Dijital gösterge panelinden plastik bagaj kapağına, geniş iç mekandan elektronik çekiş kontrol sistemine kadar bazı detayları bugün bile şaşırtıcı geliyor. Üstelik bunların önemli bir bölümü sonradan eklenen lüks donanımlar değil, Tipo’nun doğrudan bir parçasıydı.
Peki Fiat Tipo, nasıl oldu da döneminin dikkat çeken modellerinden biri haline geldi?
İçerikten Görseller
+3
1. Dijital gösterge paneli vardı.

Bugün, dijital gösterge paneli her ne kadar sıradan bir donanım gibi görünse de 1988 yılında bir kompakt otomobilin gösterge panelini tamamen dijital olarak sunması dikkat çekiciydi.
Fiat Tipo’nun Digit donanımında elektronik dijital göstergeler kullanılıyordu ve bu sistem, gösterge paneliyle bütünleşik özel bir tasarıma sahipti. Fiat’ın kendi kaynakları da bu sistemi dönemin ileri teknoloji çözümlerinden biri olarak tanımlıyor.
2. Bagaj kapağı özel bir plastik malzemeden üretilmişti.

Tipo'nun bagaj kapağı, klasik çelik paneller yerine hafif, korozyona dayanıklı özel bir plastik malzemeden üretilmişti. Bunun sebebi ise ağırlığı azaltmak ve paslanma sorununu önlemekti.
3. Pas sorununa karşı gövde galvanizlenmişti.

Eski Fiat denildiğinde akla ilk gelen şeylerden biri pas sorunu. Tipo ise bu algıyı değiştirmek için geliştirilen modellerden biriydi. Tipo, gövde panellerinin iki tarafında galvanizleme uygulanan ilk Fiat modeli oldu ve bu paneller otomobil yüzeyinin %75’inden fazlasını kapsıyordu.
4. Küçük görüntüsüne rağmen içi çok genişti.

Tipo’nun tasarımında önceliklerden biri dış ölçülere göre mümkün olduğunca büyük bir alan sunmaktı. Otomobil 2,54 metrelik dingil mesafesine sahipti ve tekerleklerin gövdenin köşelerine mümkün olduğunca yakın konumlandırılması, kabin alanının verimli kullanılmasına yardımcı oluyordu.
5. 0,31 Cd’lik aerodinamik değeri dönemine göre iddialıydı.

Köşeli ve kutu gibi görünen bir otomobilin aerodinamik açıdan başarılı olması başta biraz garip gelebilir. Ancak Tipo’nun tasarımı yalnızca görünüşe göre şekillendirilmemişti. Fiat, otomobilin aerodinamiğine de ciddi şekilde çalışmıştı.
Tipo, sınıfının en düşük sürükleme katsayısına sahip otomobili olarak öne çıkıyordu. Yani dönemin gözünde “köşeli” görünen bu tasarım, hava akışını kontrol etme açısından aslında oldukça bilinçli bir çalışmanın sonucuydu.
6. ABS'nin yanında elektronik çekiş kontrolü de sunuyordu.
Tipo’nun dönemine göre en şaşırtıcı teknolojilerinden biri de Anti-Skid adı verilen elektronik çekiş kontrol sistemi oldu. Bu sistem, Bosch tarafından üretildi ve ABS sistemiyle entegre çalışarak tekerleklerin frenleme sırasında kilitlenmesini önleyen elektronik altyapıyla birlikte kullanıldı. Üstelik Tipo, bu çözümü sınıfında ilk kez sunan otomobil olarak öne çıkıyordu.
7. Motor gamı oldukça güçlüydü.

Tipo’nun motor gamı da dönemine göre genişti. İlk çıktığında 1.1, 1.4 ve 1.6 litrelik üç benzinli motorun yanında 1.7 litrelik atmosferik dizel ve 1.9 litrelik 90 beygir gücünde turbo dizel bulunuyordu.
Aynı ilk dönem gamında 1.6 litrelik benzinli motor 82 bg güç üretirken turbo dizel 90 bg sunuyordu. Daha sonraki yıllarda ise Tipo’nun motor seçenekleri 1.8 ve 2.0 litrelik 16 supaplı Sedicivalvole versiyonlara kadar genişledi. 2.0 litrelik versiyon yaklaşık 145 bg seviyesine ulaşıyordu.
8. Tipo aslında tek bir otomobil için tasarlanmış bir altyapı değildi.
Belki de günümüzde en az bilinen detaylardan biri de buydu. 1988 Tipo, Fiat’ın modüler platform yaklaşımını kullanan ilk otomobillerinden biriydi. Bu altyapı daha sonra Fiat Tempra gibi farklı modellerde de kullanıldı.
9. 1989’da Avrupa’da yılın otomobili seçildi.

Tipo, 1989 yılında European Car of the Year ödülünü kazandı. Ödülün resmi tarihçesinde modelin kompakt boyutlarına rağmen yeni bir ferahlık seviyesi sunması özellikle vurgulanıyordu.
Aslında bu da Tipo’nun neden döneminde bu kadar çok ses getirdiğini özetliyor. Otomobilin dikkat çekici tarafı tek bir özelliğiyle sınırlı değildi. Dijital gösterge paneli, galvanizli gövde panelleri, plastik bagaj kapağı, ferah kabini, aerodinamik yapısı ve elektronik sürüş teknolojileri aynı anda tek bir otomobilde bir araya gelmişti.