta Matt Murdock bir insan. Yani efektler ile abartı, ''yok artık'' dediğimiz bir durum söz konusu değil. Benim en sevdiğim nokta da bu zaten. Daredevil son derece sağlam dövüşen, yetenekli bir suç avcısı. He şimdi diyeceksiniz ki ''abartı yok diyorsun da adamda mayın dedektörü gibi kulak var''. Eee o olması gereken şey zaten yoksa elimizde bir şey kalmaz :)



Neyse dediğim gibi ilk sezon Murdock'ın basamak basamak yükselişine tanık olduk. İlk bölümlerde 1-2 adam dövüp adrenalin patlaması yaşayarak evine dönen Murdock, son bölümlere doğru yavaş yavaş işin ustası olmuştu. İkinci sezonda da Daredevil bunu hissettiyor. Yani artık öyle kolay kolay dayak yiyen bir adam değil, hatta neredeyse dayak yiyen bir adam değil. İlk sezonda biraz daha zorlasa Daredevil'ı öldürecek olan hain ninja Nobu, artık onun için bir çerez mesela.

He bu arada ilk sezonda o kırmızı kostümü giysin diye 13 bölüm beklediğimiz Daredevil'ımız, bu sezonda rahat rahat yeni kostümü ile ortalıkta dolaşıyor. Hatta Punisher sağolsun, ufak upgrade'ler de yapıyor.

Şimdi ikinci sezonda genel olarak Daredevil'ı bi ele alalım.



Yeni sezonda Matt Murdock'ı artık giderek vatandaş kimliğinden süper kahraman kimliğine geçiş yaparken görüyoruz. Yani ilk sezonda ''çözebildiğimi adalet önünde çözeyim, gerisine bakarım'' diyen Murdock, bu sezon normal yaşantısından iyice koparak daha bir Daredevil oluyor. Zaten bu durum da onun normal yaşantısını ciddi derecede etkiliyor. Yani yavaş yavaş Murdock, ilk sezonda alışık olduğumuz o avukat hayatından giderek uzaklaşıyor.

Burada Matt'in içinde bulunduğu psikolojik durum da önemli. İlk sezonda Matt, Daredevil'ı bir kaçamak olarak kullanıyordu. İlk zamanlarında liseden kaçan çocuğun sahip olduğu heyecana sahip oluyordu kostümü giyince. Ancak ikinci sezonda bu durum ortadan kalkıyor. Matt artık ''ben Daredevil'ım'' diyor, Daredevil'ı bir zorundalık olarak benimsiyor. Kahraman tarafı ciddi derecede ağır basıyor. İkinci sezonda özellikle Matt'in bu ikilem arasındaki psikolojisi ön plana çıkarılmış. Bir yandan da adalet duygusunun ve kendi doğrularının ne denli peşinde olan bir adam olduğunu görüyoruz. Ta ki Elektra gelene kadar...



Elodie Yung'ın canlandırdığı Elektra karakteri açıkcası hoşuma gitti. Neden diye soracak olursanız; kadında zaten böyle martial art'a uygun bir tip var. Oyunculuğunda da böyle bir ''çirkef, yırtan kadın'' duruşu mevcut. Yani Elektra'yı beğendim. He bundan daha iyisi olur muydu? Tabiki olurdu. Yani ortada ''abi Elektra çok başarılı yaaa'' gibi bir durum söz konusu değil. Ama Yung karakteri canlandırırken sırıtmamış. Gayet de izlettiriyor kendini.

Elektra ile Daredevil arasındaki dinamik ayrı bir hoşuma gitti. İlk başlarda Elektra'ya posta koyan Matt'in onunla zaman geçirdikçe böyle utanarak gülümsemeleri, cilveleri falan tam bir Daredevil-Elektra ikilisi olmuş. Asla bir arada olamazlar, ancak birbirlerinden ayrı da olamıyorlar. Bu olay çok güzel yansıltılmış. Zaten Daredevil'ı çizginin dışına çıkarabilecek birisi varsa o da Elektra. Elektra'yla alakalı tek beğenmediğim şey ise ciddi derecede olayın merkezinde gösterilmesi. 



İlk sezonu izleyenler The Hand adlı grubu ve ellerinde tuttukları çocuğu hatırlayacaktır. Bu grubun ''Black Sky'' denilen bir olayı var. İlk sezonda Black Sky olarak küçük bir çocuğu görmüştük. Sonrasında bu çocuk Stick tarafından öldürülmüştü. Şimdi nedir bu Black Sky olayı ona bir açıklık getirelim: Black Sky dedikleri şey aslında bir kişiden ziyade bir sıfat. The Hand'in bu sıfata uygun birini aramasındaki sebep ise bir şekilde birliğin başının Black Sky tarafından yönetilmesi gerektiği inancı. Yani ortada bir karakterden ziyade bir sıfat söz konusu.



Hatta ilk sezonda Stick çocuğu ortadan kaldırdığında Nobu ''yeni bir Black Sky bulmak kolay olmayacak'' tarzında bir cümle kurmuştu. Anladığım kadarıyla eğitilmiş, acıma, empati gibi duygularından arındırılmış yani kısacası ''killing machine'' kişiler bu Black Sky sıfatına layık görülüyor zira ikinci sezonda The Hand'in peşinde olduğu yeni Black Sky adayı Elektra. Zaten Elektra'nın karaklık yüzü de burada baş gösteriyor.

Benim sevmediğim nokta, Elektra'nın bu işin içine çekilmiş oluşu ve işin de ucunun fena şekilde açık bırakılması. Yani kardeşim bunun daha Defenders'ı var, ardından bir Infinity Wars'da boy gösterme durumu var. Ne zaman uğraşacak Daredevil bu işlerle? Fakat tahminim şu yönde; Marvel bu The Hand olayını da, Madam Gao'yu da, Black Sky'ı da Iron Fist dizisine saklıyor. Çünkü aksi halde Daredevil'ın bunlarla uğraşacak pek vaktinin olacağını sanmıyorum. Neden mi? Cevap Wilson Fisk.



İlk sezonda şu Fisk'e birisi de çıkıp ''Kingpin'' demedi diye üzülmüştüm ancak bu sezon Fisk'in ağzından o ''nickname''i sonunda duydum ya, onun mutluluğu bana yeter. Fisk ikinci sezonda çok fazla ön planda olmasa da bana göre Daredevil'ın en korkması gereken adam pozisyonunda. Çünkü Fisk içeriden çıktığında ortalık çok daha beter şekilde karışacak. Hatta üçüncü sezonda Black Sky olayından ziyade Kingpin'in yükselişi üzerinde duracaklarını düşünüyorum. Adam 2-3 bölümde bana bile verdi o korkuyu çünkü. Bu arada Vincent D'Onofrio'nun Kingpin'i çok güzel be.

Şimdi gelelim beklediğiniz ana; nı nı nıııı The Punisher! 



Açık konuşayım Jon Bernthal bu karakteri canlandıracak diye açıkladıklarında az sövmedim cast ekibine. He diziyi izledikten sonra bir şey değişti mi diye sorarsanız: meeh. Bernthal'ın oyunculuğu gayet başarılı. O kendini kaybetmiş, kafayı yemiş, ama içinde hala bir şeyler olan Punisher'ı gayet başarılı bir şekilde canlandırmış Bernthal. Yani başarılı dediğim olay tıpkı Elektra'yı canlandıran Elodie Yung'da olduğu gibi; sırıtmamış. İzlettiriyor kendini. 

Fakat bence asıl sorun, hikayeyi oluşturan ekipte. Yani elinizde Punisher var, siz adamı 9-10 bölüm mahkemede bekletin. Yani ne bileyim, dizinin ekibi 13 bölüme hem Elektra hem de Punisher'ı sığdırmak için oynadıkları kumarı kaybetmişler gibi geldi bana. Ya da beklentim çok yüksekti diye öyle hissediyorum ama ne bileyim. Sonuç olarak beklediğim bir Punisher var mıydı? Bernthal'ın oyunculuğu olarak eh diyelim, ama hikaye olarak çok askıda kaldı.



Tabi yine Daredevil'la olan dinamikleri buram buram çizgi roman kokuyor. Yani o konuda haklarını yemeyeyim. Yine de dediğim gibi bir tık, hatta birkaç tık daha iyisi olabilirdi, hatta olmalıydı bence. Birde Marvel Punisher'ın dizisini yapacağını falan duyurmuştu geçen günlerde. Eğer Daredevil'daki hikayeye paralel bir hikaye olacaksa sanırım Marvel'ın planında mini dizi var. Zira Daredevil'da Punisher ortaya çıkıyor, 1-2 çeteyi haklıyor, ondan sonra hoop içeri.

He eğer önce bir flash-back yapıp ailesinin öldürülmesi olayına değinilecek, sonrasında da Daredevil'da bıraktığı yerden devam edilecekse, o zaman belki kurtarır, ama bu seferde o dizide bol bol Daredevil'ı da görmemiz gerekir diye düşünüyorum. He bir de Blacksmith olayı havada kaldı. Muhtemelen onu da bilerek Punisher dizisine bıraktılar. Sonuç olarak Punisher da, Elektra da hikayeye zorla oturtturulmuş gibi bir izlenim verdi bana. 



Son olarak kısaca Karen ve Foggy'e de değineyim. Öncelikle Karen karakterini mümkünse bir daha görmek istemiyorum. Böylesine etkisiz bir karakterin bu denli dizinin merkezinde olması yeminle fenalık getirdi. Boş boş duygusal tripler, zorlama Punisher savunmacılığı, mal mal bakışlar falan. Son bölüme kadar şu bir kaza kurşununa gitse ne güzel olur diye bekledim de olmadı işte... Foggy'e gelirsek; yazık lan. Valla yazık. Çok üzülüyorum Foggy'e.

Evet şimdi bütün olayı özetleyerek tekrardan bir ele alalım: Daredevil'ın ikinci sezonunda dediğimiz gibi Matt Murdock'ın artık iyice Daredevil kimliğine bağlandığını bir güzel görüyoruz. İlk sezonda uğraştığı The Hand ile alakalı, Elektra'nın da ciddi derecede dahil olduğu önemli gelişmeler oluyor. Ancak hala şu ilk sezonda Stick'e ''kapılar açıldığında senin oğlan hazır olacak mı?'' diye soran dayının ve sorduğu sorunun anlamını tam çözemedim.



Dediğim gibi ben bu olayların devamını Iron Fist'in dizisinde bol bol görmeyi bekliyorum. Yoksa iş bu diziye kalırsa bir 3-4 sezon sürer gibi geliyor.

Punisher ve Elektra karakterleri olmasına olmuş, ama tekrar ediyorum çook çok daha iyisi olabilirdi. Hem karakterler hem de hikayeleri bağlamında. Daredevil'ı canlandıran Charlie Cox daha önceden ''Defenders'a hazır olan bir Daredevil göreceksiniz demişti''. O lafına katılıyorum. Bahsettiğim gibi bu sezon çok daha olgun, çok daha sağlam bir Daredevil vardı karşımızda. Yerel kahramanların Captain America'sı olmaya aday kendisi.



Toparlayacak olursak; Daredevil'ın ikinci sezonu, %75 - %80 oranında beni tatmin etti diyebilirim. Her şeyi bir kenara bırakırsak; Daredevil'ı özlemişim. Punisher'ı ve Elektra'yı da böyle başarılı bir Daredevil uyarlamasında görmek ayrı bir güzel oldu. Bu arada ilk sezondaki o muazzam dövüş sahnelerinden bu sezon bol bol görmenin keyfini hala yaşıyorum. Sırf dövüş sahneleri için bile izlenebilir. Görüntü estetiği konusunda müthiş olmuş diyebilirim. Mesela aşağıda bulunan videodaki merdiven sahnesi tek bir seferde çekilmiş. Zaten kameranın açısının değişmemesinden ve sürekli Daredevil'ı takip etmesinden de bu durum anlaşılıyorum. Cidden muazzam bir sahne.
 
Evet benden bu kadar. Atladığım, değinmediğim bir yer varsa yorumlarda belirtebilirsiniz. Hatta sizde izlediyseniz görüşlerinizi ve dizinin geleceğiyle alakalı beklentilerinizi yazarsanız süper olur.
1
0
0
0
0
Emoji İle Tepki Ver
1
0
0
0
0