• Behzat Ç.’nin Yeniden Başlaması Ne Anlama Geliyor?

Behzat Ç.’nin Yeniden Başlaması Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor?

79
10
9
4
3
BluTV, bundan 6 yıl önce yayın hayatını sonlandıran Behzat Ç dizisini, küresel internet yayıncılığı standartlarına uygun şekilde yeniden başlattı. Türk televizyon tarihinin en unutulmaz yapımlarından birisi, yeni nesil formatıyla karşımıza çıktı. Bu durum hem sektörel, hem de ulusal çapta, herkesi ilgilendiren önemli değişimlerin habercisi. Behzat Ç.’yi izlemiyor olabilirsiniz, ancak bu yazıda anlatacaklarımız sizi de ilgilendiriyor.

Eğer bir Türkiye vatandaşıysanız ve ülkemizin ekonomik durumları sizi yakından ilgilendiriyorsa, TV sektörünün önemini fark etmişsinizdir. Halk arasında “yabancı dizi” tanımlamasının çoğunu karşılayan ABD’den sonra, dünyaya en çok dizi ihraç eden ülke Türkiye’dir. Yani kendi televizyonlarımızda, kendi yayıncılık anlayışımıza göre ürettiğimiz diziler, uluslararası çapta tanınır, bilinir. 

ABD dizilerinin formatı ile Türk dizilerinin formatı birbirlerinden oldukça farklıdır. Türkiye’deki TV kanalları, yılın 9 ayı boyunca her hafta yaklaşık 1,5 - 2 saatlik dizi içeriği yayınlar. ABD’de ise yılda en fazla 5 aylık bir süre zarfında maksimum 20 - 25 bölüm, ortalama 45 dakikalık uzunlukta içerikler popüler. Yani milyar dolarların döndüğü ihracat rekabetinin yanında, büyük format rekabetimiz de söz konusu. Ancak Türkiye, format rekabetinde yenilmiş durumda. Örneğin bir Türk TV efsanesi Behzat Ç., ABD'nin globalleştirdiği yeni formata uygun şekilde geri döndü. 

Behzat Ç. ile anlıyoruz ki mesele sadece format değil, pazar hakimiyeti:

behzat ç

2 saatlik Türk dizilerinin bitmeyen bakışma sahnelerinden yoksun, anlatılanı olabildiğince özet şekilde izleyiciye veren içerikler kazanır. Bunun da doğrudan tüketim alışkanlıklarımızla ilişkisi var. Artık eskiye nazaran her şeyi daha hızlı tüketiyoruz, dolayısıyla 45 - 60 dakikalık içerikler daha çok hoşumuza gidiyor. Hatta son zamanlarda sadece Türkiye’de değil, diğer ülkelerde de ABD TV kanallarına ait olan bu format benimsendi. 

Örneğin Netflix yapımı La Casa de Papel, 45 dakikalık format ile İspanyol Antena 3 kanalına aitti. Netflix bu diziyi kendisine transfer ederken hiç ama hiç zorlanmadı. Bu arada Netflix demişken, onun da bir ABD şirketi olduğunu hatırlatmakta fayda var. Yani La Casa de Papel ile belki de ülkesine önemli bir para akışı sağlayacak olan Antenna 3, bu geliri Netflix’e kaptırdı. Yani İspanya’nın ihracat hanesinden önemli bir değer silinmiş oldu.

Aynı durumlar Türkiye için de geçerli. Netflix’in dünyanın en büyük çevrimiçi yayıncısı olarak 80’den fazla ülkede, o ülkenin dili ile içerik ürettiğini biliyoruz. Alman dizisi Dark, Danimarka dizisi The Rain, Türk dizisi Hakan: Muhafız (The Protector) bu yerelleşme politikasının önemli ürünleri arasında. Buradaki önem dizinin kalitesiyle değil, popülerliği dolayısıyla izleyici talebiyle ilgili. Talep ne kadar çoksa, o kadar da para kazanma ihtimali vardır. Eğer bu ihtimali yabancılara kaptırırsanız, koca bir sektörü çökertmeye başlarsınız.

Netflix, HBO Now ve yakın zamanda Türkiye’de yayına başlayacak Apple TV+ ve Disney+... 

disney

Tüm bu platformların bir ortak yönü var: Televizyon kanallarını tarihe gömüyorlar. Bir sinema bileti fiyatına yüzlerce dizi ve orijinal sinema filmine erişmemiz mümkün oluyor. Abonelik sistemlerinin giderek yaygınlaşması da bu içerik dönüşümünü destekliyor. Bu dönüşüme dair Türkiye’de yapılan en iddialı girişim ise BluTV oldu. Her ne kadar uluslararası pazara yönelik bir platform olmasa da kendi üretimi olan içerikleri yurt dışındaki yayıncılara pazarlayabilir. Behzat Ç. de bu içeriklerden birisi olacak.

Yine BluTV’nin Masum, PuhuTV’nin Şahsiyet gibi yapımları; Türk dizi sektörünün yeni standartları ne kadar iyi benimsediğini ortaya koydu. Bu iki dizi, dünya çapında dikkat çekti. Her ikisi de yerli senarist, yerli yapımcı ve yerli stüdyoların elinden çıktı. Yani kendi sınırlarımız içerisinde üretilen bir katma değeri; sadece kendi vatandaşımıza değil, diğer ülkelere de satabildik. Bu bir başarıydı, ancak büyük başarısızlıklar da kapıda.

Yabancı platformlarla sadece yabancı diziyi değil, yabancı kültürü de alırsınız:

behzat ç

Türkiye’nin kültürel mirasları geçmişten bu yana biriken, dizilere ve filmlere de yansıyan ögeler içerir. Dizi ve film üretip pazarlamayı işte bu nedenle hafife almamak gerekiyor. Çünkü karşılığında sadece milyon dolarlar değil, Türkiye açısından olumlu bir temsiliyet, bir itibar da kazanılmış oluyor. Eğer hala “Bir diziyle itibar mı yükselir canım?” diye düşünüyorsanız, ABD örneğini yine hatırlatırız. Hollywood, özellikle 1990’lı yılların başından bu yana tek bir şeye hizmet adiyor: ABD’nin kültür endüstrisine…

Evet bildiğiniz endüstri... Nasıl bor gibi madenlerin, ağır sanayinin ve hammaddenin endüstrileri varsa, kültürün de endüstrisi var. ABD’li Netflix’in Türkiye dahil 80 ülkede yerel dizi ve film çekmesi, o ülkeler için tam olarak bir başarı değil. Çünkü yapımcı, yani parayı harcayan ve kazanacak olan Netflix. Ayrıca Türkiye ya da neresi olursa olsun, Netflix’in “global” olarak tanımladığı kültürel ögeleri dizilere filmlere yerleştirmek gerekiyor. Bu kültürel ögeler de o ülkelere ait oluyor, ABD'li Netflix'e ait oluyor.

Mesela uyuşturucu, cinsellik gibi… Netflix, hemen hemen her ABD dışı içeriğinde, ABD kültürel kodlarıyla üretim yaptığı için diğer ülkelerin kültürleri dışarıya farklı yansıtılıyor. Böylece Türkiye’de çekilen bir Netflix dizisi, Türkiye için reklam filmi olmaktan öteye geçemiyor. ABD’li bir şirket ise Türkiye üzerinden, kendi ülkesinin kültürel kodlarını dünyaya pazarlıyor. (Bknz: Hakan: Muhafız)

Sonuç: Netflix iyi hoş ama oradaki Türkiye, bildiğin Türkiye değil!

Behzat Ç.’nin yerli bir platformda, yerli senaristler ve proje yöneticiler tarafından yayınlanması işte bu nedenlerle büyük önem taşıyor. Dizinin geri döneceği kesinleştiği dönemde önce Netflix’te yayınlacağı konuşulmuştu. Halihazırda eski bölümleri yıllar geçmesine rağmen popüler olduğu için Netflix, eski Behzat Ç. bölümlerini kendi bünyesine dahil etmişti. Sonra hem yapımcılar, anlaşılan o ki hem oyuncular BluTV’yi tercih etti. Netflix’in kültürel kodlarına sahip bir Behzat Ç ya John Wick olurdu ya da Punisher… Ancak olmadı.

79
10
9
4
3
Emoji İle Tepki Ver
79
10
9
4
3