• Webtekno Süper Kahraman Veri Bankası #3: Green Arrow
2
0
0
0
0
Bir diğer Süper Kahraman Veri Bankası haberimiz ile karşınızdayız.
Süper Kahraman Veri Bankası serimizde bu hafta, geçtiğimiz hafta Hawkeye'a karşı sizler tarafından Facebook üzerinde yapılan oylama sonucunda galip gelen Green Arrow'u işleyeceğiz. Son dönemlerde özellikle televizyon dizisiyle beraber popülerliği iyice artan Green Arrow, tıpkı bir önceki Wonder Woman ve Shazam'ın olduğu gibi, DC Comics'in köklü karakterlerinden biri konumunda.

Şimdi lafı daha fazla uzatmadan Green Arrow hakkında bilgi vermeye başlayalım, zira bu hafta da yazacaklarımız oldukça fazla. 



İlk olarak karakterin yaratılış sürecini ele alalım. Mort Weisinger tarafından yaratılan ve ilk olarak çizer George Papp tarafından kaleme alınan Green Arrow (Oliver Queen), çizgi roman dünyasına adımını attığı zaman tarih 1941'i göstermektedir. More Fun Comics'in #73. serisinde karşımıza çıkan Arrow, temel olarak üç karakterden esinlenilerek yaratılmıştır diyebiliriz; The Green Archer, Robin Hood ve Batman. Zaten bir çoğunuz Robin Hood'u tahmin etmişsinizdir de, ''Batman ne alaka?'' dediğinizi duyar gibiyim.
 

Şöyle ki, Green Arrow da gerek yaşantı tarzı, gerekse suçlulara karşı yaklaşımı ile aslında Batman'in ok atan versiyonu olarak karşımıza çıkar. Kostüm ve ekipmanı olan ok da, işin Robin Hood kısmı diyebiliriz (bu arada The Green Archer, yazar Edgar Wallace'ın o dönemlerde oldukça ünlü bir romanı). İlk zamanlarında yanında Speedy adında yine ok atan bir yardımcı ile dolaşan Arrow'un o dönem baş düşmanı, paylaço kılığında dolaşan ve yine sağlam bir okçu olan Bull's Eye'dır (bu da hikayenin Joker'i oluyor).
 

Arrow'un o dönem Batman'e olan benzerliği o kadar fazladır ki, kendi gizli mağarası, yeşil tonların ağırlıkta olduğu, modifiye edilmiş Arrowcar'ı, Arrow-Plane'i gibi şeyleri bile vardır. O derece yani (Speedy'i de Batman'in Robin'i gibi düşünebiliriz). Superman ve Batman'in başı çektiği ve DC Comics için ''Altın Çağ'' olarak adlandırılan dönemde var olan ve sonrasında da devam eden sayılı süper kahramandan biri de Green Arrow'dur. Buna rağmen Arrow, bir türlü kendi hayran kitlesini oluşturamamış, hatta ''çakma Batman'' damgası yediğinden zaman zaman popülerliği giderek düşmüştür. Ancak, her süper kahramanda olduğu gibi Green Arrow da sağlam bir yükseliş dönemine girmiş ve bu yükseliş, 1969 yılında Neal Adams ve Dennis O'Neil ile birlikte başlamıştır.



İkili, artık neredeyse Batman ile özdeşleşmiş olan Arrow'u, yepyeni bir hale sokmak için kolları sıvar. Bu süreçte Arrow, sarı keçi sakalına kavuşacak (ki bence Arrow'a yakışan en güzel tip olmuştur) ayrıca Oliver Queen, bütün servetini kaybederek yoksul bir vatandaş olacak ve tam anlamıyla ''halkın adamı'' kıvamına gelecektir. Arrow'da yaşanan bir büyük değişiklik ise, o dönem Amerikan siyasetinde sol tarafı temsil eden karakter oluşudur. Şimdi ''Arrow ile Amerikan politikası, siyaseti falan ne alaka?'' diye düşünebilirsiniz ancak, o dönemlerde çizgi romanlar özellikle Amerika'da ciddi kitleler tarafından okunmakta, bu sebeple de halkın nabzı, çizgi romanlardan rahatlıkla ölçülebilmekteydi.



O dönemlerde Amerikan siyasetinde sağ ve solun arasındaki uçuruma değinmek isteyen O'Neil ve Adams ikilisi, Arrow'u bambaşka bir karakter haline getirmekle kalmamış, bir diğer köklü DC Comics süper kahramanını da işin içine dahil etmişti; Green Lantern. Artık Arrow, tek başına değil, en az kendisi kadar yeşil olan Green Lantern'la birlikte kahramanlık yapmaktaydı. Bu serideki ana tema ise, aslında Green Lantern'a biçilmiş vatansever, muhafazakar sağcı görüş ve  ezilen halkın savunusu olan Arrow'a biçilmiş politik solcu görüş. Seri oldukça başarılı işlere imza attı. Zira iki karakter, beraber Amerika'yı dolaşarak ırkçılık, eşitsizlik, adalet gibi sorunların üstünde duruyor ve olaylara her iki tarafın açısından yaklaşarak ılımlı, ortak bir çözüm buluyorlardı. Yani uzun lafın kısası ''iki taraf da el ele verirse, kardeş kardeş bütün sorunlarımızı çözebiliriz'' mesajı, serinin ana fikriydi diyebiliriz. 



Evet çizgi roman bazında Arrow'un hikayesinden yeteri kadar bahsettik diyebiliriz. Tabii daha çok detay var ancak bu detaylara, karakterin hikayesinden bahsederken değinmek sanırım daha yerinde olacaktır. Arrow'un yani Oliver Queen'in hikayesi, bütün köklü DC Comics karakterini gibi değişime uğramıştır. Şimdi bu hikayelere bir göz atalım.

Oliver Queen karakterinin ilk yaratıldığı zamandaki hikayesi, gidişat açısından da yine Batman'inkine benzerlik göstermektedir. Son derece zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Oliver, bu zenginliğin getirdiği rahatlık sebebi ile baya vurdum duymaz, içkiye, partilere ve tabiri caizse karıya kıza düşkün, playboy bir genç haline gelir. Tabii bu dönemde onun örnek aldığı karakter Robin Hood'dur. Oliver, çocukluğundan beri ok ve yayla oynamayı baya bir sever. Ailesinin ölümünden sonra yıkıcı bir şok yaşayan Oliver, amcası tarafından büyütülür ve genç yaşta ailesinin sahip olduğu şirketlerin başına geçer. Ancak Oliver'ın hayatı, geçireceği bir kaza sonrası değişecektir.



Özel teknesi ile kendini okyanusa atan Oliver, bir gün teknesinden düşecek ve oknayusun ortasında yaşadığı can pazarının ardından kendini Starfish Adası'nda bulacaktır. Geçirdiği şokun ardından hayatta kalmak için birşeyler yapmaya başlayan Oliver, yavaş yavaş doğada kalma becerilerini de geliştirir. Beslenmek için avlanması gereken Oliver, bu av olayını ise kendi yaptığı ok ve yay ile sağlamaktadır. Bir süre sonra adada yanlız olmadığını farkeden Oliver, adanın diğer ''sakinleri'' olan uyuşturucu kaçakçılarına karşı elinde oku ve yayı ile mücadele vererek galip gelmeyi başarır. Sonrasında adadan kurtulan ve Star City'e dönen Oliver, artık o ergenlik sürecini atlatarak tam bir yetişkin olmuş ve kendine yeni bir yaşam gayesi belirlemiştir; yeteneklerini kullanarak suçla savaşmak.



Batman'den örnek alarak kendi gizli mağarasını ve gerekli teknolojik ekipmanları yapan Oliver, yanında bir de Speedy lakaplı yardımcısı Roy Harper'ı alarak Star City'nin yerel kahramanı haline gelir. Bir süre bu şekilde kahramanlık yapan Oliver, sonrasında Justice League'e de katılacaktır. Ancak Oliver, sık sık kimlik sorunları çeker. Bunun sebebi ise gündüzleri başarılı bir iş adamı olmaya çalışırken, geceleri suçla savaşmasıdır. Bir türlü dengeyi kuramayan Oliver, zaman zaman her iki kimliğinden de ödün vermiştir.



Şimdi geldik işin en can sıkan kısmına. Zira Green Arrow'un hikayesi, inanılmaz derecede tutarsız olan hikayelerden. DC Comics'in bir nevi evrenini sıfırladığı The New 52 serisine kadar Green Arrow'un hikayesi feci şekilde arap saçına dönüyor diyebiliriz. Ve bu hikayeleri tek tek detayına kadar anlatsak da, New 52 sonrası kabul göreceğinden, bir bakıma boşa kürek çekmiş olup sizin de kafanızı karıştırmak istemiyorum. Fakat bu hikayelerde öne çıkan şeylere de ufaktan değinmekte fayda var.



Elimizde olanları kronolojik sıraya dizerek anlatmaya başlayalım. Green Arrow'un O'Neil ve Adams ikilisi ile birlikte Green Lantern'la ortak bir seriye girdiğinden bahsetmiştik. Bu seriden sonra Arrow için bir diğer önemli seri The Longbow Hunters'dır. Bu seride Green Arrow, sevgilisi Black Canary ile Star City'den Seattle'a taşınır (ki bu durum kahramanımız için daha büyük bir şehre, daha büyük sorumlulukları beraberinde getirecektir). Bu seride Arrow, bilindiğinin aksine son derece sert bir karakter olarak karşımıza çıkar. Yani öyle ''şu hırsızı bayıltayım da polise vereyim'' kafası gitmiş, direkt adamın alnının çatına oku çakan, rahatlıkla milleti öldüren biri haline gelmiştir. Tabii buradaki ''hırsız'', Arrow'un seride karşılaştığı düşmanlarına kıyasla son derece masum kalabilir. Zira bu seride Arrow, uyuşturucu kaçakçıları, tecavüzcüler gibi kişilerle savaşır.



Bu seriye kadar ''Batman'' çakması olarak lanse edilen Arrow, artık biraz daha Punisher'vari bir karakter olmuştur. Seri, şu anki Arrow dizisinin de öncelikli kaynağı olarak görülebilir aslında. Bir diğer seri Zero Hour da, Arrow'un hikayesinde önemli yeri olan olaylardan. Hal Jordan yani Green Lantern'ın yaşadığı şehir, Cyborg Superman tarafından yok edilir. Binlerce insan ölmüştür. Bunun sorumluluğunu üstüne alan Green Lantern, kafayı kırarak Lantern Corps'un başındaki Guardians'ları öldürür ve Green Lantern Corps'a ana gücünü veren merkez güç bataryasını ele geçirir. Ancak bu süreçte Green Lantern'ın zihni, DC Comics evrenindeki en güçlü kozmik varlıklardan biri olan ve Green Lantern'ın da en büyük düşmanı konumundaki Parallax tarafından ele geçirilir.



Lantern'ı durdurmak için ona ulaşan Arrow, Parallax tarafından ele geçirilen ve onun verdiği emirlerle bütün evreni yok etmek isteyen eski dostunu geri kazanamayacağını anlar. Parallax'ı durdurmak için tek çare, Lantern'ı durdurmaktır. Zor bir karar veren Green Arrow, bir ok ile Lantern'ı göğsünden vurarak öldürür. Arrow, Parallax'ı durdurmayı başarmıştır ancak, en yakın arkadaşını da öldürmüştür. Bu durumun verdiği psikolojik çöküklük sebebi ile ortadan kaybolan Oliver Queen'in yerine oğlu Connor Hawke, bir süre Green Arrow rolünü üstlenmiştir. Bu süreçte ise Oliver'ın sonunu hazırlayan bir olay gerçekleşecektir.



Green Arrow görevini oğluna bırakan Oliver, NSA'den Eden Corps. adlı terörist bir kuruluşu içten yok etmek için görev alır ve gizli bir kimliğe bürünür. Ancak ilk görevinde Eden Corps.'un lideri Hyrax'a aşık olacak, hatta bu durum onu, oğlunun da dahil olduğu ona yakın pek çok kişiyle karşı karşıya getirecektir. Superman'in şehri olan Metropolis'i havaya uçurmak için özel bir bomba hazırlayan Hyrax, bir uçak ile bu bombayı Metropolis'e taşımaktadır. Uçakta yine NSA tarafından görevlendirilmiş gizli ajanlar, Eden Corps ile mücadeleye tutuşur ve galip gelirler. Ancak bu sürede bomba aktif edilmiş, Oliver ise kolunu bombanın içine sokarak patlamamasını sağlamıştır. Fakat şöyle bir sıkıntı vardır; Oliver kolunu çekerse bomba patlayacak. Superman Oliver'ın yanına gelir ancak ona yardım edemeyeceğini anlar. Çünkü tek çare Oliver'ın kolunu koparmaktır. Superman farklı birşeyler düşünürken Oliver son derece sorumluluk gerektiren bir karar alır ve uçak şehre varıp binlerce insanı yok etmeden havada patlaması için kolunu bombadan çeker. Bu olay, Oliver'ın ölümü ile sonuçlanacaktır. Babasının ölümünden sonra yine oğlu Connoe Hawke, Green Arrow'luk yapmaya devam etmiştir.



Ancak Oliver'ın hikayesi henüz bitmiş değildir. Bütün Justice League ekibini yakından ilgilendiren Final Night serisinde hayatını kaybeden Green Lantern, Parallax'ın güçlerine sahip bir şekilde yeniden doğar. Bu güçleri Dünya'yı yaklaşan büyük tehlikeden kurtarmak için kullanan Hal Jordan, bu süreçte eski dostu Oliver'ı da tekrar hayata döndürür. Böylece Oliver, ikinci bir şans bularak Arrow'luk görevine daha bilge bir şekilde devam eder.



Bu olaylar sonrası, Oliver'ın yaşamında pek çok önemli gelişme olmuştur. Mesela Star City'in yeni başkanı artık Oliver Queen'dir. Tabii politika ile olan bu durumu, onun Green Arrow'luk sürecini de zaman zaman olumsuz yönde etkileyecektir. Ancak sonrasında Arrow için işler bir kez daha kötü gitmeye başlayacaktır. O dönem hayatındaki tek olumlu şey olarak Black Canary ile evlenmesi olan Arrow, Cry For Justice serisinde Prometheus'u soğuk kanlılıkla öldürecek, ardından Blackest Night serisinde Nekron tarafından ele geçirilerek, Black Corps.'a bağlı bir şekilde Justice League'e karşı olacaktır.



Prometheus'un ardından bir diğer düşmanı Electrocutioner'ı da soğuk kanlılıkla öldüren Arrow, ''iyi kahraman'' sıfatından ödün vermeye başladığı için başta Flash ve Green Lantern tarafından aranmaya başlanır. Bu süreçte kendi ile çelişen ve herkesi karşısına alan Oliver, sonunda bütün imajını kaybedecek, kimliği açığa çıkartılarak tutulanacaktır. Arrow'a son darbeyi ise, cezaevinde onu ziyarete gelen eşi Black Canary, evlilik yüzüğünü geri vererek vuracaktır. Sonrasında çıktığı mahkeme tarafından suçsuz bulunan Oliver, buna rağmen Star City'den bir daha geri dönmemek üzere sürgün edilir. Justice League: Rise and Fall serisinde gerçekleşen bu olaylar silsilesi, ''Green Arrow'un Çöküşü'' olarak da adlandırılır. Ve geldik en güzel yere; bütün bu olaylar artık geçerli değil! Neden? Çünkü DC Comics, New 52 ile bütün evreni sıfırlıyoor!



Şimdi New 52 sonrası yeni bir origin hikayeye kavuşan Arrow'un geçerli olan yeni hikayesine bir göz atalım. Yine zengin çocuğu olmanın verdiği sapkın triplerde olan Oliver, babasını öyle utandırır ki, bir bağlamda ''hem adam olsun, hem de az sürgün hayatı çeksin'' diye babasına ait, Pasifik oknayunusunda bulunan bir petrol kuyusunda işleri kontrol etsin diye gönderilir. Ancak Oliver, burada da sürekli olarak düzenlediği partilerine devam eder. Yine bu partilerden birinde, ünlü bir rock yıldızını getirtmek isteyen Oliver bir helikopter kiralar. Ancak bu helikoptere, bölgedeki petrolü ele geçirmek isteyen teröristler tarafından el konulacaktır. Sonrasında petrol kuyusunun da kontrolünü ele geçiren teröristler, Oliver'ın kız arkadaşı Leena'yı rehin alarak, isteklerinin yerine getirilmesini ister.



En yakın arkadaşı Tommy Merlyn tarafından ''adamların istekleri ver, kurtul'' şeklinde uyarılmasına rağmen kahramanlık yapmak isteyen artist Oliver, bir ok ile yay alır. Amacı, elinde petrol varillerini patlatacak bir fünye bulunan teröristi oku ile vurarak etkisiz hale getirmek, sonra da hem kız arkadaşını hem de günü kurtarmaktır. Fakat işler planladığı gibi gitmez. Oku hedefe isabet etmeyen Oliver, bu yetmezmiş gibi bir de fünyeyi aktif eder (oku sekip bir şekilde fünyenin aktif olmasını sağlıyor). Bu durum, oranın havaya uçmasını sağlayacak, kız arkadaşı ölecek ve Oliver'ın patlamada hayatını kurtaran arkadaşı Tommy'nin de feci şekilde yanmasına sebep olacaktır.



Patlama sonrasında denizde sürüklenen Oliver, bir adaya düşecek ve hayatta kalması için ok ve yaydan başka aleti olmayacaktır. Bu süreçte sağlam bir okçu olmayı öğrenen Oliver, aynı zamanda hatalarını sorgulayarak bir bağlamda adam olacaktır. Fakat patlamada ciddi şekilde yanan Tommy, bir sene sonra girdiği komadan çıkarak suçu haklı olarak Oliver'ın üstüne atacak ve o da kendini okçuluk bazında geliştirerek Arrow'un en büyük düşmanlarından Merlyn haline gelecektir.



Bundan sonrası aslında bildiğiniz gibi. Oliver bir şekilde adadan kurtulur, şehre geri döner, artık bambaşka bir adamdır ve okçuluk yeteneklerini suçla savaşmak için kullanır. Green Arrow'un ilk yaratıldığı zamandaki yardımcısı olan Speedy, Roy Harper adında karşımıza çıkmaktaydı. New 52 sonrasında ise Harper, genç bir hacker olarak Oliver'ın dikkatini çeker. Sonrasında Green Arrow'un yardımcılığını üstlenecek ve Arsenal ismini alacaktır.



Evet, Green Arrow'un hikayesi bu şekilde. Yani şöyle kocaman bir toparlayacak olursak; Green Arrow'u hiç bir zaman tam anlamıyla tutunamamış bir karakter olarak ele alabilir. Her ne kadar köklü olursa olsun Arrow, gerek karakter olarak, gerekse çizgi roman severler tarafından hep geri planda bırakılmıştır. Aslında 1980-90 yılları arasında beklenen ön plan rolü zaman zaman gösterse de sonu hep hüsran olmuştur. New 52 sonrası ise karşımıza -bana kalırsa- eskisinden daha da kötü bir Arrow çıkmış bulunmakta. 



Green Arrow, şansını televizyonda da denemekte. İlk olarak genç Superman'in konu alığındığı Smallville'de karşımıza çıkan (ve benim şahsen başarılı bulduğum) Green Arrow, 2012 yılından itibaren kendi dizisi Arrow ile sağlam bir izleyici kitlesi oluşturmuştur (gerçi ben o diziyi zerre beğenmiyorum ama neyse). 



Peki ya sinema? 

Bildiğiniz gibi DC Comics, Batman v Superman: Dawn of Justice ile yepyeni bir sinema evreninin temellerini atmakta. Bu sinema evreninde şimdiden Wonder Woman, Cyborg, Flash, Aquaman ve Green Lantern'ın olacağını biliyoruz. Tabii Arrow'un popülerliği bu denli artınca insanlar ''Arrow yok mu ya?'' diye de sorar oldu. Eğer sizde o ''soranlardan'' iseniz, size güzel bir haberim var. Henüz Arrow'un bireysel filmi olacağı, ya da sonrasında Justice League ekibine eklenip eklenmeyeceği kesinlik kazanmış değil. Fakat, geçtiğimiz günlerde Batman v Supernman evrenine dair detaylar açıklanırken, bir detay Arrow hayranlarını heyecanlandırdı. Zira o detaya göre, DC Comics'in sinema evreninde, Oliver Queen'in sahibi olduğu Queen Industries de bulunmakta. Bu detay, Arrow'u Justice League ekibinde görebilme olasılığımızı da ciddi şekilde güçlendiriyor.

 
Evet, Süper Kahraman Veri Bankası serimizin bu haftalık sonuna geldik. Haftaya görüşmek üzere.
2
0
0
0
0
Emoji İle Tepki Ver
2
0
0
0
0