İnsan Vücudunda Varlığından Bihaber Olduğumuz Bir 'Mikro-Organ' Keşfedildi

İnsan vücudunun bağışıklık sistemi için çok önemli etkiye sahip olan bir mikro-organın varlığından yeni haberimiz oldu. Bu organ, vücudunuzun çeşitli bölgelerinde bulunan lenf bezlerinin üzerini ince bir zar şeklinde örtüyor. Gelin nasıl çalıştığına hep birlikte bakalım.

Bazı bulaşıcı hastalıkları bir defadan fazla geçirmediğimize dair ilk bulgulara, bundan 2400 yıl önce rastlanıldı. Bu etkiyi, yaşamımızın devamlılığı için şart olan bağışıklık sistemimize borçluyuz. İnsan vücudu hala aydınlatılamayan o kadar çok gizemle dolu ki, bağışıklık sistemimiz için kilit rol oynayan bir mikro-organın varlığından henüz haberimiz oldu. 

Avustralya’nın Garvan Enstitüsü'nde yapılan araştırmanın liderlerinden olan Dr. Tri Phan, “Aşıların nasıl yapılması gerektiği konusunda uzun zamandır çalışıyoruz, ancak bağışıklık sisteminin bazı hastalıkları nasıl hatırladığı konusuna çok fazla değinmemiştik” dedi.

Bir enfeksiyon vücudumuza bulaştığı zaman bağışıklık sistemi hücreleri, bu istilacı enfeksiyon virüslerine karşı antikor üretirler. Enfeksiyona karşı üretilen işe yarar antikorların tabiri caizse kodları saklanır, aynı enfeksiyon tekrar vücuda uğradığında bu antikorlar tekrar üretilirler. Böylece enfeksiyon vücuda yayılmadan dışarıya atılmış olur. Aşılar ise uygun antikorların üretimi konusunda bağışıklık sistemine uyarılar gönderirler. 

Saldırılara karşı en uygun antikoru üretmek için “B” hücreleri görevlidirler. Bu hücrelerin ömrü genelde diğerlerinden çok çok uzundur, hatta onlarca yıl boyunca yaşayıp, antikor kayıtlarını da saklayabilirler. Hiç görmedikleri bir enfeksiyonla ilk kez savaşacaklarında ise plazma hücreleri üretmeleri gerekir. İşte bu noktada tıbbi ve bilimsel bilgi henüz net bir açıklama getiremez. En azından şimdiye kadar öyleydi...

Araştırma ekibinin foton mikroskopları altında yaptıkları araştırmalar, B hücrelerinin bazı yardımcı hücrelerle lenf bezlerindeki bir dokuya giriş yaptıklarını gözlemlediler. Bu hücreler dokudan dışarıya çıktıklarında ise birer plazma hücresine dönüşmüşlerdi. Yani vücudunuz o güne kadar hiç karşılaşmadığı bir enfeksiyonla karşılaşırsa, lenf bezlerinizin yüzeyinde yer alan özel dokuya B hücrelerini gönderiyor, bu doku hücreleri plazma hücrelerine dönüştürüyor. 

İşte yeni organımız da bu dokunun ta kendisi ya da Dr. Tri Phan’ın verdiği isimle: Subcapsular Proliferative Foci (SPF)

Kanser hastalarından alınan lenf düğümlerini yakından inceleyen ekip, SPF’nin varlığını kesin bir şekilde kanıtladı. Araştırmacılara göre muhtemelen tüm memelilerde ve belki de diğer hayvanların bir kısmında SPF organından var. Bunu netleştirmek için araştırmaların devam etmesi bekleniyor.


Mor renkle boyanan yer, yeni keşfedilen SPF isimli organı ifade ediyor. Kutucuk ise lenf düğümlerinden alınmış mikro boyutlardaki kesit. Mor alan bütün düğümü kaplıyor.

SPF, bugüne kadar daha önce hiç farkedilmemişti. Dr. Phan, organın çok ince ve geleneksel mikroskoplarla neredeyse görülmez olduğunu belirtti. Bu keşfin bize anlattığı en önemli konu, içimize baktığımız teknolojiler geliştikçe yeni keşiflere imza atmamızın an meselesi olduğudur. 

Aslında vücudunuza yeni bir enfeksiyon bulaştığında tüm Hafize B hücreleri plazma hücrelerine dönüşmüyor. Phan’a göre yapılan aşılar geliştirildikçe daha fazla plazma hücresine dönüşebilen B hücreleri üretmek mümkün olabilecek. 

Bağışıklık sistemimiz bir destek almaksızın, bulaşan enfeksiyonla uzun süreler boyunca mücadele verirse, biyolojik olarak tükenmeye başlıyor. SPF’nin keşfi ise bilim insanlarına daha efektif aşılar üretme fırsatı sunuyor.