Tümü Webekno

Kategoriler

Hakkımızda Yazarlar Ödüllerimiz Künye Gizlilik İletişim
  1. Webtekno
  2. Yaşam

Zamanında Uçağa Binmeye Korkar Olmuştuk: Boeing 737 MAX'in Yazılım Felaketi Neden Yaşandı?

Boeing 737 MAX'lerde yaşanan yazılım felaketi, birçok farklı lokasyonda kazaya sebep olmuştu. Peki Boeing'in hisselerine de geri dönülmesi zor zararlar veren bu felaket neden yaşandı?

Zamanında Uçağa Binmeye Korkar Olmuştuk: Boeing 737 MAX'in Yazılım Felaketi Neden Yaşandı?

Havacılık dünyasını derinden sarsan ve hepimizin uçuş güvenliği konusundaki algısını kökten değiştiren Boeing 737 MAX yazılım felaketi, aslında teknolojiye olan aşırı güvenin ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteren acı bir ders niteliğindeydi.

Modern uçakların sadece pilotların yeteneğiyle değil, aynı zamanda karmaşık kod satırlarıyla da havada kaldığını fark ettiğimiz bu süreçte, arka arkaya yaşanan trajik kazalar gözleri bir anda gökyüzüne ve Boeing mühendislerine çevirmişti. Peki herkesin güvenle bindiği bu devasa uçaklarda yaşanan o görünmez hata neydi ve perde arkasında neler yaşandı?

Her şey Airbus rekabetiyle başladı

2

Her şey aslında Boeing’in ezeli rakibi Airbus ile girdiği kıyasıya rekabetle ve pazar payını kaybetme korkusuyla başladı diyebiliriz. Rakibinin yeni nesil ve yakıt tasarruflu uçaklarına cevap vermek isteyen Boeing, efsanevi 737 modelini güncellemeye karar verdi ancak yeni nesil devasa motorların kanat yapısına uyması için yerlerinin değiştirilmesi gerekiyordu.

Bu fiziksel değişim, uçağın aerodinamik dengesini bozarak tırmanış sırasında burnunu olması gerekenden fazla havaya kaldırma eğilimi göstermesine yol açtı ve bu durumun uçağın havada tutunmasını zorlaştıracak bir risk yarattığı mühendisler tarafından kısa sürede fark edildi.

Fiziksel dengesizlik yazılımla çözülmeye çalışıldı

3

Mühendisler, uçağın fiziksel dengesizliğini çözmek için gövdeyi baştan tasarlamak yerine daha hızlı ve maliyeti düşük bir yol seçerek yazılımsal bir yama yapmayı tercih ettiler ve böylece hayatımıza MCAS sistemi girdi. Bu sistem, uçağın burnu tehlikeli derecede yukarı kalktığında devreye girip otomatik olarak burnu aşağı basmak üzere tasarlanmıştı fakat kâğıt üzerinde harika görünen bu fikir pratikte ölümcül bir tuzağa dönüştü.

Sistem, tek bir sensörden gelen hatalı veriye bağımlı çalıştığı için uçak normal bir seyir halindeyken bile sensörün bozuk olması durumunda burnu ısrarla ve agresif bir şekilde yere doğru çeviriyordu.

Pilotlar âdeta uçaklarıyla savaşmıştı

4

Yaşanan kazaların detaylarına bakıldığında, kokpitteki pilotların âdeta kendi uçaklarıyla bir savaşa girdiği ve çaresizce mücadele ettiği görülüyor. Lion Air ve hemen ardından gelen Ethiopian Airlines kazalarında, pilotlar uçağın kontrolünü geri almaya çalışsa da MCAS sistemi inatla uçağı dalışa zorluyordu çünkü yazılım pilotun komutlarını geçersiz sayacak şekilde programlanmıştı.

İşin en korkunç yanı ise Boeing’in bu yeni sistemi pilot eğitim kılavuzlarına yeterince detaylı eklememiş olması ve pilotların neyle savaştıklarını bile tam olarak bilmeden saniyeler içinde hayatta kalma mücadelesi vermek zorunda bırakılmasıydı.

737 MAX'ler uzun bir süre hangarlarda yattı

2

Tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşen bu felaketler zinciri, küresel havacılık otoritelerinin 737 MAX uçuşlarını uzun bir süre durdurmasına ve uçakların hangarlara çekilmesine neden oldu. Boeing, itibarını ve güvenilirliğini geri kazanmak için yazılımı baştan aşağı güncelledi, sensör sistemlerini yedekli hâle getirdi ve pilot eğitimlerini çok daha kapsamlı bir sürece yaydı.

Bugün gökyüzünde tekrar gördüğümüz bu uçaklar artık havacılık tarihinin en sıkı denetimlerinden geçmiş olsa da yazılımın insan hayatındaki kritik rolü ve ticari kaygıların güvenliğin önüne geçmesi durumu üzerine bıraktığı soru işaretleri hâlâ hafızalardaki yerini koruyor.

YORUMLAR

(0)
Yorumunuz minimum 30 karakter olmalıdır. (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!