125
8
7
4
1
Uzun ve karanlık bir tünelin sonundaki beyaz ışık ya da sevdiklerimizle ele ele yürüdüğümüz büyük bir bahçe… Ölünce neler düşünüyoruz, beynimizde neler oluyor? Bu konuda birkaç bilimsel varsayım bulunuyor.

Hepimiz hayatın bir parçası ve zincirin son halkası olarak bir gün ölüyoruz. Fakat bu aşamada yaşadıklarımız, düşündüklerimiz ve beynimizde gerçekleşen şeyler büyük bir sır. Bilim insanları anılarımızın, ölmeden önce beynimiz tarafından gizemli bir şekilde hatırlatılabileceğini söylüyorlar. 

2013 yılında Michigan Üniversitesi'ndeki araştırmacılar tarafından yapılan bir çalışamaya göre, meydana gelen klinik ölümlerden sonra beyin aktivitelerinin arttığı tespit edildi. Hayvanlar üzerinde yapılan gözlemlerde, hayattayken çalışan beynin öldükten sonra daha çok elektriksel aktivite gerçekleştirdiği anlaşıldı. Araştırma ekibi, ölümden sonra hayvanlarda ve insanlarda, beynin bilinç ve sinirsel korelasyonu tanımlamaya çalıştığını belirtiyor. 

Fareler üzerinde yapılan testler sırasında, kalp krizi geçiren örneklerin, ölümden sonraki 30 saniye içinde yüksek oranda senkronize edilmiş beyin aktivitesi gösterdiler. 

Halbuki kan akışı durduktan sonra beynin çalışmaması gerekir:

Bu tespitler, bilim dünyasında hakim bir görüş olan, kan akışı durduktan sonra beynin çalışmaması prensibini çürütüyor. Anlaşılan o ki beyne giden kan içinde bulunan oksijen ve glikoz, beynin bilgi işleme faaliyetini bir süre daha devam ettirmesini sağlıyor. 

Ölüme çok yaklaşmış ve son anda hayata tutunmuş kişilerin aktardıkları tecrübeleri bilirsiniz. Uzun bir tünelde görünen beyaz ışık, sevdikleriyle el ele olmak, hayatı film şeridi gibi önünden geçmek… Tüm bu belirtiler, oksijenden yoksun kalmak üzere olan beynin gösterdiği tepkiler olabilir. 

Diğer taraftan dakikalarca hatta saatlerce kalbi çalışmadıktan sonra hayata döndürülen insanlar var. İşte bu konuda çalışmalar yapan bilim insanı Sam Parnia, 2014 yılında ölüme yakın olan deneyimleri mercek altına aldı. Son anda hayata tutunmayı başaran 100’ün üzerinde insanın katıldığı araştırma sürecinde, bu kişilerin %46’sının parlak beyaz ışıklar ve ailelerini gördükleri öğrenildi. Herkesin hatıraları ve hayatına giren kişileri farklı olsa da ortak bir noktalar var.  

Araştırmaya katılan 2 kişinin, ölümden sonra gerçekleşenleri hatırladıkları anlaşıldı: 

Normal şartlarda klinik ölümden sonra olanları hatırlamak imkansızdır. Ancak ilgi çekici bir şekilde, araştırmaya dahil olan iki hastanın öldükten sonra gerçekleşen olayları hatırladıkları belirtildi. 

Araştırmasıyla ilgili verdiği bir demeçte Parnia, "Kalp atışı kesildiğinde beynin işlev göremeyeceğini biliyoruz, ancak bu vakalarda farkındalık, kalp atışı durduktan sonraki 3 dakikaya kadar devam etmiş gözüküyor” açıklamasında bulundu. Bunun için standart süre ise 20 ila 30 saniye arasında. 

Parnia, ölümden sonra neler olduğunu hatırlayan hastaların, muhtemelen bilişsel bir illüzyondur gördüklerini düşünüyor. Bu yanılsamanın temel nedeni olarak, ölüm esnasında kişinin fiziksel strese karşı ürettiği nörolojik cevapları gösteriyor. Bir başka deyişle yaşama dönen insanlar, öldükleri andan kısa bir süre sonrasına kadar bilişsel olarak yaşamaya devam ediyorlar. 

Hayat perdesi kapandıktan sonra bilincimizin, fiziksel olarak tepki veremeyen bedenimiz yüzünden strese girip en çok arzuladığımız şeyleri göstermesi bilim insanlarına göre doğal. Fakat tam olarak nelerin yaşandığı mevcut yöntemlerle ya da tecrübeleri dinleyerek kanıtlanamıyor. 

125
8
7
4
1
Emoji İle Tepki Ver
125
8
7
4
1