• Webtekno Süper Kahraman Veri Bankası #5: Deathstroke

Webtekno Süper Kahraman Veri Bankası #5: Deathstroke

3
1
0
0
0
Bu haftaki Süper Kahraman Veri Bankası haberimiz ile karşınızdayız. Bugün, çizgi roman evreninin en tehlikeli isimlerinden biri olan Deathstroke'u detaylı şekilde inceleyeceğiz.
Süper Kahraman Veri Bankası serimizde bu hafta, Facebook üzerinden yaptığımız oylama sonucunda Black Panhter’e karşı galip gelen Deathstroke'u işleyeceğiz.

Serimizin bir önceki haberinde Magneto’yu işlemiş ve konu detayına çok fazla girmeden, karakterin yüzeysel hikayesini anlatmıştık. Fakat çoğunluk eski haline yani detaylı versiyona dönmemizi istediği için biz de yeniden detaylandıralım dedik.

O yüzden kendine bir bardak çay koyun, varsa kuruyemiş ya da bisküvi falan da iyi gider, sonrada arkanıza yaslanıp okumaya başlayın; detaylı haber is coming!



Evet dediğimiz gibi bu hafta Deathstroke’u işleyeceğiz. İlk olarak her zamanki gibi karakterin yaratılma sürecini ele alarak başlayacağız. Deathstroke ilk etapta ‘’The New Teen Titans’’a sorun yaratacak bir kötü karakter olarak Marv Wolfman ve George Perez tarafından yaratıldı. Karakterin ardarda seride yer alması ve okuyucular tarafından sevilmeye başlamsı, yaratıcılarını da karakter ve origin bazında Dearthstroke’u geliştirmeye itti. Böylece Teen Titans’a karşı sıradan bir suikastçi olarak doğan Deathstroke, ‘’kötü adamların Batman’i’’ olarak anılacağı yolculuğuna da çıkmış oldu.

Deathstroke çizgi roman dünyasına ilk adımını attığında yıl 1980’di. Karakterin kendine ait serisi ise ilk olarak 1991 yılında yayımlandı. Deathstoke aslında gerek Teen Titans’a, gerekse kendine ait serilerde ‘’Deathstroke the Terminator’’ olarak geçmekteydi. Yani karakterin tam takma adı buydu. Ancak Arnold reisin o dönem ‘’The Terminator’’ filmi popülerlikle tavan yapınca, yükselmekte olan Deathstroke’un da adındaki terminator kısmı bir bağlamda kaldırıldı (kimse kullanmaz oldu yani).



Tabii Deathstroke 1991 yılında kendi serisine kavuştu dedik ancak bu seri çok uzun sürüyor diyemeyiz. Deathstroke’u bu günlere getiren ve hamurunu yoğuran isimlerden biri de David Hine’dır. 2009 yılındaki Faces of Evil serisinde Deathstroke’un hikayesini kaleme alan Hine, son derece başarılı bir iş çıkarmış ve Deathstroke’un hamurunu yoğuran isimlerden biri olmuştur.



Evet çizgi roman bazında Deathstroke’un olayı bu şekilde. Karakter çizgi roman dünyasına çoğu karaktere nazaran geç adım attığından diğerleri gibi çok köklü bir arka planı yok diyebiliriz (çizgi roman bazında yayımlanma tarihi bazında). Şimdi gelelim asıl olaya yani zurnanın zırt dediği yere. Diğer kahramanlarımızı okuduysanız hatırlayacaksınızdır; DC Comics karakterlerinde bir ‘’çift hikaye’’ durumu söz konusu. Sebebi ise DC’nin 2011 yılında evrenini bir bağlamda sıfırlayarak tüm karakterleri değiştirilmiş origin hikayeler ile sunmuş oluşu.

Deathstroke da bu ‘’sıfırlama’’ işlemine maruz kalmış isimlerden. Bu sebeple size iki farklı hikaye anlatacağım. Biri sıfırlanma yani ‘’The New 52’’ öncesi olan, diğeri de günümüzde kabul görülen yani New 52 sonrası olan. Ancak çakallık yapıp ‘’eskisini boşver, New 52’yi okuyup geçerim’’ demeyin, bence asıl önemli kısım oralar.



Şimdi gelelim karakterimizin origin hikayesine. Deathstroke’u yani Slade Joseph Wilson’ı ‘’kötü adam’’ olma yoluna sürükleyen hikaye aslında oldukça acıklı. 16 yaşında, orduya girmek için son derece hevesli olan Slade Wilson, yaşı hakkında yalan söyleyerek bu işi başarır. Kore’de son derece başarılı bir asker olarak ön plana çıkan Wilson, daha sonra Camp Washington’a atanır ve onun için başlangıç adımı da bu olacaktır. Burada Kaptan Adeline Kane ile tanışan Wilson, onun tarafından genç ve yetenekli askerlerin yeni dövüşme teknikleri konusunda eğitildiği Vietnam’da bulunan bir programa dahil edilir.



Fakat Wilson, programa dahil olan bütün askerlerden daha yeneteklidir ve ona aşık olan Adeline Kane, Wilson’ı sadece birkaç kişinin eğitim görebildiği son derece özel başka bir programa dahil eder ve Wilson, bir senenin sonunda tabiri caizse yeni bir Bruce Lee olur çıkar (inanılmaz bir dövüş becerisi edinmiştir).  Altı ay sonra Wilson ve Adeline evlenir ve Adeline, ilk çocukları Grant’a hamile kalır. Çocuğun gelmesini beklerken Wilson danayıklılık, çeviklik gibi yeteneklerini arttırmak adına tıbbi bir deneye gönüllü olur. Fakat deney pek beklenildiği gibi gitmez ve Wilson, komaya girer. Eşi Adeline, bu sürede tek başına evde Grant'ı dünyaya getirir.



Wilson komadan uyandığında hem gücü, dayanıklılığı ve çevikliği artmıştır, hem de beyninin %90’ına yakınını kullanabilir bir duruma gelmiştir. Hemen ordudaki görevine dönmek için başvuruda bulunur ancak Wilson’ın bu başvurusu reddedilir (komadan daha yeni çıktın, otur oturduğun yerde hesabı). Tabii bu reddediliş, ülkesine hizmet etmek isteyen ve yaptığı en iyi şeyden mahrum bırakılan Wilson için ruhsal anlamda bir çöküş yaratır. Bu dönemde karısı Adeline, ikinci çocukları Joseph’e hamiledir ve Wilson, ordudaki kariyerinin ardından avcı olarak hayatını sürdürmeye devam eder. Kısa sürede ‘’dünyanın en iyi safari avcısı’’ olarak anılmaya başlanır ve inanılmaz bir zenginlik elde eder. Fakat onun nasıl biri olduğunu bilen Adeline, sürekli olarak eşinin yaptıklarından şüphelenmektedir.



Bir gün Wilson evde yokken birkaç paralı asker eve girer ve çiftin küçük oğulları Joseph’i kaçırır. Adeline her ne kadar karşı koymaya çalışsa da başaramaz. Wilson eve döndüğünde ise olanlar karşısında eşine gerçeği açıklamaktan başka çaresinin olmadığını anlar ve hakikati söyler; Wilson safari avcısı falan değil, bir suikastçidir. Hem de dünya çapında aranan ve ‘’en tehlikeli suikastçi’’ olarak lanse edilen Deathstroke’dur! Çocuğunu kaçıranlar da onun düşmanlarından biridir.

Tabii Adeline bu gerçeğin şokunu çabuk atlatır çünkü oğulları tehlikededir. İkili hemen özel uçaklarına atlayarak oğullarını kaçıran Jackal adlı paralı askerin mekanına giderler. Jackal’ın amacı suikastçi olan Wilson’dan son derece önemli bazı bilgiler edinmektir ve Wilson kabul etmez ise oğlu Joseph’in boğazını kesecektir. Wilson oğlunu kurtarmak adına bir plan yapar ancak planı uygulamaya geçiremden Jackal emri vererek Joseph’in boğazını kestirir. Oğlunu alan Wilson hemen onu hastaneye yetiştirir çünkü oğlu henüz ölmemiştir, kesik ölümcül derecede değildir (fakat ses telleri iptal olur çocuğun).



Bu durumun ardından adeta şok geçiren Adeline, bütün suçlunun Wilson olduğunu düşünür ve onu öldürmek için silahını ateşler. Eşinin ateşlediği mermi Wilson’ı öldürmez ancak sağ gözünü kullanılamaz hale getirir. Tüm bu yaşananlardan sonra sahip olduğu yeteneklere ve zekasına güvenen Wilson, ailesi ile mecburen bağlarını koparır ve tam anlamıyla Deathstroke kimliğine bürünür. Maskesinin sağ tarafının siyah olmasındaki sebep de kör olmasından ötürüdür. Fakat şöyle de bir anektodu ekleyelim; Deathstroke’un maskesinin sağ tarafı komple kapalıdır. Bunun sebebi ise düşmanına görüş açısını tek gözle sağladığını hatırlatmaktır. Buradaki amaç bir bağlamda kendine olan güvenini avantaja çevirerek karşı tarafı daha işin başından tırstırmak.



Deathstroke, uızun süre boyunca Teen Titans (TT) ile ortak hikayelere konu olmuştur. Zaten ilk etapta Deathstroke’un yaratılmasının arkasında da Teen Titans vardır.  Eşi Adeline’den boşanmasının ardından uzun bir zaman geçen Deathstroke, Teen Titans’ı yok etmek istemektedir. İşin trajik tarafı ise Deathstroke’un büyük oğlu Grant da babası gibi Teen Titans’ı avlamaya çalışan biri haline gelip Raveger adını almış, küçük oğlu Joseph ise, sahip olduğu yetenekler ile Jericho adlı Teen Titans üyesi olmuştur. Joseph bir meta-human’dır. Bunun sebebi ise babasına güç, dayanıklılık gibi özellikler kazandıran deneyin etkisinin farklı şekilde ona yansımasıdır.


(Grant Wilson / Ravager)

Bir seride Teen Titans’ın peşinde olan Deathstroke,genç yaşlarında kendisi ile bir ilişkisi olan, sonrasında ise Teen Titans’a katılan Terra’yı bir casus gibi kullanarak ekibi içten fetheder ve onları yakalar. Fakat oğlu Jericho (Joseph) babasını sahip olduğu güçler sayesinde son derece rahat bir şekilde yenerek arkadaşlarını kurtaracaktır. Bu olaydan aylar sonra TT İLE Deathstroke’un yolları bir kez daha kesişecektir. Ancak bu sefer, birlikte ortak bir amaç uğruna mücadele ederler. Jericho’nun ruhu ele geçirilir (ele geçeren de Azar adlı bir kadın tarafından hükmedilen boyutlar arası Azarath tarzı mistik bir yer falan oraları hiç karıştırmıyorum).

Ruhu ele geçirilen Jericho, bu durumdan habersiz olan Teen Titans’ı bir tuzağa doğru sürükler ancak Deathstroke’un da yardımı ile TT’ler yakalanmaktan kurtulur. Fakat Deathstroke’un oğlunu durdumak için yapması gereken bir şey vardır; onun canını almak. Deathstroke herkesi kurtarmak için oğlunun kalbine bir kılıç saplar. Aslında oğlu, o sırada kendi ruhani varlığını babasının zihnine aktarıp yaşamaya devam etmiştir falan da filan ancak oraları da hiç karıştırmayalım çorap söküğü gibi olmasın.


(Jericho'nun ölümü)

Bu olaydan sonra ‘’paralı asker’’ olayına geri dönen Deathstroke’un arası, TT ile iyi bir duruma gelir (hatta Beastboy ile baya kankamsı falan takılırlar). Tabii bu durum öyle mutlu son ile bitmez. Deathstroke’a çeşitli özellikler kazandıran deney, ona aynı zamanda oldukça hızlı bir şekilde iyileşme ve neredeyse yaşlanmama özelliği vermiştir (bu sebeple saçları beyaz ancak kendisi hala fişşek gibi). Eski karısı Adeline’in hayati bir tehlikede olduğunu öğrenen Deathstroke, eski eşine yardım etmek için ona kendi kanından nakil yapar (hani ‘’beni iyileştiriyor, belki sana da yarar’’ diye). Fakat bu işlem her ne kadar Adeline’i ayağa kaldırsa da kafasını iptal eder.



Vandal Savage’ın ekibine katılan Adeline, TT’ye saldırır ancak Deathstroke kendisini bir güzel paket eder. Adeline her ne kadar ‘’lütfen beni öldür de kurtulayım’’ diye yalvarsa da Deathstroke bir türlü başaramaz. İşte ne olduysa orada olur. TT ekibinden Starfire, ‘’bütün ekibi boost’layayım’’ derken Deathstroke’a verir starblast’i, o da bunun sonucu istemeden eski eşini öldürür. Bu durum, Deathstroke’un Adeline’nin ölümünden Starfire’ı, dolayısıyla TT’yi sorumlu tutmasına sebep olur ve aralarındaki ipler ciddi derece kopar.



Fakat Deathstroke’un başında daha büyük bir sorun vardır; Jericho. Ölmeden önce kendini babasının zihnine aktarmayı başaran Jericho, kafayı iyice kırmıştır ve babasına istediği psikopatlığı yaptırıyordur. Hatta Slade, uşağı ve en yakın arkadaşı olan Wintergreen'in Jericho yüzünden öldürecektir. Bununla da kalmayan Jericho, babasının bedeninden ayrılmadan önce TT ekibinin Flash’ı konumunda olan Impulse’un dizini babasına av tüfeği ile bir güzel deldirir. Ele geçirilmesi ve ölümüne yol açtıkları gerekçesi ile TT’leri suçlayan Jericho, bedenden bedene atlayarak TT’den intikamını almaya çalışsa da Raven tarafından yok edilir (gerçi sonra yine geri gelecek).



Neyse dediğimiz gibi bu olayların ardından Teen Titans ile bağlarını koparan Deathstroke, bireysel işlere dönerek ‘’kötü adam’’ rolüne yeniden bürünür. Hatta bu süreçte Justice League ekibi tarafından aranan Doctor Light’ın korumalığını yapmış ve -buraya dikkat- Zatanna, Elongated Man, Hawkman, Black Canary, Atom, Green Arrow ve Flash’ın bulunduğu Justice League ekibini yaptığı sistematik plan ile tek tek yakalayarak tokatlamıştır. Son olarak Green Lantern’a da benzer şeyi yapacağı sırada yediği dayağın etkisinden çıkan Green Arrow yetişir ve Deathstroke’un kör olan sağ göze bir ok saplar.

Tabii bu durum Arrow açısından pek iyi olmaz zira inanılmaz sinirlenen Deathstroke, neredeyse komaya sokacak şekilde Arrow’u bir temiz döver. Sonrasında tekrar bir araya gelen Justice League ekibi ise sonunda onu durdurmayı başaracaktır ancak Deathstroke’un koruduğu Doctor Light, güçlerini kullanarak onunla birlikte JL’nin elinden kaçmayı başarır.



Sonrasında bir ara Green Arrow bir çatıda Deathstroke ile karşılaşır. Daha doğrusu şehri seyrederken camdan Deathstroke’un yansımasını görür. Arkasını döndüğünde kimse yoktur. Sadece duvarda, ok ucu ile tutturulmuş bir not vardır. Notta şöyle yazar; ‘’(ok ucunu kastederek) bu sana ait- seninle işim daha bitmedi’’.



Evet buraya kadar olan şeyler Deathstroke’un New 52 öncesi hikayesiydi. Tabii karakterin olayları sadece bunlarla sınırlı değil. Deathstroke DC Comics evreni için son derece önemli bir yeri olan Blackest Night ve Brighest Day serilerinde de ön plandadır. Ancak serileri uzun uzun anlatıp gereksiz bilgiler vermek yerine New 52’ye kadar olanlardan öne çıkanlarını maddeleyerek sunarsak sanırım daha mantıklı olur.

- Deathstroke, Green Arrow’un gizli kimliğini bilen birkaç kişiden biridir. Hatta bir ara ona suikast düzenlemek için Star City’e gitmiş, ancak bunu öğrenen Green Arrow ulusal muhafızlar ile onu yakalayarak hapse attırmayı başarmıştır

- Deathstrore, Teen Titans ekibinde görev yapmış birkaç ismi yanına alarak Titans East ekibini kurmuş ve onlara liderdik etmiştir

- Eşinden boşandıktan sonra Lillian Worth adlı bir kadınla ilişki yaşayan Deathstroke’un Rose adlı bir kızı olmuş, hatta Rose üvey abisi Grant gibi Ravager ismini almış ve onun aksine iyi tarafı seçmiştir. İyi bir karakter olmasına rağmen babasına inanılmaz derecede sadık olan Rose, bunun göstergesi olarak kendi sağ gözünü kör etmiştir

- Arrow yanında görmeye alıştığımız Arsenal, bir dönem Deathstroke’un ‘’sidekick’’i olarak takılmış, hatta bu süreçte Drago adlı bir eleman Deathstroke’un sol gözünü de kör etmiştir. Fakat deneyin sağladığı hızlı iyileşme özelliği gözünü düzeltmiştir.

 

Şimdiii, New 52’ye kadarki kısmı bitirmiş bulunuyoruz. Dediğim gibi arada atladığım bazı seriler mevcut ancak o serilerin detayına girmek bizi ciddi derecede konunun dışına saptıracak ve karakterden uzaklaştıracaktır. Bu sebeple New 52 öncesi olanlardan bu kadarı yeterli diye düşünüyorum. 

The New 52 sonrası Deathstroke, tam anlamıyla bir ''badass'' olmuş, hatta neredeyse Superman'e rakip olabilecek bir suikastçi olarak tanımlanmıştır. New 52 ile birlikte DC Comics'in bir bağlamda ana karakterleri arasında sağlam bir yer edinen Deathstroke'un yeni hikayesi, eskisine nazaran çok büyük çapta bir değişikliğe uğramamıştır. Ancak işin garip tarafı, New 52 sonrası Deathstroke'un hikayesi iki ayrı şekilde karşımıza çıkmaktadır. İlk hikayesi Deathstroke #0 serisinde anlatılır.



Bu seriye göre Slade Wilson yine 16 yaşında orduya katılır ve yine eşi olacak Adeline ile benzer şekilde tanışır. Kısa sürede yenetekleri ile resmen ordunun efsane askerlerinden biri haline gelen Slade, ''Team 7'' adlı özel bir takıma katılır ve bu takım ile pek çok görevde boy gösterir. Bu görevlerden birinde ise ölümcül şekilde yaralanan Slade, ona süper insan özellikleri kazandıracak olan deneye tabi tutulur. Bu deneyden sonra bir meta-human'a dönüşen Slade, Adeline ile evlenir ve Grant ile Joseph adında iki oğlu olur. Bu süreçte Slade, en yakın arkadaşı Wintergreen'in Somali'de yakalandığını öğrenir.

Sonra Team 7'yi işin içine katmadan kendine bir maske yapar, Somali'ye gider ve bölgede insanları esir alanları bir güzel doğrar. Tabii bu durumun ardından Slade'in yetenekleri ve yapabildikleri ortaya çıkmış, ünü artmaya başlamıştır. Bu durum da düşmanlarının ilgisini çeker. Bir gün Slade'in evine düşmanları tarafından yapılan saldırı sonucu eşi Adeline ve küçük oğlu Joseph ölür (en azından Slade öyle sanıyor, ancak aslında ölmüyorlar falan). Saldırının Kuzey Kore emrindeki askerler tarafından yapıldığını öğrenen Slade, o öfke ille bildiğiniz bir tabur Kuzey Kore askerini kokoreç yapar. Ancak bu sırada sağ gözünü kaybedecektir.



Bir diğer origin hikayesi ise ''Teen Titans: Deathstroke #1'' hikayesinde kendine yer bulur. Bu hikayeye göre Slade, Team 7 ekibi ile bir göreve katılır. Görevin içerdiği şeylerden biri de, bir çocuk hastanesinin havaya uçurulmasıdır. Ekip bu görevi yerine getirir fakat çocuk hastanesinin havaya uçurulması olayı hakkında bilgisi olmayan Deathstroke, bu sebep ile ekibi, dolayısıyla da orduyu terkeder. Sonrasında ise Deathstoke olarak takılmaya başlar. Tek güvendiği isim olan oğlu Grant'i yanına alan Deathstroke, baz görevlere oğlu ile birlikte katılır (burada gözünüzde küçük bir çocuk canlanmasın, Grant baya baya genç adam).

Yine bu görevlerden birinde Kuzey Koreli askerler tarafından tuzağa düşürülen ikili saldırıya uğrar. Grant vurulur, onu kurtarmaya çalışan Slade ise açılan ateş sonucu sağ gözünü kaybeder. Bu durumun ardından yine kafayı sıyıran Slade, Kuzey Koreli askerlerin dahil olduğu bir katliam gerçekleştirir (her türlü giren çıkan Kuze Koreli askerlere oluyor). Bu süreçten sonra Deathstroke, bütün yaşam gayesini kızı Rose'un geleceğine odaklar ve kendisi öldüğünde kızının tek başına ayakta durması için gereken şeyin para olduğunu düşünür. Bu da onu, tam anlamıyla bir paralı asker, suikastçiye dönüştürecektir (bu arada Rose'un annesi Adeline mi değil mi bilinmiyor).


( Grant'tan sonra Raveger olan Rose Wilson)

Yani kısacası New 52 sonrası bahsedilen iki hikayede Slade'in nasıl gözünü kaybettiği farklılık gösterir ve ikinci hikayede Grant'ın öldüğü varsayılır (sonradan ''ölmedim!'' diye çıkıp gelebilir yani). The New 52 sonrası Deathstroke'un olayı kısaca bu şekilde. Şunu da belirtelim; New 52 sonrasındaki Deathstroke, öncekine göre çok çok daha tehlikeli ve kapasitesi inanılmaz derecede yüksek (adamın ataç ile sineği ikiye ayırmışlığı var).

Evet Deathstroke'un olayı işte bu kadar. Deathstroke, şahsen en beğendiğim çizgi roman karakterlerinden biridir. Ve gerek zekası, gerek olayları çözüş şekli ile yazımızın başında belirttiğimiz gibi kötü adamların Batman'idir. Gerçi kendisi tam anlamıyla bir kötü adam da değildir ama neyse. Çizgi roman dünyasında Batman'in ve zaman zaman Green Arrow'un en azılı düşmanı olarak ortaya çıkan Deathstroke, son dönemlerde Batman'e rakip olma konusunda Joker'in de tahtını sallamakta diyebiliriz. Zira Joker'in aksine Deathstroke, ''Batman, gel de bi tokatlayayım seni'' diyerek birebir kapışmayı seven ve bunda da inanılmaz başarılı olan bir isimdir (hatta birkaç kez Batman'i alaşağı etmişliği de vardır). 



Deathstroke'dan bahsedip de Deadpool'dan bahsetmemek olmaz. Marvel'ın çenesi mutantı Deadpool, tam anlamıyla Deathstroke çakmasıdır. Hatta bunu bizzat Daedpool'un yaratıcıları dile getirir. 90'lı yıllarda Deathstroke iyice ''badass'' bir karakter olmaya başlayınca akabinde Marvel da Deadpool'u yaratmıştır. Zatan Deadpool, pek çok yönden Deathstroke'a benzerlik gösterir. Onun da üstün bir dövüşme yeteneği vardır, bu yetenekleri bir deney sonucu elde etmiştir, kendini çok hızlı bir şekilde geliştirebilir (hatta sonrasında mutant olayına iyice adapte edilip bu kendini iyileştirme olayı tavan yapmıştır), çok iyi silah ve kılıç kullanabilir vs vs. Bu arada Deadpool'un gerçek adının da Wade Wilson olduğunu unutmayalım (ismi de benzetmişler).



IGN tarafından düzenlenen çizgi romanlarda tüm zamanların en sağlam kötü adamları listesinde 32. sırada yer alan Deathstroke, sinema sektörüne henüz adımını atmamış olsa da televizyon dünyasında kendine yer bulmaktadır. Arrow dizisinde Manu Bennett tarafından canlandırılan Deathstroke karakteri, bana göre her ne kadar sönük,hatta fos olsa da, gerek kostüm, gerekse karakteristik özellik bakımından fena değildir.



Geldik bir Süper Kahraman Veri Bankası'nın sonuna daha. Facebook hesabımız üzerinden haberi paylaştığımız zaman yorumlarda bir sonraki hafta anlatılacak karakter için oylama yapmaktayız. Sizde Facebook sayfamızdan bu oylamaya katılabilirsiniz. Haftaya görüşmek üzere (bu arada merak ettiğiniz soruları yorum olarak sorabilirsiniz, elimden geldiğince cevaplamaya çalışırım).
3
1
0
0
0
Emoji İle Tepki Ver
3
1
0
0
0