Günümüzde otomobiller iyice akıllı cihazlar hâline gelmeye başlamış durumda. Modern araçların hepsinin teknolojik özelliklerle donatıldığını görüyoruz. Ancak otomobiller sürekli değişse de geçmişteki bazı özellikler hâlâ birçok insanın aklında. 90’lar da bu konuda herkesin aklına kazınmayı başarmış yıllardan.
Otomobil dünyasının hem analog ruhunu koruduğu hem de dijitalleşmeye ilk adımların atıldığı 90’lı yıllarda yer alan özellikleri inceliyoruz. O zamanların arabalarında olup sonrasında zamanla kaybolan bu özellikler, birçoğunuza nostalji yaşatacak.
Açılıp kapanan farlar

90’lar denince akla gelen ilk görsel şölen şüphesiz "pop-up" farlardır. Mazda MX-5’ten Ferrari F40’a kadar pek çok efsanede gördüğümüz bu farlar, otomobile sanki bir canlıymış gibi göz kırpma özelliği katıyordu. Gündüzleri aerodinamik bir pürüzsüzlük sunan, geceleri ise bir tuşla yerinden fırlayan bu mekanizma, yaya güvenliği yönetmelikleri ve mekanik arıza riskleri nedeniyle tarihin tozlu raflarına kaldırıldı.
Kaset çalarlar

Spotify veya Bluetooth’un hayal bile edilemediği yıllarda, otomobil içindeki en büyük eğlence kaset çalarlardı. Kasetler, kapağın kapanma sesi ve o hafif cızırtılı müzik keyfi 90’ların vazgeçilmeziydi. Üst segment modellerde ise bagajda gizlenen 6’lı veya 12’li CD değiştiriciler gerçek bir prestij göstergesiydi. Torpido gözünün yarısını kaplayan kasetlik rafları, bugünün dokunmatik ekranlı multimedya sistemlerinin yanında oldukça ilkel görünse kalbimizde farklı bir yere sahip.
Kadife ve yumuşak dokulu koltuklar

Günümüz otomobillerinde standart hale gelen sert plastikler veya "vegan deri" adı verilen sentetik döşemelerin aksine, 90’lar koltuk konforunun zirvesiydi. Özellikle Japon ve Fransız otomobillerinde kullanılan yüksek kaliteli kadife döşemeler, sürücüyü adeta bir oturma odası koltuğundaymış gibi kavrardı.
Manuel camlar, sürgülü havalandırmalar

Dijitalleşmenin getirisi olarak bugün her şey birer "tık" veya kaydırma hareketinden ibaret. 90’larda ve hatta 2000’lerde ise camları açmak için kol gücü gerektiren o ikonik çevirme mekanizması vardı. Sadece 90’lar değil, daha önceki yıllarda da bu sistemi otomobillerde görüyorduk. Ancak teknoloji geliştikçe artık neredeyse tüm camlar yerini düğmelere bırakmış durumda.
Küllükler ve çakmaklık

90’larda otomobile bindiğinizde küllük görmemek neredeyse zordu. Yanında da çoğu zaman “çakmaklık” dediğimiz sigara kullanımı için araçlara eklenen yuvarlak soket bulunurdu. Bu yaklaşım 2000’lerde de devam etse de modern araçlarda yavaş yavaş yok oldu. Artık küllükler ve çakmaklıkları görmüyoruz.
