• Anasayfa
  • Yaşam
  • Skolastik Düşünce Nedir? Temelini Kim Atmıştır?

Yıkılışı İstanbul'un Fethiyle Başlayan Skolastik Düşünce Nedir? Temelini Kim Atmıştır ve Ne Zaman Yıkılmıştır?

14
6
3
1
0
Yüzlerce yıl boyunca dünyada hüküm süren teoloji temelli bir felsefi akım olan skolastik düşünce yıkılmış olsa bile bugün pek çok yerde örnekleri ile karşılaşmak mümkün. Peki skolastik düşünce nedir, nasıl ortaya çıkmıştır, nasıl yayılmıştır ve sonunda nasıl yıkılmıştır gelin yakından bakalım.

Skolastik düşünce nedir sorusu ile ilk kez lise tarih ve felsefe derslerinde karşılaşmış olabilirsiniz. Bu sorunun tarih alanına da girmesinin nedeni yüzlerce dünyada en yaygın olan felsefi düşüncelerden biri olmasıdır. Orta Çağ karanlığından tutun yeni çağın aydınlığına kadar her yerde skolastik düşünce ile karşılaşmak mümkün. Bunun en büyük nedeni yenilik aramak yerine var olanı ilahi olanla açıklamaya çalışmasıdır. 

Felsefe genel olarak kuşkucu ve sorgulayıcı bir alandır. Ancak skolastik düşünce sorgulamaz ve kuşku duymaz. Çünkü ona göre zaten ilahi bir doğru vardır ve insanın amacı da bu ilahi doğruyu anlayarak çözmeye çalışmaktır. 3 temel dönemden oluşan skolastik düşünce nedir, nasıl ortaya çıkmıştır, nasıl yayılmıştır gibi merak edilen soruların yanıtlarını tüm detaylarıyla anlattık.

skolastik düşünce

Skolastik düşünce nedir?

Latince okul anlamına gelen schola kelimesinden türetilmiş scholasticus teriminden gelen skolastik düşünce, kelime anlamıyla okul felsefesi demektir. Bu anlama gelmesini nedeni, Orta Çağ’da doğrunun zaten var olduğuna inanılması ve bu doğrunun yalnızca okullarda verilen felsefe dersleriyle öğrenileceğinin düşünülmesidir.

Skolastik düşünce teoloji tabanlı bir akımdır. Yani doğrunun göklerden gelen bir karar olduğuna ve felsefe ile bu doğruların anlaşılması gerektiğine inanılır. Bu bağlamda skolastik düşünce yeni bir düşünce yaratmaz. Kuşkucu ya da sorgulayıcı değildir. Aksine ilahi doğru ile gelen bilgiye kuşkuyla bakan herkese karşıdır. 

Skolastik düşüncenin en net tanımını Hristiyan Aziz Augustinus yapmıştır ve ‘Anlamak için inanıyorum.’ demiştir. Skolastik düşünce doğru olduğuna inandığı bilgiler ışığında var olan gerçekleri doğrulamayı ya da çürütmeyi amaçlar. Yani bir şey gerçek olsa bile ilahi doğruya uygun değilse çürütülmelidir. İnanç esastır. 

Skolastik düşünce ne zaman ortaya çıkmıştır?

skolastik düşünce

Skolastik düşüncenin temelleri, milattan sonra 2. ve 8. yüzyıllar arasında Hristiyan Babaları olarak bilinen ilk dönem Hristiyanları tarafından oluşturulan Patristik felsefe ile atılmıştır. Ancak bu düşüncenin tam olarak sistematize edilmesi ve adının konması ancak 9. yüzyılda gerçekleştirmiştir.

Patristik felsefede Platon öne çıkarken, skolastik düşüncede Aristoteles ön plana çıkmaktadır. Bunun en büyük nedeni Aristo felsefesinin düşünürleri bilge olarak görmesidir. Zaten teoloji temelli olan bu felsefe akım elbette inanç üzerine düşünen kişileri bilge olarak adlandırmayı uygun bulmuştur. 

Skolastik düşüncenin ortaya çıkış amacı okullarda yedi özgür sanat olarak isimlendirilen gramer, mantık, retorik, aritmetik, geometri, müzik ve gökbilim ile birlikte teolojinin öğretilmesidir. Sonraki zamanlarda skolastik düşünce yalnızca bu amaçla kullanılmamış, genel bir okul öğretisine dönüşmüştür.

Skolastik düşünce dönemleri:

  • Erken dönem skolastik düşünce / 9. ve 13. yüzyıl
  • Yükseliş dönemi skolastik düşünce / 13. ve 14. yüzyıl
  • Son dönem skolastik düşünce / 14. ve 15. yüzyıl

Erken dönem skolastik düşünce:

Johannes Scottus

800’lü yıllarda Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşü ile ortaya çıkan skolastik düşüncenin ilk düşünürü Johannes Scottus'tur. Scottus, Yeni-Platoncu bir düşünce biçimi oluşturarak Orta Çağ’da mistizmi yaymıştır. Tanrının bilinmez olduğunu ancak simgeler aracılığıyla anlaşılabileceğini savunmuştur.

1000’li yıllarda Anselmus, Tanrının en yetkin olduğunu ve çelişmezlik ilkesi gereğince var olmamasının mümkün olmadığını savunmuştur. Aynı dönem yaşamış olan Roscelinus, nominalizmi kurmuştur. Bu kavram realizme karşıdır ve insanların ortak bir düşünce doğrultusunda hareket ettiklerini savunur. Yani temel, ilahi bir güçten bahseder.

Yükseliş dönemi skolastik düşünce:

İbn-i Sina

12. yüzyılda Arap felsefesi yayılmaya başlamış ve İslam skolastiği ortaya çıkmıştır. Arap filozof İbn-i Sina bu yayılmada önemli bir rol oynamıştır. İbni-i Sina gibi Aristotelesçi diğer bir Arap düşünür de İbni Rüşt’tür. İbni Rüşt, inancı akıl bilgisinin bir başka formu olarak yorumlamıştır. 

Aynı dönemde Yahudi düşünür Moses Maimenides de Aristoteles'i yorumlamış ve bölgesinde yaygınlaştırmıştır. İtalyan mistik düşünür Bonaventura da Augutinus ve Aristotales'i yorumlamış ve bilginin, bilinecek olan doğru üzerinde birleşmek olduğunu savunmuştur.

Orta Çağ’ın skolastik yıldızı  Albertus Magnus olmuştur. Magnus; Aristoteles felsefesini, İslam felsefesini ve Yahudi felsefesini birleştirerek sistemli bir yapı ortaya koymuştur. Magnus’un öğrencisi Aquinolu Thomas, ‘İnanmak için bilmek.’ düşüncesini ortaya koymuş ve bu düşünce o dönem Katolik Kilisesi tarafından kabul edilmiştir.

Son dönem skolastik düşünce:

Johannes Duns Scottus

Skolastik düşüncenin son dönemine girmesinde dini tarikatlar arasında yaşanan tartışmalar ve Rönesansı hazırlayan aydınlanmacı çalışmalar etkili olmuştur. Son dönemin yıldızı Johannes Duns Scottus olmuş, nominalizmi sistemleştirmiş ve tikel nesnelerin gerçek olduğunu tümel nesnelerin ise tamamen uydurma olduğunu savunmuştur. 

Bu dönemde bilginin temeline deney konulmuştur. Tanrı kavramı asla deneyimlenmediği için bu bilgi inanç temellidir. Yani bu tür sonsuzluk ve Tanrı gibi kavramlar asla bilinemez. Bu noktada inanç ve bilgi birbirinden tamamen ayrılmıştır. Bu da skolastik düşüncenin sonu olmuştur. 16. yüzyılda Rönesans ile skolastik düşünce bitmiş gibi görünse de günümüzde bile hala bu düşünceyi savunan kişilerle karşılaşmak mümkündür.

Skolastik düşünce neden yıkılmıştır?

skolastik düşünce

Skolastik düşüncenin Avrupa’da etkin olduğu Orta Çağ berbat bir dönemdi. İnsanlar açlıktan kırılıyor, sosyal adaletsizlik zirveyi görüyor, din adamları hiçbir dine uygun olmayan düşünceleri insanlara dayatarak onları kandırıyordu ve bir şekilde her gerçeğin dine uydurulması gerekiyordu.

Rönesansın temelini atan bilimsel çalışmalar insanların gözünü açtı. Matbaanın icat edilmesiyle din kitapları insanların kendi diline çevrildi ve din, halk tarafından da anlaşılmaya başladı. İnsanlar artık sorgulamaları yasak olan şeyleri de sorgulamaya başladılar ve kasasını doldurmaya çalışan bir avuç din tüccarı tarafından kandırıldıklarını anladılar.

Din, insanın Tanrı ile arasındaki bir ilişkidir. Bunu belirli çıkarlar doğrultusunda yaşamın her kesimine zorla yaymak ve sahte bilim, tek yanlı felsefe ile insanlara yalanlar söylemek yalnızca Orta Çağ karanlığına yakışır bir düşünce biçimidir. Neyse ki artık uzay çağındayız ve bu tür düşünce biçimleriyle çok fazla karşılaşmıyoruz değil mi?

Skolastik düşünce nedir, nasıl ortaya çıkmıştır ve neden yıkılmıştır gibi merak edilen soruları yanıtladık. Felsefe ve felsefeden doğan bilim, gerçeği aramak için insanlar tarafından yaratılmıştır. Aklımızı doya doya sonuna kadar kullanalım.

14
6
3
1
0
Emoji İle Tepki Ver
14
6
3
1
0