21
1
1
0
0
Haber başlıklarına konu olan asteroitler herkesin kafasında yer edinmiş durumda. Bilim adamları ise bu konuyu daha yakından incelemekteler. Olası bir çarpma senaryosuna karşı bilim adamları önceden önlem almak için çalışmalarını sürdürmekteler.

Aslında şöyle bir düşününce asteroitlerin şu an karşılaştığımız tehlikeler arasında en üst sırada olmadığını söyleyebiliriz. Kendi faaliyetlerimiz yaşadığımız iklimi ve habitatı değiştiriyor. Kullandığımız antibiyotikler yeni ölümcül bakteri türlerinin doğumuna sebep oluyor. Her şeyden öte, birden çok nükleer silah bulunduran bir gezegende yaşıyoruz.

Ancak tabii ki asteroitler de büyük bir tehlike. Bir asteroidin dünyaya çarpması tsunamiler, şok dalgalarını ve aşırı yüksek hızlarda esen rüzgarları tetikleyebilir. Bu yüzden, zamanını böyle bir senaryoya hazırlanmaya harcayan bilim adamları mevcut.

Günümüze kadar gözlemlenen hiçbir asteroit yaşamlarımızda büyük çapta bir yıkıma neden olma şansına sahip değil. Potansiyel tehlikeli asteroitleri ise yalnızca her gün okuduğumuz haber başlıklarında görme şansına sahibiz. Ancak NASA, FEMA ve diğer uzay ajansları kötü bir senaryoya karşı hazır olmak için el ele verdi. Bir asteroit çarpmasını simüle edecekler.

New Mexico Üniversitesi'ndeki Dünya ve gezegen bilimleri profesörü Mark Boslough durumu kendi açısından şöyle özetliyor:

“Sonuçlar muazzam büyüklükte olabilir... Potansiyel şehir katilleri, bütün bir kıtayı yok edebilecek, hatta medeniyetin çökmesine neden olabilecek etkiler hakkında konuşuyoruz. Ancak olasılık son derece düşük. Klasik düşük olasılık, ölümcül sonuç senaryosu. Bu konuda endişelenmek için fazla zaman harcamıyorum. ”

Peki Bu Asteroitler Nereden Geliyorlar?

Güneş sistemimiz, Güneş’i çevreleyen, disk şeklinde irili ufaklı birçok maddeden meydana geldi. Bunların büyük çoğunluğu birbiriyle bütünleşerek gezegenleri oluşturdu. Ancak hepsi aynı kadere sahip olmadı. Örneğin Mars ve Jüpiter arasındaki bölge. Jüpiter’in yüksek yer çekimi bölgede gezegen oluşumunu engelledi. Böylece birçok ufak kaya parçaları birbirine çarptı ve asteroitleri oluşturdu. Bazen Jüpiter’in yerçekimi kuvveti, bu nesnelerin yörüngelerini sapmaya uğratarak Dünya’ya yakınlaştırabilir. Buzlu kuyruklu yıldızlar gibi diğer nesneler zamanla eliptik yörüngelerinde Dünya'ya yaklaşacaklar. Bu kuyruklu yıldızlar ve asteroitler bir araya gelerek “Dünyaya Yakın Nesneler” grubunu oluşturuyor. Yazıda İngilizce kısaltması olan “NEO” kullanılacak.

Dünyaya yakın nesneler

NEO'lar, Güneş'in 1,3 astronomik biriminin içindeki herhangi bir objelerdir. Bir astronomik birim (AU) 93 milyon mil (149.597.871 km), yani Güneş ve Dünya arasındaki mesafeye denk gelmektedir. 

Bilim adamları, potansiyel olarak tehlikeli asteroitler adı verilen ve endişelenmemiz gereken NEO'ların bir listesini hazırladılar. Bunlar, Dünya’nın yörüngesinden geçen ve yaklaşık bir futbol stadyumu boyutlarında, Dünya ve Ay arasındaki mesafenin yirmi katı uzağımızda bulunan objeler. Boslough, bu büyüklükteki bir şeyin Dünya'ya çarpması durumunda bölgesel felakete neden olacağını belirtti.

Bilim Adamları Ne Zamandır Asteroit Etkileri Konusunda Endişeli?

Cevabımız 1694 yılı kadar eskiye dayanıyor. Gökbilimci Edmond Halley (Halley'in kuyruklu yıldızının ismini aldığı kişi) kuyruklu yıldızların Dünya’ya çarpabileceğini öne sürdü. 18. ve 19. yüzyılları boyunca diğer gökbilimcileri de kuyruklu yıldızların Dünya’ya çarpacağını düşündü. Ancak bilim adamlarının gözlemleyebildiği çok az kuyruklu yıldız vardı. Daha sonra, 1908’de Tunguska’da yaşanan bir olay Rusya’da bir ormanı dümdüz etti. 1930’larda bilim adamları Dünya’nın yakınından geçen Hermes gibi birçok büyük asteroit gözlemlemeye başladı.

Halley kuyruklu yıldızı

1980 yılında, baba-oğul Luis ve Walter Alvarez, nadir bir element olan iridyumu 65 milyon yıllık bir kaya tabakası içinde keşfettiler. Bu konudaki hipotezleri, elementin büyük bir asteroid tarafından getirilmiş olmasıydı. 

Fakat belki de modern asteroid çarpması tarihinin en önemli olayı Dünya'da gerçekleşmedi. 1993 yılında, bilim adamları Carolyn ve Eugene M. Shoemaker ve David Levy, Jüpiter'in etrafında dönen bir kuyruklu yıldız keşfetti. Araştırmacıların kuyruklu yıldıza olan ilgileri, kuyruklu yıldızın Jüpiter’e çarpma olasılığını görmeleri ile beraber inanılmaz arttı. Temmuz 1994’te de kuyruklu yıldız Jüpiter’e çarparak aylarca görülebilen siyah lekeler oluşturdu.

Şu an Ne Durumdayız?

Gezegen çapında savunma, milyonlarca, milyarlarca hatta trilyonlarca dolarlık bir bütçeyle uluslararası bir uğraştır. NASA’nın Gezegen Savunma Koordinasyon Ofisi, asteroitleri gözlemleme, medya ve halkı olası tehlikelere karşı uyarmakla yükümlü durumda. Ayrıca, etkileri önlemek için araştırma teknikleri geliştiriyorlar ve potansiyel bir çarpmaya nasıl karşılık verecekleri konusunda hükümet ve FEMA gibi kurumlarla koordine haldeler. Avrupa Uzay Ajansı, Japon Uzay Araştırma Ajansı, Roscosmos ve dünyadaki diğer uzay ajansları, NEO'ların izlenmesi ve araştırılması konusunda çeşitli çalışmalar ve projeler yürütmektedir.

NASA teleskopu

Peki, şu anda olası tehditler nasıl gözlemleniyor? Bilim adamları Arizona Üniversitesi’nin “Catalina Sky Survey” projesi, Hawaii’deki Pan-STARRS projesi gibi projelerle uğraşırken NASA, uzayı gözlemleyen ve NEO’ları sınıflandıran teleskoplarla sürekli gözlem yapıyor.

Endişelenip endişelenmemeniz gerektiğine gelince, şu an için endişe verecek herhangi bir gözlem yapılmadı. 188 yıl boyunca hiçbir asteroitin çarpmayacağı düşünülüyor. Ancak keşfedilmemiş asteroitlerin akıbeti bilinmiyor. Dolayısıyla bir çarpma söz konusu olursa, öznesi keşfetmediğimiz bir asteroit olacak. Günümüzde tabii ki NEO limitinin (140 metre ya da bir futbol sahası büyüklüğünde) altında olan boyutlara sahip asteroitler gezegenimize çarpabiliyor. Bu asteroitler de küçük çapta zarara yol açabiliyor. Ancak büyük boyutlardaki asteroitler tespit edilseler bile şu an zararı en aza indirmek için önlem almak dışında elimizden gelen hiçbir şey yok.

Kaynak : https://gizmodo.com/who-protects-earth-from-asteroids-1836193730
21
1
1
0
0
Emoji İle Tepki Ver
21
1
1
0
0