Kaliforniya Üniversitesi Irvine araştırmacıları, kablosuz iletişimde oyunun kurallarını değiştirebilecek çarpıcı bir buluşa imza attı. Geliştirilen yeni nesil bir kablosuz alıcı-verici, saniyede 120 Gbps veri aktarım hızına ulaşıyor. Bu da yaklaşık 15 gigabayt/saniye demek, yani bugünkü 5G bağlantılarından 24 kat daha hızlı.
Araştırma ekibinin 140 GHz frekans bandında çalışan bu teknolojisi, teorik olarak Wi-Fi 7’nin 30 Gbps ve 5G mmWave’in 5 Gbps sınırlarını açık ara geride bırakıyor. Hatta elde edilen hızlar, veri merkezlerinde kullanılan birçok fiber optik bağlantıyla yarışabilecek düzeyde.
Dijital darboğaz aşıldı

Bu başarının arkasındaki en kritik yenilik, klasik dijitalden analoğa dönüştürücü kullanımının tamamen terk edilmesi. Normalde bu kadar yüksek hızlar, çok karmaşık ve enerji canavarı DAC’ler gerektiriyor. Araştırmacı ekip ise bunun yerine senkron çalışan üç analog alt-verici kullandı.
Araştırmanın başyazarı Zisong Wang’a göre 100 GHz ve üzeri frekanslar 6G’nin yeni sınırı olarak görülüyor ancak mevcut dijital yöntemler bu hızlarda sürdürülebilir değil. Laboratuvar direktörü Payam Heydari ise durumu şu şekilde özetliyor:
“Geleneksel yöntemlere sadık kalsaydık, geleceğin cihazlarının pili dakikalar içinde tükenirdi.”
Üretim maliyetlerini düşürecek

Bir diğer dikkat çekici nokta ise üretim süreci. Yeni transceiver, 22 nm üretim teknolojisiyle ve FD-SOI (tam yalıtımlı silikon) yapısıyla geliştirildi. Bu, günümüzdeki 2 nm gibi ileri teknolojilere kıyasla çok daha ucuz ve kolay üretilebilir anlamına geliyor. Uzmanlara göre bu durum, teknolojinin tüketici cihazlarına hızlıca girmesinin önünü açacak.
Ayrıca sistem, veri merkezlerinde kilometrelerce kabloya olan ihtiyacı azaltarak, kurulum ve işletme maliyetlerini ciddi şekilde düşürecek.
Elbette her devrim gibi bunun da bir bedeli var. Mevcut 5G mmWave teknolojisi 71 GHz’de yaklaşık 300 metre menzil sunabiliyor. 140 GHz seviyesinde çalışan bu yeni sistemin kapsama alanının daha da kısa olması bekleniyor. Bu da gelecekte şehirlerin, çok sayıda yüksek hızlı ama kısa menzilli baz istasyonlarıyla dolabileceği anlamına geliyor. Tabii buna mümkün alanlar sağlanabilirse...

