• Webtekno'dan İzlenmesi Gereken Film Önerileri #1: İnsan Avı (A Most Wanted Man)

Webtekno'dan İzlenmesi Gereken Film Önerileri #1: İnsan Avı (A Most Wanted Man)

0
0
0
0
0
Artık Webtekno'da yeni bir konseptimiz daha var. Son yıllarda çekilmiş filmleri Yeniler yazı dizisi altında inceleyeceğiz.
    Dünyada yaşanabilecek terör faaliyetlerini engellemeye çalışan bir istihbarat kuruluşunda neler olduğunu ve işin nasıl işlediğini tüm gerçekliğiyle öğrenmek ister miydiniz?

    11 Eylül saldırılarından sonra tüm istihbarat kuruluşları artık çok daha titiz olmuşlardır. 11 Eylül saldırıları faillerinden biri olan kişinin bu saldırıyı Almanya’nın Hamburg şehrinde planlaması önemli bir liman kenti olan Hamburg’un daha çok göz üstünde olmasına neden olmuştur.

    Sözü daha fazla uzatmadan, bu giriş cümlelerin sebebi olan A Most Wanted filminden bahsetmek istiyorum. Türkiye’de yayınlandığı ad ise İnsan Avı. Usta casusluk ve istihbarat kitapları yazarı John Le Carre’nin aynı adlı kitabından uyarlama.
 

    İnsan Avı’nın konusuna bakacak olursak: ‘’Yarı Çecen Yarı Rus kökenli olan Issa Karpov yasa dışı yollarla Hamburg’a giriş yapar, sonrasında bir Türk (asın bayrakları!)  göçmeninin evinde misafir olarak kalmaya başlar. Misafir olarak kaldığı Türkler sayesinde insan hakları savunucusu bir avukatla tanışır. Hamburg’da ki bir bankada babasından miras kalmış yüksek miktarlarda parası olduğunu iddaa eder. Bu sırada Alman istihbaratı Faisal Abdullah adında hayırsever bir Müslüman iş adamını takip etmektedir, Ancak Alman istihbaratı artık Issa Karpov’a yönelecektir…’’

    Filmin konusuna değindikten sonra oyuncularına değinmemek tabii ki olmaz. Filmin en önemli özelliklerinden birisi Philip Seymour Hoffman’ın son kez rol aldığı film olması. Diğer oyuncuları şu anlık kısaca tanıtmak gerekirse, Rachel McAdams, Daniel Brühl, Nina Hoss, Willem Dafoe, Robin Wright, Derya Alabora gibi isimler de  İnsan Avı’nda rol almışlar.

    Filmi tanıttıktan sonra, biraz daha derinlemesine incelemeye geçmek istiyorum. Ama incelemeye özellikle Hoffman’dan başlamak istiyorum.




    Yazının geçtiğimiz kısımlarında Philip Seymour Hoffman’ın ölmeden önce rol aldığı son film olduğunu belirtmiştim. Hoffman çok üst düzey bir oyuncu, zaten bunu da 2006’da Capote ile aldığı Oscar’la kanıtladığını düşünüyorum. Ayrıyeten birçok da Oscar adaylığı var. Hoffman’ın İnsan Avı’ndaki performansı cidden ayakta alkışlanacak cinsten. Filmi izleyen herkesin hem fikir olduğu konulardan biri. Hoffman’ın ölümünden sonra ‘’Amaan o kadar iyi oynamamıştır, şişirmişlerdir.’’ Diyen seyirciler bile oyunculuğunu ayakta alkışladılar. Özellikle sigara içtiği sahnelerde rolüne büründüğü karakteri çok iyi yansıttığını düşünüyorum. Son sahnedeki oyunculuğu ise kendisinin zirveye çıktığını gösteriyor. Keşke Hoffman’ı daha çok filmde görebilseydik, ancak İnsan Avı’ndaki oyunculuğuyla tamamen zirveye çıktı ve zirvede bıraktı.


    Hoffman’ın zirveye çıkarttığı oyunculuğu Rachel McAdams ve Willem Dafoe devam ettiriyor. Dafoe’nin rolü de kesinlikle kendisine uymuş. Adeta karakteri kendisinde hissetmiş. Rachel ise ne kadar genç olsa da diğerlerine göre eksik bir oyunculuk sergilememiş. Konuk oyuncu olarak da House of Cards’dan aşina olduğumuz Mrs. Underwood’u yani Robin Wright’i de görmek güzel oldu. Rolü kısa olmasına rağmen  Mrs. Underwood gibi oynamış. (Burada Mrs. Underwood benzetmesi House of Cards’daki rolüne ithafendir, İnsan Avı’nda da aşina olduğumuz hal ve hareketleri sergilediği için böyle bir benzetmenin yerinde olduğunu düşündüm.)



    Biraz da olay örgüsü ve gerçekliğe yakınlığından bahsetmek istiyorum.  Yine yazımızın başlarında John Le Carre’nin aynı adlı eserinden uyarlama olduğunu söylemiştik. John Le Carre, istihbarat ve işleyiş konusundaki tecrübelerini bu kitapta çok iyi aktarmış. (John Le Carre eski bir MI6 çalışanıdır, doğal olarak romanlarında unsurların hepsi gerçekçidir.)  Olay örgüsü karışık ve dikkat istiyor. Ancak John Le Carre’nin yine aynı adlı romanından uyarlanan Tinker Tailor Soldier Spy (Köstebek) kadar değil. Köstebek ile konuları farklı ancak Köstebek olay örgüsünün anlaşılmaması yönünden eleştiriler almıştı. Bu eleştirilere kulak asan yapımcılar İnsan Avı’nda Köstebek’e göre daha anlaşılabilir bir şekilde beyaz perdeye aktarmışlar.
    Olay örgüsü kesinlikle harika ve kusursuz. Sadece biraz dikkat istiyor, ancak bir istihbarat filmi izlediğinizin farkındaysanız diğer filmlere göre daha dikkatli olacağınızı bilmeniz gerekiyor. Ancak olay örgüsünün işleyişi ağır. Dolayısıyla hiçbir aksiyon sahnesi yok. Aksiyon sahnesini geçin bir silah bile patlamıyor. Eğer bu tür istihbarat ve gerilim filmlerine alışkın değilseniz size sıkıcı gelebilir.

    Filmin gerçeklik yönünü ele alacak olursak, gerçekliğe en yakın yapımlardan biri. Casusluk denince aklımıza ilk olarak aklımıza James Bond serisi gelir, aksiyon yönünden doyurucudur ancak casusluk ve istihbarat yönünden bakarsak tamamen bir balondur. Son derece fazla olan aksiyon sahneleri ve her işten başarıyla çıkmak gerçek casusluk ve istihbarat filmlerinde yoktur. İnsan Avı’nda ise sadece istihbarata yönelinmiş. Bir istihbarat servisinin işleyiş mekanizmasını, ABD’nin istihbarat servislerini nasıl kontrol ettiğini, istihbarat birimleri arasındaki çıkar çatışmalarını tüm çıplaklığıyla kavrayabiliyorsunuz. Açıkcası James Bond gibi filmlerde bu yoktur. Zaten ayıran temel unsur da budur bana göre. Bir filmin size kazandırabileceği önemli bir şeydir bu, eğer ilgiliyseniz önemi çok daha artar sizin için.  İstihbarat servislerinde çalışmış bir insanın casusluk hikayesini mi tercih edersiniz, yoksa kahramanımızın dünyayı kurtardığı bir casusluk hikayesini mi? Şu soruyu şu şekle de dönüştürebiliriz: Casusluk ve istihbarat mekanizmasını kimin gözünden izlemek istersiniz? ABD veyahut İngiliz propagandası filmlerinden mi? Burada James Bond’u kötüleme gibi amacım yok kesinlikle, Bond serisi aksiyon için çok iyi. Ancak İnsan Avı gibi filmlerden istihbarat mekanizmasını öğrendikten sonra Bond gözünüzden düşüyor sanki. 



    Biraz sözü fazla uzattım galiba gerçeklik konusunda. Dünyanın büyük sorunlarından biri olan terör başta olmak üzere terörle bağdaştırılan İslam, İslamofobi ve istihbarat mekanizmasını çok iyi bir şekilde birleştirebilen ve bakış açınızı değiştirebilen ender filmlerden biri. ( En azından bir dinin propagandasını ya da bir dini kötüleyen bir amacı yok.)

    Kısa bir şekilde yönetmen ve görüntü yönetiminden bahsetmek istiyorum. Yönetmen Anton Corbijn kitaba sadık kalarak kendi çapında iyi bir iş başarmış. Görüntü yönetimi ise gayet iyi. Ancak ara sıra kamerayı titretmesinin gereksiz olduğunu düşünüyorum. Açıkcası o titretmeler olmasa daha iyi olurmuş, ancak çok büyük bir etkisi yok zaten filme. Bir de yönetmen ve görüntü yönetiminden bağımsız olarak takıldığım bir nokta oldu. Almanya’da geçen Alman istihbaratına odaklanan filmin İngilizce geçmesi. Türkler kendi arasında Türkçe, Araplar kendi arasında Arapça ancak Almanlar kendi arasında İngilizce konuşuyor! Açıkcası Schindler’s List’de bu hatayı yapmıştı ancak filmi olumsuz eleştirmede çok büyük bir etken değil. Almanca olsaydı izleyici sayısı düşeceği için, zaten pek gişe umudu olmayan filme bu riski almamış olsagerekler.

    Toparlamadan önce final sahnesi hakkında spoilersiz konuşmak istiyorum. Final sahnesindeki Hoffman’ın oyunculuğu, kamera açısı (yönetmenin en iyi yaptığı iş!) şüphesiz harikaydı. Finalde verdiği duygu yoğunluğunu da çok fazla filmden alacağınızı düşünmüyorum. Nitekim filmin en iyi ve en çarpıcı sahnesiydi.



    Sonuç olarak, İnsan Avı istihbarat mekanizmasının işleyişini bize tüm objektifliğiyle yansıtıyor. Philip Seymour Hoffman’ın ölmeden önce oyunculuğunu zirvede bıraktığı bir film olması da cabası. Açıkcası istihbarat, casusluk gibi türlere ilginiz varsa kesinlikle kaçırmamanızı öneriyorum. İlginiz olmasa bile bu filme bir şans vermenizi tavsiye ediyorum. Olay örgüsünün ve gerçekliğin bu kadar had safhada olan ender filmlerden biri olduğunu yeniden belirterek filmi şiddetle tavsiye ediyorum!

    İyi seyirler.
0
0
0
0
0
Emoji İle Tepki Ver
0
0
0
0
0