Türkiye'deki oyunseverler, son birkaç haftadır yeni bir düzenlemeyi tartışıyor. Bu düzenleme, tahmin edebileceğiniz üzere Steam ve Epic Games gibi çevrim içi oyun platformlarına yönelik bazı yaptırım ve uygulamaları zorunlu hale getiren genelge. Bu zorunluluk ile BTK, bir karar alıp herhangi bir oyunun ya da platformun Türkiye'de engellenmesini sağlayabilecek.
Hükûmetin böyle bir adım atmasındaki en önemli etken çocuk ve gençlerin zararlı olabilecek içeriklerden korunması amacı. Ancak düzenlemenin nasıl uygulanacağı konusu kafaları karıştırıyor. Ülkemizdeki oyunseverler, Steam ve PlayStation Store gibi platformların temsilci atamayıp, Türkiye'den çekilme ihtimalinden oldukça rahatsız.
Oyun karşıtlığını "köpürten" haberlerin sayısında artış var!

Şunu kabul edelim: Oyun bağımlılığı oldukça tehlikeli sonuçları olabilen, psikolojik bir rahatsızlık. Ancak bu gerçeğin dışında son dönemde oyunların zararlı olduğuna yönelik bir kamuoyu oluştura çabası da iyice göze batar hale gelmiş durumda. Oyun bağımlılığı ya da oyunlardaki zararlı olabilecek içeriklerin varlığı gerçek olsa da "tüm oyunlar kötüdür" gibi bir algı oluşturmaya çalışan içerikler, oyunseverlerin ciddi şekilde tepkisini çekmeyi başarıyor.
O örneklerden bir tanesi, TYT Türk kanalında yayımlanan Memleketin Nabzı isimli bir programda yaşandı. Paylaşılan videoda ismi açıklanmayan oyun bağımlısı bir genç, içinde bulunduğu durum nedeniyle yaşadıklarını anlattı.
İşte TYT Türk kanalında yayımlanan röportaj:
Peki oyun bağımlılığı hakkında bilimsel çalışmalar ne diyor?

Oyun dünyasına yönelik "tü kaka" yaklaşımı genellikle kulaktan dolma bilgilere dayanıyor. Ancak madalyonun diğer yüzünde, beynin ödül sisteminden toplumsal verilere kadar uzanan devasa bir bilimsel literatür var. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), ICD-11 ile "Oyun Oynama Bozukluğu"nu resmî bir mental bozukluk olarak tanısa da bu durum her oyun oynayanın "hasta" olduğu anlamına gelmiyor.
Güncel veriler, durumun sadece bir davranış bozukluğu değil, beynin bilişsel kontrol mekanizmalarında somut değişimlere yol açan kronik bir süreç olduğunu gösteriyor.
Rakamlarla küresel ve yerel tablo
| Bölge | Yaygınlık | Kaynak |
|---|---|---|
| Küresel genç popülasyon | %8,6 | 2025 Meta-Analiz (84 çalışma, 641.763 birey) |
| Türkiye (Lise/Üniversite) | %5,6 | 2023 Sağlık Bakanlığı ve Gazi Üniversitesi çalışması |
| Genç Yetişkinler (18-35) | %6,1 | Sistematik inceleme ve meta-analiz |
Araştırmalar, özellikle 2025 yılına ait geniş kapsamlı bir meta-analiz, ergenlerdeki riskin genel popülasyona göre iki kat daha fazla olduğunu kanıtlıyor. Türkiye'deki durum ise küresel ortalamalarla (%4,6-%5,5) büyük oranda örtüşüyor.
Oyun oynarken beynimizde tam olarak ne oluyor?

Bilimsel araştırmalar, oyun bağımlılığının sadece bir "irade meselesi" olmadığını, beyinde gerçekleşen fiziksel değişimlerin bir sonucu olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Yapılan gelişmiş beyin taramaları (fMRI), bağımlı bireylerin beyinlerinin çalışma biçiminin nasıl değiştiğini şöyle özetliyor:
-
Beyindeki "Doyumsuz" Ödül Sistemi: Bağımlı bireylerde beynin haz ve ödül merkezleri, oyunla ilgili bir uyaran gördüğünde aşırı tepki vermeye başlıyor. Bu durum, kişide tıpkı çok acıkınca hissedilen o güçlü "aşerme" duygusu gibi yoğun bir oyun oynama isteği uyandırıyor.
-
Tutmayan Fren Mekanizması: Beynimizin mantıklı kararlar almasını sağlayan ve dürtülerimizi kontrol eden "fren" bölgesi (DLPFC), bu kişilerde normalden çok daha az aktif çalışıyor. Özellikle erkeklerde bu "frenin" daha zayıf olduğu tespit edilmiş; bu da kişinin oyunu bırakmak istemesine rağmen neden bir türlü başından kalkamadığının biyolojik kanıtını oluşturuyor.
Psikolojik köprüler: Depresyon ve DEHB ilişkisi

Bilim insanlarına göre oyun bağımlılığı, nadiren tek başına görülüyor. 41.215 Çinli öğrenci üzerinde 2021-2023 yılları arasında yapılan bir çalışma, oyun bağımlılığının gelecekteki depresyon riski için güçlü bir "yordayıcı" olduğunu ortaya koydu.
Ayrıca oyun bağımlılığı vakalarının yaklaşık yüzde 85'i DEHB (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) semptomlarıyla ilişkilidir. Oyunların sunduğu anlık ödül mekanizması, bu bireyler için gerçek dünyanın sıkıcılığından bir "kaçış" alanı yaratıyor.
Oyunların içindeki "gizli kumar": Loot Box ve Gacha

Oyunlardaki asıl tehlike oyunun kendisinden ziyade, içine yerleştirilen mekanikler de olabilir. Ganimet kutuları, kumar makinelerindeki "değişken oranlı pekiştirme" ilkesiyle çalışarak dopamin sistemini en güçlü şekilde uyaran yöntemdir. Bu sistemler, özellikle öz-kontrolü düşük gençlerde kontrolsüz harcamalara ve FOMO duygusuna yol açıyor.
Özetle, oyun bağımlılığı ve oyunların gençlerin psikolojileri üzerinde etkisi olduğu tartışmaya kapalı bir konu. Ancak buradaki asıl dikkat edilmesi gereken nokta oyun bağımlılığının farklı sağlık sorunlarıyla da ilişkisi olması. Dolayısıyla bir kişinin oyun bağımlısı olması, oyunların suçlu olduğu anlamına gelmiyor. Kişinin farklı sağlık sorunları, onu oyun bağımlısı olmaya meyilli hale getirebiliyor. Böylece gönül rahatlığıyla diyebiliyoruz ki çözüm oyunların yasaklanması ya da oyun karşıtı olmak değil; ebeveyn denetimi ve dijital okuryazarlığın artırılması.