• Uzay Yolculuğunun İnsan Vücuduna Etkileri Nelerdir?
23
9
4
3
2
Sadece fimlerde ve haberlerde gördüğümüz uzaya çıkan insanların ne gibi zorluklar ile karşı karşıya olduklarını hiç düşündünüz mü? Bu yazımızda da sizlere bunları sıraladık.
BBC yazarlarından Richard Hollingham tarafından ele alınan yazıda birçoğumuzun merak ettiği uzay yolculuğunun insan vücuduna etkilerini sıralamış.

Uzmanların görüşlerine dayanarak hazırlanan bu etkiler kalkış anından 2 yıla kadar görülebilecek etkilerin incelenmesi sonucu oluşturulmuş. Ama yazıya geçmeden de belirtelim. Uzaya gitmek gibi bir hayaliniz varsa hayalinizi sonlandırabilecek düzeyde etkiler görülebileceğini ve yazının pek de iç açıcı olmadığını sizlere belirtmiş olalım.

Şimdi ise yazımıza geçelim;


 

 Roketin Kalkış Anı ve Sonraki 10 Saniye


Hayaliniz gerçekleşiyor ve uzay mekiğindesiniz. Geri sayımda acayip heyecanlısınız ve 3,2,1 diye bir ses duydunuz ardından roket fırlatıldı. Bir anda kazanılan yüksek hız nedeniyle hissettiğiniz G-Kuvveti (temel olarak duran cismin ani hızlanma sırasında cisme uygulanan kuvvet) ağırlığınızın 4 katını aşıyor. (Örneğin ben 76 kiloyum. 300 kilodan fazla bir ağırlık (daha doğrusu baskı) hissedeceğim demektir) Bu nedenle koltuğunuza çakılmış gibi kalarak en ufak hareket etmeniz bile aşırı derecede güçleşecek.

İşte bu yüksek G-Kuvveti nedeniyle kan dolaşımınız bir anda yukarıya doğru çıkamayacağı için ayaklarınıza doğru yönelecek. Bu sürede beyninize kan yeterli miktarın çok çok aşağısında gideceği için görme zorlukları (bulanık görme) ve bilinç kaybı yaşamanız da kuvvetle muhtemel oluyor.

Fakat birçok uzay mekiğinde bu durumu önlemek için koltuk pozüsyonlarınızın genellikle bu baskıyı göğsünüzde hissedeceğiniz şekilde ayarlandığını da belirtelim. Yani direkt olarak havaya bakacak şekilde bir oturma pozüsyonunda oluyorsunuz.



 

 Kalkıştan Sonraki 10 Dakika


Kalkış gerçekleştikten sonraki 10 dakika içinde aslında sandığınız gibi hiç de bu güzel ve macera dolu yolculuğun tadını çıkaracağınızı dünyanın gittikçe küçüleceğini düşünmeyin. Çünkü maalesef işler öyle gitmiyor.

Astronotlardan edinilen bilgilere göre uzaya gidenlerin ilk şikayetleri bulantı ve kusma olmuş. 

Ayrıca iç kulağınıza uygulanan yer çekiminin azalması sonucunda denge ve yön duygunuzu bozmaya başlıyor. Hareket halindeki nesneleri de takip edememeye başlıyorsunuz. Uzay tutulması denilen bu anlarda mekiğin içinde bu sorunlar sebebiyle neredeyse hiçbirşey yapamıyorsunuz. Tek yaptığınız şey ise kusmak..


 

 Kalkıştan Sonraki İki Gün


Bu keyifli ve macera dolu (!) uzay sehayatinizin ilk günlerinde ise sürekli olarak burnunuz tıkanacak. Astronotlara göre uzayda olmanın verdiği his kafa üstü durmak gibi olduğu şeklinde iletilmiş. Yani başınızda bir baskı hissediyorsunuz. Hani uzun yürüyüş yaptığınızda ayağınızın şişmesi gibi bu sefer yer çekiminin azlığı sebebiyle vücut sıvılarınız üst kısımlara doğru gittiği için kafanızda şişmeler görülebilir. Kalkışta yaşadığınız görme sorunları da artarak devam eder. (Bunun sebebi hala bilinmemekte)


 

 Kalkıştan Sonraki İlk Hafta


Artık yer çekimsiz bölgelerde olduğunuz için yukarıda bahsettiğimiz maceranız, yani sıkıntılar bir nebze azalır. Fakat maalesef bu iyi gibi gözükse de başka sorunlar sizleri bekliyor olacak. Bu seferki sorunlarınız ise vücutta bozulmalar. Yerçekimi organ sağlığı açısından da önemli olduğu için kas ve kemik erimeleri baş gösterecek. (7-10 gün arasında bazı kaslarda 3'te 1 oranında erimeler görülmüş) Kaslarda oluşan bu bozulmaları ise özellikle Mars'ı merak ediyorsanız anlayacaksınız. Çünkü Mars'a vardığınızda kalp kasınız da zorluklar yaşadığı için "Çıkıp bi iki tur atayım" diyeceğiniz mecaliniz de kalmayacak.

İşte bu sorunları önlemek için ise astronotlar uzay yolculukları sırasında bu sorunları absorbe etmek için ağırlık kaldırma ve bazı belirlenmiş egzersiz türlerini her gün bir saat yapmak zorunda kalıyorlar. (O kadar önleme rağmen dünyaya dönen astronotlar yürümekte bile çok zorluk çekmektedir)


 

 Kalkıştan Sonraki İkinci Hafta


Bu sorunları çeşitli yollarla geçirdiniz veya önemlş ölçüde azaltmış olabilirsiniz. Fakat bu sefer gece-gündüz döngüsü yaşamadığınız için uykunuz da alt üst olacak. (Bildiğiniz gibi gece uyuyup gündüz kalmanız ve uykunuzun düzenli olması vücudunuz için temel gereksinimlerden biri)

Bu sırada yörüngeye yerleşmiş iseniz her 1.5 saatte bir yeni bir gün doğumuna tanık olacaksınız. Bu muhteşem bir görüntü olacağı kesin fakat bu sebeple yapay gecelerinize alışma ve uyum sorunu baş gösterecek.

Bir de kesinlikle gördüğünüzü düşündüğüm bir detay var; Duvara bağlı uyku tulumları. İzlediğiniz film/belgesel/videolarda da gördüğünüz gibi aslında ayaktaymış gibi bir pozüsyonda yatacağınız için buna da alışması çok zor olacak. Bu da zaten ahı gitmiş vahı kalmış uykunuzun vahını da götürebilir.

Bu sorunları azaltmak için ise mekikte uyku kompartımanı bulunur. Özel bir şekilde karartılan bu bölümde yine özel bir LED ile yapay ışığın sertliği kırılarak biraz daha doğal bir durum yaratılmaya çalışılmakta.


 

 Kalkıştan Sonraki İlk Yıl


İlk haftalardaki uyku sorununuz bir düzene girdi. Ama o ortamda uzun süre kalmış olduğunuz için yeni problemler de bekliyor olacak. Bu seferki sorununuz ise bağışıklık sisteminizdeki bozulmalar.

Uzayda geçen uzun süre nedeniyle (yine sebebi yer çekimi olmaması) akyuvarlarınız mikroplar ile savaşma konusunda güçsüzleşecek. Ayrıca uzayda bulunan radyasyon miktarı da buna en büyük etkenlerden biri.

Astronotlar uzayda parlak ışık patlamarına da tanık olduklarını dile getirmişler. Bu aslında güzel bir deneyim olacak olsa da radyasyon işi sıkıntı çıkarmakta. Bu sebeple bu ışınlardan korunmak için seçilen yörüngeler ve istasyonlar daima dünya atmosferine yakın bölgelerden oluşuyor. Fakat Ay'a ya da Mars'a yapacağınız uzun süreli yolcuklarda radyasyon tehlikesine herhangi bir önlem alamıyorsunuz.

Ama tam da bu noktada güzel bir haber verebiliriz. Çünkü bu yolculukları yapan astronotlarda yapılan araştırmalar sonucunda kanser riskinin normal bir insandan çok da fazla olmadığı gözlenmiş. (O kadar sorundan sonra bir de kanser çıkmaması züğürt tesellisi olur)


 

 Kalkıştan Sonraki İkinci Yıl


2010'da Moskova'da bu durumun etkileri gözlenmek için bir ortam oluşturulmuş ve 6 kişilik grup 520 gün boyunca bu ortamda bırakılmış. Uzayda oluşacak yalıtımın, sessizliğin, insan, hayvan gibi doğa etmenlerinden uzak olma sebebiyle aşırı stres durumları gözlenmiş. (Ki bu test dünyada yapılıyor. Uzayda bu etkilerde artma da olabilir)

Mekikte bulunan kişiler arasında tartışmalar, çekişmelerde git gide artış ve kutuplaşmalar görülmeye başlanacak. Sonuçta ne kadar harika olsa da mekikteki ekip ile beraber sonsuz bir boşluğun içinde kapalı bir teneke kutuda 2 sene bulunuyor olacaksınız. Yani artık baş gösteren sorunlar fiziksel değil ağır duygusal sorunlar.

Ayrıca geride kalanları özleme, uzay yolculuğu öncesi aktivitelerin yapılamaması gibi birçok etkenler sebebiyle bu kadar uzun süreli bir yolculuk daha denenmemiş. Fakat NASA bu etkileri araştırmak ve önlem alabilmek için 2016 yılında uluslararası bir uzay istasyonunda 1 yıl sürecek bir çalışma yürütmeyi planlıyormuş. 


 

 Sonuç


Sonuç olarak dışarıdaki açık bir havada baktığınızda merak ettiğiniz diyarları keşfetmek ne kadar güzel olacaksa bir o kadar da sağlık sorunları ile cebelleşeceğiniz bir durum haline gelecek. Değer mi? Hiçbir fikrim yok açıkcası. (Buradan değer gibi görünüyor gerçi ama nedense bu yazıdan sonra pek yemedi)

Fakat astronotların önceki sıkı eğitimleri ile bu denli büyük sorunlar yaşadığını ya da yaşayacağını düşünmüyorum. Gerekli ilaç ve yöntemler ile bu sorunlar en aza indirgenecektir. Fakat biz "Hadi gidiyoruz" diyip bodoslama uzaya gitmeye kalksak büyük ihtimalle dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkmış olacağız.

Kaynak: BBC Future 
23
9
4
3
2
Emoji İle Tepki Ver
23
9
4
3
2