İşin ilginç tarafıysa bu fikirler, fuarlarda sergilenip unutulan konsept araçlardan ibaret değildi. Hepsi seri üretime geçti, opsiyon listelerine girdi ya da bizzat araçların temel satış stratejisi haline geldi.
Bugün “Yok artık!” dedirtse de kendi döneminde şaşırtıcı derecede mantıklı o fikirleri bir araya getirdik.
İçerikten Görseller
+6
Rolls-Royce Phantom: Gizli şemsiye

Rolls-Royce denince akla kusursuz deri işçiliği ve ahşap kaplamalar gelse de markanın en ikonik detaylarından biri son derece gündelik bir derde derman olan şemsiye.
Phantom gibi modellerde kapı panelinin içine entegre edilmiş özel bir şemsiye bölmesi bulunuyor. Kişi araçtan inerken tek bir dokunuşla şemsiyesine ulaşabiliyor. Üstelik bu fikir, Skoda gibi erişilebilir otomobillere de ilham verdi ve Skoda da tıpkı Rolls-Royce gibi birçok modelinde kapı içine gizlenmiş şemsiye detayına yer veriyor.
Honda Odyssey: Otomobile entegre süpürge

Araç temizliği yaparken süpürmesi ayrı dert, silmesi ayrı dert... Honda, 2014 model Odyssey Touring Elite modelinde bu sorunu kökten çözmeye karar verdi ve aracın içine HondaVAC adını verdiği bir elektrikli süpürge yerleştirdi.
Bagaj duvarına gömülü olan bu süpürge, aracın tüm kabinine ulaşabilecek kadar uzun bir hortuma sahipti. Ek bir kablo ya da harici cihaz taşımaya gerek kalmadan çalışan sistem, hayat kurtarıcı bir detay olarak tarihe geçti.
Pontiac Aztek: Bagajdan kamp alanı

Pontiac Aztek, sıradışı ve tartışmalı dış tasarımıyla sürekli konuşulan modellerden biriydi. Ancak aracın sunduğu Camping Lifestyle Package opsiyonu, otomotivi doğa yaşamıyla birleştiren en pratik fikirlerden biri olmuştu.
Bu paketle birlikte Aztek’in bagaj kapağına tam oturan özel bir çadır ve bagaj zeminine serilen bir hava yatağı geliyordu. Bagaj kapağı açıldığında araç saniyeler içinde iki kişilik bir kamp çadırına dönüşüyordu. Üstelik dışarıya doğru yönlendirilebilen ses sistemi kumandaları ve çıkarılabilir soğutucu bölmeler de bu kamp deneyimini destekliyordu.
Fiat 500L: Espresso makinesi

İtalyanlar, kahve tutkusunu Fiat, 500L ile otomobile de taşıyarak resmen çağ atladı.** Fiat, 500L modelinde Lavazza ile iş birliği yaparak otomotiv dünyasında bir ilke imza attı** ve konsola entegre çalışan gerçek bir espresso makinesi yerleştirdi.
Lavazza'nın A Modo Mio kapsülleriyle çalışan bu sistem, doğrudan aracın özel güç kaynağına bağlanıyordu. Yani bir zamanlar seyir halindeyken de kahve keyfi yapmak mümkündü.
Honda City: Bagajda katlanabilir motosiklet

1981 yılında Honda, şehir içi ulaşıma tam anlamıyla çağ atlatan bir vizyonla karşımıza çıktı. Şehir otomobili Honda City'yi tanıtan şirket, onunla birlikte Motocompo adlı minik ve katlanabilir bir motosiklet geliştirdi.
Gidon ve selesi kendi gövdesinin içine katlanan Motocompo, Honda City’nin bagajına milimetrik olarak sığacak şekilde tasarlanmıştı. Amacı ise oldukça mantıklıydı: Otomobille şehir merkezindeki otoparka kadar giderek bagajdan Motocompo’yu çıkarıp dar sokaklarda motosikletle devam etmek.
Honda CR-V: Piknik masası olan bagaj tabanı

İlk nesil Honda CR-V’nin bagaj kapağını açıp tabandaki sert paneli kaldırdığınızda yedek lastik haznesiyle karşılaşmıyorduk. Çünkü o panel, katlanabilir ayaklara sahip gerçek bir piknik masasıydı.
Honda, doğa yürüyüşü ve açık hava aktivitelerini seven kullanıcılar için bu masayı tüm ilk nesil CR-V modellerinde standart donanım olarak sundu. Bagaj tabanından çıkarıp saniyeler içinde kurulan bu masa, aracın arkasında piknik yapmayı son derece kolay hale getiriyordu.
HUMMER H1: Kabinden lastik basıncı ayarlama

HUMMER H1’ide yer alan en dikkat çekici özellik, Central Tire Inflation System yani merkezi lastik şişirme sistemiydi.
Sürücü, araçtan hiç inmeden konsoldaki düğmeler yardımıyla lastiklerin basıncını hareket halindeyken tek tuşla düşürebiliyor veya artırabiliyordu.
Subaru BRAT: Bagaj koltukları

Bir pick-up kasasında insanların yolculuk etmesi güvenlik gerekçesiyle yasal değil. Ancak Subaru BRAT modelinde kasanın içine arkaya bakacak şekilde monte edilmiş iki adet plastik yolcu koltuğu ve tutunma barları vardı. Bu fikrin arkasında ise vergilendirme stratejisi bulunuyordu.
Dönemin ABD yasalarında ithal kamyonetlere uygulanan yüksek vergiden kaçınmak isteyen Subaru, kasaya koltuk koyarak aracı "binek otomobil" statüsünde tescil ettirmeyi başardı.
BMW Isetta: Ön panelde kapı

II. Dünya Savaşı sonrası dönemde ekonomik ve ultra kompakt bir araç çözümü arayan BMW, Isetta modeliyle otomotiv tarihinin en radikal tasarımlarından birine imza attı. Tasarlanan bu ufak aracın kapıları yanlarda değil, otomobilin ön tarafındaydı.
Direksiyon ve gösterge paneli ise kapıya bağlı bir mekanizmayla öne doğru katlanıyor, böylece sürücü ve yolcu araca doğrudan önden biniyordu.
BMW Z1: Kaybolan kapılar

BMW’nin 1980’lerin sonunda tanıttığı roadster modeli Z1, kapı mekanizması konusunda ezberleri tamamen bozdu. Bu araçta kapılar ne dışarı doğru açılıyor ne de yukarı doğru kanatlanıyordu.
Elektrikli bir motor yardımıyla kapılar, gövdenin altındaki geniş eşik alanının içine doğru kayarak yok oluyordu. Dilediğinde kapılar tamamen aşağı kaymış durumdayken de aracı sürmek mümkündü.
Otomotiv tarihi, görüldüğü üzere birbirinden cesur fikirlerle dolu. Bu fikirlerin kimi uzun ömürlü oldu, kimi ise farklı formlarla yeniden üretildi. Ancak önemli olan bunların yalnızca bir fikir olarak kalmaları değil, gerçekten hayata geçirilmiş olmalarıydı.