Son yıllarda teknoloji dünyasında yaşananları tarif etmek için "devrim" kelimesi bile bazen hafif kalıyor; çünkü ChatGPT gibi yapay zekâ araçlarının hayatımıza girmesiyle başlayan bu yeni dönem, sadece günlük alışkanlıklarımızı değil, aynı zamanda küresel ekonominin zirvesindeki isimleri de kökten değiştirdi.
Yatırımcıların bu yeni teknolojiye duyduğu heyecan ve bu rüzgârı arkasına alan şirketler, piyasa değerlerini hayal bile edilemeyecek seviyelere taşıyarak trilyon dolarlar kulübündeki yerlerini sağlamlaştırdı ve birçok sektördeki dengeleri tamamen altüst etti.
NVIDIA: Altına hücum döneminin kürek kaynağı

Yapay zeka denildiğinde akla gelen ilk isim şüphesiz NVIDIA oldu ve şirket bu sürecin en büyük kazananı olarak tarihe geçti. Bir zamanlar sadece oyun dünyasının favori ekran kartı üreticisi olarak bilinen bu dev, yapay zekâ modellerini eğitmek için gereken çiplerin neredeyse tek tedarikçisi konumuna gelince işin rengi tamamen değişti.
Şirketin ürettiği yüksek performanslı işlemcilere olan talep o kadar arttı ki NVIDIA'nın piyasa değeri inanılmaz bir hızla katlanarak trilyon dolar barajını aştı ve kısa süreliğine de olsa dünyanın en değerli şirketi unvanını ele geçirdi. Bu yükseliş, yatırımcılar arasında şirketin hisselerini âdeta "yeni altın" olarak görme eğilimi yarattı ve teknoloji borsalarında eşi benzeri görülmemiş bir ralliye öncülük etti.
Microsoft: Erken yatırımın meyvelerini toplayan dev

Yapay zekâ yarışında ipi göğüsleyen bir diğer dev ise stratejik hamleleriyle dikkat çeken Microsoft oldu. OpenAI ile kurduğu derin ortaklık ve yaptığı devasa yatırımlar sayesinde şirket, yapay zekâyı Windows'tan Office uygulamalarına kadar her ürününe entegre ederek rakiplerinden bir adım öne geçti. Özellikle Copilot asistanının piyasaya sürülmesi, şirketin sadece bir yazılım devi değil, aynı zamanda bir yapay zekâ lideri olarak algılanmasını sağladı.
Bu akıllıca hamleler, Microsoft hisselerinin rekor seviyelere ulaşmasını sağladı ve şirketin piyasa değerini, Apple ile girdiği dünyanın en değerli şirketi yarışında en üst sıralara taşıyarak yatırımcısına büyük bir güven aşıladı.
Higgsfield: İçerik üretim sektörünün yeni patronu

Yapay zekânın en hızlı büyüyen dikeylerinden biri video üretimi oldu ve Higgsfield bu alanda bayrağı taşıyan en önemli isimlerden biri. Eski Snapchat yöneticileri tarafından kurulan ve video üretimini herkes için erişilebilir kılmayı hedefleyen bu girişim, aldığı devasa yatırımlarla (yaklaşık 1.3 milyar dolar değerleme bandına ulaşarak) "unicorn" statüsüne erişti.
Higgsfield’ın bu kadar değerlenmesinin sebebi, sadece video üretmesi değil, pazarlamacılar ve içerik üreticileri için kişiselleştirilmiş, kontrol edilebilir ve yüksek kaliteli kurgu yapabilen bir "cep stüdyosu" sunması. Bu alanda onu, metinden videoya dönüşümde çığır açan Runway ve Pika Labs gibi rakipler takip ediyor ve bu şirketler, Hollywood stüdyolarının tekelini kırarak yaratıcılığı demokratikleştirdikleri için yatırımcılar tarafından kapışılıyor.
Mistral ve Anthropic: LLM savaşları

Büyük dil modelleri söz konusu olduğunda OpenAI rakipsiz sanılıyordu ancak Anthropic ve Mistral bu algıyı tamamen yıktı. Amazon ve Google’dan milyarlarca dolar yatırım alan ve OpenAI’ın en ciddi rakibi olarak görülen Anthropic, güvenlik odaklı "Claude" modelleriyle değerlemesini on milyarlarca doların üzerine (son raporlara göre 100 milyar dolar bandını zorlayan seviyelere) taşıdı.
Öte yandan Fransa merkezli Mistral, açık kaynak kodlu yaklaşımıyla Avrupa’nın önde gelen şirketlerinden biri oldu. Henüz çok genç bir şirket olmasına rağmen, verimliliği ve performansı sayesinde kısa sürede 14 milyar doların üzerinde bir değerlemeye ulaştı. Bu şirketler, "büyükler liginde" sadece Amerikan devlerinin değil, akıllı strateji izleyen start-up'ların da yer alabileceğini kanıtladı.
Figure: Robotiğin altın çağı

Yapay zekâ fiziksel dünyaya da iniyor ve burada da Figure sahneye çıkıyor. İnsansı robotlar geliştiren bu şirket, "yapay zekâya bir beden verme" vizyonuyla hareket ediyor. OpenAI ve NVIDIA gibi devlerin desteğini arkasına alan Figure, fabrikalarda insanlarla yan yana çalışabilecek robotlar üretme hedefiyle değerlemesini yaklaşık 39 milyar dolar seviyelerine çıkardı.
Tesla’nın Optimus projesine en ciddi rakip olarak görülen Figure, yapay zekâ yazılımlarının fiziksel dünyadaki iş gücüne dönüşebileceğinin en somut ve en pahalı kanıtı olarak yatırımcıların radarında.
CoreWeave ve Databricks: Görünmez kahraman

Tüm bu yapay zekâ modellerinin çalışması için gereken devasa işlem gücünü sağlayan şirketler, belki de bu işin en kârlı tarafında duruyor. Bir zamanlar kripto madenciliği işinde olan CoreWeave, elindeki binlerce NVIDIA GPU'sunu yapay zekâ şirketlerine kiralayarak stratejik bir dönüşüm yaptı ve değerlemesini akıl almaz bir hızla 23 milyar doların üzerine taşıdı.
Benzer şekilde büyük veri yığınlarını yapay zekâ için işlenebilir hale getiren Databricks, şirketlerin kendi özel yapay zekâ modellerini kurmalarını sağlayarak değerlemesini 40 milyar doların üzerine çıkardı. Bu şirketler, yapay zekâ "altına hücum" döneminde kazma kürek satan modern tüccarlar olarak servetlerine servet katıyor.
OpenAI: Yol gösterici

Ve tabii ki bu listenin zirvesine tüm bu fırtınayı başlatan ismi, yani OpenAI’ı koymadan hikâye yarım kalır. ChatGPT’yi hayatımıza sokarak "yapay zekânın" hayatımıza adaptasyonunun fitilini ateşleyen şirket, sadece teknoloji dünyasını değil, tarihin en hızlı değerlenen girişimi olarak finans kitaplarını da baştan yazdı. Bir zamanlar kâr amacı gütmeyen mütevazı bir araştırma laboratuvarı olarak kurulan OpenAI, bugün Microsoft ile kurduğu stratejik ortaklık ve peş peşe aldığı devasa yatırımlarla 157 milyar dolar gibi dudak uçuklatan bir piyasa değerine ulaştı.
Artık onlar sadece bir girişim değil, rakiplerinin kendilerini kıyasladığı bir "altın standart" konumunda.

