Tümü Webekno

Kategoriler

Hakkımızda Yazarlar Ödüllerimiz Künye Gizlilik İletişim
  1. Webtekno
  2. Bilim Haberleri

Ateşin Bir Başka Marifeti: Tarih Öncesinde Ateş Başında Geçen Geceler Dilimizi Şekillendirmiş Olabilir

Webtekno'yu Google'a ekleyin

İlk insan topluluklarının gece karanlığında ateş etrafında kurduğu ilk meclisler, yalnızca soğuktan ve yırtıcılardan korunmak için toplanılan yerler değildi. Jestlerin yetersiz kaldığı o loş atmosfer, insanları sese, hikâyelere ve daha gelişmiş bir iletişim biçimine yöneltmiş; ateş de dilin evriminde sanılandan daha önemli bir rol oynamış olabilir.

Ateşin Bir Başka Marifeti: Tarih Öncesinde Ateş Başında Geçen Geceler Dilimizi Şekillendirmiş Olabilir

İnsan dilinin nasıl ortaya çıktığını kesin olarak bilmiyoruz. Seslerin ne zaman kelimelere, kelimelerin ne zaman karmaşık bir iletişim sistemine dönüştüğünü gösteren bir kayıt da yok. Bu nedenle bilim insanları, dilin gelişimini anlamak için ilk insanların yaşam koşullarından biyolojik değişimlere kadar pek çok ipucunu bir arada değerlendiriyor.

Bu ipuçlarından biri de ateş. İnsanların yaşam biçimini değiştiren bu eski teknoloji, yalnızca hayatta kalma biçimimizi değil, birbirimizle kurduğumuz ilişkiyi de etkilemiş olabilir. Yeni yayımlanan bir bilimsel makale, ateşin dilin gelişiminde önemli bir rol oynamış olabileceğini öne sürüyor.

Biyolojik saatimiz ateşle nasıl değişti?

istockphoto-1194512789-612x612

Ateşi kontrol etmek, insanlığın en eski teknolojik hamlelerinden biri; geçmişi en az 1,5 milyon yıl öncesine uzanıyor. Ateş yandı, gece biraz aydınlandı ve insanın günü uzadı.

Bu, ilk bakışta küçük bir değişiklik gibi görünebilir ama güneş battığında hayatın da sona ermesi gerekmiyordu artık. İnsanlar ateşin çevresinde oturabiliyor, dinlenebiliyor ve birbirlerine zaman ayırabiliyordu. Gündüzün iletişimi çoğunlukla “şunu getir”, “oraya git”, “tehlike var” gibi hayatta kalmaya dönükken, gece başka türden bir sohbet için fırsat doğuyordu. Kim ne gördü? Kim ne yaşadı? Kim kiminle karşılaştı?

Araştırmacılar, ateşin sağladığı bu ekstra uyanıklık süresinin önemli bir bölümünün sosyal etkileşimle geçmiş olabileceğini düşünüyor. Kısacası ateş, insanlara yalnızca ışık değil, birbirleriyle konuşacakları fazladan saatler de kazandırdı.

Karanlıkta jestlerin yerini sesler aldı

images (4)

Gündüz iletişim kurmak kolaydı. Bir şeyi göstermek için parmak, yön tarif etmek için el hareketi, duyguyu anlatmak için yüz ifadesi yeterliydi.

Güneş battığında ise işler zorlaşıyordu. Ateşin ışığı yakın çevreyi aydınlatıyor, ancak el hareketleri ve mimikler karanlıkta giderek seçilmez hale geliyordu. Ses ise karanlıktan etkilenmiyordu.

Bu nedenle ateş başında geçirilen gecelerin sesli iletişime daha fazla alan açmış olabileceğini düşünülüyor. Belki de dilin gelişimindeki adımlardan biri, insanların karanlıkta birbirini anlamanın başka yollarını aramasıyla atıldı.

Ateşin Kendisi de Beynimizi Etkiliyor Olabilir

images (3)

Alevlere birkaç saniyeden uzun baktığınızda gözünüzü ondan ayırmanın neden zor olduğunu fark etmişsinizdir. Bir yükselir, bir küçülür. Bir kıvılcım sıçrar, sonra söner. Ateş sabit değildir ama tamamen rastgele de görünmez; sürekli değişen küçük bir ritmi vardır.

Araştırmacılar, kamp ateşlerinin titreşim frekanslarıyla beynin düşük frekanslı ritimleri arasında dikkat çekici bir örtüşme olabileceğini öne sürüyor. Bu ritim, ateş başındaki insanların dikkatini aynı noktada toplarken, hikâye anlatıcısı ile dinleyici arasında bir tür nöral senkronizasyon da yaratıyor olabilir.

Öte yandan ateşten yayılan kızılötesi ışınımın hücresel süreçler üzerindeki olası etkileri de araştırılıyor. Yine de buradan ateşin dili doğrudan şekillendirdiği sonucunu çıkarmak için erken. Daha makul ihtimal şu: Ateş, insanları aynı yerde buluşturdu, dikkatlerini ortak bir noktada topladı ve uzun sohbetler için uygun bir ortam yarattı.

YORUMLAR

(0)
Yorumunuz minimum 30 karakter olmalıdır. (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!