9
4
2
2
1
Ölü Deniz Parşomenleri nedir? En büyük tarihi keşiflerden birisi olan yazıtların içeriği nasıl araştırılıyor?

İnsanlığın bugün içinde bulunduğu bir çok duruma açıklık kazandıran, Hristiyanlık ve Musevilik inançlarının tarihine ışık tutmakla kalmayıp, yazıldığı dönemin savaşlarına, siyasetine, toplum yapısına ışık tutan, tarih biliminin en önemli keşiflerinden birisi olan Ölü Deniz Parşomenleri, bilim dünyasının hala çözemediği bir çok gizemle dolu. 

Bunun en büyük sebepleri arasına, aradan geçen binlerce yıllık bir zaman dilimini ekleyebiliriz. Ayrıca üzerinde kullanılan ve artık ölü bir dil sayılan Aramice dili eserlerin büyük kısmında kullanılmış durumda, yani çevirisinin yapılması oldukça zor. Kalan kısmı ise İbranice dili ile işlenmiş yazıtlar, parşomen kağıdı, deri ve bakır yüzeylerde bulunuyor ve yaklaşık 600 farklı parçadan oluşuyor.

İsrail’de bulunan Kumran Dağı eteklerinde, 1947 ve 1956 senelerinde 11 farklı mağaradan toplanmış eserlerdeki yazıtların ne anlama geldiği merak konusuydu. Hatta bilgileri elinde tutan İsrail hükümeti bir kısmını açıkladıktan sonra Vatikan’a bağlı Hristiyan inancı büyük bir darbe yaşadı. Çünkü kitapları İncil’de geçen bir çok kısmın yazıtlarda da bulunmasına rağmen tarih ve kavram hataları vardı.

Özellikle M.Ö. 150 ve M.S. 70 yılları arasında yazılmaları, Hristiyanlık ve daha eski bir inanç olan Musevilik dinlerine -dolayısı ile tüm dünya tarihinin kökenine- ait bilgileri barındırmaları yönüyle bir kat daha önem kazanıyor.

Mağaralara bağlantısı bulunan antik tüneller, yazıtlarda geçen ve modern dönemde söylenen dini mitlerin örtüşmemesi, önemli notları alanların kim olduğunun dahi tespit edilememesi ve ölü bir dil… Yeterince ilginç, değil mi?

Bilimadamları Ölü Deniz Parşomenleri hakkında yeni bilgiler ortaya çıkarmak için çeşitli teknikler kullanıyorlar. Bu yazıtlarda İbranice İncil'in kopyalarının yanı sıra o dönem faaliyet gösteren cemaat yöneticileri, takvimler, astronomi metinleri gibi önemli bilgiler de bulunuyor. 

Bu uçsuz bucaksız gizemler denizinde ufukta kara parçalarını değil kıtalar arayan bilim insanlarının kullandığı 7 teknik, dinler tarihinde gerçekten neler yaşandığını ortaya koyarak bugüne kadar bilinen demirbaş gerçekleri tarihe gömecek gibi gözüküyor.

1) Kalıntılar sadece yazılardan ibaret değil

Ölü Deniz Parşomenlerine ek olarak, Kumran yakınlarındaki mağaralarda yaklaşık 200 tekstil kalıntısı bulundu. 2011'de bir araştırmacı ekibi, eskizlerin hepsinin ketenden yapılmış olduğunu ve dekorasyon içermediğini belirtiyor. Eski bir Yahudi mezhebi olan Essenes'in Ölü Deniz Parşomenleri’ni yazdığı fikrini desteklediğini ortaya koyuyor. 

2) “Sanal Açma” tekniği ile görünenden daha fazlası:

Bilim insanları "sanal açma" adlı bir teknik kullanarak, Judean Çölü'nde bulunan 1,700 yıllık cüruflu kalıntıları okuyabiliyor. Parşomenler, antik zamanlarda yangınla hasar görmüş ve fiziksel olarak parçalanmış durumdalar. Bunun yerine bilim insanları, yazıtları dijital olarak taradılar ve daha sonra metnin okunabilmesi için taranan sonuçları düzleştirdiler. Bunlar arasında İbranice İncil'in Levilya bölümünün başlangıcı, yani Musevilerin beş kitabı olan Üçlüler Kitabı'nın üçüncü kısmı bulunuyordu. Bu da Hristiyanlık ve Musevilik dinlerinin ortak yönlerine ışık tutmuştu.

3) Yeni kazılar:

Arkeolojik kazı yeni bir teknik değil, ancak Ölü Deniz Parşomenleri'nin hikayesi için oldukça önemli. Yağmacılar onlara gitmeden önce arkeolojik kalıntıların (keşfedilmemiş herhangi bir alan da dahil olmak üzere) bulunmasını sağlamak için Judean Çölü'ndeki mağaralarda kazılar yapılıyor. Aşağıdaki görüntü, Judean Çölü'nde "Kafatası Mağarası" olarak bilinen bir yerde devam eden bir kazıyı gösteriyor göstermektedir. Bu mağara daha önce arkeologlar tarafından kazılmış olsa da son yağma eylemi, bulunması gereken daha çok şey olduğu yönünde fikir oluşturdu.

4) Tarihi eser kaçakçılığı ve antikalar pazarları:

Geçtiğimiz 15 yıl boyunca, antika pazarlarında 70'ten fazla yazıt parçası ortaya çıktı. Bazıları sahte olsa da bazıları gerçek olabilir ve bilim insanları, yeni parçalara ilişkin güncellemeleri yayınlamak için Academia.edu gibi sosyal medya platformlarını kullanarak dünya geneline dağılmış bu yazıtların izlerini araştırıp herkesle paylaşıyorlar.

5) Eskitme engeli

Judean Çölü’nde yağma gelgitini ortadan kaldırmak için, İsrail’de resmi esnaf odalarında bile arkeologlar bir birim kurdular. Yağmalanan yazıtları kurtarmak için özel bir birimin parçası olarak çalışan arkeologlar, bu yöntemle pek bilgi elde edemesede 2700 yıllık daha eski bir yazıtın tarih bilimine kazandırılmasına yardımcı oldular.

6) Sayısallaştırma:

2011 yılında dünyadaki herkesin parşomenleri görmesini sağlayan yüksek çözünürlüklü resimlerin bulunduğu bir veri bankası açıldı. Kudüs'teki İsrail Müzesi ile Google arasındaki bir işbirliği olan bu proje, dünyanın dört bir yanındaki araştırmacıların kitaplara erişmesini kolaylaştırdı. Fotoğrafta, 2012 yılında bir araştırmacının bu proje sayesinde bölgeye gidip labarotuvar ortamında yazıtları incelediğini görüyorsunuz.

7) Mürekkep analizi:

Araştırmacılar, Ölü Deniz Parşomenleri’nde kullanılan mürekkepleri analiz ederek, onların Kumran’da üretildiği sonucuna vardılar. Bazı yazıtlarda ise özel mürekkep türleri kullanılmıştı. Bu keşfe ve ait olduğu zamana “tarihin tozlu rafları” demek oldukça zor. Zira üzerine kabuk kabuk bağlanmış inanç ağları, keşfedilen bir çok verinin modern dünyadan saklanmasına bile sebep olabilir.

Bakalım önümüzdeki yıllarda daha uzun süre devam etmesine kesin gözüyle bakılan araştırmalar, bizi hangi tarihi gerçeklere götürecek.

Kaynak : http://news.nationalgeographic.com/2017/04/autism-artist-stephen-wiltshire-cities-genius/
9
4
2
2
1
Emoji İle Tepki Ver
9
4
2
2
1