• İstanbul ve Türkiye Büyük Bir Depreme Ne Kadar Hazır?
50
8
5
5
4
1999 yılında yaşanan ve binlerce insanın yaşamına mal olan Gölcük depreminin üzerinden yirmi yıl geçti. Geçen yirmi yıllık süreçte hem İstanbul hem de Türkiye'nin büyük bir depreme ne kadar hazır olduğunu konuşacağız.

Takvimler 17 Ağustos 1999'u gösterdiğinde Türkiye, o kara geceye uyanmıştı. Pek çok kişinin uykuda olduğu bir saat 03:02'de Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde yaşanan deprem, Tüm Türkiye'yi derinden sarstı. 45 saniye süren o dehşet anları, Richter ölçeğine göre 7,5 Mw büyüklüğünde gerçekleşmişti.

Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kırılmasından kaynaklanan bu deprem, başta Kocaeli olmak üzere ülkemizin ekonomik anlamdaki başkenti İstanbul, Bursa, Eskişehir, Bolu ve Yalova gibi çevre şehirlerde de hissedildi. Bu kara gecenin Türkiye'ye bilançosuysa 18 binden fazla can kaybı, tarifsiz bir acı ve yok olan hayallerdi.

istanbul depremi

Aradan 20 yıl geçti ve Türk milleti olarak birkaç gün sonra yine haber bültenlerinde etkileyici başlıklarla yaşanan olaylardan bahsedilecek, yaşanan tarifsiz acı bir kez daha yüreklerimizi burkacak. Peki geçen 20 yıl içerisinde ne yaptık? İstanbul, yeni bir depreme ne kadar hazır? 

Türkiye kritik bir deprem kuşağında

Coğrafi koşullar gereğince ülkemiz kritik bir deprem kuşağı içerisinde yer alıyor. Bunu değiştirmek mümkün değil elbette ancak deprem gerçeğiyle yüzleşmek gerekiyor. Bugün sadece İstanbul değil, ülkemizin büyük bir bölümünde deprem olayları yaşanıyor. Hatta geçtiğimiz dönemlerde bilim insanları, Türkiye'nin yeni bir deprem haritasını oluşturdular. İşte Türkiye'nin güncel deprem riski haritası:

deprem

Bu haritaya yakından bakıldığı zaman Türkiye'nin neredeyse her bölgesinde büyük depremler oluşturabilecek fay hatlarının bulunduğunu ve bu fay hatlarının her an kırılmaya hazır olabildiğini görebiliyoruz. Bu da Türkiye'nin her an depreme hazır olması gerektiğini ortaya koyuyor.

Depremin önüne geçmek mümkün değil

Deprem de dahil olmak üzere doğa olaylarının önüne geçmek mümkün değildir. Ancak bilinçli bir toplum ve yasalarla kesinleştirilmiş kurallar, doğal afetlerin vereceği zararı minimalize edebilir. Hatırlanacağı üzere 1999 yılında yaşanan depremin bu kadar büyük hasar vermesinin altında yatan sebebin binaların yapımında kullanılan malzemeler olduğu belirlenmişti. Yapılan araştırmalarda bölgedeki binaların pek çoğunun denizden çıkarılan kumlarla oluşturulan çimentolarla inşa edildiği belirtilmişti. 

İşin belki de en acı tarafıysa, daha geçtiğimiz dönemlerde İstanbul'un Kartal ilçesinde yaşanan, bir binanın çöktüğü ve 20'den fazla kişinin hayatını kaybettiği olayda bile deniz kumu kalıntılarının görülmüş olması. Bu da geçen 20 içerisinde hiç ama hiç akıllanmadığımız anlamına geliyor.

gölcük depremi

Bütün bilim insanları İstanbul'u da derinden vuracak bir depremin yaşanacağını kabul etmiş durumdalar. "Peki bu deprem ne zaman olacak?"  Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Yıldız Teknik Üniversitesi'nden Şükrü Ersoy, büyük bir İstanbul depreminin önümüzdeki 10 yıl içerisinde yaşanabileceğini söylüyor.

İstanbul büyük bir depreme hazır değil

Dünyanın en eski haber ajanslarından bir tanesi olan "Agence France-Presse"e (AFP) röportaj veren Ersoy, aradan 20 yıl geçmesine rağmen İstanbul'un büyük bir deprem için hazır olmadığını ve bölgede yaşanabilecek bir depremin büyüklüğünün 7.7'ye kadar ulaşabileceğini söyledi. Ersoy'a göre yaşanacak bu deprem, yaklaşık 16 milyon nüfuslu ekonomik başkentimizde çok acı bir bilanço oluşturacak. Ersoy, bu depremin ardından "korkunç" seviyede can kayıplarının yaşanacağını ve İstanbul'un hem ekonomik hem de turizm anlamında adeta felç olacağını söylüyor.

deprem

Yaşanan depremler hiçbir zaman son olmayacak

İstanbul'da kaydedilen ilk deprem milattan sonra 342 yılında gerçekleşmiştir. O dönemlerde yaşanan depremde de 1999 depremine benzer bir şekilde şehrin özellikle doğu kesimleri büyük zarar görmüş. Bu depremden sadece 16 yıl sonra 358 yılında ise yaşanan bir depremin şehri haritadan sildiği ifade edilir. Üstelik bu deprem, Makedonya'dan Trabzon'a kadar büyük bir çapta hissedildiği söylenir. Yıllar su gibi akıp geçerken de İstanbul, defalarca büyük depremler geçirir ve bu depremler şehrin büyük çapta zarar görmesine neden olur.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde de İstanbul, büyük depremlere sahne olmuştur. İstanbul'un fethedilip Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti olmasından kısa bir süre sonra, 1489 yılında İstanbul'da bir deprem daha olur. Bu deprem, şehirdeki camilerin minarelerinin yıkılmasına neden olmuştur. Yıl 1509'u gösterdiği zamansa İstanbul, tarihinin en büyük depremlerinden bir tanesini yaşar. Bu deprem o kadar şiddetlidir ki Osmanlı İmparatorluğu'nda bu deprem "Küçük Kıyamet" olarak adlandırılır. 

büyük deprem

"Kadercilik" oynama hakkına sahip değiliz

Osmanlı İmparatorluğu döneminde de yetkililer, özellikle de 1509 depreminden sonra kritik kararlar aldılar. Şehrin depremlerden korunabilmesi için depreme dayanıklı hastaneler yapıldı, şehrin enerji sistemlerinin kesilebilmesi için özel sistemler oluşturuldu ve çeşitli kurumlar oluşturuldu. Benzer uygulamalar gelişen teknolojilerle hala devam ediyor ancak ne biz vatandaşların ne de yetkililerin kadercilik oynama hakkı bulunmuyor. Elbette depremlerin önlenmesi mümkün değil ancak bu doğa olayını sadece coğrafi koşullara bağlamamız mümkün değil. Bu bağlamda Japonya ve Şili gibi ülkeleri örnek gösterebiliriz. Bu ülkelerde olan neredeyse her deprem yıkıcı boyutlardayken çoğu zaman bu depremlerin zararı minimalize edilebiliyor.

İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Nusret Suna, konuyla ilgili yaptığı açıklamalarda 1999 depreminin yaşandığı dönemlerde halkın bu konuya büyük bir önem verdiğini ancak daha sonralardan bu durumun halk gözünde kadere bağlandığını ifade ediyor. Konuyla ilgili bazı çalışmaların yapıldığını ancak bu çalışmaların yeterliliğinin tartışma konusu olduğunu söyleyen Suna, depreme dayanıklı binaların yapılabilmesi için daha geniş kapsamlı bir seferberliğin gerektiğini ifade etti. 

marmara depremi

Büyük bir deprem için ne durumdayız?

Cumhurbaşkanı'nın geçtiğimiz dönemlerde yaptığı "İstanbul'a ihanet ettik." açıklaması, aslında her anlamda İstanbul'un halini gözler önüne seriyor. Yıllardır durdurulamaz bir şekilde devam eden kentleşme süreci, İstanbul'un hem yeşil alanlarını hem de deprem anında toplanılacak merkezlerini AVM ve yüksek binalara teslim etti. Bu durumun farkında olan isimlerden birisi de İstanbul'un yeni Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu. 

Ekrem İmamoğlu hem seçim sürecinde hemde göreve başladığı ilk günden itibaren bu konunun üzerine düşüyor. İşte İmamoğlu'nun konuyla ilgili Twitter üzerinden yaptığı bir paylaşım:

Ancak bu çalışmaların ne hızla yapılacağı konusundaysa bir şey söylemek şu an için pek de mümkün görünmüyor.

Neler Yapabiliriz?

Türkiye'nin hangi şehrinde yaşadığımızın hiçbir öneminin olmadığı aşikar. Ülkemizin her noktası deprem riskine sahip ve her an yeni bir deprem olabilir. Bu yüzden deprem çantamızın mutlaka hazır olması ve deprem anında yapılması gereken şeyleri bilmemiz gerekiyor. Bu konuda hazırlanan binlerce kaynak bulunuyor ancak geniş kapsamlı bir rehber AFAD tarafından hazırlanmış durumda. AFAD'ın rehberine burada bulunan bağlantıyı kullanarak ulaşabilirsiniz.

Kaynak : https://phys.org/news/2019-08-years-deadly-quake-istanbul-ill-prepared.html
50
8
5
5
4