Bir Oscar 2021 Kritiği: En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ı Bu Kez Müslüman Bir Aktöre Gider mi?

36
17
6
3
1
Sinema salonlarının sinek avladığı meşum yılda 93. Akademi (Oscar) Ödülleri adayları gecikmeli de olsa belli oldu. Altın heykelcik sinema denen şey var oldukça burada olacağım diyor anlayacağınız. Bu kez en büyük ödüllerden birisine müslüman bir aday da var: Riz Ahmad.

“Bu sene de hiç film yapmadı azizim!” cümleleriyle start alan klişeleşmiş sanat sepet sohbetlerine rahmet okutan 2021’in Oscar adayları listesi az önce masama geldi. Derhal Havana puromu parmaklarımın arasına sıkıştırdım, kemik çerçeveli uzak gözlüğümü yüzümden sıyırdım ve teksir kağıdına yazılı sonuçları kısık gözlerimle incelemeye başladım. 

Tabii ki böyle bir şey olmadı. 1957’de yaşamadığımız için kimse masama liste filan getirmedi. Zaten masam da yok. Teknolojinin nimetleri sağ olsun bilgiye alçakgönüllü yollarla ulaşabiliyoruz. Oscar adaylarını dizimin üstünde duran yassı cihazın ekranından tetkik ediyorum. Zaten filmleri de genellikle oradan izliyorum.

Mank etkisi olacak, bir süredir Retro düşlere dalıyorum

Mank

Az önceki sekans da onlardan biriydi. Mank, biliyorsunuz, Citizen Kane’in yazarı Herman Mankiewicz’in gözünden 1930’ların Hollywood’una nazar atmıştı. Şimdi de en fazla sayıda adaylıkla zirveye oturmayı başardı. İddialı olduğu dallar yok değil ama, yine de favori olduğunu söylenemez.

Önemli mi? Neticede David Fincher ve Gary Oldman bir araya gelmiş, kamu iktisadi teşebbüslerinin ortaya çıkış hikayesini çekip oynasalar bile izlenir. O yüzden, eğer izlemediyseniz, bir an önce mutlaka görünüz. Netflix’de var.

Diğerlerine geçmeden evvel biraz ağırdan alalım ve özet gidelim. Listeler farklı renklerle dolu. Bugüne kadarki en kapsayıcı aday listesiyle karşılandık diyebiliriz

Minari

Filmlerden ve performanslardan çok bu durum konuşuldu ve konuşulmaya devam edecek gibi görünüyor. Yalnızca oyunculuk dallarında 20 farklı etnik azınlık grubundan kişiler yer alıyor. Bugüne kadar yalnızca 5 kadın aday çıkarabilmiş en iyi yönetmen dalında bu sene iki kadın aday birden yarışıyor. 93 yıllık Akademi ödülleri tarihinde bir ilk bu.

Öte yandan İngiliz ekolü etkisini gösteriyor. Neredeyse her dalda görebiliyoruz İngilizleri. Parasite’dan bu yana spot ışıkları altındaki Güney Kore sinemasının ruhu, aslında Kore yapımı olmasa da kadrosu ve hikayesi sayesinde Minari’de yeniden hayat bulmuş durumda. Sound of Metal’da şiir gibi oynayan Pakistan asıllı Müslüman aktör Riz Ahmed de en iyi erkek oyuncu dalında aday gösterildi. Eğer ipi göğüsleyebilirse bu dalda ödüle layık görülen ilk Müslüman aktör olacak.

Buraya bir parantez. Akademi üyelerinin çeşitlilikten pek de nasibini alamayan kanaatleri bilhassa son yıllarda şimşekleri epey üzerine çekiyordu. Ne de olsa %68’i erkeklerden, %86’sı beyazlardan oluşan, yaş ortalaması 62 olan bir zümrenin dağıttığı ödüllerden bahsediyoruz. Yine de bu seneki karnenin bu açıdan ciddi bir sıçrayış olduğunu söylemek gerekiyor. Ellerinde yumurtalarla bekleyenler olaysız dağılacak gibi.  

Metalin sesiyle başlayan ve metalin sesiyle biten film

Sound of Metal

Sound of Metal demiştim ve oradan devam ediyorum. Bu senenin ağır toplarından. Posteri ve ismi ikinci bir Whiplash izlenimi yaratsa da, tamamen farklı seyirde bir film olduğunu ifade edelim. Metal bateristliği yaparken duyma yetisini kaybeden genç bir adamın hikayesi bu. İşitme engelinin nasıl bir kapalı kutu olduğunu, ciddiyetini ve ürkütücülüğünü film boyunca deneyimliyoruz.

Olağanüstü ses dizaynı sayesinde işitme engellilik simülasyonu işlevi de görüyor bir bakıma. Riz Ahmad ve ortağı Paul Raci büyüleyici oynamışlar. Bu performansları da beklendiği şekilde adaylığa layık görülmüş. Sinemayla kurduğu ilişki merhaba merhaba düzeyinde olanların dahi vakit ayırıp seyretmesi tavsiye edilir. Amazon Prime’dan izlenebiliyor.

Pek çok otoriteye göre senenin favorisi olan Nomadland’den bahsedelim biraz da

Nomadland

Kocası başta olmak üzere sahip olduğu her şeyi 2008 resesyonu sonrası kaybetmiş bir kadının hikayesi bu. Bu öyküyle birlikte ABD’de konargöçer yaşayanların hayatlarına ve felsefelerine de kapı aralıyoruz. Film sermaye, mülkiyet, emek, gelir adaletsizliği, iktisadi sistemler ve ev gibi kavramlar üzerinde düşünmeye davet ediyor izleyicisini.

Yönetmeni Chloé Zhao’ya adaylık getirdi. Frances McDormand cephesinde şaşırtıcı bir şey olmadı ve o da üst düzey performansıyla adaylığını kaptı. Zamanın ruhuna dokunan, ayakları yere sağlam basan bir film. Tarihsel belge niteliğini uzun yıllar koruyacak gibi. Mutlaka izlenmeli.

93. Oscar Ödül Töreni 25 Nisan’da, her zamanki yeri olan Dolby Theatre’da ve eşzamanlı olarak yine Los Angeles’daki Union Station tren istasyonunda düzenlenecek.

36
17
6
3
1
Emoji İle Tepki Ver
36
17
6
3
1