• Webtekno'dan İzlenmesi Gereken Film Önerileri #2: Taksi Tahran
0
0
0
0
0
 Film olarak, bir taksinin içinde geçen olayları izler miydiniz?
    Taksi kültürü, Türkiye’de pek önemli bence. Her ne olursa olsun, bir süre sonra bakmışsınız ki koyu bir muhabbete girmişsiniz Taksiciyle. Ancak bir taksiye kamera koyup, diyalogları çekmek aklınıza gelir miydi?
 
    Kısa bir girişten sonra filmi tanıtmaya geçmek istiyorum artık. Usta yönetmen Cafer Penahi’nin imza attığı bir yapım. Oyuncu kadrosunda, başta kendisi var. Yanında yeğeni Hana olmak üzere başka oyuncularda var, ancak isimlerine maalesef ulaşamadım. Zaten herkes kendini oynadığı için filmde gerçek karakterlerini görebiliyorsunuz.

    Filmin konusuna bakacak olursak: ‘’Cafer Penahi, filmi için şöför koltuğuna oturmuştur. Taksiye aldığı her kişiyle farklı diyaloglara girerler. Arabasına bazen bir öğretmen, bazen bir hırsız müşteri olarak gelmektedir. Filmde bu diyaloglara odaklanıyor.’’

    Filmi kısaca tanıttıktan sonra Cafer Penahi hakkında biraz konuşmak istiyorum. Cafer Penahi, İran’lı usta bir yönetmen. Ancak kendisinin film çekme yasağı var. Ama bu yasağı delerek üç film çekebildi. Mesela, ‘’Bu Bir Film Değil’’ adlı filmini kekin içine usb-belleğe saklayarak yurtdışına çıkardı, ve gösterime sunuldu. Ayrıyeten Avrupa’da da birçok ödül aldı. Taksi Tahran’ı nasıl yurtdışına çıkardığına dair bir bilgi yok, ancak 65. Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ödülüne layık görüldü.



    Yazımın başında, filmin bir diyalog filmi olduğunu söylemiştim, açıkçası bunu biraz daha açmak gerek. Filmde birçok farklı karakter görüyoruz. Hırsız, öğretmen, yaralanmış bir erkek ve eşi, film dağıtımcısı, avukat, ev hanımı ve küçük bir çocuk. Her biri taksiye girdiğinde bir diyalog başlıyor, ve ülkenin sorunlarından bahsediliyor. Ancak sadece sorundan bahsedilmiyor, eleştiriler de arkasından geliyor. Diyaloglar ustaca seçilmiş ve hiçbiri sıkmıyor. Ayrıyeten sade bir anlatım kullandığı için fikir sahibi olmasanız bile, diyalogları kolayca anlayıp kolay bir şekilde fikir sahibi oluyorsunuz. Aslında bir filmden daha çok sistem eleştirisi görüyoruz. Filmi izlerken ve izledikten sonra İran’da sistemin nasıl işlediğini ve sorunlarını objektif bir şekilde görebiliyorsunuz.

    Peki diyaloglar üzerine çok iyi dedik, filmin gerçekliği nasıl? Sonuçta bu bir takside geçiyor. Film olduğunu sırıtmaması lazım? Cafer Penahi burada cidden ustalığını göstermiş. Biraz önce diyaloglar özenle seçilmiş demiştim, burada kendisini çok daha iyi şekilde gösteriyor. Çünkü filmin kurgu olduğunu farkedemiyorsunuz. Açıkcası, filmi izlerken filmin kurgu mu yoksa gerçek mi olduğunu farketmeye çalıştım. Çünkü son derece gerçekçiydi ve kurgu olduğuna inanmak istemiyordum. Yani gerçeklik konusunda çok ama çok iyi. Gerçeklik konusunda en iyileri çıkarsak kesinlikle listeye girecek bir yapım. Yönetmen burada tecrübesini göstermiş.



    Gerçeklik gerçeklik diye o kadar konuştuk, peki oyuncular sırıtmıyor mu? Kesinlikle hayır. Oyuncular da o kadar gerçekçi oynamış ki, yine aynı soru akıllara geliyor: ‘’Kurgu mu, gerçek mi?’’ Bazı sahnelerde oyuncular kamerayı farkedip farklı diyaloglara giriyor. Bu da gerçekliğe çok iyi bir katkıda bulunmuş. Ayrıyeten yönetmenin yeğeni olan Hana’nın da yakında büyük bir sinemacı olacağından kuşkumuz yok. Daha küçük yaşındayken bile oyunculuk dersi vermiş bizlere.
 
    Biraz da görüntü yönetiminden bahsetmek istiyorum. Cafer Penahi yine harika bir iş çıkarmış. Taksiye koyduğu kameraların açısı çok iyi. Bazı sahnelerde Hana’nın da kamerasını görüyoruz. Kamera açısını da sık sık değiştirmesi seyirciyi sıkmıyor. Ne kadar tek bir mekanda geçmesi seyirciyi sıkabilecek bir detay iken alnının akıyla sıkmadan çıkmış yönetmen.
 
    Yazının başında bir sistem eleştirisi olduğunu söylemiştim. Çok derine inmemiştim, ancak yine de söz etmemek olmaz. Taksiye birçok insan biniyor ve hepsi birbirinden farklı karaktere sahip kişiler. Bazen bir öğretmen görüyoruz, bazen bir hırsız. Kendi aralarındaki tartışmalar da son derece ilgi çekici. Arabaya binen her bir kişiden, bir sorun ve eleştiri dinliyoruz. Filmin başlarında bu kendisini çok hissetmiyorken, sonlarına doğru yoğun bir şekilde hissettiriyor. Açıkcası Hana’ya verilen ödevi duyunca, ilk olarak garipsedim. Filmlere sansürü son derece uygulayan bir devletin öğretmeni neden film ödevi versin ki? Ancak uyulması gereken kuralları görünce sansürü bir kez daha anladım. Küçücük bir çocuğa bunların öğretilmesi… Bu sahne benim gözümde biraz daha önemli oldu açıkçası. Ayrıyeten Tahran sokaklarınıda ‘’şöyle bir gezmiş olduk.’’ Final sahnesinde ise filmlerde sansürlenen (İran Sineması)  ‘’anlam giydirme’’nin en iyi şekillerinden biri yapılmış. Final sahnesinde ekstra bir düşünceye kapılıyorsunuz.



    Sonuç olarak Taksi Tahran, alışagelmişin dışında çok farklı bir film. Hem kurgusu olsun hem de anlattıkları olsun hem de tek ortamda geçmesi olsun alışageldiğimizin tamamen dışında. Ancak Cafer Penahi bize bunu garipsetmeden harika bir iş çıkarmış. 65. Berlin Film Festivali’nde aldığı Altın Ayı ödülünü de hatırlatarak, filmi izlemenizi tavsiye ediyorum. (Telerama’nın da dediği gibi: ‘’Sansüre rağmen ışıldayan bir film. Harikulade.’’)



 
0
0
0
0
0
Emoji İle Tepki Ver
0
0
0
0
0