• Anasayfa
  • Yaşam
  • Anıtkabir'in İnşa Sürecinde Yaşanan İlginç Detaylar

Meğer Anıtkabir'e Defnedilen 11 Kişi Daha Varmış: İşte Bu Eşsiz Anıt ile İlgili Bilmediğiniz Tüm Sırlar

169
14
10
5
3
Ülkemizin ve Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedî istirahatgahı olan Anıtkabir’in nasıl inşa edildiğini daha önce hiç merak etmiş miydiniz?

Tarih boyunca, bir ulusa mâl olmuş her devlet adamı, vefatından sonra görkemli törenlerle son yolculuğuna uğurlanmış ve özel kabirlere defnedilmişti. Bu gelenek, hemen hemen her devletin sürdürdüğü köklü bir gelenektir.

1923 yılında kurulan Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk vefat edince de bu geleneğin devamı için zorlu bir süreç başladı. Atatürk’ü kaybetmenin derin acısıyla beraber, dönemin devlet yetkilileri; Türk ulusunun liderinin nereye defnedilmesi gerektiğini de düşünüyorlardı. İlerleyen süreçleri gelin hep beraber irdeleyelim.

Geçici istirahatgah olarak Etnografya’da mezar odası açıldı

Cenaze töreni

10 Kasım sabahı vefat eden Atatürk, 21 Kasım tarihine kadar defnedilemedi. Aradan geçen 11 gün boyunca Ulu Önder’in naaşı pek çok noktadan geçerken insan selleri tarafından selamlandı, saygı duruşu ve törenler yapıldı. Yaşanan izdihamlarda onlarca vatandaş hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı.

Dönemin hükûmeti, Ulu Önder için özel bir anıt yeri yapılmasının gerektiğine fakat halihazırda böyle bir yer olmadığı için Atatürk’ün naaşının geçici olarak Etnografya Müzesi’nde muhafaza edilmesi gerektiğine karar kıldı.

Cenaze namazı, izdihamların önlenmesi için halka açık kılınmadı

Etnografya

  • Ata'nın naaşı Etnografya'da

Atatürk’ün naaşı, törenle Etnografya Müzesi’ne getirilmeden 2 gün önce; Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi, İslam Tetkikleri Enstitüsü Müdürü Ord. Prof. Mehmed Şerafettin Yaltkaya, üst düzey devlet yetkileleri ve askerî personel ile Ata’ya çok yakın kişiler dışında kimsenin içeri alınmadığı bir yerde, pek çok kaynağa göre “sarayda” cenaze namazı kılındı.

İzdihamların önlenmesi için cenaze namazı camide kılınmadı ve önemli din alimlerinden cenaze namazının cami dışında da kılınabileceğine dair görüş alındı. Devlet tarafından bu anın görüntüleri asla çekilmedi. Çekildiyse de yayınlanmadı fakat iddia edilenin aksine Atatürk’ün cenaze namazı kesinlikle kılınmıştır.

Etnografya Müzesi’nde geçici defin

İsmet İnönü

  • İsmet İnönü, Etnografya'daki nakil işlemleri öncesinde Ata'nın huzurunda saygı duruşunda bulunurken

Atatürk’ün naaşı, 21 Kasım tarihinde Etnografya Müzesi’ne getirildiğinde kendisine özel bir mezar odası açıldı. Ulu Önder’in naaşının bozulmaması için tahnitleme işlemi yapıldı. Tahnitleme işlemi esnasında, vücudun bozulmasını önleyen birtakım kimsayallar hazırlandı ve bu ilaçlar Atatürk’ün cansız bedenine enjekte edildi. Ardından, muşamba ve özel solüsyonlar ile sarıldı ve kefenlenerek özel bir tabuta koyuldu. Tahnitleme işleminin ayrıntılarına buradaki içeriğimizden detaylı olarak erişebilirsiniz.

Atatürk’ün ebedi istirahatgahı için yer belirleme süreci

Haberler

Ulu Önder’in naaşı geçici olarak Etnografya’ya defnedildikten sonra, kalıcı bir anıt için yer seçme işlemine geçildi. Atatürk’ün ölmeden önce, nereye defnedilmeyi istediği yönünde net bir tarifi yoktu fakat yakın çevresiyle beraber olduğu bir yemekte “beni Çankaya’ya gömün” demişti. Bu yemekten ertesi gün ise kardeşi Makbule Atadan’a; “dün gece Çankaya dedim fakat beni milletimin istediği yere gömün” demiştir.

Bu vasiyet üzerine TBMM’de anıt inşaatı için Yer Tespit Komisyonu kuruldu. Bu komisyondaki Trabzon Milletvekili İnşaat Mühendisi Mithat Aydın’ın önerisi ile Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Rasattepe’de karar kılındı.

Rasattepe’nin seçilme sebebi ve ilerleyen süreç

Rasattepe

Rasattepe’nin yüksek bir mevki olması, o günün şartlarında Ankara’nın her yerinden rahatlıkla görülebilmesi, geniş bir alan olması, merkezi ve Meclis’e yakın bir konumda bulunması, Ata’nın istediği gibi Çankaya sınırları içerisinde bulunması gibi nedenlerden ötürü onay gördü.

Büyük çoğunluğu devlet arazisi olan Rasattepe’nin bir kısmı özel mülktü ve kısa sürede Rasattepe’nin tamamı kamulaştırıldı.

Anıt projesi için yarışma açıldı

Adaylar

  • Jüriye sunulan projelerden bazıları

1 Mart 1941’de yabancı mimarların da katılabileceği uluslararası bir yarışma ilan edildi. 1 yılın sonunda yerli ve yabancı üyelerden oluşan jüri; 25’i yerli toplam 49 proje içerisinden 3 projenin finale kaldığını açıkladı. 2’si yabancı olan bu 3 projeden Mehmet Emin Onat ve Ahmet Orhan Arda’nın projesi birinci seçildi fakat yetersizlik sebebiyle proje onay alamadı.

Jüri, birinci seçilen projeye gerekli düzenlemelerin yapılması şartıyla onay verilebileceğini söyledi ve düzenlemelerin yapılmasıyla beraber proje onay aldı. Projede jürinin üzerinde durduğu en hassas nokta, Anadolu tarihine bağlılıktı.

İnşaatın hazırlık süreci ve çalışmalar

İnşaat süreci

Anıt için seçilen Rasattepe’nin çorak olmasından ötürü öncelikle bölgede ağaçlandırma çalışmaları başladı. Dünyanın çeşitli yerlerinden seçkin ağaçlar getirildi ve bölge çoraklıktan kurtarıldı. Gazeteler ve devlet yöneticileri tarafından artık Anıtkabir olarak adlandırılan proje için devlet, 24 milyon liralık bir bütçe ayırdı.

Bölgede yapılan inşaat kazılarında, Frig Dönemi'ne ait önemli tarihi kalıntılara rastlanıldı. Tarihi kalıntılara rastlanılmasından ötürü Türk Tarih Kurumu bölgede bir süre çalışmalar yaptı ve Anıtkabir projesinin ilk aşaması beklenen sürede tamamlanamadı.

Zemin raporu, ihale süreci ve çeşitli aksamalar

İnşaat aşaması

Günümüzdeki halinde de gördüğümüz üzere Anıtkabir’in yapımında taş ve mermerler kullanıldı fakat yeni kurulmuş Cumhuriyetimizde henüz bu ihtiyacı karşılayabilecek nitelikte bir taş sanayisi bulunmadığı için ülke genelinde yeni taş ocakları arandı.

Zemin sağlamlığı, deprem risk raporu ve çeşitli analizler sonucunda Rasattape’nin zemin ve temel sisteminin değiştirilmesi gerektiğine karar verildi fakat daha önce açılan inşaat ihalesini kazanan şirket; önceki plana göre yurt dışından malzeme siparişi verdiğini, yeni planda daha az malzeme gerektiğini ve aradaki fiyat farkının devlet tarafından ödenmesini talep edince hukuk sürecinden ötürü inşaat tam 3 yıl durdu.

Hukuk sürecinden sonra devam eden inşaatta, daha önce onaylanmasına rağmen; bazı değişiklikler önerildi ve mimarların planının dışına çıkıldı. Bu süreçte projenin başına verilen mimarlar da görevden alındı. Projede yapılan değişikliklerde göze en çok çarpan detay; Anıtkabir’in tepesindeki kubbenin kaldırılmasıdır.

Etkilenilen kültürler, lahit ve mezar odası

Halikarnas Mozolesi

Anıtkabir’in proje ve yapım aşamasında Anadolu’da çok büyük bir iz bırakan Hitit, Selçuklu ve Osmanlı kültürlerinin sentezi görülmektedir. Anadolu’ya sahip çıkma mesajı vermek için Anıtkabir’in tasarımında Halikarnas Mozolesi’nden ilham alındığı düşünülmektedir. Bazı kaynakların Anıtkabir’de Helen Tapınağı izlerinden de bahsetmektedir.

Anıtkabir’in ziyaret alanında bulunan temsilî mozole ya da lahit, Osmaniye’den getirilen 2 adet 40’ar tonluk mermerden özel olarak üretildi. Temsilî mozolenin hemen alt katındaki mezar odası ise tıpkı Selçuklu ve Osmanlı’da devlet adamlarının türbesinde olduğu gibi sekizgen bir şekilde tasarlandı.

Anıtkabir’deki 9 yıllık inşaat sürecinin tamamlanması

İnşaat

Temeli 9 Ekim 1944’te atılan Anıtkabir, 26 Ekim 1953’te tamamlandı. Toplamda 24 milyon lira bütçenin ayrıldığı projede, özellikle son aşamada yapılan değişiklikler ile 4 milyon tasarruf edildi. Projenin toplam maliyeti 20 milyon liradır.

Yüz ölçümü toplam 750 bin metrekare olan Anıtkabir’in giriş kapısı da doğu tarafa yapıldı. Bunun sebebi olarak da Türklerin Anadolu’ya Doğu’dan gelmesi gerekçe gösterildi.

Ulu Önder’in ebedî istirahatgahına defni

Atatürk'ün defni

Atatürk, ölümünün 15. yıl dönümünde, geçici istirahatgahı Etnografya Müzesi’nden Anıtkabir’e; adeta bir insan seli ve askeri törenle nakledildi. Atatürk’ün defnedileceği mezar odasına Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, Meclis Başkanı Refik Koraltan,Eski Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan, Prof. Fuat Köprülü, Eski Meclis Başkanı Abdülhalik Renda, din görevlisi ile 10 kişilik bir heyet girdi.

Atatürk’ün naaşı tamamen İslami kurallara göre defnedilirken; mezar toprağı ise 105 farklı yerden getirilen topraktan oluşmaktadır. Bu yerler arasında Türkiye’nin tüm illeri, Kıbrıs, Azerbaycan, Kore Şehitliği, Süleyman Şah, Selanik ve Atatürk’ün hayatında rol alan diğer ülkelere ait topraklar vardır. Defin işlemi esnasında Celal Bayar’ın eşi Reşide Bayar’ın bir sûre yazdığı kâğıt parçası, toprağa karıştırılırken; Prof. Dr. Emin Baran’ın ceylan derisine yazdığı detaylı ölüm raporu, gümüş bir kutuda muhafaza edilerek mezara bırakıldı.

Defin işleminden sonra odadaki herkes sırayla toprak atmış ve toprak atan herkes fenalaşmıştır. Psikolojik olarak herkesi derinden etkileyen ve bayılan kişilerin olduğu defin işlemi tamamlandıktan sonra basına yapılan açıklamada “Atatürk’ün naaşının hiç bozulmadığı, sanki dün tıraş olmuş gibi göründüğü” ifade edilmiştir.

Mezarı başındaki topraklar ve Türk bayrağı detayı

Mezar odası

Ulu Önder’in doğumunun 100. yıl dönümünde (1981) Türkiye’nin 67 ilinden toprak getirilmiş, bu 67 ile Azerbaycan ve Kıbrıs’tan gelen topraklar da eklenerek pirinç vazolara konularak mezarı çevrilmiştir. Günümüzde il sayısının 81 olmasından ötürü, şu an mezarı etrafında 83 adet pirinç vazo bulunmaktadır.

Atatürk’ün “Bir gün elbet öleceğim. Milletim beni nereye isterse oraya defnedebilir ancak ben, mezarımın karşısında her daim dalgalanan şanlı bir Türk bayrağı görmek isterim” vasiyetinden ötürü mezar odasının tam karşısında genişçe bir pencere bulunmaktadır. Bu pencere doğrudan Ankara Kalesi’ne ve Türk bayrağına bakmaktadır.

Anıtkabir’e Atatürk dışında defnedilen kişiler

İsmet İnönü'nün kabri

Anıtkabir’e Atatürk dışında, Eski Cumhurbaşkanları İsmet İnönü ve Cemal Gürsel olmak üzere 11 kişi daha defnedilmişti fakat 1988 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in “Anıtkabir, Atatürk içindir, mezarlık değildir” çıkışıyla Atatürk’ün silah arkadaşı İsmet İnönü haricindeki tüm mezarlar Anıtkabir’den taşındı.

Her yıl 10 Kasım’da, davet olmaksızın evlatları Ata’ya koşuyor

Anıtkabir

Anıtkabir Komutanlığı tarafından ziyaretçi sayıları açıklanmasa da, edinilen bilgilere göre sadece 10 Kasım 2013 tarihinde 1.089.615 kişi tarafından ziyaret edilen Anıtkabir, her yıl özellikle 10 Kasım ve 29 Ekim’de Ata’sını ziyaret etmek için gelenlerle dolup taşmaktadır.

Peki ya sizler Anıtkabir'in inşa süreci hakkında neler düşünüyorsunuz?

Kaynaklar: 1 / 2 / 3 / 4 / 5 / 6 /

169
14
10
5
3
Emoji İle Tepki Ver
169
14
10
5
3