• Anasayfa
  • Yaşam
  • Düşük Faiz Politikası Türkiye'yi Nasıl Etkiledi?

Mahfi Eğilmez Açıkladı: Düşük Faiz Politikası Türkiye'yi Nasıl Etkiledi?

27
12
7
2
1
İktisatçı Mahfi Eğilmez, Eylül 2021 itibarıyla uygulamaya konan yeni model ile ilgili bir makale yazdı. "Faize Takılmanın Faturası" isimli bu makalede düşük faiz politikasının Türkiye'ye ne gibi etkileri olduğu basit bir dille anlatılıyor...

2021 yılının son dönemi Türkiye, yepyeni bir sürecin içerisine girdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Faiz neden enflasyon sonuçtur." sözünden yola çıkan Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye'ye yeni bir ekonomik model getirdi. Bir süredir uygulanmakta olan bu model kapsamında da öncelikle politika faizinin düşürülmesi, ardından da enflasyonun düşürülüp refahın yükseltileceği söylendi. Peki yeni ekonomi politikası Türkiye'yi nasıl etkiledi?

Zaman zaman yaptığı açıklamalarla Türkiye'nin gündemine oturan İktisatçı Mahfi Eğilmez, resmi internet sitesinde bu durumu değerlendirdiği bir makale yayınladı. Herkesin anlayabileceği bir dil ile kaleme alınan makalede yeni ekonomik modelin Türkiye için iyi bir yöntem olmama nedeni anlatılıyor. Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan, "Faize Takılmanın Faturası" olarak isimlendirilen bu makaleye yakından bakalım.

Eylül 2021'den sonra neler yaşandı?

Yeni ekonomik model

Faize Takılmanın Faturası isimli makalenin giriş bölümünde, Eylül 2021'den bugüne kadar neler yaşandığının kısa bir hatırlatması yapılıyor. Bu bölümde şu cümleler kullanılıyor:

2021 yılının Eylül ayında ‘faiz neden enflasyon sonuçtur’ söylemine dayanılarak para politikası tamamen yanlış bir yöne döndürüldü. Ağustos ayı gerçekleşmesine göre 12 aylık enflasyon yüzde 19,25 idi. TCMB, Temmuz ayında yayınladığı Enflasyon Raporunda yılsonu enflasyon beklentisini yüzde 14,1 olarak açıklamıştı. Bu tahmine göre enflasyonun ilerleyen aylarda düşeceğini bekleyen TCMB politika faizini yüzde 19’dan 18’e indirdi. Ardından Ekim ayında yayınladığı Enflasyon Raporunda yılsonu enflasyon tahminini yüzde 18,4’e yükseltti. Buna karşın 22 Ekimde politika faizini yüzde 16’ya düşürdü. Enflasyon düşmüyor tam tersine yükseliyordu. Eylül ayı enflasyonu yüzde 19,58 olarak açıklandı. Enflasyondaki düşüş beklentisi tutmamasına karşın TCMB, Kasım ayında faizi yüzde 15’e düşürdü. Enflasyon Ekim ayında düşmek bir yana yine yükselmişti: Yüzde 19,89. TCMB, tahminlerinde yanıldığı halde yanlışında ısrar ederek politika faizini Aralık ayında yüzde 14’e düşürdü. Ardından açıklanan Kasım ve Aralık aylarında enflasyon daha hızlı yükselmeye devam etti ve yılı yüzde 36,08 ile tamamladı. Böylece yılsonundaki enflasyon oranı TCMB’nin Ekim ayında revize ederek yüzde 18,4’e yükselttiği enflasyon tahmininin iki katı daha yüksek bir düzeyde gerçekleşmiş oldu.

Yeni ekonomi politikası faiz, kur ve TÜFE'yi nasıl etkiledi?

Makalede, yeni ekonomi politikasının Türkiye'deki etkisi grafiksel olarak da anlatılıyor. Önce bu grafiğe bakalım, sonra da bu grafiğin ne anlam ifade ettiğini siz değerli takipçilerimize anlatalım:

Ekonomi modeli

Yeni ekonomik modele geçilmeden önce, yani Eylül 2021'ye kadar olan verilere baktığımızda, TCMB faizlerinin yüzde 19 seviyelerinde olduğunu, dolar/TL paritesinin 9 ila 10 aralığında seyrettiğini görüyoruz. Enflasyonun ölçülmesindeki en önemli etkenlerden bir tanesi olan tüketici fiyat endeksi (TÜFE) de, bu süreçte 7 ila 9 aralığında seyrediyordu. Eylül 2021'den sonraki sürece baktığımızda ise grafiklerde çılgınca dalgalanmalar görüyoruz.

TCMB, Eylül 2021 itibarıyla faizi indirmeye başladı. Ancak piyasaların istemediği bu durumun ardından dolar/TL paritesi ile TÜFE'de eşi benzeri görülmemiş yükseliş yaşandı. Bugün geldiğimiz noktayı da hepimiz en şiddetli şekilde hissediyoruz. Faize Takılmanın Faturası isimli makale, yeni ekonomi modelinin Türkiye'ye olan etkilerini 7 maddede açıklıyor.

Yeni ekonomik modelin Türkiye'ye etkisi nasıl oldu?

Faiz enflasyon ilişkisi

  1. Türkiye’nin risklerinde artış olduğu için CDS primi yükselmiş bulunuyor.
  2. CDS primiyle birlikte döviz kurları da yükselmiş ve daha da kötüsü kontrolden tamamen çıkmış görünüyor.
  3. TCMB, kamu bankalarıyla birlikte kurdaki hızlı yükselişi bir yerlerde tutabilmek için milyarlarca dolar tutarında döviz harcamış bulunuyor ve harcamaya devam ediyor.
  4. Faizi artırmama ısrarının bir yansıması olarak oluşturulmuş bulunan Kur Korumalı Mevduat Hesabı, bütün çabalara karşın yükselen kur nedeniyle Hazine üzerinde giderek artan bir yük oluşturmaya devam ediyor.
  5. Bu hesabı şirketler açısından çekici hal getirmek için milyarlarca liralık vergi gelirlerinden vazgeçilmiş bulunuluyor.
  6. İnsanlar, kurdaki ve enflasyondaki durdurulamaz yükseliş nedeniyle ellerine geçen parayı hemen harcamaya yöneliyorlar. İleride almayı düşündükleri her şeyi bugünden alarak enflasyonun etkisinden korunmaya çalışıyorlar. Bu ‘öne çekilmiş talep’ talep enflasyonunu tetikleyerek kur artışı nedeniyle zaten var olan maliyet enflasyonunun yanına talep enflasyonunu da katarak tam bir ‘enflasyon kısır döngüsüne’ yol açıyor.
  7. Kamu kurumları, ülkenin kalkınması için çaba harcamak yerine kuru tutmak, fiyatları denetlemek, faiz politikasındaki yanlışı başka yerlerde aramak gibi gereksiz çabalarla zaman kaybediyorlar. Çin atasözünün vurguladığı gibi: ‘Yitirdiğin parayı belki bulursun ama yitirdiğin zamanı asla bulamazsın.'

NOT: Grafik, TCMB, Bloomberg HT ve TÜİK istatistiklerine göre hazırlanmıştır. 

NOT: CDS, kredi risk primi anlamına gelmektedir. Bu tabir, çekilen bir kredinin geri ödenememe riskini temsil eder.

Kaynak : https://www.mahfiegilmez.com/2022/03/faize-taklmann-faturas.html
27
12
7
2
1
Emoji İle Tepki Ver
27
12
7
2
1