Tümü Webekno

Kategoriler

Hakkımızda Yazarlar Ödüllerimiz Künye Gizlilik İletişim
  1. Webtekno
  2. Yaşam

Aslında Hepimizde Olan Bir Rahatsızlık: Teknoloji Stresi (Tech Fatigue) Nedir?

Günümüzde dijital dünyanın âdeta ruhumuzu bile ele geçirdiğini söylesek yalan olmaz. Hâl böyle olunca birçoğumuz teknoloji stresi dediğimiz durumu yaşıyoruz. Peki bunun bir çözümü var mı?

Aslında Hepimizde Olan Bir Rahatsızlık: Teknoloji Stresi (Tech Fatigue) Nedir?

Sabah gözümüzü açar açmaz elimizin telefona gitmesiyle başlayan ve gece yastığa başımızı koyana kadar devam eden o bitmek bilmeyen bildirim yağmurunu düşünün. Sürekli ulaşılabilir olma zorunluluğu, sosyal medyadaki "mükemmel" hayatlar ve hiç susmayan mesaj grupları zamanla üzerimizde tanımlayamadığımız bir ağırlık yaratıyor.

İşte modern çağın bu kaçınılmaz yan etkisine, yani teknolojinin hayatımızı kolaylaştırmak yerine zihnimizi ve bedenimizi yavaş yavaş tüketmesi durumuna teknoloji stresi veya popüler adıyla Tech Fatigue diyoruz.

Zihnimizdeki sis perdesi ve odaklanma sorunu

2

Bu durum sadece basit bir yorgunluk hissiyle sınırlı kalmıyor, aksine zihinsel bir sis perdesi gibi hayatımızın tam ortasına çöküyor. Gün içinde odaklanma sorunu yaşıyorsanız, tahammül seviyenizin düştüğünü hissediyorsanız ve çalan her telefon sesi sizi istemsizce geriyorsa muhtemelen bu stresin tam ortasındasınız demektir.

Beynimiz sürekli yeni bilgi işlemekten, bir videodan diğerine atlamaktan o kadar yoruluyor ki artık dinlenmeye geçmesi gereken anlarda bile tetikte beklemeye devam ediyor. Bilgi bombardımanı altında kalan zihin, bir süre sonra kapasitesini dolduruyor ve en basit kararları verirken bile zorlanmaya başlıyor.

İş ve özel hayatın silikleşen sınırları

3

Teknoloji stresini besleyen en büyük kaynaklardan biri de iş ve özel hayat arasındaki sınırların giderek silikleşmesidir. Eskiden iş yerinden çıkınca biten mesailer, artık akıllı telefonlar ve dizüstü bilgisayarlar sayesinde cebimizde eve kadar bizimle geliyor. Her an yanıt bekleyen e-postalar veya gece yarısı gelen iş mesajları, beynimizin "kapatma düğmesine" basmasını imkansız hâle getiriyor.

Zihnimiz sürekli çevrim içi modda kaldığı için gerçek anlamda bir yenilenme süreci yaşayamıyoruz ve bu da kronikleşen bir bıkkınlık hissine dönüşüyor. Evin huzurlu ortamında bile dijital dünyanın gürültüsüne maruz kalmak, tükenmişlik hissini kaçınılmaz kılıyor.

Sosyal medya ve "kaçırma korkusu"nun etkisi

4

Meselenin bir de sosyal medya boyutu var ki bu da duygusal yükümüzü iyice artırıyor. Ekranı her kaydırdığımızda başkalarının kusursuz gibi görünen hayatlarına maruz kalmak, kendi yaşamımızdan duyduğumuz tatmini azaltırken yetersizlik hissini körüklüyor. Sürekli başkalarıyla kıyas hâlinde olmak ve gündemi anlık takip etme dürtüsü (FOMO), bizi derin bir kaygı sarmalına sokuyor.

Aslında teknoloji stresi, dijital dünyanın bize sunduğu o sonsuz seçenekler denizinde boğulma hissinden başka bir şey değil. Her şeyi bilmek, her şeyi görmek ve her an orada olmak isteği, ruhsal dengemizi sarsan en büyük faktörlerden biri hâline geliyor.

Dijital dengemizi nasıl yeniden kurarız?

5

Bu görünmez yorgunluktan kurtulmanın yolu ise teknolojiyi hayatımızdan tamamen çıkarmak değil, onunla kurduğumuz ilişkiyi yeniden düzenlemekten geçiyor. Kendinize teknolojiden arındırılmış küçük zaman dilimleri yaratmak, akşam belli bir saatten sonra bildirimleri sessize almak ve gerçek dünyadaki anlara odaklanmak zihninize nefes aldıracaktır.

Unutmayın ki teknoloji bize hizmet etmesi gereken bir araç, yani bizi yöneten bir efendi değil. Bu yüzden ipleri tekrar elinize alıp o dijital gürültüyü kısmak ve kendi sessizliğinizi dinlemek tamamen sizin elinizde... Tabii mümkün kılabilirseniz.

YORUMLAR

(0)
Yorumunuz minimum 30 karakter olmalıdır. (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!