Tümü Webekno

Kategoriler

Hakkımızda Yazarlar Ödüllerimiz Künye Gizlilik İletişim
  1. Webtekno
  2. Mobil

Bir Dönem Herkesin Sahip Olmak İstediği Telefonlar

Webtekno'yu Google'a ekleyin

Bazı telefonlar yalnızca çok satmadı, çıktıkları dönemde insanların vitrinlerde bakıp sahip olmayı hayal ettiği cihazlara dönüştü. Nokia N95'ten Motorola Razr V3'e, Sony Ericsson W800i'den ilk iPhone'a kadar bir dönemin en çok arzulanan telefonlarını hatırlıyoruz.

Bir Dönem Herkesin Sahip Olmak İstediği Telefonlar

Bugün yeni bir telefon çıktığında birkaç ay sonra yerini daha güçlü başka bir modele bırakabiliyor. 2000'lerde ise bazı modellerin etkisi yıllarca sürüyordu. Arkadaşınızın elinde gördüğünüz telefonun kamerası, kızak mekanizması veya renkli ekranı tek başına o cihazı istemenize yetebiliyordu.

Üstelik herkesin sahip olmak istediği telefon aynı nedenle arzu edilmiyordu. Kimi döneminin en gelişmiş cihazlarından biriydi, kimi tasarımıyla dikkat çekiyordu. Bazıları müzik dinleme alışkanlıklarını değiştirdi, bazıları ise cep telefonunun gelecekte neye dönüşeceğini gösterdi. O yıllara geri döndüğümüzde teknoloji dünyasında iz bırakan çok sayıda modelle karşılaşıyoruz.

Nokia N95

zWW-kV8yxcp_ckVR4_vpjWgU5gLO7rBKITcs09HSiPDo4y3Gvo908byEs7aW56Ov5RGLLjQvJqOj0l5EXPJ_BRYNSHDmL-sL3SxmTrAiNg6llT5UNjKHbopQoqVJ1M1s39wy8UFC2Sj5zHZBWJgYgdb31QYM6fZ1UmQbj0GAtjMqbBTolaVmyErrGujTi0jI

2007'de Nokia N95 çıktığında bir cep telefonunda bulunabilecek özelliklerin sınırını zorlayan cihazlardan biri olarak görülüyordu. Telefonun çift yönlü kızak mekanizması bile onu mağazadaki diğer modellerden ayırmaya yetiyordu.

Ekranı yukarı kaydırdığınızda sayı tuşları ortaya çıkıyor, ters yönde hareket ettirdiğinizde ise müzik ve video için kullanılan multimedya kontrollerine ulaşıyordunuz. 5 MP Carl Zeiss kamerası, GPS, Wi-Fi, 3G ve microSD kart desteği N95'in teknik tarafını daha da güçlendiriyordu.

O dönemde ayrı navigasyon cihazları ve kompakt fotoğraf makineleri hâlâ oldukça yaygındı. N95 ise bunların yaptığı pek çok işi cebinizdeki telefonda birleştirmeye çalışıyordu.

Daha sonra gelen N95 8GB, daha büyük ekranı ve siyah tasarımıyla cihazın çekiciliğini artırdı. Ucuz bir telefon değildi ve herkesin kolayca ulaşabildiği bir model de olmadı.

Belki de N95'i bu kadar arzulanan yapan buydu. Telefon yalnızca yeni bir Nokia değil, şirketin o yıllarda mobil teknolojide ulaşabildiği seviyenin vitrini gibiydi.

Motorola Razr V3

ItiZNTKXlb60257NSl3iOR5JB4C6XBl9nsZgSSe1dpi4FNSO2fyFzRbNlKmgrqsFryn6TBpnxt2UUA3ww8GCPUFNYXArI6ZB7kuXmMpAE7_AjNEqyX_lyy0-ojxqbydwuvKYkysQiBBSJg5DMjhOipZa5-56e8jaUyaJSUf6uStquClf2IP8f-oy4D-OHyWJ

Motorola Razr V3'ü istemek için teknik özellik listesini incelemeye gerek yoktu. Telefonu görmek çoğu zaman yeterliydi.

2004 yılında çıkan Razr V3, son derece ince kapaklı gövdesi ve metal tasarımıyla kısa sürede dönemin en tanınabilir telefonlarından birine dönüştü. Açıldığında görünen düz metal tuşlar ve aydınlatmalı klavye, standart plastik telefonlardan oldukça farklı görünüyordu.

İlk satış döneminde yüksek fiyatla konumlandırılması Razr'ın premium algısını güçlendirdi. Ünlülerin elinde görülmesi ve popüler kültürde kendine yer bulması da cihazı teknoloji ürününden moda aksesuarına yaklaştırdı.

Zamanla siyah, pembe ve farklı renklerde Razr modelleri ortaya çıktı. Fiyatların düşmesiyle telefon daha geniş kitlelere ulaştı ancak ilk yıllarında oluşan statü sembolü algısı uzun süre devam etti.

Razr'ın kamerası birkaç yıl içerisinde eski kaldı, hafızası sınırlıydı ve akıllı telefonların sunduğu yeteneklerden çok uzaktı. Yine de masaya bırakıldığında hangi telefon olduğu anında anlaşılıyordu. 2000'lerde bazen en çok istenen telefon olmak için bu bile yeterliydi.

Sony Ericsson K750i

o-xBPdhl2Ca_9oP2jHDrGEY3Rw2wlpBldQLBJg_yhq0dlS3qchrOWlX0S94gmo7ruPkoGBK2759iAM1jIo-MbKhuibRhdkfzdmi8joBMH2mmE8Gc1rJPpeKPycRuXjNuhyObxc02jYAmhgB7kIaIOA6yQghsPSH77z4lgxzmD-s6WwFFPSUqgPQ00co6wjF4

Sony Ericsson K750i'nin hayalini kuranların önemli bir bölümünün aklında aynı özellik vardı: Kamera.

2005 yılında 2 MP otomatik odaklamalı kameraya sahip olmak ciddi bir avantajdı. Telefonun arkasındaki lens kapağını kaydırdığınızda kamera devreye giriyor, fiziksel deklanşör tuşuyla K750i küçük bir dijital fotoğraf makinesi gibi kullanılabiliyordu.

Cihazın çekiciliği kamerayla bitmiyordu. MP3 oynatma, FM radyo, Bluetooth ve Memory Stick Duo desteği sayesinde telefon güçlü bir multimedya cihazına dönüşüyordu. Java oyunları ve uygulamaları da kullanıcıların cihazla yapabileceklerini artırıyordu.

Bluetooth üzerinden arkadaşlara fotoğraf veya şarkı göndermenin günlük telefon kullanımının önemli parçalarından olduğu yıllarda K750i tam anlamıyla dönemin ihtiyaçlarına cevap veriyordu.

Ortadaki joystick uzun kullanımda sorun çıkarabilse de modelin ününü azaltmadı. K750i'nin asıl başarısı yalnızca iyi bir kamera sunması değil, o dönemde insanların telefondan beklediği birçok özelliği aynı küçük gövdede başarılı biçimde birleştirmesiydi.

Nokia 6600

1Pi-3l1KoeufqkX8FfmUJzfAWTVd5JSyFUCoVLGjQ3sdfYghe8hou-aU3R7XdifByP3BK41dtpW3ecKnpDKIsJOzg6xD6Fgc3-6F3m4KVP6NYbJylhUeIc-liJuhISlhfBde-JfvK64XJGSMLLZajnvmfCxeQOMA6wt48jQ8k4DmDrEcTNRiQnDnHCRhhhk4

Nokia 6600'a yalnızca telefon demek 2003 yılı için biraz eksik kalıyordu. Symbian işletim sistemi sayesinde cihaz, kullanıcıların uygulama yükleyebildiği ve çeşitli şekillerde kişiselleştirebildiği küçük bir cep bilgisayarı gibiydi.

Yuvarlak gövdesi nedeniyle Türkiye'de “Takoz” olarak anılan modelin tasarımı bile kolayca tanınıyordu. Renkli ekran, VGA kamera, Bluetooth, kızılötesi ve MMC hafıza kartı desteği cihazın dönemin popüler özelliklerini bir araya getirmesini sağlıyordu.

6600'ın asıl eğlenceli tarafı yazılımdı. Kullanıcılar farklı uygulamalar, oyunlar ve temalar yükleyebiliyor, dosya yöneticileriyle telefonun içerisinde gezinebiliyordu. Akıllı telefon kavramı bugünkü kadar yaygın değilken 6600 sahibine telefonunu kurcalayabileceği geniş bir alan veriyordu.

Bluetooth ile oyun veya dosya paylaşmak da cihazın etrafında ayrı bir kullanım kültürü oluşturmuştu.

Nokia'nın daha ucuz modellerinin yaygın olduğu bir ortamda 6600 daha gelişmiş bir telefon isteyenlerin gözünü çevirdiği cihazlardan biriydi. Bir arkadaşınızın 6600'ında sizin telefonunuzda olmayan bir uygulamayı görmek bile modelin neden istendiğini anlatmaya yetiyordu.

Sony Ericsson W800i

4GY8pTC0rMkNaWcjER4AtUTk0dggnNd6lpY0EFWYIUprhXB_7qzOlSr7zvwlIhhsBIlM4dzrkOBSqrwZjVQfUUD_rRiO8hY2ab1dhqjl-AHCXtRlVii68Ljt5TzBuCPDempwqx9NfkcChPQxt0Nsv1Gee_YBukTHX4DQObeshcLSfbZC81W2-X-zChZQ_Lh3

2000'lerde MP3 çalar sahibi olmak başlı başına önemliydi. Sony Ericsson W800i ise telefon ve müzik çaları aynı cihazda buluşturup bunu Walkman adıyla yaptı.

Sony'nin taşınabilir müzik dünyasının en bilinen markalarından birini telefona taşıması W800i'ye daha kutusunu açmadan güçlü bir kimlik kazandırdı. Beyaz ve turuncu tasarım da telefonun diğer modeller arasında hemen fark edilmesini sağlıyordu.

Walkman müzik yazılımı, hafıza kartı desteği ve müzik odaklı aksesuarları cihazı şarkılarını yanında taşımak isteyenler için çekici hâle getirdi. Üstelik kullanıcı iyi müzik özellikleri için kameradan vazgeçmek zorunda değildi. W800i, K750i ile yakın donanımı paylaşan 2 MP otomatik odaklamalı bir kameraya sahipti.

Bu birleşim cihazı dönemin en güçlü multimedya telefonlarından birine dönüştürdü. Okula veya işe giderken müzik dinleyebilir, fotoğraf çekebilir ve telefon görüşmelerinizi aynı cihaz üzerinden yapabilirdiniz.

Bugün bütün telefonlar müzik çalabiliyor. W800i döneminde ise üzerinde Walkman logosu taşıyan bir telefon çok daha özel hissettiriyordu.

Nokia 8800

ULUUt6Yx80bN2nWCH8hRbYjT-fYmlzPOIFqKM8myJ4UcUzgBLgUauwDnTQFbBrqPrWy870RGyAPbgumciwsiu_G6t4y5yKBWMv5izYyJe0YFtkKfzCCifOq0Z7Hh6Yixq-x_zPMglL6X0_J3lMCXVYCvdsWtWrEDQ6E_Fv1avSK10yJJb7aJEub5_Qf541Jt

Bazı telefonları özellikleri için, bazılarını ise sahip olduğunuzda yarattığı his için isterdiniz. Nokia 8800 ikinci gruba çok daha yakındı.

2005'te çıkan model paslanmaz çelik gövdesi ve kızaklı yapısıyla Nokia'nın sıradan telefonlarından açık biçimde ayrılıyordu. Telefonu elinize aldığınızda ağırlığı ve kullanılan malzemeler bile daha pahalı bir cihaz taşıdığınızı hissettiriyordu.

Kızak mekanizması açıldığında fiziksel sayı tuşları ortaya çıkıyordu. Nokia daha sonra 8800 Sirocco ve Arte gibi farklı versiyonlarla serinin lüks kimliğini sürdürdü.

Teknik özellikler açısından fiyatının karşılığını en güçlü işlemci veya en gelişmiş kamerayla vermiyordu. Zaten 8800'ın hedefi teknik özellik yarışını kazanmak değildi.

Bu model, telefonu günlük iletişim aracının yanında statü göstergesine dönüştüren cihazlardan biriydi. Herkesin kolayca satın alamadığı bir Nokia olması da çekiciliğinin parçasıydı.

Bugün lüks telefon denildiğinde çok daha pahalı özel modeller bulunuyor. 2000'lerde ise Nokia 8800'ı cebinizden çıkarmak bile dikkat çekmek için yeterli olabiliyordu.

Sony Ericsson W995

flXJnzaVIFABEegSa6B_SJti-bbIjgTTNA9SRKhAj81sJVWWcBycaGr47dLBKu44t1OVBOlgdyYcLoYHuTNTB4g7eHETCMk4dfGXJVqfdwUNPoUgSyVCRfrFdJTLGmC09mL-8AcRTBw_MNma1E5yUb6ULgTqmJlR_me-Bp2qMsEsSY9t6pg4znrHyBKT8f59

Sony Ericsson'un Walkman telefonları yıllar içerisinde çok farklı biçimlere girdi. 2009'da çıkan W995, serinin müzik odaklı yaklaşımını dönemin gelişmiş multimedya özellikleriyle bir araya getiren modellerden biriydi.

Kızaklı tasarımın arkasında 8,1 MP kamera bulunuyordu. Wi-Fi, GPS ve 3G desteği cihazın yalnızca müzik dinlemek için hazırlanmadığını açıkça gösteriyordu. Telefonun arkasındaki küçük ayak sayesinde W995'i masaya yatay biçimde yerleştirip video izlemek de mümkündü.

3,5 mm kulaklık girişinin bulunması, müzik telefonunda kullanıcının kulaklık seçimini kolaylaştıran önemli bir ayrıntıydı. Stereo hoparlörler de multimedya kimliğini destekliyordu.

W995'in çıktığı dönem akıllı telefonların hızla yükseldiği yıllara denk geldi. iPhone ve Android cihazlar uygulama ekosistemlerini büyütürken Sony Ericsson hâlâ klasik telefon formunun ne kadar ileri götürülebileceğini gösteriyordu.

Bu nedenle W995 biraz da bir dönemin sonundaki güçlü modellerden biri gibi hatırlanıyor. Dokunmatik ekranlı telefonlar kontrolü tamamen ele geçirmeden hemen önce kızaklı Walkman telefonun ulaşabildiği en çekici noktalardan biriydi.

BlackBerry Bold 9000

gFmlF1c7f0GfG02izMC7ISc2kj68R8-Px99XWA_-b5WK4Q08tCUQQl6NiaYM28v-Z4JPX7wDWFdG2QxN43J2wO1oHd5SQ0BeXvWmUMuii5JQPKqGhvueetBpwB64xzaTn-qM5ce9j7oSeYVPsX5l5YftbvK4RNXXxhKgezIAtmKJCN-lFUn7H1Opxj_p6JmF

BlackBerry Bold 9000'ın çekiciliği kamera veya oyunlardan çok iletişim tarafında ortaya çıkıyordu. 2008'de piyasaya çıkan cihaz, fiziksel QWERTY klavyesiyle hızlı mesaj ve e-posta yazmayı merkeze koyuyordu.

BlackBerry uzun süre iş dünyasıyla özdeşleşmişti. Bold 9000 ise bu profesyonel kimliği daha şık bir tasarımla birleştirdi. Geniş klavye, parlak çerçeve ve arka bölümdeki deri görünümlü yüzey cihazı kolayca tanınır hâle getiriyordu.

BBM de BlackBerry sahibi olmayı daha çekici yapan özelliklerden biriydi. Kullanıcıların BlackBerry PIN'lerini paylaşarak mesajlaşması cihazın etrafında kendi sosyal iletişim kültürünü oluşturdu.

Bir BlackBerry taşımak belirli dönemlerde yoğun şekilde e-posta kullanan profesyonellerle ilişkilendiriliyordu. Daha sonra genç kullanıcıların BBM'e ilgi göstermesiyle bu algı genişledi.

Dokunmatik telefonlar birkaç yıl içinde fiziksel QWERTY klavyeleri büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Bold 9000 ise mesaj yazarken iki başparmağın sürekli hareket ettiği BlackBerry döneminin en çok arzulanan temsilcilerinden biri olarak kaldı.

Nokia 7610

HxmDsYQkjTPb4n0wFcS6oYTfWjZal0_SKsENeZDwsROYGScoJp0SQiqXG8OizrmJexJRkbETBjtyF1FLkeOLORFhuoVee69OlHoxJf8rBPgGOsxKQqNORfWxLdpOXu5xjVvpnlCInz7ElxqNaTXmpkT_n2jTMkFBVWZAWg3Lso-6-gHzEzryc3HGaTRkLqXs

Nokia 7610, daha cebinizden çıkardığınız anda farklı olduğunu belli eden telefonlardandı. Asimetrik gövdesi ve kavisli şekilde dizilmiş tuşları 2004'ün standart telefon tasarımlarından oldukça uzaktı.

Cihaz yalnızca görünüşüyle dikkat çekmiyordu. Symbian Series 60 işletim sistemi sayesinde uygulama ve oyun yüklenebiliyor, Bluetooth üzerinden dosya paylaşılabiliyor ve hafıza kartıyla depolama alanı genişletilebiliyordu.

1 MP kamera da modelin önemli özelliklerinden biriydi. Telefon kameralarının hızla gelişmeye başladığı dönemde megapiksel seviyesine ulaşmak kullanıcı açısından dikkat çekici bir yenilikti.

7610'un tasarımını sevmeyenler de vardı. Alışılmadık tuş dizilimi standart Nokia klavyelerine alışmış kullanıcılar için başlangıçta garip gelebiliyordu. Fakat cihazı arzu nesnesine dönüştüren özelliklerden biri zaten sıradan görünmemesiydi.

O yıllarda üreticiler yeni telefonun eskisinden yalnızca daha hızlı olmasına güvenmiyordu. Fiziksel görünüm de yeni model satın almak için gerekçe yaratabiliyordu. Nokia 7610 bu anlayışın en kolay hatırlanan örneklerinden biri oldu.

LG Chocolate

aCwXEOVgphOoOLDHJ6_UJLJ3nQCZUrZh0NGAuumMDQ_3OBR-7bHoLHs2OzB4RkGAZCJ9DqtSwb3Oh8L-ZXJ-yfJefPT3UMJS5T0Yif2e4dtgNebyFeAtXb-bRKv0yokrNCcbVkbRiPhUwyuSObf5CjaWYsC3H2J4FFhglOIt1-EQWHkAHVhPPnsI0wrRrIea

LG Chocolate'ın başarısı telefon tasarımında bazen “daha az”ın gerçekten daha fazla olabileceğini gösterdi. Siyah ve parlak gövde kapalı durumdayken son derece sade görünüyordu.

Telefonun ön tarafındaki dokunmaya duyarlı kontrol alanları kırmızı renkte aydınlanıyordu. Kızak mekanizmasını açtığınızda ise fiziksel sayı tuşları ortaya çıkıyordu. Bu kombinasyon 2000'lerin ortasında son derece modern görünüyordu.

Chocolate'ın ismi bile cihazın klasik model numaralarından farklı bir kimlik kazanmasına yardımcı oldu. LG telefonu yalnızca teknik özelliklerle değil tasarım ve moda üzerinden de pazarladı.

Cihazın dokunmatik kontrolleri her kullanıcı için kusursuz değildi. Yanlışlıkla tuşa dokunmak veya fiziksel geri bildirim alamamak alışma süreci gerektirebiliyordu. Buna rağmen görünüşü birçok kişinin bu ayrıntıları görmezden gelmesine yetiyordu.

LG ilerleyen yıllarda telefon pazarının en büyük üreticilerinden biri hâline gelecekti. Chocolate ise şirketin tasarım odaklı cihazlarla küresel çapta büyük ilgi gördüğü dönemin en unutulmaz modellerinden biri oldu.

İlk iPhone

k8bNrM0FdmxRPzT4mtCNvuviMnFB0uC5wth-akxo-qyaE-QywU3Rndba3AxVxMNTOQF3OThQ5JzldOZQ9ZwpiMO4UvIL3jg4MurtzQQYo42Ha4949Ur3V7b0vPv9n2ht5kBAgGiZIumtd8EWWwft970Gxvq9Kx56lNyliBDWKL4VsXiHaMPlSP-DNPmTPHfr

2007 yılında tanıtılan ilk iPhone, listedeki diğer telefonlardan farklı bir nedenle herkesin dikkatini çekti. Cihaz yalnızca yeni bir model değil, cep telefonunun nasıl kullanılacağına dair bambaşka bir yaklaşım getiriyordu.

Ön yüzün büyük kısmını 3,5 inçlik kapasitif çoklu dokunmatik ekran kaplıyordu. Fiziksel sayı klavyesi veya QWERTY klavye bulunmuyordu. Menüleri parmakla kaydırmak, fotoğraflara iki parmakla yakınlaşmak ve web sayfalarını geniş ekranda görüntülemek dönemin kullanıcıları için alışılmadık bir deneyimdi.

İlk iPhone kusursuz değildi. 3G desteği bulunmuyordu, kamerası 2 MP çözünürlüğündeydi ve ilk döneminde bugün iPhone deneyiminin vazgeçilmez parçası olan App Store bile henüz yoktu.

Buna rağmen cihazın arayüzü ve dokunmatik ekran deneyimi büyük ilgi gördü. Bir yıl sonra App Store'un açılmasıyla iPhone'un yapabilecekleri çok daha hızlı genişlemeye başladı.

İlk model her ülkede kolayca ulaşılabilir değildi. Bu durum da 2000'lerin sonunda iPhone'u merak edilen ve sahip olunmak istenen cihazlardan biri hâline getirdi.

Nokia E71

gQBgz9g3370FgP2GjLxhBnbBmnC25dFCq6jYfWyLEvIqihpLeu42Q6jhrDrrHSox0Md5iR-zN7GiAve3qL2Y75TOIYdhxnQ4mmxfyS-J1gNhiGmWwqEqBKMBQLNBPA1adalPgUwIaz5v1v-DSnMvr21Ng2IBA-yQD6Zu5JelqYbSy458sp-1BP1BxwQlOqna

2008'de Nokia E71'e baktığınızda cihazın hedef kitlesini anlamak zor değildi. Geniş QWERTY klavyesi, yatay ekranı ve metal ayrıntılarıyla doğrudan profesyonel kullanıcıları hedefleyen bir telefondu.

E71, Symbian işletim sistemi sayesinde e-posta, internet ve çeşitli uygulamalar konusunda klasik telefonlardan daha fazlasını sunuyordu. Wi-Fi, 3G ve GPS desteği de hareket hâlinde çalışan kullanıcılar için güçlü özelliklerdi.

Fiziksel klavye cihazın en sevilen taraflarından biriydi. Küçük gövdeye rağmen uzun mesaj veya e-posta yazmak standart sayı tuşlarına göre çok daha rahattı.

BlackBerry'nin iş dünyasında güçlü olduğu dönemde Nokia'nın E serisi doğrudan bu kullanıcı kitlesine sesleniyordu. E71 ise serinin tasarım ve işlevsellik açısından en tanınan modellerinden biri hâline geldi.

Telefonun ince metal gövdesi kurumsal cihazların mutlaka sıkıcı görünmek zorunda olmadığını da gösteriyordu. Bir dönem takım elbise cebinde E71 görmek, kullanıcının telefonundan yalnızca arama ve SMS beklemediğinin küçük bir işareti gibiydi.

Sony Ericsson Xperia X1

Ze8NZg7w4aFYQ8g1oY_nv2bHxGtRgDdB7TTWs_jWtyQuAuj1Nqn6577z67r7faQQ-yrznXWCvjHllNUZc2nceA_eZMQGd_s1XvCOnnUovaCAoyNB4WawgFPuz7lOlTy981DWzxqVpyRT4X8OTBQRHes8xV0PZWpkYdMIuUaZxKS8ynG0qFeHZZvsu-0EsuYX

Sony Ericsson Xperia X1, 2008'de piyasaya çıktığında geleceğin akıllı telefonu ile geçmişin cep bilgisayarları arasında duran ilginç bir cihazdı.

Telefonun önünde dokunmatik ekran bulunuyor, ekran yana kaydırıldığında tam QWERTY klavye ortaya çıkıyordu. Açılma sırasında ekranın hafif açı kazanması X1'e küçük bir dizüstü bilgisayarı andıran görünüm veriyordu.

Windows Mobile 6.1 işletim sistemi cihazın e-posta, internet ve üretkenlik tarafında geniş imkânlara sahip olmasını sağlıyordu. Sony Ericsson ise kendi panel arayüzünü ekleyerek standart Windows Mobile görünümünden farklılaşmaya çalışmıştı.

Xperia X1 ucuz ve basit bir telefon değildi. Metal gövdesi, yüksek çözünürlüklü ekranı ve karmaşık yapısıyla daha çok teknoloji meraklılarının dikkatini çekiyordu.

Xperia adı daha sonra Sony'nin akıllı telefon dünyasındaki ana markasına dönüştü. İlk X1 ise bu uzun serinin başlangıcında, dokunmatik ekranın fiziksel klavyeyle birlikte yaşayabileceğinin düşünüldüğü kısa dönemin en ilginç modellerinden biri olarak kaldı.

Nokia 5800 XpressMusic

jEJtypf_Ing2vgjQDmPZUskiAmS4ykYcOLWL9cQPT7cMMR5XIfhhOLcsLMsyPXruSXfh4PZmSL0_10RfhdIqVPUMijCitltJyS8GndSvvRis8FyuXszlCW1dsEasiucjbbpBnuDIk-Xr5TXfzDiiEtw_JoSqHxkCPEC5AMTYDru0FVMa_woDYTzMuNpK-Uim

2008'in sonlarında Nokia 5800 XpressMusic ortaya çıktığında şirketin kullanıcıları büyük dokunmatik ekranla tanıştırdığı en önemli modellerden biri oldu.

3,2 inçlik dokunmatik ekran, Nokia'nın klasik tuşlu Symbian telefonlarından tamamen farklı görünüyordu. Cihaz parmakla kullanılabiliyor ancak kutudan çıkan stylus kalem de arayüzde gezinmek için tercih edilebiliyordu.

XpressMusic adı telefonun diğer güçlü yönünü anlatıyordu. 3,5 mm kulaklık girişi, stereo hoparlörler ve microSD kart desteği müzik tüketimini cihazın merkezine yerleştiriyordu.

5800'ın fiyatının bazı üst düzey modellerden daha erişilebilir olması da geniş kullanıcı kitlesine ulaşmasına yardım etti. Dokunmatik telefon sahibi olmak isteyen fakat dönemin pahalı amiral gemilerine çıkamayan kullanıcılar için dikkat çekici bir seçenekti.

iPhone ve Android'in yükselişi Nokia'nın birkaç yıl içerisinde çok daha büyük bir dönüşümle karşılaşmasına yol açacaktı. 5800 ise bu değişimin hemen başında, birçok kişinin sahip olmak istediği ilk büyük ekranlı Nokia'lardan biri oldu.

Samsung Galaxy S

8bywPMIuZoqRGS4Zau7PY2hyg8WhS6Tk2KxzxGutedqGf20YEScMdzA29w-dsfcSw2lsbWxk0HlEUClLzhA8ns-8IRQEj2ReLZs7ONb9CCQ2yc6faXVBNv_ERSfXhvLAFaokMQRXdjHofxfTiMT0N8un8MCzDP_jNWxQhtWKfSNSu_gssRptpFujHJ9qqcKy

2010'da çıkan ilk Samsung Galaxy S, bu listedeki telefonların temsil ettiği dönemin kapanışına yakın bir noktada duruyor. Cep telefonu dünyasında artık kapak mekanizmalarından çok işletim sistemleri, uygulamalar ve büyük dokunmatik ekranlar konuşulmaya başlanmıştı.

Galaxy S'in 4 inçlik Super AMOLED ekranı cihazın en dikkat çekici özelliklerinden biriydi. İnce gövde, Android işletim sistemi ve güçlü donanım Samsung'un üst düzey akıllı telefon pazarındaki iddiasını açık biçimde ortaya koyuyordu.

O tarihe kadar Samsung çok sayıda farklı telefon üretmişti ancak Galaxy S adı zamanla şirketin en önemli akıllı telefon serisine dönüşecekti. İlk model bu uzun hikâyenin başlangıcını temsil ediyor.

Bir zamanlar Nokia N95'in çift yönlü kızağını, Razr V3'ün metal kapağını veya W800i'nin Walkman logosunu isteyen kullanıcılar artık büyük dokunmatik ekranlı telefonlara bakmaya başlamıştı.

Telefonların arzu nesnesi olma biçimi değişiyordu. Fiziksel tasarım hâlâ değerliydi ancak hangi işletim sistemini kullandığınız ve hangi uygulamalara erişebildiğiniz giderek daha belirleyici hâle geliyordu.

Bu modellerin hepsinin aynı dönemde, aynı kullanıcı tarafından veya aynı sebeple istenmediğini unutmamak gerekiyor. Nokia 8800 lüksü, K750i kamerayı, W800i müziği, BlackBerry Bold iletişimi temsil ediyordu. N95 ise mümkün olduğunca fazla özelliği tek cihazda toplamak istiyordu.

Ortak noktaları, vitrinde görüldüklerinde kullanıcıya elindeki telefondan daha fazlasını vaat etmeleriydi. Bugün teknik özelliklerinin büyük bölümü birkaç saniyede eski görünse de isimlerini duyduğumuzda hâlâ hatırlanmalarının sebebi biraz da o yıllarda yarattıkları “Keşke bende de olsa” hissi.

YORUMLAR

(0)
Yorumunuz minimum 30 karakter olmalıdır. (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!