• Webtekno Süper Kahraman Veri Bankası #2: Wonder Woman
2
2
1
0
0
Süper Kahraman Veri Bankamızda bu haftanın süperi, kadın süper kahramanlar içinde en popüleri olan Wonder Woman!
Yeni yazı konseptimiz olan ''Webtekno Süper Kahraman Veri Bankası''nın ikinci bölümü ile karşınızdayız. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz hafta ilk yazımızı, Shazam hakkında yazmış, ardından da Facebook üzerinden, Wonder Woman ile Jessica Jones arasında bir oylama yapmıştık.

Sizlerin verdiği oylar ile galip gelen ve Süper Kahraman Veri Bankası'nın ikinci yazısında hakkında bilgi vereceğimiz karakter Wonder Woman oldu. Şimdi lafı uzatmadan haberimize başlayalım zira Wonder Woman'ın hikayesi öyle yenilir yutulur cinsten değil.



İlk olarak kahramanımızın çizgi roman bazında nasıl yaratıldığına bir bakalım. Wonder Woman'ın yaratılış hikayesi, diğer süper kahramanlara nazaran oldukça enteresan diyebiliriz. William Moulton Marston adlı bir psikolog, Family Circle Magazine'e verdiği bir röportajda, çizgi romanların sahip olduğu potansiyelden ve bu potansiyelin bir türlü ortaya çıkarılamadığından bahseder. Marston'ın bu röportajı, o dönemin en baba çizgi roman yayıncılarından biri olan Max Gaines'in ilgisini çeker ve Gaines, Marston'ı sahibi olduğu National Periodicals ve All-American Publications şirketlerine eğitim danışmanı olarak işe alır. Bu iki şirket sonrasında DC Comics adı altında birleşecektir.



Çizgi roman işine iyice adımını atmış olan Marston'dan, şirket bünyesinde bir çizgi roman karakteri yaratması istenir. Bu işe dünden razı olan Marston da karısının tavsiyesine uyarak, bu süper kahramanı o dönem herkesin yaptığının tersine kadın karakterde yaratır. Tabii tüm olay karısının tavsiyesi üzerine değildir. Marston, böyle bir kadın süper kahramanın, o dönem özellikle Amerika'nın içinde bulunduğu kadın-erkek eşitsizliği sebebi ile yanlış bir feminist düşünceye sahip olarak yetişen genç kızlara iyi bir örnek olabileceğini düşünür ve Wonder Woman'ın temellerini, bu gaye üzerinde kurar.



Hatta Marston, Wonder Woman'ı yaratma sürecinde ''hem görünüşü hem de karakteri olarak güzel bir kadına, Superman'in güçlerini vermek istedim'' ifadelerini kullanmıştır. Yani kısacası Wonder Woman'a, o dönem feminist sorunlarla uğraşan Amerikan toplumu için Superman'in kadın versiyonu olarak bakılabilir.

1942 yılında Sensation Comics ile çizgi roman dünyasına adımını atan Wonder Woman, bir süre sonra köklü bir geçmişe sahip olan ve günümüz Justice League'inin temellerinin atıldığı Justice Society of America ekibine katılacaktır. Wonder Woman'ın çizgi roman oluşumu hakkında hikayesi bu şekilde. Dönemin feministleri için ikonik bir karakter haline gelen Wonder Woman, çizgi roman serüveninde de birkaç dönemden geçmiş, origin hikayesi de zaman zaman değişime uğramıştır. Şimdi gelin birlikte karakterin hayat hikayesini ele alalım.



Wonder Woman'ın origin hikayesi, ilk çizgi roman dünyasına adımını attığı 1942 yılında bu yana 2 kez köklü değişime uğramıştır. Bu değişimlerden ilki, DC Comics evreni için son derece önemli olan 1985 yılında yayınlanmış ''Crisis On Infinite Earths'' serisinde, ikincisi ise 2011 yılında yine DC'nin bir bağlamda evrenini resetlediği ''The New 52'' ile atılmıştır.

''Crisis on Infinite Earths'' öncesindeki hikayeye kısaca göz atacak olursak; Kaptan Steve Trevor'un uçağı, sadece kadınlardan oluşan Amazon kabilesinin yaşadığı Paradise Adası'na düşer. Adada yaşayanlardan biri olan Diana ve arkadaşları, Trevor'u yaralı bir şekilde bulurlar. Diana, ona yardım ederek tekrardan sağlına kavuşmasını sağlar ancak bu sırada Trevor'a da aşık olur. Tabii kadınların hüküm sürdüğü Amazon kabilesi için böyle bir durum söz konusu olamaz.



Bu sırada Amazon'ların kraliçesi aynı zamanda Diana'nın annesi olan Hippolyta, Trevor'ı erkeklerin hüküm sürdüğü dünyaya geri götürecek ve bu dünyada başta kadın-erkek eşitliği olmak üzere adaleti sağlayacak şampiyon seçmek için bir turnuva düzenler. Hippolyta, kızı Diana'nın bu turnuvaya katılmasını istemez, çünkü kendinden sonra yerine kızının geçmesini planlamaktadır.

Ancak işin içinde Trevor'ın oluşu, Diana'yı tetikler ve bir maske ile yüzünü gizleyerek turnuvaya katılır ve şampiyon olur. Kimliğini açıkladığı zaman annesini büyük şaşkınlığa uğratan Diana, yine de onun kutsamasını alarak erkeklerin dünyasına doğru yolculuğa çıkar. Wonder Woman'ın klasik kıyafeti, yolculuk görevinde seçilen kişi olduğu için annesi tarafından verilmiştir.



Dünyaya ilk kez gelen Diana, Trevor'ı daha iyi tedavi edilmesi için bir hastaneye bırakır. Ancak ona aşık olduğu için sürekli olarak yakınlarında olmak ister. İşte gizli kimliğini de böyle kazanır. Bulunduğu hastanede, görevdeki nişanlısından uzak kalan ve onun yanına gitmek için yeterli parası olmayan bir hemşireyle tanışan Wonder Woman, bu hemşireye gerekli parayı bulması için yardım eder, karşılığında da nişanlısının yanına giden hemşirenin kimliğini kendi gizli kimliği yaparak hastanede çalışmaya başlar. Bu gizli kimliğin ismi de Diana Prince'dir. Sonrası zaten malum, bir yandan Trevor'la aşk yaşar, bir yandan şehirde kötülerin üstüne araba fırlatır falan.

Wonder Woman'ın köken hikayesi bu şekilde. Sonrasında bu hikaye ufak değişimlere uğrasada, ''elle tutulur'' ve ''ana hikaye'' olarak ele alacağımız hikayesi ise Crisis on Infinite Earths ile başlayacaktır. Bu hikayeye göre Diana, annesi Hippolyta tarafından Paradise Adasının (bu versiyonunda adanın adı Thermyscira olarak geçmektedir) kıyılarındaki kutsal kilden yaratılır.



Bu kile can veren tohum ise, Yunan ana tanrıçalarından olan Gaia'dan gelmektedir. Diana'nın sahip olduğu bu özellik sebebi ile Yunan tanrıları onu kutsarlar ve Diana, Afrodit'in güzelliğe, Demeter'in kuvvetine, Athena'nın bilgeliğine, Hermes'in hızına, Hestia'nın ateşe dayanıklılığına ve Artemis'in avcılık yeteneklerine sahip olur. Ayrıca tıpkı Batman ve Superman'de olduğu gibi Diana'da da, gerekli kalmadığı takdirde ölümcül seviyede güç kullanmama durumu vardır. Yani o da çok zor bir durumda kalmadığı sürece düşmanını öldürmez. Bu arada bu yeni hikayede Diana'nın Steve Trevor ile bir geçmişi bulunmamaktadır.

Yeni hikayeye göre Wonder Woman önderliğinde Paradise adasını terk ederek dünyada adaleti sağlamaya çalışan Amazonlar, artan cinayetler ile suçlanmaya başlar ve birkaçı hükümet tarafından yakalanarak gözaltına alınır. Duruma müdahale etmeye tek gücü yeten isim Kraliçe Hippolyta ise kayıptır ve Steve Trevor, hükümete Themyscira (Paradise) Adasına saldırmaları için baskı yapar. Bu durum, ''War of the Gods'' olayının da başlangıcı olacaktır.



Amazonların dünya üzerinde sahip oldukları bu kötü imajın sebebi ise, aslında hem Themyscira'da hem de sonrasında Olimpos'ta hüküm sürmek isteyen Circe adlı büyücüdür. Kraliçe Hippolyta'nın ortadan kaybolmasındaki sebep de, yine Circe'dür. Şimdi buradan sonra hikayedeki gidişat birkaç kola ayrılsa da biz, bu kolları olabildiğince birleştirerek anlatmaya çalışalım.

Crisis on Infinite Earths döneminde Wonder Woman'ın baş düşmanı konumundaki isim yine ve yeniden Circle'dır. Hatta Circe'ün bir araya topladığı dört hain Amazon, Diana'yı çocukken öldürmeye çalışmış, ancak başarısız olmuşlardır. Circe ile olan mücadelesi oldukça çetin geçen Wonder Woman, rakibine yenik düşecek, sonrasında da tekrar o kutsal kil haline dönecektir. Ancak Wonder Girl olarak da bilinen Donna Troy, Diana'nın annesi Hippolyta'nın kutsal kolyesini kullanarak onu yeniden hayata döndürecek ve Wonder Woman bu seferki mücadelesinde Circe'ü yenmeyi başaracaktır.



Tabii bu süreç boyunca arada önemli gelişmeler de olmuştur. Mesela Diana, bir ara Neron adlı bir iblis tarafından öldürülür, ancak Olimpos tanrıları ona ''tanrı'' sıfatını vererek tekrar dirilmesini sağlarlar ve Olimpos'ta diğer tanrılar ile yaşamaya başlar. Fakat dünyevi konulara çok fazla karıştığı için tanrılar tarafından Olimpos'tan kovulur ve Themyscira adasının yönetimi annesine geçer. Ancak Wonder Woman ile annesinin arası iyi değildir. Bunun sebebi de annesinin gördüğü bir rüya yüzündendir. Annesi, rüyasında Wonder Woman'ın öleceğini görür. Bu rüya aslında bir gelecek öngörüsüdür. Kızının ölmesinden korkan Hippolyta, ''Wonder Woman'' sıfatını, mevkisini kızından alarak, Amazonların en güçlülerinden olan Artemis'e verir. Ancak Hippolyta'nın öngörüsü doğru çıkacak ve Artemis bir savaşta ölecektir.



Artemis, ölmeden önce ona ulaşan Diana'ya Wonder Woman olması için izin verir ve Diana yeniden eski görevine döner. Ancak Olimpos'tan kovulması ve dolayısıyla Themyscira kraliçeliğini kaybetmesi, onu annesi ile bir savaşa sokacaktır. Bu savaş henüz sonuca bağlanmaz, ikili arasındaki mücadele devam eder. Fakat o sırada çıkan galaksiler arası bir savaş, Hippolyta'nın ölümüne sebep olacaktır. Bu galaksiler arası savaş esnasında yerle bir olan ve küçük bir ada olarak kalan Themyscira'nın kraliçesi, Amazonların lideri ise yeniden Diana olur.

Crisis on Infinite Earths döneminde Wonder Woman için önemli olan olaylardan biri de, Maxwell Lord adlı karakteri öldürmesiyle olur. Kendini Justice League'in dostuymuş gibi gösteren ve bunu bir güzel bütün üyelere yutturmayı başaran Lord, bir şekilde Superman'in zihnini kontrol etmeyi başarır. Hatta bu sebeple neredeyse Batman'in ölümüne yol açar. Wonder Woman Superman'i durdurmak için gelir. Tanrıların bahşettiği güçler sebebi ile Lord, Wonder Woman'ın zihnini kontrol edemez. Uzun süre Superman ile mücadele eden Wonder Woman, sonunda durdurulması gereken kişinin Lord olduğunu anlar.



Ancak Lord, onu durdurmanın tek yolunun, onu öldürmek olduğunu söyler ve Wonder Woman'a başka çare bırakmaz. Wonder Woman, Lord'un boynunu kırarak onu öldürdüğünde etrafta kameralar açıktır ve bütün dünya Wonder Woman'ın acımasız bir katil olduğunu düşünür. Bunun sebebi ise Lord'un Superman'i kontrol eden kişi olduğunu itiraf ettiği sırada kameraların çekememiş oluşudur. Bu kötü imajı ile Wonder Woman, bir süre dünyadan dönmemek üzere ayrılır. Ancak bu durum, savaşı da beraberinde getirecek ve Wonder Woman, sahte bir alternatif gerçeklik dünyasında kısılı kalacaktır. Olayın içinde yine Circe'ün parmağı var.

Bütün bu olaylardan sonra Circe ile ''son düello'' tarzı bir mücadeleye tutuşan Wonder Woman, sonunda galip gelmeyi başaracak ve bütün işleri rayına oturtacaktır. Tabii şimdi asıl can alıcı şey geliyor; bu hikaye artık geçerli değil!!! Evet, aslında ben de sizinle aynı şeyi düşünüyorum; lan geçerli değilse niye yazdım! Olsun, biz bütün bilgiyi verelim.



Şimdi gelelim DC Comics evreninin bir bağlamda resetlendiği New 52 sonrasına. 2011 yılında DC Comics yeni serisi The New 52 ile karakterlerinin çoğunda önemli değişikliklere imza attı. Bu karakterlerden biri de Wonder Woman. New 52 ile birlikte Wonder Woman'ın hikayesi tamemen değişti dersek herhalde yanlış olmaz.

Bu yeni hikayeye göre Wonder Woman, öyle kilden falan yaratılmıyor. Baya baya Zeus ve Hippolyta'nın kızı olarak dünyaya geliyor. Bu durum da onu bir tanrıça yapıyor.

Wonder Woman olarak Amazonların başında olan Diana, Yunan Tanrısı Hermes'ten bir görev alır. Hermes, Wonder Woman'dan Zeus'un hamile bıraktığı Zola adlı genç bir kadını korumasını ister. Bunun sebebi ise Zeus'un eşi Hera'nın öfkesidir. Hera, Zeus'un faniler ile ilişkiye girmesi sonucu doğan bütün çocukların peşindedir. Ancak bu sırada kendinin de Zeus'un kızı olarak dünyaya geldiğini öğrenen Wonder Woman, üvey olsalar da kardeşi/kardeşleri olacak Zola'nın çocuklarını korumayı kendine öncelik edinir.



Kendisi gibi Zeus'un Hera'dan olmayan çocuklarını aramaya başlayan Wonder Woman, Lennox Sandsmark adlı biri ile tanışır. Sandsmark, sonrasında Hera ile Zeus'un ilk doğan çocuğu olarak bilinen ''First Born'' tarafından öldürülecektir. First Born, Hera'nın adına Zeus'un bilinmeyen çocuklarını bularak öldürmektedir ve New 52'de Wonder Woman'ın ilk ciddi düşmanı First Born olacaktır. Sonrasında ise hikaye, Wonder Woman'ın, Hades'in eline düşen Zola'yı kurtarması üzerinde geçer.

Bu sırada Amazonlar hakkında da bazı bilgiler ortaya çıkar. Mesela Amazonlar, denizde kaybolarak yolu adalarına düşen denizcileri bildiğiniz damızlık olarak kullanarak nesillerini devam ettirirler. Kız çocukları kutlanarak karşılanır, erkekler ise denize atılır. Fakat Hephaetus, erkek çocuklarını boğulup ölmekten kurtarmak için Amazonlara bazı savaş malzemeleri vererek, çocukların hayatını bağışlatır.



New 52 ile birlikte Wonder Woman'ın iplerini eline alan Brian Azzarello, onun çocukluğu hakkında da yeni bir hikaye oluşturmuştur. Bu hikayeye göre Wonder Woman, Yunan savaş tanrısı Ares tarafından yetiştirilir (gerçi seride Ares'in ismi ''War'' şeklinde geçer de neyse). Burada çeşitli görevler ile eğitim gören Diana, tanrıvari bir savaşçı olmayı öğrenir. Ancak War'un ona verdiği görevlerden birinde Minotaur'u öldürmeyerek merhamet gösteren Diana, War'un gözünde başarısız ve zayıf gözükecektir. Sonrasında sürekli olarak üvey kardeşi First Born ile çatışan Diana, War'u öldürmek zorunda kalarak ''Savaş Tanrısı (God of War)'' olacaktır. O artık hem Amazonların kraliçesi, hem de savaş tanrıçasıdır. Üvey kardeşi First Born ile çatışmaları süren Wonder Woman, sonunda onu da öldürecektir.



New 52 öncesinde de Justice League üyesi olan Wonder Woman sık sık Batman ile duygusal birşeyler yaşamış, New 52 sonrası ise bu durum Superman ile arasında geçmiştir. Tabii özünde onun tek aşkı Steve Trevor olarak karşımıza çıkar.

Şimdi gelelim güçlerine; Wonder Woman, New 52 öncesinde saydığımız gibi çeşitli tanrıların gücü ile donatılmıştır. Yani bunda da bir karışık kuruyemiş havası mevcut. Ancak origin hikayesi New 52'den sonra değişen Wonder Woman'ın öyle şu tanrının kolu, öbür tanrının bacağı tarzı bir güç birikimi bulunmaz. Daha doğrusu New 52 öncesi neyse, güç, bilgelik, hız falan olarak aynı kalır ancak, bu özelliklerin hepsi, Zeus'un kızı olduğundan bulunmaktadır. Kendisi Superman'e kafa tutup, yumruk yumruğa dövüşebilecek kadar güçlüdür (bakın yenebilir falan demiyorum konuyu başka yerlere çekmeyin). Tabii Wonder Woman bu denli doğuştan gelen bir güce sahip olsa da kılıç-kalkan gibi ekstra savaş aletleri kullanmayı da sever. Doladığı kişiyi bülbül gibi öttürerek doğruları söyleten sihirli kementini de unutmayalım. He bu arada kendisi uçabilir de. Hatta bir seride Flash, Wonder Woman'ın hızı benim normal hızıma eşit der. Flash'ında normal hızını siz düşünün işte.



Wonder Woman'ın olayı temel olarak bu şekilde. Elimizde 3 farklı origin hikayesi olduğundan hepsinden biraz biraz anlatmaya çalıştık. Dediğimiz gibi, artık önemli olan New 52 sonrası Wonder Woman'ın neler yaptığı ve yapacağı.

Tabii Wonder Woman sadece çizgi romanlardan ibaret değil. Wonder Woman, 1975-79 yılları arasında başrolde Lynda Carter'ın olduğu dizi ile televizyon sektöründe başarılı bir iş yapmış, hatta o dönem kadınların toplum içinde maruz kaldığı tüm sorunları ele alarak, feminist oluşumlarda önemli bir yer edinmiştir.
 

Günümüzde ise Marvel'ın yaptığı gibi sinemada kendi süper kahraman evrenini kurmaya ve bu bağlamda ilk filmi Batman v Superman: Dawn of Justice ile karşımıza çıkmaya hazırlanan DC Comics'in beyaz perdedeki Wonder Woman'ı, Gal Gadot olacak. 



2017 yılında kendi filmine kavuşacak olan Wonder Woman'da, filmin konusu ise büyük oranda eski hikayeye göre yapılacak. Zira filmin kadrosunda bulunan Chris Pine'ın canlandıracağı karakter Steve Trevor.

Eveet, ikinci Süper Kahraman Veri Bankası haberimizi de burada sonlandıralım. Haftaya yeni bir süper kahraman ile görüşmek üzere.
2
2
1
0
0
Emoji İle Tepki Ver
2
2
1
0
0