Bilim insanları, yapay zekânın artık sıfırdan virüs genomları tasarlayabildiğini ortaya koydu. Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen bu çalışmalar, tıp için umut verici kapılar aralarken, aynı zamanda “Biyolojik silaha bir adım daha mı yaklaştık?” sorusunu da gündeme taşıdı.
Microsoft Research öncülüğünde yürütülen bir araştırma, yapay zekâ modellerinin bilinen toksinleri ve proteinleri yeniden tasarlayarak mevcut DNA güvenlik taramalarını aşabildiğini gösterdi. Araştırmalarda üretilen virüsler şimdilik insanları değil bakterileri enfekte eden bakteriyofajlar olsa da uzmanlar bu durumun ciddi bir uyarı niteliği taşıdığı görüşünde.
Yapay zekâ nasıl virüs tasarlıyor?

“Genom-dil modelleri” adı verilen yapay zekâ sistemleri, binlerce genetik diziyi analiz ederek yeni ve gerçekçi DNA dizileri üretebiliyor. Bu sayede doğada var olan virüs ailelerine benzeyen ancak tamamen yeni genomlar oluşturulabiliyor.
Sorun ise bu yaratıcı gücün, ortaya çıkan virüs ya da proteinlerin gerçek dünyada nasıl davranacağını öngörmeyi zorlaştırması.
Tıpta umut, güvenlikte risk

Araştırmacılar, yüzlerce aday bakteriyofaj genomu tasarladı ve bunlardan 16’sını başarıyla laboratuvarda üretti. Bu tür virüsler, yalnızca belirli bakterileri hedef aldığı için antibiyotiklere dirençli enfeksiyonların tedavisinde büyük umut vadediyor. Klinik örneklerde standart ilaçların başarısız olduğu hastalarda deneysel faj tedavilerinin iyileşme sağladığı bildiriliyor.
Ancak aynı teknoloji, “çift kullanımlı araştırma” olarak adlandırılan bir ikilemi de beraberinde getiriyor. Yani iyi niyetle geliştirilen bir araç, kötü niyetli ellerde tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Uzmanlar, ilaç geliştirmede kullanılan bir algoritmanın teorik olarak biyolojik saldırılar için de optimize edilebileceğine dikkat çekiyor.
Tehlike ne kadar yakın?

Uzmanlara göre dijital ortamda bir genom tasarlamak ile insanlara bulaşabilen, istikrarlı bir virüs üretmek arasında hâlâ büyük bir uçurum var.
Bu tür çalışmalar yüksek güvenlikli laboratuvarlar, uzun süreli deneyler ve ciddi denetim gerektiriyor ancak otomasyon, DNA sentezi ve yapay zekâdaki hızlı ilerleme, bu engelleri giderek azaltıyor.

