Görünce 'Üstüne Para Verseler Adım Atmam' Diyeceğiniz Dünyanın En Ürkütücü Yerleri

116
69
20
11
10
Dünyanın dört bir yanında, şehir efsanelerine ev sahipliği yaparak lanetli olarak adlandırılan onlarca yer var. Aralarından girmeye en çok korkacağımız, ürpertici geçmişe sahip olanları sizler için seçtik.

Sadece beton veya ahşaptan ibaret olan bazı yapılar, çeşitli şehir efsaneleri ile bağdaştırıldıktan sonra hepimiz için ürkütücü bir yer haline geliyor. Evler, köprüler hatta adalar bile, bıraktıkları kötü itibarları yüzünden "lanetli" olarak adlandırılabiliyor.

Bu sözde lanetli yerler sadece yurt dışında değil, ülkemizde de bolca var. Anca silah zoruyla gireceğimiz, sadece görünüşleriyle bile ensemizdeki tüyleri diken diken yapmaya yeten yerler neresi, hikayeleri neler birlikte bakalım.

Oyuncak Bebek Adası, Meksika

oyuncak bebek adası

Listemizin ilk sırasında, Island of the Dead Dolls isimli, her yeri oyuncak bebeklerle kaplı tuhaf ada bulunuyor. Adaya gitmek isterseniz sizi karşılayan tek şey ağaçlara, terk edilmiş evlerin kapılarına ve direklere asılan oyuncak bebek parçaları olacaktır.

Böylesine tuhaf bir adanın ardında yatan hikaye ise son derece dramatik. Bundan çok uzun zaman önce genç bir kız, kaza sonucu Xochimilco kanalına düşerek boğulur ve cesedi bir daha bulunamaz. Bu olayın yaşanmasının ardından kısa bir süre sonra, Don Julián Santana adında bir adam hayatına keşiş olarak devam etmeye karar verir ve daha sonrasında Island of the Dead Dolls ismini alacak bu adaya taşınır.

Don Julián Santana, keşişliğinin ilk günlerinde adanın ortasından geçen ve denize bağlanan gölde, yüz üstü yüzen bir kız cesedi bulur. Julian zaten ölmüş bu genç kızı kurtarmaya çalışır ancak ne yaparsa yapsın başarılı olamaz. Üzgün ve ürkmüş bir şekilde kulübesine doğru giderken yerde bulduğu oyuncak bebeği, genç kızın anısına bir kapı girişine asar ancak Julian ne zaman o göle yakınlaşsa, genç kızın hayaletini görmeye devam eder.

Oyuncak Bebek Adası

Musallat olan hayaletten kurtulmak için sapkın bir şekilde adanın her yerine oyuncak bebek asmaya başlayan Julian, ne yaparsa yapsın bu ürkütücü olaydan kurtulamadı ve 2001 yılında genç kızın cesedini bulduğu yerde boğularak can verdi. 

Elbette Julian’ın yaşadığı şeylere tamamen doğru diyebilmemiz mümkün değil. Sonuçta adamın yaşadığı şeyler ya da genç kızın hayaleti ikinci bir kişi tarafından onaylanmamış. Gerçekler ne olursa olsun kimsenin bile isteyerek, turistik amaçlı bile olsa bu adaya adım atmak isteyeceğini düşünmüyorum. 

Overtoun Köprüsü, İskoçya

Overtoun Köprüsü

1895 yılında kullanıma açılan Overtoun Köprüsü, bugün köpeklerin ürpertici bir şekilde intihar ettiği köprü olarak anılıyor. Tarihi Overtoun Kalesi’ne gitmek için tek yol olan bu köprüde garip olaylar ilk olarak 1950’li yıllarda başlıyor.

Kaleyi gezmek için seyahate çıkan bir ziyaretçi, köpeğiyle birlikte köprüye giriş yapıyor. Köpek köprünün başında gayet sakin bir şekilde ilerlerken, ortalara doğru bir anda garip hareketler sergilemeye başlıyor, surat ifadesi değişiyor ve bir anda köprüden aşağı atlıyor

Olay elbette sadece bir köpekle bitmiyor. 1950 yılından bu yana tam 600 köpek, köprünün ortasında garip davranışlar sergileyerek intihar ediyor. Bu yüzden hem yerliler hem de turistler köprüden köpekleriyle birlikte geçmekten çekinmeye başlıyor, köprünün başında “Tehlike; köpeklerinizin tasmasını sıkı bir şekilde tutun” uyarısı yer alıyor. 

Overtoun Köprüsü

Köpeklerin garip bir şekilde intihar etmesi yüzünden insanlar Overtoun Köprüsü’nün demonik varlıklar tarafından ele geçirildiğini, köpeklerin de bunu sezdikleri için korkudan köprüden atladıklarını düşünmeye başlıyor. Bir diğer görüşte ise bu demonik varlıklar köpeklerin ruhlarını ele geçirerek hayvanları zorla ölüme ittikleri söyleniyor. 

Konuya en sonunda bilimsel bir el atılıyor ve hayvan davranışları uzmanı Dr. David Sand, köpeklerin gizemli ölümünü araştırmak için Overtoun Köprüsü’ne gidiyor. Köprünün altında büyük bir vizon yuvası olduğunu gören Sand, köpeklerin vizonların kokusunu aldığını ve kokuyu takip edemedikleri için sinirlenerek köprüden atladıklarını belirtiyor. Yine de halk bilimsel bir gerçeğe inanmak yerine daha kolay olanı seçerek, köprünün doğaüstü varlıklar tarafından ele geçirildiğine inanmaya devam ediyor. 

Molla Zeyrek Camii, İstanbul

Molla Zeyrek Camii

İstanbul’un fethinden sonra kiliseden camiye dönüştürülen Molla Zeyrek camii, İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunuyor. Bölgede yaşayan insanların söylediklerine göre caminin park alanı önceden ahır olarak kullanılıyormuş ve bu ahırın altında bir kuyu ve mahzen bulunurmuş.

Ortaya atılanlar elbette iddialardan ibaret ancak insan yine de gerçekten olabilir mi düşününce bir ürpermiyor değil. Bir rivayete göre eski dönemlerde yaşayan insanlar, akşam saatlerinde hayvanlarını ahıra bırakmaktan çekinirmiş çünkü ahırın altında bulunan kuyudan çığlık sesleri gelirmiş. Bir kadına ait olduğu düşünülen bu ses gerçekte kime ait, neden çığlık sesi duyulamıyor kimse çözememiş ancak bugün bile, nadir de olsa o çığlıkları hala duyabilen nsanlar varmış. 

Waverly Hills Hastanesi, ABD

Waverly Hills Hastanesi

1910 yılında kullanıma açılan Waverly Hills, tüberküloz hastalığı için kullanılan ABD’nin en donanımlı hastanelerinden birisiydi. O dönemde bu hastalığa yakalanan insanlar tedavi edilmeye çalışılırdı ancak hiçbir zaman kesin sonuçlar elde edilemedi.

Hastalar uzun yıllar boyunca Waverly Hills Hastanesi’nde kaldı ve hastanenin kapasitesi de gittikçe dolmaya, her ay daha fazla hasta gelmeye başladı. Dört duvar içerisinde bir nevi hapsolan insanlar zamanla tüberkülozdan değil, psikolojik rahatsızlıkları sonucu intihar ederek ölmeye başladılar.

Waverly Hills Hastanesi

Kayıtlara göre 1910 - 1961 yılları arasında Waverly Hills’te tam 63 bin kişi hayatını kaybetmiştir. Tüberküloz tedavisinin bulunması, hastanenin 1961 yılında kapatılmasına yol açar ve Waverly Hills 1962 yılında akıl hastanesine çevrilir. Bu sırada bir hemşire, istenmeyen gebeliği yüzünden 502 numaralı odada kendini asarak intihar eder.

Hemen sonrasında ise başka bir hemşire, aynı odanın camından atlayarak kendi hayatına son verir. 1982 yılına kadar akıl hastanesi olarak faaliyete devam eden Waverly Hills’te intihar oranları hiçbir zaman düşmez. Çoğu hasta geldiği ilk günden itibaren delirmeye, daha sonrasında dayanamayarak intihar etmeye başlamıştır.

Waverly Hills Hastanesi

1982 yılında kapatılan hastane için elbette ortaya şehir efsaneleri atıldı. Rivayete göre binlerce kişinin öldüğü bu hastanede geceleri ruhlar dolaşır, bazı odalardan çocuk çığlık ve ağlama sesleri gelirdi. Outlast adlı korku oyununa ilham kaynağı olan hastanenin penceresinden atlayan bir kadın silüeti görüldüğü bile söylenir. 

Büyükada Rum Yetimhanesi, İstanbul

Büyükada Rum Yetimhanesi

İstanbul’un en güzel semtlerinden birisi olan Büyükada’da bulunan Rum Yetimhanesi, son derece ürkütücü bir hikayeye ev sahipliği yapıyor. Yüzlerce çocuğa bir yuva olan bu yetimhane, 1964 yılında apar topar mühürlendi ve bir daha kullanılmamak üzere terk edildi. 

Büyükada Rum Yetimhanesi için iki farklı görüş mevcut. Bunlardan ilki, yetimhanede yangın çıktığı ve küçük bir çocuğun kaçmaya çalışırken kuyuya düşerek can verdiği hikaye. İkinci görüşte ise yangın hiçbir zaman çıkmamış ve yetimhane devlet tarafından gelen emirle boşaltılmıştı. 

Büyükada Rum Yetimhanesi

Yetimhane ile bağdaştırılan asılsız şehir efsanesinin hikayesi şu şekilde; yangından kaçarken kuyuya düşen çocuğun hayaleti bölgeye musallat olmuş durumda ve gece vakti yetimhaneye yaklaşan çoğu kişi, kuyudan yardım çığlıkları duyuyor.

Öncelikle binayı kendi gözlerimle görmüş birisi olarak yetimhanenin gerçekten de ürkütücü ve devasa olduğunu söyleyebilirim. Büyükada Rum Yetimhanesi zaten Avrupa’nın en büyük ahşap yapısı ve sadece heybetiyle bile insanları korkutmaya yetiyor. Tabii kuyudan gelen çocuk seslerinin bir şehir efsanesinden ibaret olduğunu da söylemekte fayda var. 

116
69
20
11
10
Emoji İle Tepki Ver
116
69
20
11
10