Bilim İnsanları: Akıllı Telefonların Radyasyonu, Sağlık Sorunlarına Neden Olmaz

Bilim insanları, radyo frekansı radyasyonunun insan sağlığını endişelendirecek bir zararı olmadığını, radyo frekansı radyasyonlarının zararlı olduğunu söyleyen bilimsel çalışmaların ise bilimsellikten uzak olduğunu belirttiler.

Dünyada yayılmaya başlayan 5G teknolojisiyle akıllı telefon radyasyonunun sağlık üzerinde olumsuz etkileri olabileceğine dair eski korkular alevlenmeye başladı. Yakın tarihli bir rapor, bazı telefonların beklenenden daha fazla radyasyon yaydığını öne sürerek endişeleri arttırdı.

Bilimsel kanıtlar, sürekli olarak endişe etmek için çok az neden olduğunu göstermiş olsa da çoğu insan, radyo frekansı (RF) radyasyonunun bize zarar verebileceğine inanıyor. Bu konuda, giderek daha da karmaşık hâle gelen çok sayıda bilimsel veri bulunmakta. Cuma günü Yeni Zelanda Tıp Dergisi’nde çıkan yeni bir makale, konunun oldukça karmaşık olduğunu kabul ediyor ancak zararlı olabilecek biyolojik etkilerin düşük kalitedeki bilimsel çalışmalarda daha sık görüldüğünü belirtiyor.

Radyo frekans radyasyonu, DNA'ya zarar verecek enerjiye sahip değil:

Auckland Üniversitesi ve Yeni Zelanda Sağlık Bakanlığı, Aralık ayında aynı dergide bir araştırmacı olan Susan Pockett tarafından yayınlanan bir makalenin, Yeni Zelanda’da kamu politikasının halk sağlığını korumak için yeterince çaba göstermediğini iddia ettiği için yanıltıcı olduğunu düşünüyor. Bilim insanları, on yıllardır RF radyasyonunun insan vücudu üzerindeki etkisini inceliyorlar ve ana biyolojik etkinin insan dokusunu ısıtıyor gibi göründüğünü gösteriyorlar. Makaleye göre RF radyasyonu, iyonlaştırıcı değildir yani DNA'ya zarar verecek enerjiye sahip olamaz.

Yayınlanan makalelerin çoğu bilimsellikten uzak:

Pockett'in makalesi, iyonlaştırıcı olmayan radyasyonun biyolojik etkilerinin doku ısınmasının ötesine geçtiğini öne süren bir takım araştırmalara dayanarak doğru olmadığını savundu. Yeni yorum ise bu biyolojik etkileri gösteren sayısız çalışmayı göstermekte ancak kalitelerini sorgulamakta. Auckland Üniversitesi’nden Elwood, “Zarar verici sağlık etkilerini gösteren çalışmaların çoğu, düşük kalitededir ancak ilginç oldukları için yayınlanmaktadır. 'Potansiyel' kelimesi önemlidir. Çalışmaların çoğu, muhtemelen bir sağlık etkisine bağlı olabilecek bazı fizyolojik veya moleküler değişimi araştırmaktadır ancak genellikle bir sağlık zararının doğrudan kanıtı bulunmamaktadır” açıklamasında bulundu.

Elwood, 200'den fazla çalışmayı inceleyen ve memeli hücrelerinde 2.000'in üzerinde RF radyasyon testini inceleyen Teksas Üniversitesi'ndeki araştırmacılar tarafından yapılan son bir gözden geçirmeyi işaret ediyor; "Bu, birçok çalışmadaki olumlu sonuçların, yürütme çalışmalarının kalitesinin temel kriterlerini karşılamamasından kaynaklandığını gösteriyor" dedi.

İyi bilimin anahtarı tekrarlanabilirliktir. RF radyasyonuna maruz kalmanın bir etkisi olduğunu göstermek bir şeydir ama tekrar tekrar gösterebilmek tamamen başka bir şey. Hem laboratuvar çalışmaları hem de hayvan sağlığı çalışmalarında tutarlı bir sağlık etkisi göstermeyen RF radyasyonuna maruz kalma ile ilgili cevaplanmamış sorular var.

Bu, araştırmanın duracağı ve dünya çapında uygulanan mevcut yönergelerin daha fazla incelenmeyeceği anlamına gelmez ancak kanıtların ağırlığı, şu anda telefonlardan gelen radyasyonun endişelenecek bir şey olmadığını gösteriyor.

5G, telefonlarımızdan nesnelerin internetine, oyunlara ve daha pek çok şeye yayılmaya başladığında iyi bilimi kötüden ayırmak, giderek daha önemli hâle geliyor. Wollongong Üniversitesi'nden bir araştırmacı olan Sarah Loughran'ın bu ayın başlarında The Conversation'da yazdığı gibi "5G karşıtı düşünce ve kampanya iyi niyetli olabilir ancak bu duyguları destekleyen bilimsel kanıt olmadan muhtemelen yarardan daha fazla zararı olacaktır.”