Tümü Webekno

Kategoriler

Hakkımızda Yazarlar Ödüllerimiz Künye Gizlilik İletişim
  1. Webtekno
  2. Otomobil

Yeni Arabalarda Izgara (Grill) Neden Büyüdü? İşte Bu Tasarım Tercihinin Altındaki Gerçekler!

Yeni arabalarda ön taraftaki ızgara tasarımının neden eskiye kıyasla giderek büyüdüğünü hiç düşünmüş müydünüz? Gelin sebeplerine hep birlikte bakalım.

Yeni Arabalarda Izgara (Grill) Neden Büyüdü? İşte Bu Tasarım Tercihinin Altındaki Gerçekler!

Son yıllarda trafikte yanınızdan geçen yeni model arabalara dikkat ettiyseniz, muhtemelen ön tarafta yer alan ve giderek devasa boyutlara ulaşan ızgaralar gözünüze çarpmıştır. Eskiden sadece motoru soğutmak ve markanın logosunu taşımak için orada duran o mütevazı parça, şimdilerde neredeyse arabanın ön yüzünün tamamını, hatta bazen tamponun alt kısmını bile kaplıyor.

Peki otomobil üreticileri neden aniden bu "büyük ağızlı" tasarım modasına geçiş yaptı? Bu durum sadece tasarımcıların estetik bir tercihi mi yoksa altında yatan teknik zorunluluklar mı var?

Gösteriş, statü ve psikolojik etkiler

2

Bu büyümenin arkasındaki en baskın nedenlerden biri tamamen psikolojik algı ve prestij arayışıdır. Otomobil dünyasında büyük bir ön yüz, tarihsel olarak her zaman güçlü bir motorun ve lüksün simgesi olmuştur. Markalar, ürettikleri araçların yolda daha heybetli, daha agresif ve daha kendinden emin durmasını istiyor. Özellikle lüks segmentteki araçlar için bu durum, trafikteki diğer sürücülere bir güç mesajı vermek anlamına geliyor.

Dikiz aynasından arkadaki araca baktığınızda gördüğünüz o devasa ızgara, aracın olduğundan daha geniş ve yapılı görünmesini sağlıyor. Ayrıca Çin ve ABD gibi dünyanın en büyük otomobil pazarlarında tüketiciler, statü sembolü olarak gördükleri için gösterişli ve büyük yüzlü arabaları daha fazla tercih ediyor. Üreticiler de küresel satışlarını artırmak adına bu talebe dev ızgaralarla yanıt veriyor.

Performans ihtiyacı

2

İşin sadece gösterişten ibaret olduğunu düşünmek haksızlık olur çünkü bu büyümenin ardında ciddi bir mühendislik zorunluluğu da yatıyor. Günümüz modern motorları, eski motorlara kıyasla hacim olarak küçülse de performans olarak çok daha fazla güç üretiyor. Küçük hacimli motorlardan yüksek beygir güçleri alabilmek için kullanılan turbolar ve diğer aşırı besleme sistemleri, kaputun altında inanılmaz bir ısının oluşmasına neden oluyor.

Motorun verimli çalışabilmesi ve parçaların zarar görmemesi için bu ısının hızla tahliye edilmesi ve içeriye bol miktarda taze hava girmesi gerekiyor. Izgara yüzeyi ne kadar geniş olursa radyatöre ve motor bloğuna çarpan hava miktarı da o kadar artıyor. Dolayısıyla tasarımcılar, motorun nefes alabilmesi için ızgaraları genişletmek zorunda kalıyor.

Karmaşıklaşan soğutma sistemleri

2

Sadece motorun kendisi değil, aracın sahip olduğu diğer donanımlar da artık ekstra soğutmaya ihtiyaç duyuyor. Modern arabaların karmaşık yapısı sadece su radyatörünü değil, turbo intercooler’ı, şanzıman yağ soğutucusunu, klima kondenserini ve hatta varsa hibrit batarya sistemlerini de soğutmayı gerektiriyor.

Ön tarafta üst üste binmiş bu kadar çok radyatör ve soğutucu panel varken, bunları besleyecek hava girişinin de doğal olarak büyümesi gerekiyor. Özellikle performans odaklı modellerde frenlerin bile hava kanallarıyla soğutulması gerektiğinden ön tampon ve ızgara tasarımı, havayı en verimli şekilde yönlendirecek dev bir hava girişine dönüşüyor.

Teknolojik oyuncakları gizleme alanı

2

Büyük ızgaraların bir diğer pratik faydası da yeni nesil güvenlik teknolojilerini saklamak için mükemmel bir alan yaratmasıdır. Günümüz arabaları adaptif hız sabitleyici, şerit takip asistanı, otomatik frenleme ve park sensörleri gibi sayısız radar ve sensörle donatılmış durumda. Bu sensörlerin hepsi aracın ön kısmında, yolu en iyi görecekleri noktada olmak zorunda ancak pürüzsüz bir tamponun üzerine yerleştirilmiş siyah kutular veya lensler göze hiç de hoş görünmüyor.

Üreticiler, bu teknolojik donanımları devasa ızgaraların petekli yapısının veya marka logosunun arkasına gizleyerek hem şık bir görünüm elde ediyor hem de sensörlerin işlevini koruyor. Izgara büyüdükçe, bu karmaşık sensörleri saklayacak alan da artmış oluyor.

Ve son olarak elbette marka kimliği

2

Son olarak aerodinamik kurallar gereği arabaların genel formunun birbirine benzemeye başladığı bir dönemde, markalar fark yaratmak için yüzlerine odaklanıyor. Rüzgar tüneli testleri, yakıt tasarrufu için çoğu arabanın benzer yumuşak hatlara sahip olmasını dikte ederken, tasarımcıların özgünlük katabileceği en önemli alan aracın ön yüzü kalıyor. Bir marka, devasa böbrek ızgaralarıyla veya boydan boya uzanan panjurlarıyla uzaktan bile tanınmak istiyor.

Büyük ızgara, markanın imzasını taşıyan en belirgin kimlik kartı hâline gelmiş durumda. Elektrikli araçlarda teknik olarak ızgaraya ihtiyaç duyulmasa bile sırf bu marka aidiyetini sürdürmek ve tüketicinin gözündeki "araba yüzü" algısını korumak için kapalı ama büyük ızgara tasarımlarının devam ettiğini görüyoruz ki görünüşe göre bu anlayış, uzun bir süre daha devam edecek...

YORUMLAR

(0)
Yorumunuz minimum 30 karakter olmalıdır. (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!