• Türk Sinemasının Usta İsimlerinin Gençlik Fotoğrafları
1
0
0
0
0
Yeşilçam'ın hafızalarımıza kazıdığı isimlerin genç hallerini hiç merak ettiniz mi?
Ailelerimizden bizlere kalan, günümüz kuşağının ortak geçmişi olduğu konulardan biri de şüphesiz Yeşilçam filmleridir. Hepimiz ya fasulye kıran annemizle beraber, ya da bir pazar günü çayını yudumlayan babamızla mutlaka Türk filmleri izlemiş, üstelik keyif de almışızdır. 

Hala bile bir Kemal Sunal filmi olduğunda koşarak ekran başına gitmemize sebep olan şey, çocukluğumuzdan kalma o tarif edilemez duygudur. Ya da Bizans surlarından atlarken aynı anda attığı üç okla, üç farklı askeri vuran Cüneyt Arkın reisi izlerken ''yemişim Thor'unu Hulk'unu lan!'' dememize sebep olan şey, yine o duygudur. 

Bir de Türk filmleri ile hayatlarımıza giren, onları sadece filmlerden bildiğimiz için canlandırdıkları en meşhur karakterlerle özdeşleştirdiğimiz usta oyuncular vardır. Mesela bir Adile Naşit, bizim için ya Hafize Ana'dır, ya da yufka yürekli bir anne. Ya da bir Münir Özkul hepimizin Mahmut Hocasıdır, olmadı Yaşar Usta'sı. Hulusi Kentmen'den hiç bahsetmiyorum bile... Ancak şöyle bir gerçek var; bu usta oyuncular, bizim özdeşleştirdiğimiz karakter seviyelerine gelene kadar, bu işe gönlünü veren her emektar sanatçı gibi uğraştı, didindi ve bu işe, sektöre oldukça genç yaşta adım attı... Peki hiç bu usta oyuncuları gözlerimizin aşina olduğu yaşlı halleri dışında düşündüğünüz oldu mu? Sanıyoruz haberimiz size bu konuda yardımcı olabilir.




Türkiye'de tiyatro sanatçısı olmak kolay iş değildir. İsteyen herkes konservatuara girip oyuncu olabilir, ancak sanatçı olma olayı bambaşkadır, hele ki bizim ülkemizde. Ancak, tiyatro konusunda bir o kadar da sağlam bir geçmişimiz vardır ki bunun sebebi Yıldız Kenter gibi, temelimizi dimdik ayakta tutan isimlerin varlığıdır. Belki hepimiz onu yaşlı haliyle tanırız ancak, sahneye adımını attığı an o hep gençtir...




Nejat Uygur'u çoğumuz televizyonda yayınlanan tiyatro oyunları ile tanırız ve gerçekçi konuşmak gerekirse hepimizi sağlam güldüren nadir isimlerdendir. Nejat Uygur'u sahnede izlerken o kadar sıradan, bizden birini görürdük ki, bazen rol yaptığını unutur, bir röportajını falan izlerken şaşırırdık. İşte bunun en büyük sebebi, Yıldız Kenter'de bahsettiğimiz Türk tiyatrosunun temelleri içinde olan isimlerden biri oluşudur.




O hepimizin annesidir. Temiz kalpli, merhametli, güler yüzlü. Adile Naşit,anne rolünü öyle bir benimsemiş ve benimsetmiştir ki, onlarca filmde anne rolü oynamasına rağmen biz tüm o karakterleri tek kişi olarak görürüz. Tabi böyle usta bir sanatçının da sinemadan önce sahne tozu yuttuğunu belirtmekte fayda var.




Tuncel Kurtiz hepimizin hafızasına ''dayı'' olarak kazındı. Bazılarımız da -belki- ''belgesellerdeki ses'' olarak hatırlayacaktır. Ancak usta oyuncu 1950'li yıllardan beri sinema sektörünün içinde olan, sadece yurtiçinde değil, yurtdışında da başarılı işlere imza atmış, ödüllerle onurlandırılmış bir isimdir.




Yine bizim jenerasyon Levent Kırca'yı ''Olacak O Kadar''dan ibaret olarak bilebilir. Ancak, Yeşilçam'a damga vurmuş filmleri dikkatli izlerseniz, genç Levent Kırca'yı kıyıda köşede figüran rollerde görebilirsiniz. O da sektöre erken adım atan ve tırmalıyarak en üst seviyelere gelen büyük sanatçılardan biridir.




Tıpkı Levent Kırca'da olduğu gibi; Erol Günaydın'ı da son dönemleri ve o dönemlerde yaptığı işlerle hatırlarız ancak, Türk sinemasında hala siyah-beyaz filmler modayken o filmlerin vazgeçilmez adamlarından biridir Erol Günaydın...




Öztürk Serengil daha çok kedine has filmleri ile hatırlanır. Tıpkı Sadri Alışık gibi. Biz bugün Türk sinemasının komik adamı olarak belki sadece Kemal Sunal'ı biliyoru ancak, Kemal Sunal'dan çok daha önce o ünvan Öztürk Serengil'e aitti. Hala daha Türk sinemasının en iyi komedyenlerinden biridir ve yeri kolay kolay doldurulamaz (efferim keleş, enem kel, kafa kel...).



Barış Manço hakkında aslında fazla birşey demeye gerek yok. Tüm Türkiye'nin abisidir o. Türk müziğindeki yerini işin içine hiç katmaya gerek yok, çünkü Manço'nun türü, dönemine göre çok farklıdır. Hala bile müzikle uğraşanlar Manço'nun şarkılarını iyi bir müzik kulağı ile dinlediğinde ''vay be...'' derler. Tabi biz onu daha çok yaptığı efsane televizyon programları ile tanırız ki o programlar o dönemin aslında ne kadar güzel olduğuna birer ışık tutar.



Selçuk Yöntem belki listemizin genç sayılabilecek isimlerinden olabilir. Ancak, özellikle tiyatro konusunda usta sanatçının geçmişine baktığımızda, hiç de yabana atılacak bir isim olmadığını rahatlıkla görebiliriz (yalnız iyiki yaşlanmışsın Selçuk Abi).




Mahmut Hocamız, Yaşar Ustamı, emektar babamız... Adile Naşit ile birlikte resmen bir -hatta birkaç- jenerasyonun sembolik babası olmuştur Münir Özkul. Biz belki onu hep baba rolünde, yaşlı halde görmüşüzdür ancak, Münir Özkul'un genç bir delikanlı olarak kemara karşısına geçtiği onlarca filmi de vardır. Siyah-beyaz filmlerde yine kıyıdan köşeden karşılaşabilirsiniz Mahmut Hocayla.




Şener Şen, Türk sinemasına geç adım atmış, geç keşfedilmiş, buna rağmen inanılmaz bir şekilde yükselmiş bir sanatçıdır (ee baba mesleği). Bekli Şener Şen, yıldızının parladığı dönemlerde Kemal Sunal'ın karakterlerinin yardımcı oyuncusu gibi görülmüş, bir adım geri planda kalmış olarak görülebilir. Ancak, Şener Şen'in Türk sinemasında ne denli bir efsane olduğunu anlamak çok kolay; Badi Ekrem, Kumandan Hüsamettin, Lütfü, Vecihi, Ziya, Maho Ağa, Şakir...... Sanırım siz de anladınız.




Çetin Tekindor, dönemimizin ''baba'' figürü isimlerinden biridir. Üstelik usta sanatçının oynadığı film sayısı da öyle çok fazla değildir. Yani o, baba figürünü yaptığı az ama öz işlerle seyirciye yansıtmayı başarmıştır. Kendisi yine Türk tiyatrosunun yapı taşlarındandır.




Biz onu filmlerde hep kötü adam rolüyle gördük. Ya paragöz bir köy ağası, ya da uyanık bir baba. Şener Şen'in babası olan ve oğluyla da pek çok filmde bir araya gelen üstad, belki size inanması güç gelecek ancak 300'e yakın filmde rol almıştır. Herhalde başka birşey dememize gerek yok...




Yıldız Kenter'in kardeşi olan Müşfik Kenter, Türk tiyatrosunun temellerinde ablası ile birlikte bulunan efsane isimlerden biridir. Tıpkı ablası gibi sahne tozunu fazlasıyla yutmuş, muazzam oyunlar çıkarmış olan Müşfik Kenter, ayrıca Türk sinemasında da adından söz ettirmiştir. ''Seslendirme'' denince çoğunuzun aklına Tuncel Kurtiz gelebilir ancak, Müşfik Kenter'in sesinden birkaç şiir dinleyin derim.




Birkaç ay önce hayata gözlerini yuman Sümer Tilmaç, aslında listemizin genç sayılabilecek isimlerinden biriydi. Biz belki onu son dönemin -özellikle komedi- filmlerinde üstlendiği babacan rolü ile tanırız. Fakat Tilmaç'ın sinemaya adım atışı 70'li yıllara kadar dayanmaktadır. Listemizdeki her isim gibi Sümer Tilmaç da sahne tozu yutan sanatçılardandır. Kendisini hep bizim dönemin Hulusi Kentmen'i olarak görmüşümdür.




Türk tiyatrosu dediğimizde hepimizin aklına ilk gelen isimlerden biridir Haldun Dormer. Çünkü Türk tiyatrosunu batılı bir görüşle adeta küllerinden doğuran, ayağa kaldıran Muhsin Ertuğrul'un bıraktığı miras, Haldun Dormen'in de içinde olduğu birkaç isim sayesinde devam etmiştir. Gerçi bizim jenerasyonumuz onu daha rol aldığı 1-2 dizi ya da film ile bilir ancak Dormen'in arkasında her zaman muazzam işlerle dolu, tarih dolu bir tiyatro sahnesi vardır.




Geldik listemizin sonuna. Kapanışı Türk sinemasının en babacan, en temiz kalpli, koca yürekli adamı ile yapalım. Bir döneme milyoner fabrikatörleri, komiserleri sevdiren tonton dedemiz... Deniz Kuvvetlerinde astsubay olarak görev yapan Kentmen, Türk sinemasına ilk adımını 1940'larda attı ve tıpkı Ali Şen gibi 100'ü aşkın filmde rol aldı, vazgeçilmez bir isim oldu. Hulusi Kentmen, oynadığı karakterleri bizlere öyle bir yerleştirmişti ki, o birine kızdığında bizim de televizyon başında sesimiz çıkmaz, hafif hafif gülmeye başladığında da tarif edilemez bir duyguya kapılırdık.

Evet, listemiz bu şekilde. Tabi bu listede bulunmayı hakeden, bu listeye dahil olması gereken onlarca efsanemiz bulunuyor, ancak bizim de bir yerde bitirmemiz gerekiyordu. Son olarak listeye bir isim daha eklemek istiyorum. Türk filmlerini izlerken, her zamana başrolün yanında olduk, onunla birlikte kötü adamları dövdük, onunla birlikte mafyaları, kabadayıları dize getirdik. Ancak, çoğumuzun unuttuğu birşey vardı; o kötü adamlar hep aynıydı. Mesela Erol Taş'ı iyi bir rolde gördüğümüzde her an kötü birşey yapacak diye beklerdik. Kötü karakter onların üzerlerine yapışmıştı. Fakat onlar, Türk sinemasının gizli kahramanlarıydı. Tüm boşlukları dolduran emektar oyuncular. Ve ne yazık ki hiçbirinin kıymetini bilemedik, değer veremedik. Onlarda yavaş yavaş, sessiz, sakin bir şekilde hayattan göç ettiler. O isimlere son eklenen de, çoğumuzun simasını tanıyıp da ismi bilmeği, ''Yeşilçam'ın üçüncü adamları''ndan Sırrı Elitaş. Usta oyuncunun belki de ismini çoğunuz yeni öğreniyorsunuz ancak, kendisi 600'e yakın Türk filminde görev almıştı.




Kaynak: İntersinema
1
0
0
0
0
Emoji İle Tepki Ver
1
0
0
0
0