Gerçek Hayatta Olmayacak Şeyleri Gerçekmiş Gibi Kabul Ettiren 12 Film Tavsiyesi

30
6
5
3
2
Gerçek Hayatta Olmayacak Şeyleri Gerçekmiş Gibi Kabul Ettiren 12 Film Tavsiyesi
Normalde şahit olsanız gerçekliğini sorgulayacağınız bir olayı, bir filmde görünce ve sorgulamadığınız oldu mu? Bu durum, filmi yapan kişilerin gerçeklik ve kurgu arasındaki çizgiyi başarıyla kaldırdıklarını, sizi ve algılarınızı kandırdıklarını gösterir. Bu başarıya sahip eserler "büyülü gerçekçilik" adı verilen bir akımın üyesidir. Bugün "büyülü gerçekçilik" akımının, sinemadaki başarılı örneklerini listeliyoruz.

Büyülü gerçekçilik, inanılamayacak kadar garip bir şeyin son derece detaylı ve gerçek bir ortama girmesi anlamına gelir.” Bu ifade, Narcos dizisinin açılış sahnesinde yazar. Dizideki olaylar, yaşanmış olaylardan uyarlanmış olsa da son yılların büyük ses getiren yapımlarından Narcos’ta büyülü gerçekçiliğe değinilmiş olması bu akımın popüler kültürdeki öneminin altını çiziyor.

Dizi ya da film izlerken şaşırmayı kim sevmez? İşte büyülü gerçekçilik bunu pek alışık olmadığımız şekilde başarıyor. Bu da kullanıldığı filmleri çok daha merak uyandırıcı kılıyor. Seyirci olarak bize yabancı olmayan bir dünya sunup sonra bir anda onu hiç beklemediğimiz bir hale getiriyor. Büyülü gerçekçiliğin temeli bu. Eğer bu türde dizi ve filmler seviyorsanız ya da denemek istiyorsanız sizin için bazı önerilerimiz olacak.

Büyülü Gerçekçilik Akımından Etkilenmiş Filmler

  • The Future
  • Electrick Children
  • The One I Love
  • Ruby Sparks 
  • Cashback
  • The Science of Sleep
  • The Life Aquatic with Steve Zissou
  • Beasts of the Southern Wild
  • Scott Pilgrim vs. the World 
  • Groundhog Day
  • Big Fish
  • Pan’s Labyrinth

Bir kedinin ağzından anlatılan film: The Future 

Vizyon tarihi: 21 Ocak 2011
IMDb puanı: 6,2
Rotten Tomatoes puanı: %72

Otuzlu yaşların ortalarında ve hayatta pek bir şey başaramamış gibi hisseden bir çift yaralı bir kediyi sahiplenmeye karar verince hayata bakış açıları tepetaklak olur. Tepetaklak derken filmde gerçek anlamda zaman ve uzay kavramı değişiyor. E tabii çiftin birbirlerine duyduğu güven duygusu da… 

Tiz ve insanın sinirine giden bir sesle konuşan bir kedinin ağzından anlatılan filmde büyülü gerçekçilik esintisi taşıyan tek şey bu değil. Aynı zamanda Ay’la konuşmanın bir yolunu bulup zamanı durdurabilme gibi durumlar da var. Daha fazla spoiler vermeyelim. Eğer dizi/film izlerken bildiğiniz anlamda gerçekliğin dışına çıkmayı seviyorsanız bu filme mutlaka bir şans verin.

Rachel'ın beyninde her şey mümkün: Electrick Children

Vizyon tarihi: 10 Şubat 2012
IMDb puanı: 6,8
Rotten Tomatoes puanı: %88

Mormonlar arasında yetişen ve hayatta çok az şey görmüş olan Rachel’ın dünyasında her şey mümkündür. Böylece Rachel müzik dinlerken hissettiği güçlü duygular sebebiyle hamile kaldığına inanmaya başlar ve mucize bebeğin “babasını” bulmak için Vegas’a gitmek üzere yola düşer...

Tüm bildikleri aslında hiçbir şey bilmedikleri: The One I Love

Vizyon tarihi: 21 Ocak 2014
IMDb puanı: 7,1
Rotten Tomatoes puanı: %82

Güven sorunlarını aşıp evliliklerini yeniden canlandırmaya çalışan bir çift, evlilik terapistleri tarafından bir tatil merkezine gönderilir. Terapist, gönderdiği tüm çiftlerin sorunlarını arkada bırakarak döndükleri konusunda garanti verir ama bu kez işler pek beklendiği gibi gitmez.

Bu filmi izlenesi kılan şey, gerçeklik ile bilim-kurgu unsurlarını ustaca kaynaştırması. Ortaya çıkan sonuç; ilişkilerin ve kişiliğin bazen komik bazen huzursuz edici yönlerine bakış ve birini ‘gerçekten’ tanımanın aslında ne kadar zor olduğu.

Bir yazar bir karakter yaratır ve bu karakter gerçeğe dönüşür: Ruby Sparks

Vizyon tarihi: 25 Temmuz 2012
IMDb puanı: 7,2
Rotten Tomatoes puanı: %79

İlhamını bir türlü bulamayan bir yazarn olan Ruby Sparks, aradığı romantizmi en beklenmedik yerde bulur: kendini çok sevecek bir kadın karakter yaratmakta…

Filmin dünyasında karakterler başlangıçta Ruby’nin varlığı konusunda kafa karışıklığı yaşar ama hızlıca durumu kabullenip sorgulamayı bırakırlar. Çünkü filmin olayı bu kadın karakterin nasıl canlandığı değil de yazar ve kadın arasındaki ilişki ve birini sevmenin gerçekçiliği.

Zaman kavramı sorgulanıyor: Cashback

Vizyon tarihi: 10 Ekim 2004
IMDb puanı: 7,2
Rotten Tomatoes puanı: %48

Sevgilisinden ayrılan genç bir ressam uykusuz geceleri doldurabilmek için bir süpermarkette çalışmaya başlar. Zamanı istediği gibi şekillendirip hatta durdurabildiğini fark etmesi uzun sürmez. Bu yeteneği sevdiği kıza yaklaşmak için kullanmak isteyen genç, genç kızın kapıdan çıktığı anı dondurarak iki gün geçirir…

Eternal Sunshine of the Spotless Mind'ın yönetmeninden: The Science of Sleep

Vizyon tarihi: 16 Ağustos 2006
IMDb puanı: 7,3
Rotten Tomatoes puanı: %70

Yazar ve yönetmen Michel Gondry, Eternal Sunshine of the Spotless Mind filmindeki kusursuz büyülü gerçekçilik kullanımıyla tanınan biri. The Science of Sleep filminde gerçeklik ve hayal arasındaki çizgi daha da bulanıklaşıyor.

Filmde ressam ve mucit olan Stéphane’in sürekli olarak gerçek hayatla hayal dünyası arasındaki farkı anlama konusunda yaşadığı sıkıntıları görüyoruz. Etrafındaki insanlar onun yaşadığı dünyayı anlamakta güçlük çekerken aklı kendisi gibi işleyen bir komşusuyla tanışıyor. Yanında kendi gibi olabildiği birini bulan karakterimiz ve komşusunun yaşadıklarını izlediğimiz bu filme bir şans verilebilir.

Wes Anderson yine şaşırtmıyor: The Life Aquatic with Steve Zissou

Vizyon tarihi: 20 Kasım 2004
IMDb puanı:  7,3
Rotten Tomatoes puanı: %56

Wes Anderson’ın filmlerinin çoğu, gerçek gibi duran ama minicik gerçek üstü detaylarla bezeli olan dünyalarda geçer. Denizbilimci Steve Zissou, denizi keşfetme tutkusunu kaybetmiştir ve partneriyle arkadaşını yiyen kaplan köpekbalığından öç almak için tekrar denize dönmeye karar verir. Beraberinde eski eşi, bir gazeteci ve kendi oğlu olup olmadığından emin olmadığı bir çocuktan oluşan ekiple denizin derinliklerine dalan Steve Zissou’nun karşılaştığı büyülü dünyayı mutlaka izleyin.

Altı yaşında bir kızın gözlerinden: Beasts of the Southern Wild

Vizyon tarihi: 20 Ocak 2012
IMDb puanı: 7,3
Rotten Tomatoes puanı: %86

Beasts of the Southern Wild, Bathtub adlı hayali bir kasabada geçiyor. Altı yaşındaki korkusuz Hushpuppy adlı kız, Bathtub’da babası Wink ile yaşamaktadır. Küçük kızın babası hastalanınca dünyası parçalanmaya başlar. Gerçek anlamda bir parçalanmadan söz ediyoruz… Buzullar erir, nehirlere dolar ve kadim bir canavar yeniden ortaya çıkar.

Zorlu şartlarda büyümüş ve kendine bakmakta zorlanmayan Hushpuppy, evrenin düzenini eski haline getirmek için annesini aramaya başlar. Küçük kızın nevi şahsına münhasır ama aynı zamanda bize tanıdık gelen bir dünyada geçen yolculuğunu izlediğimiz bu filme bir şans vermekte fayda var.

Müziğe doyacağınız bir film: Scott Pilgrim vs. the World

Vizyon tarihi: 27 Temmuz 2010
IMDb puanı: 7,5
Rotten Tomatoes puanı: %82

Bu film, izleyeni daha filmin başından renkli, çok hızlı değişen, Nintendo jenerasyonunun alışkın olduğu bir dünyaya bırakıveriyor. Filmde ana karakterimiz olan Scott ile müzik grubu kendi hallerinde yaşayıp giderken renkli saçlı Ramona Flowers ışık hızıyla hayatlarına girer. Kızın geçmişiyle savaşmaya (gerçek anlamda) başlayan Scott, şeytani eski sevgililerle uğraşırken kavgalara video oyun müzikleri eşlik eder. “Neler oluyor?” hissinin film boyu hakim olduğu bu neşeli filme şans vermekte fayda var.

Her gün baştan başlayan: Groundhog Day 

Vizyon tarihi: 12 Şubat 1993
IMDb puanı: 8,0
Rotten Tomatoes puanı: %96

Bir Amerikan klasiği olan Groundhog Day, komedi ile fantazi elementlerini ustalıkla harmanlıyor. Filmde meteoroloji uzmanı Phil, Groundhog Day etkinlikleriyle ilgili bir görev için başka bir kasabaya gider. Açıklanamayan bir şekilde sürekli olarak aynı güne uyanmaya başlayan Phil, olayı çözmeye çabalar.

Bir süre sonra ertesi gün nasılsa kimsenin bir şey hatırlamayacağını ve aynı güne uyanacağını bilen karakterimiz, türlü çılgınlıklara atılır. Daha fazla spoiler vermeyelim. Eğer izlemediyseniz Groundhog Day’i bir an önce izlenecekler listenize dahil edin.

Hoş bir kitap uyarlaması: Big Fish

Vizyon tarihi: 4 Aralık 2003
IMDb puanı: 8,0
Rotten Tomatoes puanı: %75

Büyülü gerçekçilik genelde hikaye anlatmanın gücünü ve hikayelerin insanları çocukluklarından itibaren nasıl şekillendirebildiğini göstermek için kullanılır. Bu türü ustalıkla kullanan isimlerden biri olan Tim Burton, sıradan anları garipliklerle ve sihirle süslüyor. Bu anlamda çalışmalarının en güzel örneklerinden biri Big Fish.

Filmde Will adlı karakter, babasının anlattığı hikayeleri başkaları kadar beğenmemektedir. Ancak babası Ed ölüme yaklaştıkça oğlunun kendi yerine hikaye anlatıcılığı rolünü üstlenmesini ister. Başlarda Will gerçekle hayali ayırt etse de babasının büyüleyici hikayelerinin kıymetini zamanla ancak ve hikayelerin aslında düşündüğünden daha gerçek olduğunu fark eder. Kaçırdığı dünyanın güzelliğini görmeye başlayan Will’in hikayesini mutlaka izlenecekler listenize alın.

Ahlaki itaatsizliğin sorgulandığı bir film: Pan’s Labyrinth

Vizyon tarihi: 27 Mayıs 2006
IMDb puanı: 8,2
Rotten Tomatoes puanı: %95

Pan’s Labyrinth, hikaye anlatıcılığının önemini öne çıkaran ve aynı zamanda peri masalı gibi görünen bir film. Ofelia adlı karakterin annesi 1944 yılında zalim biriyle evlenince zavallı kız evden gitmek zorunda kalır. Fantazi dünyasını geride bırakıp ayrılması gereken Ofelia, kendisinin aslında bir yeraltı krallığının prensesi olduğunu söyleyen bir karakterle karşılaşınca işin rengi değişir.

30
6
5
3
2
Emoji İle Tepki Ver
30
6
5
3
2