Dijital Yaşamlarımızın Ayak İzini Çıkaran Çalışma: Human Screenome Project

5
2
1
0
0
Gün içerisinde saatlerimizi geçirdiğimiz bir dijital dünya bulunuyor. Peki, bu dijital dünyadaki aktivitelerimiz gerçek hayatımızı nasıl etkiliyor? Bu sorunun cevabını arayan Stanford Üniversitesi araştırmacıları, oldukça ilginç bir çalışmaya imza attı.

Stanford Üniversitesi’nden Byron Reeves ve iki çalışma arkadaşı, Nature’da yayınladıkları makaleyle Human Screenome Project’i duyurdular. Projenin hedefiyse dijital ayak izimizi daha doğru bir şekilde takip edebilmek. Projeyi gerçekleştirmek için gönüllülerin telefonuna kurulan bir yazılımla, telefon aktifken her 5 saniyede bir ekran görüntüsü alındı. 

Bu projenin arkasında fikir, aslında Human Genome Project’e oldukça benziyor. İnsan Genom Projesi ile birlikte hastalıkları anlama biçiminde oldukça büyük değişiklikler elde edilmişti. Bu projeyle oluşturulacak büyük veri vasıtasıyla teknolojinin, sosyal sorunlarla nasıl bağlantılı olduğu hakkında daha doğru fikirler edinilecek.

Ekran süresi

Ekran süresi ölçümü, çocukların ve ergenlik dönemindeki gençlerin dijital servislerde ne kadar süre harcadıklarını gösteriyor. Ayrıca ekran süresinin, çocuklarda depresyon ve düşük okuma yazma yeteneği gibi olumsuz etkileri olduğu biliniyor. Tabii bazen eğitimsel olarak yararlı olduğu yönleri de oluyor.

California Üniversitesi’nde kültürel antropolog olan ve teknoloji kullanımı üzerine çalışan Mimi Ito, "Ekran süresi; sağlık ve ebeveynlik endişesi etrafında geliştirilmiş, TV merkezli dönemin bağlamından kalma popüler bir ölçüm yöntemi” diyor. Ito, terimi ilk kez popüler hale getiren Amerikan Pediatri Birliği’nin dahi ekran süresini çekirdek bir ölçüm olarak kullanmayı bıraktığını dile getiriyor. 

Reeves, çalışma kapsamında akıllı telefonlarında yaptıkları kayıt altına alınan Kuzey Kalfirniya’da yaşayan 14 yaşındaki iki erkek çocuğunu örnek olarak gösterdi. İlk bakışta her ikisinin de aktiviteleri büyük oranda benzerlik gösteriyordu ancak Reeves’in Screenome” analizi, olayın aslının böyle olmadığını ortaya koydu. 

Çocuklardan bir tanesinin her biri yaklaşık bir dakika süren 186 seansı vardı. Diğer çocuğun ise günlük seansı sadece 26’ydı ve her biri yaklaşık 3 dakika sürüyordu. İlk çocuk Snapchat ve Instagram’da mesajlaşmaya daha çok zaman ayırıyordu. Diğeri ise süresinin yarısını YouTube’da ve yiyeceklerin ekran görüntüsünü almada kullanıyordu. 

Ekran süresinin etkileri

sosyal medya

Elde edilen bu veriler, kişilerin medya tüketimlerinin ne kadar farklı olabileceğini daha detaylı bir şekilde gösteriyordu. Reeves’in ekibi de her kullanıcının kendine has dijital parmak izi olabileceğini düşündü. Reeves’e göre akıllı telefon aktivitelerindeki belli sekansları belirlemek, kişilerin dijital cihazlarını iletişim için nasıl kullandığını ve ekran dışındaki yaşamlarını nasıl etkilediğini anlamakta oldukça önemli bir yer tutuyor.

Reeves’e göre uygulamadan uygulamaya, paylaşımdan paylaşıma uzanan bu yıllar, işten aktiviteye kadar analog hayatımızı etkiliyor ve yansıtıyor. Screenome yöntemi, sosyal medya bağımlılığı veya mental sağlık sorunları gibi problemleri akıllı telefonlar ve tabletlerde kullanılan şablonlarla ortaya çıkarabilir. 

Ito ise Screenome yönteminin, ekran kullanımlarının aktivitelerimiz, ilgi alanlarımız ve sosyal katılımlarımızı nasıl şekillendirdiğine dair kilit öneme sahip soruların cevabı olacağı konusunda çeşitli şüphelere sahip. Ito, çevrimiçi davranışları tetikleyen çevrimdışı bilgilere sahip olunmadığını ifade etti. 

Tabii bu tarz bir projenin en büyük problemi, hiç şüphesiz ki gizlilik sorunlarıdır. Özellikle internette attığımız neredeyse her adımın takip edilmesi konusu hâlâ taze bir tartışma konusuyken içerisinde birçok hassas kişisel bilginin yer alabileceği akıllı telefonlarımızın her beş saniyede bir ekran görüntüsünün alınması kulağa pek de hoş gelmiyor.

Reeves ise bu konuyla ilgili olarak çok fazla hassas bilginin olduğunu, kendinin ve ekibinin ABD, Çin ve Myanmar’daki gönüllerden 30 milyon civarında ekran görüntüsü topladıklarını ifade etti. Reeves, gizlilik endişeleri konusunda ise oldukça hassas olduğunu, sıkıştırılmış görüntülerin Stanford’da bulunan şifrelenmiş ve güvenli bir sunucuya gönderildiğini dile getirdi. 

Kaynak : https://www.technologyreview.com/s/615057/the-human-screenome-project-will-capture-everything-we-do-on-our-phones/
5
2
1
0
0
Emoji İle Tepki Ver
5
2
1
0
0