• Hafta Sonunuzu Şenlendirecek Farklı Türden 3 Film Önerisi #6

Hafta Sonunuzu Şenlendirecek Farklı Türden 3 Film Önerisi #6

0
0
0
0
0
Hafta Sonunuzu Şenlendirecek Farklı Türden 3 Film Önerisi #6
Hafta sonunuzu şenlendirecek, keyfinizi yerine getirecek ve zamanınızı daha iyi değerlendirebileceğiniz farklı türden 3 film önermeye devam ediyoruz.
Önceden de bahsettiğimiz gibi daha az bilinmeyen filmleri tanıtmaya çalışıyoruz, ancak aralarında izlediğiniz tabii ki olabilir, Ancak iddiamizi yeniden dile getirelim, eğer bu yazı dizisinde izlemediğiniz bir film varsa düşünmeden izlemeye başlayın.

Bu hafta da birbirinden güzel ve daha az duyulan muhteşem yapımları listelemişken sözü fazla uzatmadan bu hafta sonu için önerilerimize başlayalım. Sizin de filmler hakkındaki görüşlerinizi izledikten sonra yorumlar kısmına yazabilirsiniz.
 

 Elçi (A Berni Követ - The Ambassador to Bern)




A Berni Követ ya da İngilizce adıyla The Ambassador to Bern gerçek bir hikayeye dayanan bir festival filmi.Hem Macaristan yapımı olduğundan hem de İngilizce olmadığından dolayı pek bir ilgi görmemiş, internettede bu film hakkında bilgi çok az. Yönetmeni Atilla Szazs, oyuncu kadrosunda ise Janos Kulka, Tamas Szabo Kimmel, Jozsef Kadas gibi isimler bulunmakta.

Konusu ise 1958 yılında İsviçre’nin Bern kentindeki Macaristan Konsolosluğunun basılması.Bu olay hakkında da özellikle Türkçe bir kaynak yok.Ancak Macaristan Devrimi (1956) ile bağlantılı bir olay. Film siyasi bir gerilim filmi olarak geçiyor.Siyasi gerilim konusunda bana göre bir başyapıt olan Argo aklıma geldi,şayet Argo’da aldığım zevki A Berni Követ’te de alabildim,ancak Argo’da kendisini hissettiren bir propaganda amacı vardı,ancak A Berni Követ’te böyle bir durum yok,izleyiciye bir fikri empoze etmeye çalışmadan,tarafsızlığını korumaya çalışmış.İzleyici hangi fikir kendisine yakın geliyorsa onu destekliyor.

Filmin iyi olan bir yanı ise,olayın aynısını yaşatmaya çalışması diyebilirim.Sadece Macarca değil İsviçre’nin resmi dillerinden biri olan Almanca’da kullanılmış.Bir de süre mevzusu var,süre tam kararında olmuş,kimseyi sıkmadan,kafada bir etki bırakan bir film olmuş.
 

 Kara Bela




Özellikle Leyla ile Mecnun’dan tanıdığımız,Bana Masal Anlatma ile birçok seyircinin gözüne giren Burak Aksak yeni bir film ile karşımızda:Kara Bela.
 
Burak Aksak ile Leyla ile Mecnun’dan beri olan Cengiz Bozkurt ise başrolde.Bozkurt’a Seda Bakan,Erhan Kolçak Köstendil,Cihan Ercan,Berat Yenilmez ve Tarık Ünlüoğlu gibi isimler eşlik ediyor.
 
Filmin konusuna bakacak olursak,hayatından birçok darbe yemiş olan Kudret’in (C.Bozkurt) rüyasındaki gördüğü kıza yardım etmek için Gaziantep yollarına düşmesi.
 
Filmin komikliğine ya da güldürmesine bakacak olursak,aynı Bana Masal Anlatma gibi olduğunu söyleyebilirim,Aile-komedisi tarzında iyi bir çalışma karşımıza getirmiş.Bana göre aile komedisi yapmak normal komediye göre daha zordur.Esprileriniz daha dozajlı vs. olmalı gibi birçok etken var.
 
Kara Bela,sinemadaki tüm herkesi belirli yerlerde güldürdü,beni de güldürme furyasının içine kattı.Açıkcası filmi izlerken bir keyif alıyorsunuz,bu keyfin yanında ise çoğu yerde gülmeniz sizi filme daha da bağlıyor.Oyunculukların da iyi olması da sizi bağlayan bir etken.Film kesinlikle sıkmıyor ve ‘’bazı’’ kaliteli esprilerle cidden kahkahalara boğuluyorsunuz.
 
 

 Bridge of Spies (Casuslar Köprüsü)




Usta yönetmen Steven Spielberg yakın zamanda karşımıza gerçek bir casusluk hikayesiyle çıktı.
 
Başrolünde Tom Hanks olmak üzere, Mark Rylance (döktürmüş!), Alan Alda, Amy Ryan, Joshua Harto gibi isimler kadroda bulunmakta.
 
Filmin konusu ise gerçek bir hikayeye dayanıyor: ‘’1950’li yılların başında SSCB ve ABD arasında soğuk savaşın şiddeti artmıştır.  FBI bunun üzerine bir SSCB ajanı olan Abel’i (M.Rylance) yakalar, ve yargılanmasına başlanır. Abel’i savunması için James Donovan’a (T.Hanks) görev verilir. James bunun için kendisini tecrübesiz hissetse de kabul etmek zorunda kalır. Bu olayın sonrasında ise SSCB sınırları içinde ABD’ye ait olan bir U-2 uçağı düşer ve işler karışır.)
 
Bridge of Spies, çok iyi bir kurguya sahip. Konuya ilgisi olmayan seyirciyi bile kendisine çekiyor. Bunda yönetmenin de payı çok büyük. Mark Rylance ise de cidden çok iyi oynamış. Bu da ona zaten Oscar heykelciğini kazandırdı. Ayrıyeten gerçek bir hikaye de olması cabası. Hafiften propaganda dokunduruyor, ancak film zevkinizi etkilemiyor.
 
Artık, yazımızın sonuna geldik. Sizlerin de bilinmediğini düşündüğünüz, keyif aldığınız, izlenmesini tavsiye ettiğiniz filmleri bizlere yorumlarda belirtin, önümüzdeki haftalarda değerlendirelim. Gelecek hafta görüşmek üzere, keyifli seyirler.
0
0
0
0
0
Emoji İle Tepki Ver
0
0
0
0
0