Tümü Webekno

Kategoriler

Hakkımızda Yazarlar Ödüllerimiz Künye Gizlilik İletişim
  1. Webtekno
  2. Oyun

Göz Yaşımız Pıt: İnternet Kafelerde Oynadığımız 20 Efsane Oyun

Webtekno'yu Google'a ekleyin

İnternet kafeler bir dönem arkadaşlarla 'kapışmanın', yeni oyunlarla tanışmanın ve saatlerin nasıl geçtiğini anlamadan bilgisayar başında kalmanın en sevilen adreslerindendi. Bu içeriğimizde Counter-Strike 1.6'dan Knight Online'a, GTA Vice City'den PES 6'ya kadar internet kafelerde iz bırakan 20 efsane oyunu hatırlıyoruz.

Göz Yaşımız Pıt: İnternet Kafelerde Oynadığımız 20 Efsane Oyun

“Abi bir saat açar mısın?” dedikten birkaç dakika sonra kendimizi Dust2'da bomba kurarken Vice City sokaklarında polislerden kaçarken veya Moradon'da item bakarken buluyorduk. Yan yana dizilmiş bilgisayarlarda herkes farklı bir dünyaya girse de bağırışlar, klavye sesleri ve arkadaşının ekranına bakmakla ilgili tartışmalar bütün salonu tek bir oyun alanına çeviriyordu.

İnternet kafelerin kendine özgü bir oyun arşivi vardı. Bazı yapımlar yıllarca bilgisayarlardan silinmedi, yeni oyunlar çıksa bile Counter-Strike, Half-Life veya GTA'ya geri dönmek için mutlaka bir neden bulunuyordu. Türkiye'de internet kafe kültürünü yaşamış bir neslin hafızasında kalan 20 oyuna dönüp baktığımızda ise karşımıza yalnızca eski grafikler değil, bugün yeniden oluşturması pek kolay olmayan bir multiplayer deneyimi çıkıyor.

Silah sesleri internet kafenin fon müziğiydi

aNuPGykJUrilwbV_7K-FxkLYiasCFpj8xWaAZGAD5AkNf1zN6NuZZADPrXCS6nPChjgJc_G8ufCwpBiAAUW8QiZ6KsswTIpj6hOp6DcmRTx_sgDjrVwt10P-f6yBOGDZ6BVXwYwp_9pt5n6LgzT0e-7sGHdnxUEiqEgMzGEtc-s39MNfYJjK1-2kREJSNam7

1. Counter-Strike 1.6

İnternet kafe denildiğinde akla gelen ilk oyunlardan birini seçmek gerekiyorsa Counter-Strike 1.6 listenin zirvesini rahatlıkla zorlar. Birkaç arkadaşın yan yana bilgisayarlara geçip iki takıma ayrılması, saatler sürecek rekabet için yeterliydi.

Dust2, Assault, Inferno ve Italy gibi haritaların bazı noktalarını ezbere bilmek neredeyse zorunlu hâle gelmişti. Bir tarafta AK-47 ve AWP sesleri yükselirken diğer tarafta bombanın kurulmasına saniyeler kala başlayan telaş vardı.

LAN bağlantısının sunduğu deneyim de oyunun internet kafelere kusursuz biçimde uyum sağlamasına katkıda bulundu. Aynı odada oturduğunuz arkadaşınızı oyunda vurduktan sonra birkaç metre öteden tepkisini duyabilmek, bugünkü çevrim içi sohbetlerin kolay kolay sağlayamadığı bir rekabet yaratıyordu.

2. Half-Life

Counter-Strike'ın doğmasını sağlayan Half-Life, tek oyunculu hikâyesinin yanında internet kafelerde bambaşka bir kimliğe sahipti. Birçok kişi Gordon Freeman'ın Black Mesa'daki macerasını tamamlamaktan ziyade oyunun multiplayer bölümüne girerek arkadaşlarıyla kapışıyordu.

Crossfire haritası bu dönemin unutulmazları arasına girdi. Haritanın ortasında çatışmalar devam ederken bir oyuncunun sığınağa ulaşıp hava saldırısını etkinleştirmesi dışarıda kalan herkes için geri sayımı başlatıyordu.

Roketatarlar, patlayıcılar ve Half-Life'ın bilim kurgu silahları maçların Counter-Strike'dan çok daha kaotik geçmesini sağladı. Burada ekonomik sistem veya bomba kurma taktiği düşünmek yerine haritada bulduğunuz güçlü silahı kapıp mümkün olduğunca fazla rakip avlamak yeterliydi.

3. Call of Duty 2

GdJC_x4RKlhhlVbml00pBd0Z9rMW8bCmDif3aE13ZfyPkLL3yOHqrCZ_OpSksqgR5GmEBEuTkdryHgRbjYcuIudh23t3tosYWSEqP9v5rLSc-xL4KS-jaPaIGchi3ProBkO2AnemPlkvOiHqATj_8bW_-t_3WPc7XzLqAlECV_uk15MMi7EjGIkACBDp9o1_

2005 yılında çıkan Call of Duty 2, sinematik II. Dünya Savaşı senaryosuyla dikkat çekse de internet kafelerde multiplayer tarafıyla uzun süre kendisine yer buldu. Düşük sayılabilecek oyuncu gruplarında bile hızlı maçlar yapılabilmesi, arkadaşlarla oynamaya uygun bir yapı oluşturuyordu. Türkiye'deki oyuncular için Toujane haritasının yeri ise biraz farklıydı. Dar sokakları ve binalarıyla hızlı çatışmalara sahne olan harita, internet kafe maçlarında sıkça tercih edilen seçeneklerden biri hâline geldi.

Bolt-action tüfeklerle tek atış yakalamaya çalışanlar ile otomatik silahları tercih edenler aynı haritada buluşuyordu. Counter-Strike'ın ekonomi ve bomba düzeninden sıkılan bir grup için Call of Duty 2'ye geçmek birkaç tıklık işti.

4. Counter-Strike Source

Counter-Strike 1.6 tahtını kolay kolay bırakmadı fakat 2004 yılında Counter-Strike Source daha modern bir alternatif olarak sahneye çıktı. Valve, Counter-Strike'ın temel oynanışını Source motoruna taşırken fizik ve grafik tarafında büyük bir değişim ortaya koydu.

Varillerin ve çeşitli nesnelerin hareket etmesi, daha ayrıntılı karakter modelleri ve yenilenen haritalar Source'u ilk kez görenler için etkileyiciydi. Dust2 yine Dust2'ydı fakat artık çok daha farklı görünüyordu.

Buna rağmen internet kafelerde ilginç bir tablo oluştu. Bazı gruplar Source'a geçerken bazıları Counter-Strike 1.6'yı bırakmak istemedi. Böylece iki oyun uzun süre yan yana yaşamayı başardı.

5. Call of Duty 4 Modern Warfare

JUyDv-6SdwUeYB3pW3Qd82c7_Mwu7r0fZ0j1NfwFyn2AecQVhHhoUgLEHVh0DL_MjNpL9mCokW07eB723cy22exeZSlAmWK-vacFYJPAiXWRaqbfwrrFRHHAPvykuyN6gDmQ3Seg9Hx9PoktugUHzFzVUyPr17SkSwBsdyco6418EqRHs2D0qtOphKhIj5rv

Call of Duty 2 oyuncuları hâlâ II. Dünya Savaşı cephelerinde savaşırken Infinity Ward 2007'de seriyi modern döneme taşıdı. Call of Duty 4 Modern Warfare, yalnızca serinin değil dönemin multiplayer FPS anlayışının da dikkat çeken oyunlarından biri hâline geldi.

Modern silahlar, hızlı çatışmalar ve perk sistemi Call of Duty 2'den oldukça farklı bir deneyim yaratıyordu. Shipment gibi küçük haritalarda birkaç saniye hayatta kalmak bile başarı sayılabilirken daha büyük alanlarda farklı silah sınıfları kendisine yer buldu.

Oyunun internet kafe avantajı yine arkadaşlarla hızlıca maç kurulabilmesiydi. Birkaç bilgisayar önce Call of Duty 2 açıkken kısa süre sonra aynı grubun Modern Warfare'e geçtiğini görmek şaşırtıcı değildi. Counter-Strike 1.6'nın AK-47'sinden Call of Duty 4'ün modern cephaneliğine kadar FPS oyunları salonların vazgeçilmezlerinden biri olarak kaldı.

Bir saat diye oturup karakterin başından kalkamıyorduk

lyPkf4JnQD4j5LxNSJ3b6DocVjMLAOYt_L4uPMcm8ohiXPTyaDG0VzBqEunZ9VbCAbMoJM-d0Q0PEvAECzbkkBLEezZaq6fTdW4-UKuf_cwPiSLykhAQgEroy78duERv1SWDrgr5oOeGxYM60G6TBWeH6UrGh9q7RbWmaOcb9C9tfleH4c7PfEQgEsmkgsZ5

6. Knight Online

FPS maçlarında her karşılaşma bittiğinde skor sıfırlanıyordu. Knight Online’da ise harcanan saatler doğrudan karakterinizin üzerinde birikiyordu. Karus veya El Morad tarafını seçtikten sonra seviye yükseltmek, item toplamak ve sağlam bir clan bulmak uzun soluklu bir uğraştı. Moradon'daki pazarları dolaşmak bile bazen oyuna giriş nedeniniz olabiliyordu.

İşin rekabetçi tarafında Colony Zone ve PK kültürü bulunuyordu. Aylar boyunca geliştirilen karakter sonunda başka oyuncuların karşısına çıkıyor, toplanan National Point ise ayrı bir prestij meselesine dönüşüyordu.

7. Metin2

Knight Online'ın yanında Türkiye'de büyük bir MMORPG topluluğu oluşturmayı başaran diğer oyunlardan biri Metin2 oldu. Savaşçı, Ninja, Sura veya Şaman karakterlerinden biri seçiliyor ve ardından uzun bir gelişim süreci başlıyordu.

Metin taşlarının peşinde koşmak, beceri kitapları toplamak ve pazarlardaki itemlere göz atmak oyunun günlük rutinleri arasındaydı. Fakat bütün emeklerin en stresli anlarından biri Demirci'nin karşısında yaşanıyordu.

Değerli bir ekipmanı + basmaya çalışırken başarısız olma ihtimali birkaç saniyelik işlemi fazlasıyla gergin hâle getirebiliyordu. +9 seviyesine ulaşan silah ise yalnızca güçlü değildi; gösterilecek bir başarıydı.

8. Wolfteam

LUJG9sR4fNH9Jv7zhUCXZf7OhISdIctoX6e_Pg_AI0FAvt6qD8rfYpVNNYfM95R11mqHipBDRmK_LjekWFgNyP7xVB4PeT78Fbj5oFaWHtm9VTu5czQwflw9iVD8xBXC24M9n50YeGegLp3YTi54p4VKMqzLCq4dkjbydoC-8eFmYZfaONgQWnZhyejDCpqv

Wolfteam, internet kafelerdeki FPS kalabalığına diğer oyunların kolay kolay sunamadığı bir fikirle katıldı: Çatışmanın ortasında silahı bırakıp kurda dönüşmek. İnsan formunda tüfeklerle mesafeli savaş yapılırken kurt formuna geçildiğinde mücadele yakın dövüşe taşınıyordu. Bu değişim Wolfteam'in klasik takım tabanlı FPS'lerden kolayca ayrılmasını sağladı.

Ücretsiz erişim, Türkçe destek ve düşük sistem gereksinimleri de Türkiye'de daha geniş bir oyuncu kitlesine ulaşmasını kolaylaştırdı. Joygame dönemindeki etkinlikler ve turnuvalar sayesinde oyun yalnızca sıradan maçlardan oluşan bir FPS olarak kalmadı. Wolfteam'in adını yıllar sonra bile hatırlamak için bazen o kurt dönüşüm animasyonunu düşünmek yeterli.

9. Warcraft III The Frozen Throne

Warcraft III The Frozen Throne başlı başına başarılı bir strateji oyunuydu fakat internet kafelerdeki hikâyesinin önemli bir bölümünü topluluk tarafından hazırlanan haritalara borçluydu.

Bunların arasında bir tanesi zamanla diğerlerinden tamamen ayrıldı: Defense of the Ancients, yani DotA. Oyuncular kahraman seçip iki takım hâlinde karşılaşıyor, karakterlerini maç boyunca geliştiriyor ve rakip üssü yok etmeye çalışıyordu. Bugün devasa bir tür olan MOBA'nın geniş kitlelere yayılmasında Warcraft III modlarının büyük etkisi bulunuyor.

İnternet kafelerde “Warcraft atalım” denildiğinde bunun her zaman klasik üs kurma maçına karşılık gelmemesinin nedeni de buydu.

10. Left 4 Dead 2

YbY8lLy4NfU9k_MveUgVcq4a2bB105Y6EljHtAwlcmD8fIJ0gsuE86gN-SHJPkyCjMW0eHDkfnCZKUq88uiN2V7cJJvEAETRuGZIEW9lhHhBFGz2R22CRRZnXA9jfNTy0M6BXOX_TQFLet0M7O1wsO3sDKRNpO6iE12PnM5P1g0sEpkDhoPwq9mhGK9KWXaE

Listenin daha sonraki internet kafe dönemini temsil eden oyunlarından biri Left 4 Dead 2. Valve'ın 2009'da çıkardığı yapım, rekabet etmek yerine aynı tarafta savaşmak isteyen arkadaş grupları için oldukça uygun bir seçenekti.

Dört kişi bir araya gelip zombilerin arasından çıkmaya çalışırken iletişim zorunlu hâle geliyordu. Hunter'ın bir arkadaşınızı yere indirmesi veya Tank'ın ortaya çıkması birkaç saniye içinde bütün planı bozabilirdi.

Oyunun yapay zekâ yönetmeni düşmanları ve karşılaşmaları oyuncuların durumuna göre değiştirdiği için aynı bölümü tekrar oynamak da tamamen aynı deneyimi vermiyordu. Yan yana dört bilgisayarda aynı anda bir zombi sürüsünden kaçmaya çalışırken internet kafenin sessiz kalmasını beklemek ise pek gerçekçi değildi.

YORUMLAR

(0)
Yorumunuz minimum 30 karakter olmalıdır. (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!